Baştan aşağı ticaret kokan bir kitap. Yazar olmayanlar neden kitap yazmamalı, buna dair güzel bir örnek. Sıkıldım, bunaldım, daraldım okurken vallahi. İnsan kitap okudukça bazı kitapların yarım kalması gerektiğini, vaktini harcamaman gerektiğini kavrıyor. Yazan kişi, yıllar sonra itiraf etmiş tamamen…devamıBaştan aşağı ticaret kokan bir kitap. Yazar olmayanlar neden kitap yazmamalı, buna dair güzel bir örnek. Sıkıldım, bunaldım, daraldım okurken vallahi. İnsan kitap okudukça bazı kitapların yarım kalması gerektiğini, vaktini harcamaman gerektiğini kavrıyor. Yazan kişi, yıllar sonra itiraf etmiş tamamen bir kurgu olduğunu. Aborjin arkadaşları kendileri üzerinden para kazanması hakkında ne düşünüyorlar, bir de bunun üzerine bir kitap yazsın, şanı yürüsün.
Daha önce yazarın bir kısa öyküsünü okumuştum ve daha çok geleneksel bir öyküydü. Beni Asla Bırakma'yı da hakkında hiçbir fikrim yokken okudum ve öyküsüne benzeyen bir konu olacağını düşünürken, beni yanılttı. Dili sade, okunması kolay ve yormayan bir kitaptı. Etkilendim..…devamıDaha önce yazarın bir kısa öyküsünü okumuştum ve daha çok geleneksel bir öyküydü. Beni Asla Bırakma'yı da hakkında hiçbir fikrim yokken okudum ve öyküsüne benzeyen bir konu olacağını düşünürken, beni yanılttı. Dili sade, okunması kolay ve yormayan bir kitaptı.
Etkilendim.. Ne kadar farklı bir dünya okumuş olsak da yazar, bu dünyanın detayları yerine karakterlerin iç dünyasını yazmayı ve yansıtmayı tercih etmiş. Bu sebeple bilim kurgu kitabı okuyormuşum gibi hissetmedim. Çok dokunaklı bir konuydu, hüzne boğulmadım ya da ağlamadım ama yüreğim ince ince sızlamadı değil.
Yazarı çok başarılı buldum, önyargımı paramparça etti.
Yazar, geçmişten gelen hayaletlerle baş etmeye çalışan, annesine benzememek için uğraşıp, çocukluk arkadaşı ile arasına mesafe koymaya çalışan Lilah ve geçmişten kurtulmaya yakın olan Chase'in tatlı, duygulu hikâyesini akıcı bir şekilde kaleme almış. Lilah'ın karamsarlığında ve insanlara yaklaşmak istemeyen tutumunda…devamıYazar, geçmişten gelen hayaletlerle baş etmeye çalışan, annesine benzememek için uğraşıp, çocukluk arkadaşı ile arasına mesafe koymaya çalışan Lilah ve geçmişten kurtulmaya yakın olan Chase'in tatlı, duygulu hikâyesini akıcı bir şekilde kaleme almış. Lilah'ın karamsarlığında ve insanlara yaklaşmak istemeyen tutumunda kendimi gördüm diyebilirim.
Kendimi hem Kafka'nın günlüklerini karıştırıyormuş hem de kendi günlüğümün bir kısmını tekrar okuyormuş gibi hissettim. Böyle duygular, bu kadar açık bir şekilde herkes ile paylaşılamıyor, herkese ulaşmıyor. Bu eseri bıraktığı için Kafka'nın cesaretine de hayran kaldım, her ne kadar ürkek…devamıKendimi hem Kafka'nın günlüklerini karıştırıyormuş hem de kendi günlüğümün bir kısmını tekrar okuyormuş gibi hissettim. Böyle duygular, bu kadar açık bir şekilde herkes ile paylaşılamıyor, herkese ulaşmıyor. Bu eseri bıraktığı için Kafka'nın cesaretine de hayran kaldım, her ne kadar ürkek ve çaresiz olduğunu düşünse de. Kendimden parçalar bulduğum, gerçekçi bir yapıt.
Aklımı dağıtacak bir kitaba ihtiyacım vardı. Sophie Kinsella okumaktan daha zahmetsiz bir şey düşünemiyorum. Evin annesi Anne, babası Chris ve Frank arasındaki diyaloglar çok komikti. Linus ve Audrey'in ilişkisi de sevimliydi. Yalnızca Audrey'in başına gelen trajik olayın ne olduğu havada…devamıAklımı dağıtacak bir kitaba ihtiyacım vardı. Sophie Kinsella okumaktan daha zahmetsiz bir şey düşünemiyorum. Evin annesi Anne, babası Chris ve Frank arasındaki diyaloglar çok komikti. Linus ve Audrey'in ilişkisi de sevimliydi. Yalnızca Audrey'in başına gelen trajik olayın ne olduğu havada kaldı, tek eksik tarafı buydu.
Öncelikle Demir, Burcu'yu görür görmez bir takım yakıştırmalar yaptı, sonra tekrar karşılaştı, öptü, sonra da aşık oldu. "Yanıyorum, tutuşuyorum." dedi, sevişti, aşık oldu. Bu mu yani? Bakireliğini bozdu diye erkeklik gururlarıma girdi falan. Kadının masumluğunu vurgulama düşüncesi içinde bakire yakıştırmaları,…devamıÖncelikle Demir, Burcu'yu görür görmez bir takım yakıştırmalar yaptı, sonra tekrar karşılaştı, öptü, sonra da aşık oldu. "Yanıyorum, tutuşuyorum." dedi, sevişti, aşık oldu. Bu mu yani? Bakireliğini bozdu diye erkeklik gururlarıma girdi falan. Kadının masumluğunu vurgulama düşüncesi içinde bakire yakıştırmaları, kızaran yanaklar, makyaja ihtiyacın yok belirtmeleri.
Türk yazarlar aşk kitabı yazarken bir insanın aşık olduğunu çoğu zaman bu şekilde yansıtıyor. Bütün kitap boyunca erkek karakter "öyle yapacaksın, böyle duracaksın" söylemlerinde bulundu. Tüm kitap bundan ibaretti, şaka yapmıyorum. Tartışma ortasında kadına zarar vermek, hırpalamak isteyen Demir Aras, konuşmayı doğru düzgün beceremeden Burcu'yu öpüyor. Ve neymiş? Aşkmış. Aşıkmış. Aşık olmak bu mu, sevgi bu mu?
"Öldürürüm seni benim gibi delice arzulayanı." Gerçekten mi? Kadınlara eşya gibi davranan da kendini erkek sanıyor, aşık sanıyor. Bu kitapları okuyan gençler de özeniyor böyle olaylara. Yazık sahiden.
Diline gelecek olursak, inanılmaz samimiyetsiz ve klişe bir dil, anlamsız tepkiler ve konuşmalardan ibaret bir kitap. Karakterlerde gerçeğe dair hiçbir şey yok.
Hem kadını, hem erkeği bu derece küçülten kitaplar okumaktan sıkıldım doğruyu söylemek gerekirse.