Spoiler içeriyor
Aralarındaki iletişim oldukça kopuk, birbirlerini duymuyorlar; sanki ikisi de kendi derdine odaklanmış ama bir yandan da sevgi sözcükleri savuruyorlar. Biri uzunn uzun derdini anlatıyor, diğeri hiç bunlar anlatılmamış gibi kendi derdini anlatmaya başlıyor... Bir tarafta yoksulluk bir tarafta çaresizlik var…devamıAralarındaki iletişim oldukça kopuk, birbirlerini duymuyorlar; sanki ikisi de kendi derdine odaklanmış ama bir yandan da sevgi sözcükleri savuruyorlar. Biri uzunn uzun derdini anlatıyor, diğeri hiç bunlar anlatılmamış gibi kendi derdini anlatmaya başlıyor... Bir tarafta yoksulluk bir tarafta çaresizlik var yani hayatta kalmaya, tutunmaya çalışıyorlar ve bu da insanı bencilleştirir (yani bu açıdan oldukça gerçekçi diyebiliriz) Sanki birbirlerine bağlı, birbirlerine tutunuyor gibi görünseler de bence sadece içlerini dökecek bir yer arıyorlar. Birbirlerine şifa olamıyorlar, kendilerini düzeltemiyorlar. Gurur, utanç, çaresizlik, bencillik... her şey birbirine karışmış gibiydi. Okurken sıkılmak çook mümkün çünkü resmen hiçbir şey olmuyor... Merak uyandıran herhangi bir yan yok ama kesinlikle çok çok gerçekçi ve duygular da tam olarak hissediliyor. (dostoyevskiye yorum yapmak da biraz şov)
Benim gibi sıfır bilgiyle hatta filmin konusunu bile okumadan izlerseniz muhtemelen ya bu hani fantastik bir filmdi ben ne izliyorum şuan diyebilirsiniz. Siz siz olun benim gibi bomboş beyinle izlemeye başlamayın, her bir sahnenin ayrı bir alt anlamı var. Renklerin,…devamıBenim gibi sıfır bilgiyle hatta filmin konusunu bile okumadan izlerseniz muhtemelen ya bu hani fantastik bir filmdi ben ne izliyorum şuan diyebilirsiniz. Siz siz olun benim gibi bomboş beyinle izlemeye başlamayın, her bir sahnenin ayrı bir alt anlamı var. Renklerin, sembollerin, sayıların hepsinin bir anlamı var(mış). İzlerken etkilenmedim sonrasında bu alt anlamları okurken her şey yerli yerine oturdu.
Spoiler içeriyor
Anne olmak bambaşka bir duygu, onlarca yüzlerce duygu birleşiyor birbirine karışıyor. Buna bir de çaresizlik eklenince her şey bambaşka bir boyut kazanıyor. Bence oyunculuklar harikaydı, özellikle çocuklar. Annelik de çok güzel anlatılmıştı. Herkesin duygusu insanın içine işliyor ama o baba...…devamıAnne olmak bambaşka bir duygu, onlarca yüzlerce duygu birleşiyor birbirine karışıyor. Buna bir de çaresizlik eklenince her şey bambaşka bir boyut kazanıyor. Bence oyunculuklar harikaydı, özellikle çocuklar. Annelik de çok güzel anlatılmıştı. Herkesin duygusu insanın içine işliyor ama o baba... Böyle sorumsuz bencil hiçbir duyguyu tam hissedemeyen baba karakterlerini sonunda iyiye dönüşseler bile affedemiyorum. (bu da onların çok umrunda). Sanki hiçbir duygu onlara işlemiyo, kalplerine dokunamıyo. Birazcık nefret doluyum kendisine... Vee son olarak müzikler de çok iyiydi.
Yarım bırakmayayım bitireyim diye izlediğim bomboş şeylerden yalnızca bir tanesi. Bu tarz konular işlenirken insan bir yere varmasını bekliyor, bunun anlatılmasının altında bir amaç olması lazım (bana göre) ve hiçbiirr yere bağlanmadan konu havada kalıyor. Sürükleyici de değil, sonuna kadar…devamıYarım bırakmayayım bitireyim diye izlediğim bomboş şeylerden yalnızca bir tanesi. Bu tarz konular işlenirken insan bir yere varmasını bekliyor, bunun anlatılmasının altında bir amaç olması lazım (bana göre) ve hiçbiirr yere bağlanmadan konu havada kalıyor. Sürükleyici de değil, sonuna kadar izleyip kendime eziyet ettiğim için kendimi tebrik ediyorum.
"Ben çocukken, annem en şefkatli anlarında "ancak bir annenin sevebileceği bir yüzümün olduğunu" söylerdi." Kitap çook akıcı. Merakla hızlı bir şekilde okunuyor ama sonunu çok daha farklı bekliyordum. Bence bazı şeyler eksik kaldı, tüm kitapta süren o merak duygusu çok…devamı"Ben çocukken, annem en şefkatli anlarında "ancak bir annenin sevebileceği bir yüzümün olduğunu" söylerdi."
Kitap çook akıcı. Merakla hızlı bir şekilde okunuyor ama sonunu çok daha farklı bekliyordum. Bence bazı şeyler eksik kaldı, tüm kitapta süren o merak duygusu çok havada kaldı gibi hissettim...
Sonundaki bu ufak eksiklik dışında her şey çok güzeldi. Tekrar ediyormuş gibi görünse de her seferinde biraz daha derine çekiyormuş, biraz daha hikayeye bağlıyormuş gibi hissettirdi. 🤍
Eskiden, zırhımı bedenimin doğal bir uzantısı sandığım yıllarda, ağlamamaya öylesine şartlanmıştım ki, zamanla gözyaşının nasıl çağırıldığını unuttuğumun farkına varamadım.
Ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata. İnsan olmuştum ilk o zaman. Ya da bozmuşlardı beni yenidoğandan. Kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım, ölünmüyordu, hatırladım.