Eğer Tim Burton filmlerini seviyor ve izleyecek kaliteli bir şeyler arıyorsanız koşun izleyin. Başında biraz sıkıldım ama bir saatten sonra her şey yavaş yavaş anlam kazanmaya başladı. Sabırlı izleyiciler için kesinlikle çok değerli ve duygusal bir film. Masalsı havasıyla çok…devamıEğer Tim Burton filmlerini seviyor ve izleyecek kaliteli bir şeyler arıyorsanız koşun izleyin. Başında biraz sıkıldım ama bir saatten sonra her şey yavaş yavaş anlam kazanmaya başladı. Sabırlı izleyiciler için kesinlikle çok değerli ve duygusal bir film. Masalsı havasıyla çok farklı hissediyorsunuz…
Spoiler içeriyor
Gizem ve aşkı zarifçe harmanlayan ve zekice kurgulanmış, atmosferiyle içine çeken bir dönem filmi. Eğer The Prestige’i sevdiyseniz, bu film de size aynı tatmini yaşatacak. Sakin ama derin ilerliyor.“Gerçek olan mı büyüdür, yoksa inandığımız mı?” dedirten türden. İzleyebilirsiniz yorucu değil.
Spoiler içeriyor
Yapay zekâ ve insan arasındaki o ince sınırı çok iyi işleyen, sürükleyici bir bilim kurgu filmdi. Gerilimi hiç düşmeyen atmosferiyle bir solukta izledim. Iris’in yaşadığı dönüşüm ve intikam hikâyesi çok tatmin edici ve duygusal olarak da etkileyiciydi. Distopik bir gelecekte…devamıYapay zekâ ve insan arasındaki o ince sınırı çok iyi işleyen, sürükleyici bir bilim kurgu filmdi. Gerilimi hiç düşmeyen atmosferiyle bir solukta izledim. Iris’in yaşadığı dönüşüm ve intikam hikâyesi çok tatmin edici ve duygusal olarak da etkileyiciydi. Distopik bir gelecekte bile duyguların ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyor.Heyecanlı, düşündürücü ve yer yer tokat gibi. Tavsiye ederim…
Spoiler içeriyor
1939 yapımı olmasına rağmen hâlâ sıcacık, hâlâ etkileyici. Hikâye basit değil, masalsı ama düşündürücü.Yani hem çocukken büyülüyor, hem büyüyünce anlamı derinleşiyor. Dorothy’nin “ev” arayışı aslında hepimizin içsel yolculuğu.Renk geçişleriyle sinema tarihinde devrim yaratmış, sembollerle dolu bir başyapıt. Her karakter –…devamı1939 yapımı olmasına rağmen hâlâ sıcacık, hâlâ etkileyici. Hikâye basit değil, masalsı ama düşündürücü.Yani hem çocukken büyülüyor, hem büyüyünce anlamı derinleşiyor.
Dorothy’nin “ev” arayışı aslında hepimizin içsel yolculuğu.Renk geçişleriyle sinema tarihinde devrim yaratmış, sembollerle dolu bir başyapıt. Her karakter – Korkuluk, Teneke Adam, Aslan – insanın eksik hissettiği yanlarını temsil ediyor ve en güzeli de şu: “Aradığın şey aslında hep sende var.”
Rafta kalmalıydı… Hayatımın 2 saati gitti ve hiçbir şey hissetmedim. Ne karakterlere bağlanabildim, ne hikâyeye kapılabildim.Oyunculuklar sanki okul müsameresinden fırlamış gibiydi. Diyaloglar yapay, duygular sığ, olaylar ise ‘sırf olsun diye olmuş’ gibiydi. Fantastiğin bu kadar ruhsuz işlendiği başka bir film…devamıRafta kalmalıydı…
Hayatımın 2 saati gitti ve hiçbir şey hissetmedim. Ne karakterlere bağlanabildim, ne hikâyeye kapılabildim.Oyunculuklar sanki okul müsameresinden fırlamış gibiydi. Diyaloglar yapay, duygular sığ, olaylar ise ‘sırf olsun diye olmuş’ gibiydi. Fantastiğin bu kadar ruhsuz işlendiği başka bir film zor bulunur. Bunca yıl neden bu kadar abartılmış, gerçekten anlamıyorum. Bana sadece süslü bir boşluk gibi geldi. Ne bir mesajı var, ne ruhu.İzledikten sonra içimde kalan tek şey: “Keşke 2 saatimi geri alabilsem.” oldu
İzlerken gerçek bir hayat hikâyesine dayandığını bilmiyordum, yaşanmış olması filmi daha da sarsıcı yapıyor. Yavaş ilerliyor ama hiç sıkmıyor. Erin’in kararlılığı ve cesareti, karakterin gelişimi ve olayların ciddiyeti sizi içine çekiyor. Julia Roberts harika oynamış.
Spoiler içeriyor
Çok ağır ilerleyen bir filmdi. İzlerken zaman algım bozuldu, tıpkı Anthony’nin zihni gibi… Bir babanın, zihni çözülürken kalbinin de yavaşça parçalanmasını izlemek tarifsizdi. Film, Alzheimer’ı ve yaşlılıkla gelen yalnızlığı yalnızca izletmiyor, bizzat yaşatıyor. Bu kadar sade, bu kadar gerçek ve…devamıÇok ağır ilerleyen bir filmdi. İzlerken zaman algım bozuldu, tıpkı Anthony’nin zihni gibi… Bir babanın, zihni çözülürken kalbinin de yavaşça parçalanmasını izlemek tarifsizdi.
Film, Alzheimer’ı ve yaşlılıkla gelen yalnızlığı yalnızca izletmiyor, bizzat yaşatıyor.
Bu kadar sade, bu kadar gerçek ve bu kadar incitici olabilmesi beni sarstı.
Beni en çok etkileyen sahne, huzurevindeki o son sahneydi:
“I want my mommy.”
İşte o an… Ne kadar büyürsek büyüyelim, ne kadar güçlü görünsek, ne kadar zorlukla baş etmiş olsak da en savunmasız halimize, en ilkel duygumuza, yani “anne”ye dönüyoruz.
Hayatın sillesini yemiş ama umutla ayakta kalmaya çalışan bir adamın hikâyesi… öyle sahici, öyle içten ki…Sokaklar, hayaller, yarım kalmışlıklar her duyguyu iliklerime kadar hissettim.Sonunda gözyaşlarımı tutamadım. Bu film yalnızca bir hayat hikâyesi değil, aynı zamanda bir toplumun, bir insanın, bir…devamıHayatın sillesini yemiş ama umutla ayakta kalmaya çalışan bir adamın hikâyesi… öyle sahici, öyle içten ki…Sokaklar, hayaller, yarım kalmışlıklar her duyguyu iliklerime kadar hissettim.Sonunda gözyaşlarımı tutamadım. Bu film yalnızca bir hayat hikâyesi değil, aynı zamanda bir toplumun, bir insanın, bir çocuğun büyüyememiş yanının yansıması gibi…
Herkese öneriyorum. Mutlaka izlenmeli. Duygulara temas eden, sade ama güçlü bir film.
Bu film, çocuklukla yüzleşen bir yasın, bir yalnızlığın ve kabul edilişin hikâyesi. Anlatımı sade ama etkisi derin. Her kelimesi, her sahnesi bir çocuğun kalbindeki fırtınayı sessizce anlatıyor. Bence izlenmesi değil, hissedilmesi gereken bir film. Çok etkilendim.