"Örneğin, öldüğümüzde ruhumuzun, bizi tanıyanların hafızasında bıraktığımız anılara göre değişen bir süre boyunca havada asılı kaldığına inanıyordu. Onun gözünde, kötü bir anı ruha ıstırap verir, iyi bir anı ise ruhu neşelendirirdi. Herkes ölen kişiyi unuttuğunda ya da onu tanıyan herkes…devamı"Örneğin, öldüğümüzde ruhumuzun, bizi tanıyanların hafızasında bıraktığımız anılara göre değişen bir süre boyunca havada asılı kaldığına inanıyordu. Onun gözünde, kötü bir anı ruha ıstırap verir, iyi bir anı ise ruhu neşelendirirdi. Herkes ölen kişiyi unuttuğunda ya da onu tanıyan herkes öldüğünde ruh yok oluyordu." -sayfa 155
"Kendi kendime yaratacağım bir soruna ihtiyacım vardı benim, çözümünü bulacağım bir soruna, her ne kadar sorunun en önemli yanı çözümsüz olması olsa da." -sayfa 14 "Bu dünyada hiç sınır yok gibi, biz insanların maruz kalabileceği, kendimizi maruz bırakabileceğimiz şeylerin sınırı…devamı"Kendi kendime yaratacağım bir soruna ihtiyacım vardı benim, çözümünü bulacağım bir soruna, her ne kadar sorunun en önemli yanı çözümsüz olması olsa da." -sayfa 14
"Bu dünyada hiç sınır yok gibi, biz insanların maruz kalabileceği, kendimizi maruz bırakabileceğimiz şeylerin sınırı yok gibi." -sayfa 17
"Belki de az çok bilinçli bir şekilde, ilk ailemin, çocukluğumdaki ailemin yaralarını bu yeni ailemde onarmaya çalışıyorum! Belki de bu yüzden yeni yaralar açıldığında acı iki kat daha fazla, çünkü bu yalnızca yeni ailede yeni bir yara açmıyor, aynı zamanda altında yatan eski bir yaranın kabuğunu da kaldırıyor!" -sayfa 28
"Ve kaygılanmak için her türlü nedenin var, artık yeryüzünde bir insansın." -sayfa 42
"İnsanlar birbirleriyle temiz sayfalarla, geçmişleri olmadan tanışmıyorlar, insan olmak böyle bir şey değil." -sayfa 45
"Yas, düşüncelerimde ve bedenimde yaşamak için en uygun koşulları bulmuş gibiydi; orada sanki bir seradaydı, en uygun koşullar altında yetiştiriliyordu, onu sulamaktan, onunla ilgilenmekten kendimi alamıyordum, sanki sırf bunun için, sevmek ve yitirmek için, sevmek ama özellikle yitirmek için yaratılmıştım." -sayfa 52
"Dünyadan hiçbir şey anlamıyordum, bir şeyleri bir araya getirip anlamlı kılamıyordum. Çamurun ortasında duruyorsun, dedi bir arkadaşım, en güzel elbisemle bir çamur birikintisinin ortasında duruyordum ama fark etmemiştim bile, farkında olduğum tek şey ne kadar mutsuz olduğumdu." -sayfa 65
"Aşkın yeni bir insanı keşfetmek olduğunu sanıyordum, ama aslında kendini keşfetmekmiş ve bu acı veriyor." -sayfa 81
"Yetişkin, kendi duygusal yaşamının ağırlığını sarsılmadan ve başkalarını rahatsız etmeden taşıyabilen kişidir." -sayfa 91
"Peki neyin peşinden koşuyoruz? Aşamaları böyle atlamamıza iten hedef ne? Neye geç kaldık şimdiden? Çağımızın hangi konuda treni kaçırdığını söyleyeceğiz? Iskalamakta olduğumuz hayatın kendisi. Hatırlatmak gerekir mi? Hepimiz bitiş çizgisine varacağız. Hem de oldukça çabuk." -sayfa 11 " 'Geri kalan'…devamı"Peki neyin peşinden koşuyoruz? Aşamaları böyle atlamamıza iten hedef ne? Neye geç kaldık şimdiden? Çağımızın hangi konuda treni kaçırdığını söyleyeceğiz? Iskalamakta olduğumuz hayatın kendisi. Hatırlatmak gerekir mi? Hepimiz bitiş çizgisine varacağız. Hem de oldukça çabuk." -sayfa 11
" 'Geri kalan' her zaman 'anormal' olarak görülür." -sayfa 11
"Kendileriyle uğraşmak zorunda kalmamak için başkalarıyla meşgul olurlar." -sayfa 12
"Bu çılgınca yarışa girmeye nasıl razı olabildik? Zaman, oysa hiçbir şey olmayan o şey, mal mülk vaat etmekten çok kendisi bir maldan ibaret görünüyor." -sayfa 18
"İyi de zahmetten kurtulmak için bu kadar zahmet çekmeye ne gerek var?" -sayfa 18
"Travmanın olduğu yerde bellek olmaz." -Sayfa 36
"Kayıp zaman toplumu bir uykusuzlar toplumudur. Artık uyku nedir bilmiyoruz. Artık uyuyamıyoruz. O kadar eziyet yetmezmiş gibi bize sürekli uykunun nimetleri belletiliyor, sürekli olarak uykusuzluğumuzdan sorumlu tutuluyoruz." -Sayfa 38
"Neden tatile çıkarız? Uyumak için." -Sayfa 38
"Nostalji dayanılmaz bir acıdır. İnsan denen yaratığa içkin varolma acısını, tepeden tırnağa geçici olmanın, yani geri döndürülemez biçimde sonluluğa mahkûmken bir yandan sonsuzluğa açılan bir kapı olmasının verdiği o acıyı hissettirir." -sayfa 41
"Uykusuz için sabahleyin dünyayı harap bir halde bulmaktansa uyumamak daha iyidir." -sayfa 43
"Okumak da bir sohbet değil midir?" -Sayfa 43
"Uzun bir roman 'Yaşanılmamış' bir hayattır." -sayfa 45
"Ölüm uyanılmayan bir uykudur." -sayfa 49
"Hiçbir anne savaşın gürültüsünün çocuk odasına girmesine engel olamaz." -Sayfa 51
"Hayatın güzel olduğuna inandırarak artık çocuklara ne yalan söyleyebiliyoruz ne de bunu istiyoruz. İklimin bozulduğuna, borçlanmaya, işsizliğe, buz tabakalarındaki kopmaya ilişkin gerçeği onlara çok erken söylüyoruz." -Sayfa 52
"Çağdaş gençlik başka bir dünya arıyor ama hayatın eşiğinde duruyor." -Sayfa 55
"Gelgelelim öznel zaman yok olurken hüzne ve melankoliye katlanmakta giderek daha çok güçlük çekiyoruz. Hüzün ve melankoli bize hastalık gibi görünüyor." -sayfa 62
"Melankolik öznenin kafası yalnızca kendi kaybıyla meşguldür. Kayıp bir dünyada kaybolmuştur." -sayfa 64
"Her düşünür melankolik bir gezgindir." -Sayfa 67
"Zamanın bir armağanı olan varolma acısıyla kendimize erişiriz." -sayfa 71
"Hayat geçicidir ve her zaman onu tehdit edene karşı direnme zorunluluğuna tabidir." -Sayfa 88
"Olup bitenler üzerine düşünüp kafa yoracak zamanları olsaydı, diye düşündü, hayat nasıl olurdu acaba? Farklı bir hayatları mı olurdu, üç aşağı beş yukarı aynı mı; yoksa sadece yollarını kaybetmekle mi kalırlardı?" Sayfa 21 "Tüm bunlar ne içindi?... Çalışıp durmak ve…devamı"Olup bitenler üzerine düşünüp kafa yoracak zamanları olsaydı, diye düşündü, hayat nasıl olurdu acaba? Farklı bir hayatları mı olurdu, üç aşağı beş yukarı aynı mı; yoksa sadece yollarını kaybetmekle mi kalırlardı?" Sayfa 21
"Tüm bunlar ne içindi?... Çalışıp durmak ve boyuna kaygılanmak." Sayfa 31
"Bu hayatta ilerlemek istiyorsan, bazı şeyleri görmezden gelmek zorundasın, ancak böyle yol alabilirsin." Sayfa 40
"İnsan neden en çok da gözünün önünde duran şeyleri görmekte zorlanıyordu?" Sayfa 77
"Belki de yaşamı yeterince sevmiyor olabilir miyiz? Bizi sadece ölümün duygulandırdığına hiç dikkat ettiniz mi? Aramızdan yeni ayrılan dostları ne kadar severiz, değil mi?..." Sayfa 28 "İnsan böyledir, aziz bayım, iki yüzü vardır onun: kendini sevmeden başkasını sevemez." sayfa 29…devamı"Belki de yaşamı yeterince sevmiyor olabilir miyiz? Bizi sadece ölümün duygulandırdığına hiç dikkat ettiniz mi? Aramızdan yeni ayrılan dostları ne kadar severiz, değil mi?..." Sayfa 28
"İnsan böyledir, aziz bayım, iki yüzü vardır onun: kendini sevmeden başkasını sevemez." sayfa 29
"Canı sıkılıyordu, hepsi bu, insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu. Bu yüzden kendine karmaşa ve dram yüklü bir yaşam yaratmıştı. Bir şey olması gerek, insan ilişkilerinin birçoğunun açıklaması işte bu. Bir şey olması gerek, aşksız bir kölelik, savaş ya da ölüm. O halde yaşasın cenaze törenleri!" Sayfa 31
"Eğer pezevenkler ve hırsızlar her zaman, her yerde mahkûm olsa, namuslu insanlar kendilerini daima masum sanırdı, aziz bayım." Sayfa 33
"... İnsanlar yaratıcılık bakımından ne kadar yoksul. Tek bir nedenden ötürü intihar edilir sanıyorlar hep." Sayfa 55
"İnanın bana, dinler ahlak dersi vermeye kalkıştıkları ve birtakım emirler yağdırdıkları andan itibaren yanılırlar. Suçlamak ve cezalandırmak için tanrı şart değildir." Sayfa 77
"Hiçbir şey umudun ulaşamayacağı kadar uzak olmamalı. Hayatın kendisi zaten bir umut." Sayfa 5 "Ruh yaşlı doğar, ama giderek gençleşir. Bu hayatın komedisidir. Beden ise genç doğar, ama giderek yaşlanır. Bu hayatın trajedisidir." Sayfa 23 "Çocuklar anne babalarını severek başlarlar.…devamı"Hiçbir şey umudun ulaşamayacağı kadar uzak olmamalı. Hayatın kendisi zaten bir umut." Sayfa 5
"Ruh yaşlı doğar, ama giderek gençleşir. Bu hayatın komedisidir.
Beden ise genç doğar, ama giderek yaşlanır. Bu hayatın trajedisidir." Sayfa 23
"Çocuklar anne babalarını severek başlarlar. Bir süre sonra onları yargılarlar. Nadiren affeder, hatta hiç affetmezler." Sayfa 53
"Hem hayat bize niçin bağışlandı: bedenimiz acı içinde kıvrandığı zaman bile yüreğimizi zenginleştirelim diye değil mi?" "Elden geldiği kadar çok sevmeliyiz, çünkü asıl güç sevgidedir..." "İnsan hayatta gerçekten âşık oldu mu yeni bir kıta keşfetmiş gibi oluyor." "Bence tutkular gemimizin…devamı"Hem hayat bize niçin bağışlandı: bedenimiz acı içinde kıvrandığı zaman bile yüreğimizi zenginleştirelim diye değil mi?"
"Elden geldiği kadar çok sevmeliyiz, çünkü asıl güç sevgidedir..."
"İnsan hayatta gerçekten âşık oldu mu yeni bir kıta keşfetmiş gibi oluyor."
"Bence tutkular gemimizin yelkenleridir."
"Tembel bir arkadaş, kararsız bir kadın olsam da resim yapabilirim." Sayfa 22 "Yaşamak, deneyimlerimizin sürekli kaybından mı ibaret?" Sayfa 33 "Peki insanın yaşam alanı nedir? İnsanın yaşamına dayanak noktası olan, toprakta kök salan gövde nedir? İnsanın varoluş aşamaları nelerdir?" Sayfa…devamı"Tembel bir arkadaş, kararsız bir kadın olsam da resim yapabilirim." Sayfa 22
"Yaşamak, deneyimlerimizin sürekli kaybından mı ibaret?" Sayfa 33
"Peki insanın yaşam alanı nedir? İnsanın yaşamına dayanak noktası olan, toprakta kök salan gövde nedir? İnsanın varoluş aşamaları nelerdir?" Sayfa 103
"Okyanus nasıl tarif edilir? Onun kıyısızlığını resmedecek bir tuval yoktu. Değişen renklerini ve ritimlerini, gökyüzünü ve suyunu, bulutlarını ve gölgelerini anlatacak sözcük dağarcığı yoktu. Tüm sınırsızlığıyla baş döndürücü bir boşluk ve hiçlikti bu." Sayfa 184
"Dünya iyiliksever değil, dünya adil değil. Dikkatsizdir, yıkıcıdır ve kim bilir, belki de insanlar için tasarlanmamıştır; oysa bir insan bir kez fark edilmeden bu şekilde ortadan kaybolabilir. O gün çığlıklarımızı kim duydu? Ne olduğunu kim fark etti? Tanrı neredeydi?" Sayfa 231
"Hayat israf edilir, savrulur gider." Sayfa 256