"Bazen merak ediyorum da acaba birbirimize yaptıklarımızdan ötürü Tanrı bizi hiç affedecek mi? Sonra etrafıma baktığımda fark ediyorum ki Tanrı buraları bırakalı çok olmuş."
-Gidip görmem gerekiyor. -Neyi? Görecek hiçbir şey yok. Aşağısı karanlık ve soğuk. Yalnız olacaksın. Ve ben burada olacağım. Gerçeğim. Ve ben varım... Bir kadının fark edilme çabası, kendini gösterme, orada bulunmak için kendine sebep arama çabası.. Filmden genel olarak çok…devamı-Gidip görmem gerekiyor.
-Neyi? Görecek hiçbir şey yok. Aşağısı karanlık ve soğuk. Yalnız olacaksın. Ve ben burada olacağım. Gerçeğim. Ve ben varım...
Bir kadının fark edilme çabası, kendini gösterme, orada bulunmak için kendine sebep arama çabası..
Filmden genel olarak çok etkilendim ama beni en çok etkileyen şey kadının inatla kendini aşık olduğu insana belli etme çabası oldu.
“Sizin ve benim tercihlerimiz aynı olmayabilir Ned Usta. Hayatta herkes kendi seçimlerini yapar.” “Evet haklısınız Kaptan, ama maalesef bazı insanlar diğerlerinin yerine de seçim yapmayı kendilerine hak biliyorlar.”
Peri ve şan kelimeleri bir araya gelir, bu toprakta Perişan adında kızlar yaşar. Dokuz yaşındaki erkek kardeşlerinin ayakta sürdüğü traktörlerin römorkları devrilince ölür ve bir daha doğarlar. Bu kez adları İsabalı olur. Nazi olur. Ozo olur. Humina, Belkiza, Lezgi, Tükezban,…devamıPeri ve şan kelimeleri bir araya gelir, bu toprakta Perişan adında kızlar yaşar. Dokuz yaşındaki erkek kardeşlerinin ayakta sürdüğü traktörlerin römorkları devrilince ölür ve bir daha doğarlar. Bu kez adları İsabalı olur. Nazi olur. Ozo olur. Humina, Belkiza, Lezgi, Tükezban, Telli, Kübar, Adman, Adle, Ebedin, Vehta olur. Ne biz onların adlarını, ne de onlar bizi anlar. Doğu'da kızlar, kadın doğar. Ecellerinden önce ölürler. İlk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek, o kadar çok kadın gömer ki toprak bile artık dişidir. Bu yüzden toprak ana diye bilinir. Perilerin şanı buradan gelir. Diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. Bu yüzden verimsiz ve çoraktır. Buna da, kadının intikamı denir.
Her 8 Mart'ta aklıma bu alıntı gelir. Her kadınlar günün kutlu olsun dendiğinde aklıma bu ve binlerce benzeri kadın, yaşadıkları çileler gelir. Bu kitabı ilk defa 18 yaşımın doğum günü hediyesi olarak almıştım. İnanılmaz etkilenmiştim o zaman. Doğum günlerimde ve hemen doğum günümün öncesine denk geldiği için kadınlar gününde bir daha açıp okurum. Hemen hemen geçen 4 seneye rağmen ilk defa okuyormuş gibi hâlâ etkiler beni.
Gözünüzü kapatın ve hangisi olduğu fark etmeksizin bir Hakan Günday kitabı alıp okuyun bence. Pişman olmayacaksınız.
"Gidiyorum ben gül fatma.." Annemle izlemek için rastgele seçtiğimiz bir filmdi. Bu kadar etkileyeceğini düşünmemiştim. Öksüz kalan, babaları tarafından yüzüstü bırakılan, dedelerinin sahip çıkmaya çalıştığı iki kardeşin hayatından kesit. Her sahnesinde boğazımı düğümledi, sonunda ağlamaktan ekranı göremedim. Güzeldi.
"Feci suçluluk duyuyorum. İnsanın 'çünkü öyle' diye değil, 'işte bundan' diye sevmesi gerektiği açık." Distopik kitapları hem çok seviyorum hem de nefret ediyorum. İçinde bulunduğumuz durumu çok net özetliyor çünkü. Çoğu distopik eser gibi bu kitapta da tek devlet tek…devamı"Feci suçluluk duyuyorum. İnsanın 'çünkü öyle' diye değil, 'işte bundan' diye sevmesi gerektiği açık."
Distopik kitapları hem çok seviyorum hem de nefret ediyorum. İçinde bulunduğumuz durumu çok net özetliyor çünkü.
Çoğu distopik eser gibi bu kitapta da tek devlet tek başkan yönetimi ve bu yönetim dahilinde sürekli çalışma, düzenli ve duygusuz seks, hissetmeme, sorgulamama ve bunlar dahilinde hükümetin inatla savunduğu sonsuz bir mutluluk. Özetlemek gerekirse günümüz Türkiye.
Diğer kitaplardan farklı olarak bu kitaptan çok büyük umutlarım vardı. Belki bu defa bu kitapta savundukları, başkaldırdıkları şeyi başarabilirler diye düşünmüştüm ama olmadı.
Bence gayet güzeldi. Tavsiye ederim.
"Elveda, usta hırsız. Kitaplarına dön, bir de koltuğuna. Ağaçlarını dik, büyümelerini izle. Daha çok insan kendi yurduna altından çok değer verirse bu dünya daha mutlu bir yer olurdu." Vee bu macera da sona erdi. Bu kadar hüzünlü biteceğini tahmin etmemiştim.…devamı"Elveda, usta hırsız. Kitaplarına dön, bir de koltuğuna. Ağaçlarını dik, büyümelerini izle. Daha çok insan kendi yurduna altından çok değer verirse bu dünya daha mutlu bir yer olurdu."
Vee bu macera da sona erdi. Bu kadar hüzünlü biteceğini tahmin etmemiştim. Sonunda gözlerim dolu dolu izledim her şeyi.
Legolas'a ikinci filmde çok kızmıştım (çok umrundaydı) ama bu filmde tüm kızgınlığım geçti.
Hafızam resetlendiginde, filmin detaylarını unuttuğumda tekrardan Orta Dünya'da görüşmek dileğiyle.
-Halkın genel hali çirkinleşiyor efendim. -Onlar avam, Alfrid. Her zaman çirkindirler. İş, barınak, yiyecek... Hep bunlardan söz ederler. -Bence bunları yönlendiren bazı çapulcular var efendim. -O halde bu çapulcuları bulup tutuklamamız, şu değişim söylentilerini de durdurmak lazım. Bu ayaktakımının bir…devamı-Halkın genel hali çirkinleşiyor efendim.
-Onlar avam, Alfrid. Her zaman çirkindirler. İş, barınak, yiyecek... Hep bunlardan söz ederler.
-Bence bunları yönlendiren bazı çapulcular var efendim.
-O halde bu çapulcuları bulup tutuklamamız, şu değişim söylentilerini de durdurmak lazım. Bu ayaktakımının bir araya gelip kuru gürültü çıkarmasına izin vermem. Bir bakarsın soru sormaya başlar, komiteler kurar, soruşturmalar başlatırlar.
-Eskiyi devirip yenisini mi getirirler yani?
Kurguya herhangi bir lafım yok. Önceki gönderimle aynını düşünüyorum. Fakat hayran olduğum karakterlerden biri olan Legolas inanılmaz hayal kırıklığına uğrattı beni. Yüzüklerin efendisindeki mütevazı, centilmen haline alışmışken bir kalas görmek kelimenin tam anlamıyla sarstı beni.
"Ben hayatımda hiç kılıç kullanmadım." "Dilerim kullanman gerekmez. Kullanman gerekirse şunu unutma: Gerçek cesaret, ne zaman bir can alacağını değil, ne zaman esirgeyeceğini bilmektir." Gandalf abimizin özlü sözleriyle açılışı yapmak istedim. Özlemişim kendisini. Aslında çok sevemiyorum da onu. Olur olmaz…devamı"Ben hayatımda hiç kılıç kullanmadım."
"Dilerim kullanman gerekmez. Kullanman gerekirse şunu unutma: Gerçek cesaret, ne zaman bir can alacağını değil, ne zaman esirgeyeceğini bilmektir."
Gandalf abimizin özlü sözleriyle açılışı yapmak istedim. Özlemişim kendisini. Aslında çok sevemiyorum da onu. Olur olmaz yerlerde ortadan kaybolup yardım gereken anlarda bilmece gibi konuşması sinirimi bozuyor. Bilbo Baggins'i de çok özlemişim. Ona da gıcık oluyorum ama. Yüzüğü hakkıymış gibi çaldı göz göre göre.
Ama hepsinden çok yüzüklerin efendisi'ndeki o atmosferi, kaosu cidden özlemişim.
Genellikle kahkaha atarak izledim. Sunucunun ciddi seviyedeki cahil özgüveni, her şeyi kendi hayatıyla karşılaştırması, profesörlerle yaptığı diyaloglarda çok ciddi bir şekilde aniden absürt bir yorum yapması... Bunların hepsi çok komikti ve genel olarak insanlarımıza benzettim. Twitter gibi ortamlarda çok ciddi…devamıGenellikle kahkaha atarak izledim. Sunucunun ciddi seviyedeki cahil özgüveni, her şeyi kendi hayatıyla karşılaştırması, profesörlerle yaptığı diyaloglarda çok ciddi bir şekilde aniden absürt bir yorum yapması...
Bunların hepsi çok komikti ve genel olarak insanlarımıza benzettim. Twitter gibi ortamlarda çok ciddi bir şekilde bu ablamız gibi düşünen ve bunu aynı bu ablamız gibi doğru olduğuna kesinlikle inanarak yayan bir kitlenin var olduğunu bilmek çok üzücü.
Kısacık ve kendini keyifle izlettiren bir yapım olmuş.
Keyifli seyirler.