İnsanın geleceğini kendi elleriyle mahvetmesi çok tuhaf geliyor. Yani, geleceğinin temelini şu an oluşturuyorsun ve bunu birçok hatayla yapıyorsun. Birçok şeyi bilmiyorsun mesela; birçok şeyden çok habersizsin. Şu an emin olduğun bir şey, belki de geleceğinin yıkımına neden olacak ama…devamıİnsanın geleceğini kendi elleriyle mahvetmesi çok tuhaf geliyor. Yani, geleceğinin temelini şu an oluşturuyorsun ve bunu birçok hatayla yapıyorsun. Birçok şeyi bilmiyorsun mesela; birçok şeyden çok habersizsin. Şu an emin olduğun bir şey, belki de geleceğinin yıkımına neden olacak ama sen bunun farkında bile değilsin. Bir şeyleri anladıktan sonra da geç oluyor. Geç olmaktan ziyade, bir yerden sonra insanın bir şeylere gücü yetmiyor sanırım.
"Ömrüm boyunca bir istasyonda bekler gibi bekledim; bir türlü gelmeyen, aslında hiçbir zaman da gelmeyecek olan bir treni beklemekle tükettim zamanı. Hayatı, bekleme üzerine inşa etmiştim âdeta fakat ben beklerken hayat durmadı, akıp gitti. Benim trenim gelmese de insanlar gelip…devamı"Ömrüm boyunca bir istasyonda bekler gibi bekledim; bir türlü gelmeyen, aslında hiçbir zaman da gelmeyecek olan bir treni beklemekle tükettim zamanı. Hayatı, bekleme üzerine inşa etmiştim âdeta fakat ben beklerken hayat durmadı, akıp gitti. Benim trenim gelmese de insanlar gelip gitmeye, ayağa kalkıp yürümeye ya da değişmeye devam etti. Sonra "Insanlar sürekli gelip giderken ben nedern hep bekliyorum, niçin benim trenim gelmiyor?" diye çok düşündüm. Sorunun cevabı çok basitmiş hatta gözümün önünde duruyormuş meğer: Herkesin gideceği bir yer varken ben nereye gideceğimi hiç bilmemişim."
Spoiler içeriyor
Hayaller ve hayatlar? Aklını hayatı yapan ve hayalleriyle yasayan iki farklı insan. Çok yakın olan iki bireyin arkadaşlığını inceliyoruz. Yediğiniz içtiğiniz bir, kendinizle birlikte tanıdığınız, hayalleri bir olan,sürekli yanınızda ki birine güvenmek ne gibi sonuçlar doğurabilir? Ya da insanlara güvenmek,…devamıHayaller ve hayatlar?
Aklını hayatı yapan ve hayalleriyle yasayan iki farklı insan.
Çok yakın olan iki bireyin arkadaşlığını inceliyoruz.
Yediğiniz içtiğiniz bir, kendinizle birlikte tanıdığınız, hayalleri bir olan,sürekli yanınızda ki birine güvenmek ne gibi sonuçlar doğurabilir? Ya da insanlara güvenmek, doğru bir eylem mi sorusuna cevap arasak daha doğru bir yol izlemiş oluruz. İnsanların güvenin kazanmak çok kolaydır. Lakin kaybetmek, başlı başına bir kabustur. Güvendiğin kişinin yaptıkları seni güvenmekten alıkoyar: peki hayat, hayatla da bağını keser mi?
Bazen hayatınızda önemli yere koydugunuz, yapmaz dediğiniz insanların: yapmaz dediğimiz her şeyi yaptığını görüyoruz. Beklenmedik yerden gelen darbe insanı sarsabiliyor, sarsmaktan öte yıkıma sebep olabiliyor. Kitabı ilk okuduğum zaman Freud'un mektubundan bir kesit anımsamıştim: 'fizik kurallarına göre; sırtını dayandığın bir nesne birdenbire giderse sende o yöne doğru devrilirsin.' Kitabın özeti niteliğinde olan bir söz olduğunu söylemek yerinde bir tespit olur.
İnsanların iyiligimiz için yaptığı şeyler bize daha çok zarar verebiliyor. İnsan burda ikileme düşüyor: cidden böylesi daha mi iyiydi, yoksa yaşayıp göremek daha evla mıydı?
Sağlıcakla Kalın.
★ 'kitaplar ise yaramaz. insanın can yoldaşına ihtiyacı var. insan çıldırır kimsesi yoksa... insan çok yalnız kalırsa tozutur, hasta olur sonunda! '
“Kaç gündür uyumadığımı bilmiyorum, kafam allak bullak. Bir çıkış yolu arıyorum. Tünelin ucundaki o ışığın gelmesini bekliyorum. Her şeyin düzeleceğine dair umutlarım günden güne azalıyor. Dolup taşan düşüncelerim mi yoksa ben mi artık kendime fazlayım bilmiyorum. Dışarıda herkesle iyi geçinen…devamı“Kaç gündür uyumadığımı bilmiyorum, kafam allak bullak. Bir çıkış yolu arıyorum. Tünelin ucundaki o ışığın gelmesini bekliyorum. Her şeyin düzeleceğine dair umutlarım günden güne azalıyor. Dolup taşan düşüncelerim mi yoksa ben mi artık kendime fazlayım bilmiyorum. Dışarıda herkesle iyi geçinen ama içeride ailesine ızdırap olan alkolik bir baba gibi ruhum, bir kendimle anlaşamıyorum. Zihnim çok dolu, bazı zamanlar başım patlayacak gibi oluyor. İşin içinden çıkamıyorum. Bataklığın içinde gibiyim çırpındıkça daha hızlı battığımı fark edince öylece hareketsiz duruyorum. Sonuç vermeyen çabalarımın içinde bir kurtuluş arıyorum. Bu olanlar çok ağır. Kendimi hapsettiğim odamda çok kalabalığız, karşımda her yaştan ben varım, susuyoruz. İçimde birden fazla ben varım ve hiçbir ben ile anlaşamıyorum. Asla kendinle aynı fikirde olamamanın buhranını bilir misin ? Dünya üzerindeki bütün günahların azabını ben çekiyormuşum gibi. Annemin dizini özledim, orada bir şeyler halloluyor gibiydi. Sanki hastalığı daha hafif geçirmeye sebep olan bir ilaç gibi. Uzun zamandır ondan da yoksunum. Kendimle barış içinde geçirdiğim tek bir gün bile yok. Tahammülsüzlüğümün önüne geçemiyorum. Kendi kul hakkıma girdiğimin farkındayım, sanırım deliriyorum. Ve biliyorum ki acıdan delirdiğimde insanlar acımı değil deliliğimi görecek. Buna sebep olanların hiç mi suçu yok?”
-alıntı-
Yazarın mantığını çözmek, benim nezdimde biraz zordu. Fikrimce okuduklarımın aslında bir noktada bağlı olduğunu bilmek ve sürekli o noktaya yönelmek zihnen yoruyor insanı. Yazarın 'Sır' kitabına göre olay örgüsü daha belirgin. Engin ve Süheyla arasındaki ilişkinin yok oluşunu inceliyoruz. Farklı…devamıYazarın mantığını çözmek, benim nezdimde biraz zordu. Fikrimce okuduklarımın aslında bir noktada bağlı olduğunu bilmek ve sürekli o noktaya yönelmek zihnen yoruyor insanı.
Yazarın 'Sır' kitabına göre olay örgüsü daha belirgin. Engin ve Süheyla arasındaki ilişkinin yok oluşunu inceliyoruz. Farklı dünyaların insanlarıyız tanımı bir miktar da olsa ikisinin ilişkisini özetliyor. Engin biraz daha hayata bağlı, maddiyata yaslanan, sorgulayıcı biri iken; Süheyla, maneviyatı önemseyen, daha net bir duruş benimsemiş bir kimsedir. Engin sorgulayıcı tavırları, net bir duruş benimsemeyisi; Süheyla'yı ondan uzak durmaya zorlamıştır bir bakıma.
Süheyla her ne kadar Engin'i beklese dahi bu bekleyis bir kavuşmanın değil, ayrılığın sembolü olmuştur.
Yazar, diğer eserlerinde olduğu gibi burda da manevi değerleri ön planda tutmuş; maneviyata ve maddiyata önem veren iki kişi arasındaki ilişkiyi bir bakimdan gözler önüne sermiştir.
Sağlıcakla Kalın.
Alıntılar:
• hayatım her gün kazandığım yeni yalnızlıklarla zenginleşiyor.
• hiçbir şey baki değildir.
• insanoğlu putunu kendi yapar.
• aslımızı yitirmezsek iyidir.
• okumak genç olmanın biricik farkı, genç kalmanın yegâne tılsımıdır.
• ne kadar sürer bu arayış, ne zaman biter bu hasret...
• bir şarkı gibisin artık.
Okurken belli bir olay örgüsü, net bir başlangıcı olmadığı için anlamakta baya güçlük çekiyorsunuz, ben ne okuyorum hissiyatı sürekli olarak sizi yokluyor. Lakin bir yandan da arada bir bağlantı olduğu hissiyatı okuyucuya aktarilmaya çalışılıyor. İçerisinde birbiriyle bağlantılı aynı zamanda bir…devamıOkurken belli bir olay örgüsü, net bir başlangıcı olmadığı için anlamakta baya güçlük çekiyorsunuz, ben ne okuyorum hissiyatı sürekli olarak sizi yokluyor. Lakin bir yandan da arada bir bağlantı olduğu hissiyatı okuyucuya aktarilmaya çalışılıyor. İçerisinde birbiriyle bağlantılı aynı zamanda bir o kadarda uç anlatıma sahip sekiz hikaye bulunduruyor. Kitabın tek başına anlaşılması biraz zor, daha öncesinde yazarın edebi hayatı hakkında birkaç bilgiye ulasabilirseniz kitabı anlamlandırmak sizin için daha kolay olacaktır.
Genel olarak, insanın manevi boşluğu, hayatı anlamlandırma yahut yönlendirme çabası üzerine yazılmış bir eser.
Sağlıcakla Kalın.
Alıntılar;
• 'telaş etme' dedi, 'kalıcı değiliz.'
• kalabalıkta kimsenin yüzü kendinin değildir.
• benim servetim kitaplarım diyordu o. kitaplarım, yani hayatım.
• aramakla bulunmaz. ama bulanlar ancak arayanlardir.
• her şey yerli yerinde. güzel. lakin ben neredeyim? zamanın neresinde?
• önce yoldaş, sonra yol.
• mazi hiçbir vakit bizi büsbütün terk etmiyor. en umulmadık yerde birden karşımıza çıkıyor.