"-Bir turist hayattan kaçmak ister, bir gezgin deneyimlemek ister. - Ara sıra hayattan kaçmak istemenin nesi kötü? - Hayatın ne kadar süreceğini bilemezsin. Neden kaçasın? Onun yerine deneyimle."
Bir dünyasın sen, ey Roma! Ama aşksız dünya dünya olmazdı, Roma da Roma. Daha çok aşk tanrısının okları etkili: Birkaç çizik, hasta eder yıllarca gizlice akan zehir yüreği. Günde birkaç saatimi çalıyorsa sevgilim, karşılığında gecenin saatlerini veriyor bana. Zaman geçmiyor…devamıBir dünyasın sen, ey Roma!
Ama aşksız dünya dünya olmazdı, Roma da Roma.
Daha çok aşk tanrısının okları etkili: Birkaç çizik, hasta eder yıllarca gizlice akan zehir yüreği.
Günde birkaç saatimi çalıyorsa sevgilim, karşılığında gecenin saatlerini veriyor bana.
Zaman geçmiyor hep öpücükle, konuşmalar da var akıllıca; uyku bastırınca onu, uzanıyor ve daha çok düşünüyorum.
"Pek çok insan diğer insanlara ve onların sevgisine sahip olma eğilimindedir. Oysa ilişki ya da sevgi yaşayan bir süreçtir, nesne değil. Dolayısıyla sevgi, beraberliğe yaşam katabilmeyi ve canlılığını artırabilmeyi içerir. Sevgiye sahip olabileceği umudunu taşıyan insan ona sahip olduğunu sandığı…devamı"Pek çok insan diğer insanlara ve onların sevgisine sahip olma eğilimindedir. Oysa ilişki ya da sevgi yaşayan bir süreçtir, nesne değil. Dolayısıyla sevgi, beraberliğe yaşam katabilmeyi ve canlılığını artırabilmeyi içerir. Sevgiye sahip olabileceği umudunu taşıyan insan ona sahip olduğunu sandığı anda boşluğa düşer ve sahip olabileceği yeni şeyler arar. Yaşayan süreçlere sahip olmak istemenin o süreci yok ettiğini göremediği için de bu böylece sürer gider.
Sahip olma eğilimi insan doğasının kalıtsal bir parçasıdır, ama insan sahip olduğu şeylerle "birlikte yaşayarak" bunu bir sürece dönüştürebilir. Oysa bazı insanlar sahip oldukları şeylerle ya da diğer insanlarla birlikte yaşayacakları yerde onları seyrederler. Kiminin evinde yıllardır kullanılmayan ve vitrinde saklanan fincan ya da tabak takımları bulunur, kimiyse beraberliklerinde diğer insanları yalnızca izler, katılmaz ve katmaz.
Dünyada iki tür insan vardır: yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler.
Yaşamak, kendisi olabilmeyi ve yaşama etkin bir biçimde katılabilmeyi tanımlar. Bu, insanın kendi sorumluluğunu, bir başka deyişle, hayatına anlam katma sorumluluğunu içerir. Sorumluluğunu üstlenen kişi özgürdür. Özgür insan daha az korkar, onun için sevebilir!"
"Bir köyden atla geçsem, çok daha hızlı giderim, ama yürürken çevrede olup biten her şeyi görürüm, dostlarım kulübelerinden seslenirler bana. Bir hedefe hızlı varmak nadiren gerçek bir kazanç sayılır. Ama Papalagi, her zaman bir an önce varmak ister hedefine. Makinelerinin…devamı"Bir köyden atla geçsem, çok daha hızlı giderim, ama yürürken çevrede olup biten her şeyi görürüm, dostlarım kulübelerinden seslenirler bana. Bir hedefe hızlı varmak nadiren gerçek bir kazanç sayılır. Ama Papalagi, her zaman bir an önce varmak ister hedefine. Makinelerinin hemen hepsi, onu hedefe daha hızlı götürmeye yarar. Ama bir kez hedefe vardı mı, yeni hedefler çağırır onu bu kez. Böylece Papalagi, yaşamı boyunca durup dinlenmeksizin koşuşturur durur. Yürümeyi, adım atmayı unutur, aramadan gelip bizi buluveren hedeflere doğru ilerlemenin mutluluğunu tadamaz."
"Gelgelelim Papalagi, öylesine çok düşünüyor ki, onun için düşünmek artık bir alışkanlık, bir gereksinim, neredeyse bir zorunluluk halini almış. Ha babam düşünmek zorunda. Düşünmeden, bütün organlarıyla birlikte yaşamayı beceremiyor artık. Bütün duyuları derin uykulardayken, neredeyse hep kafasıyla yaşıyor yalnızca. Hem de bu arada iki ayağı üstünde yürümesine, konuşmasına, yemesine, gülmesine rağmen. Düşünme, düşünceler (bunlar düşünmenin ürünleridir) onu tutsak etmişler. Bir tür uyuşturucu gibi kendi düşünceleri. Diyelim ki güneş pırıl pırıl parlıyor, "Güneş ne güzel parlıyor" diye düşünmeye başlar o an. Ama bu yanlıştır işte. Büyük bir yanlış hem de. Akıllı bir Samoalı güneşin sıcak ışıkları altında kollarını, bacaklarını gevşetir ve hiçbir şey düşünmez. Güneşi bir tek kafasıyla duymaz, elleriyle, ayaklarıyla, bacaklarıyla, karnıyla, bütün organlarıyla hisseder. Bırakır, derisi, kolları, bacakları kendi başlarına düşünsünler. Kafa gibi olmasa da onlar da düşünürler mutlaka. Ama düşünmek Papalagi'nin önünde bir türlü sökemediği bir lav kütlesidir sanki. Belki keyifle düşünür, ama düşünürken gülmez. Belki üzülerek düşünür, ama düşünürken ağlamaz."
"İnsanları tam olarak kalmasını istediğimiz şekilde yeniden yaratamayız. Her şey istediğimiz gibi olmayabilir. Hayal kırıklığına uğramayı, eleştirilmeyi yeniliklere açık olmayı ya da daha az mükemmel olmayı kabul etmek zorundayız. Yoksa sadece başlangıçları yaşarız. Bu başlangıçların ilginç çizimleri var ama hayatları…devamı"İnsanları tam olarak kalmasını istediğimiz şekilde yeniden yaratamayız. Her şey istediğimiz gibi olmayabilir. Hayal kırıklığına uğramayı, eleştirilmeyi yeniliklere açık olmayı ya da daha az mükemmel olmayı kabul etmek zorundayız. Yoksa sadece başlangıçları yaşarız. Bu başlangıçların ilginç çizimleri var ama hayatları yok."
"İnsan hayatın anlamını ve değerini sorgulamaya başladığı anda hastalanır çünkü ikisinin de nesnel bir varlığı yoktur. Bu soru tatmin edilmemiş bir libidonun, başka bir şey olduğunun itirafıdır ki bu da üzüntü ve depresyonla sonuçlanacak bir mayalanma sürecidir." "Pek çok suçluda,…devamı"İnsan hayatın anlamını ve değerini sorgulamaya başladığı anda hastalanır çünkü ikisinin de nesnel bir varlığı yoktur. Bu soru tatmin edilmemiş bir libidonun, başka bir şey olduğunun itirafıdır ki bu da üzüntü ve depresyonla sonuçlanacak bir mayalanma sürecidir."
"Pek çok suçluda, bilhassa genç olanlarda, suçun kendisi gerçekleşmeden önce çok güçlü bir suçluluk hissi tespit etmek mümkündür. Dolayısıyla bu his suçun sonucu değil güdüsüdür. Adeta suç işleyerek bu bilinçdışı suçluluk hissini bir an önce gerçek bir şeye bağlamak kişiye rahatlık vermektedir."
"İnsan düşündüğü için insandır. İnsanın akla uygun düşünmesi gerektiği açıktır. Akla uygun düşünen bir kişi, her şeyden önce hangi amaç için yaşaması gerektiğini düşünür, ruhu ve tanrı hakkında düşünür. Şimdi dünyevi insanların neyi düşündüğüne bakın; yukarıda sayılanlar hariç her şey…devamı"İnsan düşündüğü için insandır. İnsanın akla uygun düşünmesi gerektiği açıktır. Akla uygun düşünen bir kişi, her şeyden önce hangi amaç için yaşaması gerektiğini düşünür, ruhu ve tanrı hakkında düşünür. Şimdi dünyevi insanların neyi düşündüğüne bakın; yukarıda sayılanlar hariç her şey hakkında. Dans, müzik, şarkı ve benzeri eğlenceleri düşünürler; binaları, sağlığı, gücü düşünürler, krallara ve zenginlere haset ederler. Ama asla insan olmak ne demek, bunun hakkında düşünmezler."
"Nasıl romanlar hayatı yeniden kurgulamaksa insan da tıpkı bir yazar gibi anılarını kurgular, o kadar da mutlu değildir o anda, çok da gülmemiştir aslında, o cümleyi de dememiştir… Yalanlar katar anılarına ve aslında, şimdi; geçmişini inşa eder."
"Mason: Baba, dünyada gerçek bir sihir yok, değil mi? Baba: Ne demek istiyorsun? Mason: Bilirsin, elfler gibi. İnsanlar bunu uydurdu. Baba: Ah, bilmiyorum. Demek istediğim, sana elflerin balina gibi bir şeyden daha büyülü olduğunu düşündüren ne? Ne demek istediğimi anladın…devamı"Mason: Baba, dünyada gerçek bir sihir yok, değil mi?
Baba: Ne demek istiyorsun?
Mason: Bilirsin, elfler gibi. İnsanlar bunu uydurdu.
Baba: Ah, bilmiyorum. Demek istediğim, sana elflerin balina gibi bir şeyden daha büyülü olduğunu düşündüren ne? Ne demek istediğimi anladın mı? Ya sana okyanusun altında sonar kullanan ve şarkılar söyleyen dev bir deniz memelisi var ve o kadar büyük ki kalbi bir araba genişliğinde ve atardamarlarında yürüyebilirsin deseydim? Demek istediğim, bunun oldukça sihirli olduğunu düşünürdün, değil mi?"