bizi ne severler ne özlerler, önemsiz bir hatıra olarak gelip geçeriz insanların hayatından. kitaba daha yeni başlamama rağmen bu düşünce her tarafımı sardı.
sait faik'in öykülerini seviyorum. tabiri caizse herhangi adamların hikayesini anlatıyor. bizim gibi. o yüzden okurken istemsiz bir huzur veriyor. pencereyi açmış sokağı izliyormuş gibi sanki. öykülerde geçmiş yok, gelecek yok. kitabı elinize aldığınız an var sadece. rastgele sokaktan geçerken gördüğünüz…devamısait faik'in öykülerini seviyorum. tabiri caizse herhangi adamların hikayesini anlatıyor. bizim gibi. o yüzden okurken istemsiz bir huzur veriyor. pencereyi açmış sokağı izliyormuş gibi sanki. öykülerde geçmiş yok, gelecek yok. kitabı elinize aldığınız an var sadece. rastgele sokaktan geçerken gördüğünüz ardından gözden kaybolan insanlar gibi başlayıp bitiyor öyküler. bazı hikayeler kapalı bir anlatıma sahip, rüya gibi karışık. bazı hikayeler de yine yoruma fazlasıyla açık. zihinde boşlukları doldurmaya çalışmak ayrı bir keyif veriyor. gayet önemli, iddialı ve başarılı insanların serüvenlerinin koşuşturmasından sonra bir ağaç altında nefeslenmek için kesinlikle tavsiye ederim. ayrıca bu hikâyelere anlamlı mesajlar da hâkim. bireyin iç dünyasını ele alan yazarlardan sayılsa da toplumcu gerçekçi bir noktaya ulaşıyor sait faik. tıpkı yaşar kemal gibi o da toplumcu gerçekçi ama karakterlerin ruhsal durumlarını anlatmada usta. yazarlarımız belli bir kalıba sokulmayacak kadar değerli. değerini bilmek lazım. pergelin sabit ayağı her zaman kendi kültürümüzde olsun.
neden bilmiyorum ama ben bu kitabı maksim gorki'nin ana romanı ile karıştırıyormuşum. o yüzden biraz buruk başlasam da bu çok sürmedi. ilk sayfalarda betimlemeler bir hayli yoğun ama çoğunluğun aksine beni rahatsız etmiyor. italya, ispanya ve paris'te geçen filmleri izlemeyi…devamıneden bilmiyorum ama ben bu kitabı maksim gorki'nin ana romanı ile karıştırıyormuşum. o yüzden biraz buruk başlasam da bu çok sürmedi. ilk sayfalarda betimlemeler bir hayli yoğun ama çoğunluğun aksine beni rahatsız etmiyor. italya, ispanya ve paris'te geçen filmleri izlemeyi çok sevdiğim ve bu aralar da film izleyemediğim için ilaç gibi geldi bana. victor baba kurguyu öyle güzel ilmek ilmek işliyor ki hikayeye yeni katılan karakterleri yadırgamazken hepsine farklı bir bağ kurduruyor. okuma sürecim uzun sürdüğü için bir müddet sonra kitap artık konfor alanıma dönüşmüştü. dilinin çok sade olması benim için sürpriz oldu. hikayedeki bazı bölümlerin daha önceden izlenmiş, okunmuş gibi hissedilmesi zaten eserin kendini kanıtlamış ve diğer eserlere ilham olduğunu gösteriyor. ben sondaki o çarpıcı olayı tahmin ettiğim için baya bir tatmin hissiyatı yaşadım ama belki yazar bunu bilerek yapmış da olabilir. finalinin etkileyiciliği yakışan bir şekilde oldu. ayrıca dönemin şartlarını, toplumunu ve bulunduğu ortamı da anlamak için biçilmiş kaftan niteliğinde. çok okunan bir klasik ama benim kaçırdığım bir kitaptı, eksiği tamamlamış oldum. gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
öncelikle herkese merhaba. final sınavım için "jack london'ın kitap karakterlerinin kendi hayatıyla olan benzerliği" hakkında bir yazı yazmam gerek. sizin tespit ettiğiniz veya bildiğiniz bir örnek varsa öğrenmek isterim. ödevime çok yardımcı olur. şimdiden teşekkür ederim.
mayıs ayının çoğu yağmurlu geçen bu haftasında kayda değer yaptığım iki şey vardı. biri hiçbir şey yapmamak diğeri fallout izlemek. oyunları oynamadım, evrene dair bildiklerimde diziyi açana dek çok kısıtlıydı. ondan mütevellit diziye adapte olmam biraz zaman aldı. iki -…devamımayıs ayının çoğu yağmurlu geçen bu haftasında kayda değer yaptığım iki şey vardı. biri hiçbir şey yapmamak diğeri fallout izlemek. oyunları oynamadım, evrene dair bildiklerimde diziyi açana dek çok kısıtlıydı. ondan mütevellit diziye adapte olmam biraz zaman aldı. iki - üç bölüm gibi. sonra açıldı, hikaye gelişti ben de keyifle devam ettim. oyunda çok karanlık olan atmosfer çocuksu yansıtılmış eleştirilerine yer yer hak versem de çok katılmadım. çünkü sığınaklardaki haddinden fazla pozitif, sorunsuz, iyimser ortam, oraların da gizli kapılarının olduğunu hissettirerek çok da tekin bir hava vermiyordu açıkçası. yüzeye geldiğimiz de zaten patlamadan sonra 200 yıl geçtiği için artık kötü de olsa rayına oturmuş, düzenli bir hayat var. ama dizi yüzeyde bir kör kurşuna kurban gitmenin an meselesi olduğunu da unutturmuyor. bence dizide mizah unsuru olabilecek durumları çok güzel yakalamışlar. bunun yanında dizi yetişkinlere hitap etmekle çocuksuluk arasında gidip gelmiş. cinsellik, kesilen parmaklar, uzuv nakilleri havada uçuşuyor. bu beni rahatsız etmedi aksine bir dizide birden fazla deneyim yaşadım.(burada bir deneyim yaşanıyor yılmaz) lucy karakterine aşık olmamın yanı sıra en sevdiğim karakter ghoul oldu. hem geçmişe dönen sahnelerle güçlü bir bağ kurduk hem de çok karizmatik bir hortlak serüveni yaşadık. müziği de inanılmaz iyiydi. genel olarak müzikler çok güzeldi.
nükleer silah etkileri, kapitalizm, politika mevzuları diziye iki üç gömlek seviye atlatmış. herkesin peşinde koştuğu bir hazine(kafa) hazinenin el değiştirmesi, susuzluk, çöl, yolculuk içeren yan hikayeler de eklenince aldığım western havasının akabininde diziyi daha fazla sevdim. prodüksiyon, kurgu, görselliğe zaten değinmem gerekmez yapımcı amazon olunca. bölümleri aynı anda yükledikleri için de teşekkürü bir borç bilirim, umarım ikinci sezonu da çok bekletmezler. iyi seyirler dilerim.
amazon'un bu spor içerikli belgeselleri harika. efsane takımların perde arkasındaki başarı hikayesi anlatılıyor. saha içi kadar saha dışını da merak edenler için biçilmiş kaftan. kulüplerin tarihinden soyunma odasındaki konuşmalara kadar ayrıntılı bir içerik. izlemesi bayağı keyifli. ne zamandır merak ettiğim…devamıamazon'un bu spor içerikli belgeselleri harika. efsane takımların perde arkasındaki başarı hikayesi anlatılıyor. saha içi kadar saha dışını da merak edenler için biçilmiş kaftan. kulüplerin tarihinden soyunma odasındaki konuşmalara kadar ayrıntılı bir içerik. izlemesi bayağı keyifli. ne zamandır merak ettiğim durumlardı. bu 6 bölümlük yapımda bayern münih'e odaklanıyor. alman disiplini dediğimiz şey işte tam olarak bu. kulübün mentalitesi bizim için ütopik bir seviyede. bizim sistemimiz de onların distopyasıdır büyük ihtimalle. hayran olduğum konulara geleyim. bir kere camianın hedefi başarı olmak değil başarıyı sürdürmek. bizim kulüplerimiz gibi kısa vadede başarı için paralar saçıp gelecek sene küme düşmeme mücadelesi vermiyorlar. tabii bunu başarının farklı nedenleri var. özellikle en önemlisi teknik direktöründen malzemecisine kadar herkesin tam liyakatli çalışmaları, geçmiş yıllar içinde değişen dengelere uyum sağlamaları, kazanırken bile yapılan hataları tespit etmek gibi. altyapıyı çok etkin kullanıyorlar ki o oyuncular a takıma yükseldikleri vakit takım arkadaşı değil birbirine sıkı sıkıya sarılmış bir dost oluyor. bizim kulüplerde sözleşmeli oyuncusunu tanımayan başkanlar var. hülasa aradaki kalite ve seviye farkı arşa çıkmış durumda. üzücü ama gerçek bu. ama yine de içimde new york fotoğrafının altına "diyarbakır bir günde sen de böyle olucan" yazan abimizin umudundan var. Beşiktaş bir gün sen de böyle olucan! tavsiye eder miyim? kesinlikle evet. ama sadece futbolseverlere değil belgesel içerikli eserleri seven herkese tavsiye edebilirim. iyi seyirler.
ikinci sezon başladı. 4 bölüm yayınlandıktan sonra ara verilmişti. sezonun kalan bölümleri 14 mart'tan itibaren gelmeye devam edecek.. unutmuş ve beklemekte olanlara duyurulur. iyi seyirler.
yüzüklerin efendisini sinemada izleyemeyen nesil için dune serisi bir nimet. sinemadan çıktığımda sarhoş gibiydim kendi kendime o hisle sinemanın tarihi bugün yeniden yazıldı dedim. filme girmeden liseden tarih hocamla denk geldik filmi de yan yana izledik. o da güzel bir…devamıyüzüklerin efendisini sinemada izleyemeyen nesil için dune serisi bir nimet. sinemadan çıktığımda sarhoş gibiydim kendi kendime o hisle sinemanın tarihi bugün yeniden yazıldı dedim. filme girmeden liseden tarih hocamla denk geldik filmi de yan yana izledik. o da güzel bir tevafuk oldu.
dennis abi filmden önceki röportajda benim için görüntü repliklerden daha önemli demişti. buram buram hissediyorsunuz bunu. filmin ses kullanımı çok epik. bazı sahnelerin girişini unutamam gibi. görüntü olarak da yine ihtişamlı bir iş çıkmış.
hikayesini çok temiz hiç zorlamadan anlatıyor. savaş sahnelerinde tüylerim diken diken oldu. çok sevdim. çok çarpıcıydı. ilk filmden biraz öne çıkıyor bu açıdan. en sevdiğim konu da filmi genel izleyiciye değil kitabı okuyanlara yönelik yapılmasıydı. her şeyi açıklamak için uğraşmadan temiz bir şekilde aktarılmış. öyle ki fremenler yaşam suyunu alırken salondakiler napıyor lan bunlar bakışı atıyordu. yönetmenin sahnelere yorumu takdire şayan. bir uyarlama yapılırken kendi bakış açısını katmak ile kitaba sadık kalmak arasındaki ince çizgi tam olması gerektiği gibi bence. feyd rautha izlemesi çok keyifli karakter olmuş. paul'un solucana bindiği sahne de çok çok güzeldi.
çok keyifli iş olmuş ya, teşekkürler Dennis Villeneuve. bir sitemim de salonun tıklım tıklım olmamasına maalesef. lohusa filminin bile çok izlendiği bir yerde. neyse.. izleyin, izletin. tavsiyeden daha öte..
uzun süren bir final dönemi ve devamında gelen hafif hastalık okuma alışkanlığımı sekteye uğrattığı için yormayacak bir kitap arıyordum. çünkü kitap okumak da spor gibidir, biraz ara verdikten sonra kasları derece derece artırmak şartıyla zorlamak lazım. bu kitap da tam…devamıuzun süren bir final dönemi ve devamında gelen hafif hastalık okuma alışkanlığımı sekteye uğrattığı için yormayacak bir kitap arıyordum. çünkü kitap okumak da spor gibidir, biraz ara verdikten sonra kasları derece derece artırmak şartıyla zorlamak lazım. bu kitap da tam bu tercihe uygundu. karakterler, hikaye, yazarın dili hepsi çok keyifli bir bütündü. bazı yerlerde kahkaha atacak kadar eğlenirken bazı yerlerdeki hicivlere ve tespitlere hayran kaldım. ayrıca karakterlerde kendi çocukluğumuzu anımsayabilmek de güzel oldu. en ufak olumsuzluk durumunda melankolik triplere girmek her çocukta varmış sanırım. böylece tom'a ve ekibine kanım çok ısındı. çocuk masumiyeti içinde bulunduğu bütün eserleri bir iki gömlek üste çıkarıyor. yalnız bu ekip bazen çok masum olamayabiliyor ama dert etmemek lazım. yazar anlamlı bir sonuç bölümüyle son vermiş olsa da devam etse iki yüz, üç yüz sayfa daha okuyabilirdim ancak kitap stoğum hazır ve diğerleri sırasını bekliyor. herkese iyi okumalar..