Dünyadaki en şanssız kadının ve aynı gün aynı saat aynı odada doğan 2 çocuğun hikayesi. Dizinin adı “ Kötü Anne “ olsa da aslında bir değil üç annenin hikayesini anlatıyor ve her anne farklı zorluklarla mücadele ediyor. Spoi verip büyüsünü…devamıDünyadaki en şanssız kadının ve aynı gün aynı saat aynı odada doğan 2 çocuğun hikayesi.
Dizinin adı “ Kötü Anne “ olsa da aslında bir değil üç annenin hikayesini anlatıyor ve her anne farklı zorluklarla mücadele ediyor.
Spoi verip büyüsünü bozmak istemiyorum. Sadece tek söyleyebileceğim şey dizi bana aile bağlarının önemini,hiçbir şeyin sonsuza kadar iyi süremeyeceğini, iyi sürmese de yine de hayattan keyif almam gerektiğini hatırlattı. Yer yer gözlerimi doldurdu yer yer de çok güldürdü ve bence bölüm sayısı 16 değil de 14 olması tam yerinde olmuş. Boşuna 2 bölüm daha uzatsalardı sıkabilirdi. Finalinden de memnun olmayanlar varmış ama bence tam da olması gerektiği gibi bitti ... Ben beğendim 👍🏻
Bu hafta nedense biraz kaos içeren bir yapım izlemek istiyordum ve tesadüfe bak yeni çıkan bu dizi tamamen kaostan oluşuyordu. Birçok kısımda özellikle bağırma,küfür etme,kavga sahnelerinde cringe olsam da konusu insanı merak ettirtiyor, hep ‘’ Ayyy ne olacak ‘’ diye…devamıBu hafta nedense biraz kaos içeren bir yapım izlemek istiyordum ve tesadüfe bak yeni çıkan bu dizi tamamen kaostan oluşuyordu. Birçok kısımda özellikle bağırma,küfür etme,kavga sahnelerinde cringe olsam da konusu insanı merak ettirtiyor, hep ‘’ Ayyy ne olacak ‘’ diye devamını açmanızı sağlıyor. Ben keyif aldım. Ama tabiki o cringe sahneler olmasa dizi daha kaliteli olabilirdi diye düşünüyorum …
Komazo, çocukluk döneminde geyşa çırağı olarak eğitim alıp kadınlık dönemine geçtiğinde de tam bir geyşa olarak çalışmaya başlayan genç bir kadındır. Birkaç yıl geyşalık yaptıktan sonra zengin ama taşradan sırf okumak için Tokyo’ya gelen bir müşterisiyle evlenir. Evlenip kocasıyla onun…devamıKomazo, çocukluk döneminde geyşa çırağı olarak eğitim alıp kadınlık dönemine geçtiğinde de tam bir geyşa olarak çalışmaya başlayan genç bir kadındır. Birkaç yıl geyşalık yaptıktan sonra zengin ama taşradan sırf okumak için Tokyo’ya gelen bir müşterisiyle evlenir. Evlenip kocasıyla onun memleketine, taşraya taşınan Komazo birkaç yıl sonra kocasını kaybeder ve kocasının ailesi tarafından dışlandığı için tekrardan Tokyo’ya döner. Tek başına bir kadın olarak para kazanıp hayatını idame ettirebilmek için tekrardan geyşalığa dönen Komazo, yeni bir geyşaevine girer ve ona ‘’ Komayo ‘’ olarak yeni bir ad verilir.
Aradan yıllar geçer ve Komayo bir gün bir tiyatro çıkışı, kendisi evlenmeden önceki eski müşterilerinden biri olan Yoşioka’yla karşılaşır. Genç kadın, Yoşioka’yla o bir üniversite öğrencisiyken tanışmışlardır ve Yoşioka yurtdışına okumaya gidene kadar da görüşmüşlerdir. Kadının güzelliğinden o bir genç kızken bile etkilenen Yoşiaka, yetişkin haline gelmiş Komaya’nın yeni görüntüsünden yine büyülenir ve onunla yeniden görüşmeye başlar. Kendisini finanse eden, en önemli müşterisi olan Yoşioka’ya en iyi hizmeti veren Komayo bir gün bir randevuevinde eskiden birlikte dans dersi aldığı İşşi Segava’yı görür ve ona tam anlamıyla vurulur. İşşi Segava ünlü bir aktör olan Kikuco Segava’nın oğludur. Küçüklüğünden beri ‘’ Onnagata ‘’ eğitimi (Kabuki tiyatrosunda kadın rolü oynayan erkek oyuncu) alan Segava, yakışıklılığıyla herkesi büyüleyip yaptığı işleriyle de halkın saygısını kazanmış ünlü bir aktördür.
Geyşalık dünyasından, müşterilerin geyşalara onlara her şeyi yaptırabileceklerini sanmalarından, kimsenin kimseye düzgün davranmamasından oldukça bıkmış olan Komayo, eskiden tanışıklığı olan bu genç aktörle Yoşioka'dan gizli bir aşk yaşamaya başlar ve bu kötü dünyanın çirkinliklerini bir nebze olsun onun aşkıyla unutmaya çalışır … Tabi her şey yolunda gidebilecek miydi ? Bu gizli ilişkiyi Yoşioka öğrenecek miydi ? Veya Segava’yla tutkulu olan aşkı devam edecek miydi ?
Kitabın adı gereği bol bol entrika bekledim ama pek yoktu. Entrika sevmeyenlerin içi rahat olsun o yüzden 😂 ama ben biraz olsun entrika,sinsilik,pembe dizi tadında gıcıklıklar isterdim 😂😂 normalde sevmesem de arada bana da kaos lazım 😬😂 bazı yerlerdeki betimlemeler çok uzundu, biraz canım sıkılmadı değil ama Japon klasikleri genel olarak böyle olduğu için şikayet etmeden sadece okudum. Kitapta geçen tiyatro oyunları, şiirler ve diğer edebi eserler hakkındaki küçük bilgiler ve çevirmen notları Japon edebiyatı hakkında az da olsa bir bilgi edinmenizi sağlıyor ✌🏻 Hikaye temel olarak bir kadın ve onun iki erkekle olan ilişkisini anlatsa da arka planda kalabilen diğer karakterlerin hikayeleri de etkileyiciydi. Ben genel anlamda kitabı beğendim. Diğer Japon Klasiklerinde bu kadar akıcı okuyamıyor sıkılıyordum ama bu su gibi akıp 2 günde bitti 👍🏻
‘’ Ruhsuz Gabimaru ‘’ olarak bilinen Gabimaru, kanı akmayacak derecede güçlü ve gözyaşı akmayacak derecede ruhsuz bir ninjadır. Yaşamakta olduğu ‘’ Saklı Taş ‘’ köyünün en güçlü ninjası olan bu genç, bir gün köyündeki diğer ninjalar ve emirlerini aldığı köyün…devamı‘’ Ruhsuz Gabimaru ‘’ olarak bilinen Gabimaru, kanı akmayacak derecede güçlü ve gözyaşı akmayacak derecede ruhsuz bir ninjadır. Yaşamakta olduğu ‘’ Saklı Taş ‘’ köyünün en güçlü ninjası olan bu genç, bir gün köyündeki diğer ninjalar ve emirlerini aldığı köyün şefi tarafından bir tuzağa düşürülüp idam cezasına çarptırılır. İdam işlemleri de dönemin ünlü bir cellat ailesi olarak bilinen Yamada ailesinin ‘’ Asaemon Cellatları ‘’ tarafından yapılmaktadır. Artık daha fazla insan öldürüp, köyün şefi tarafından kullanılmak istemeyen genç ninja ölmeyi istemektedir. Ancak idam işlemleri sırasında hiçbir yöntem işe yaramaz ve bir türlü ölemez. Çünkü içinde bir yerlerde hala yaşama isteği vardır. Genç Gabimaru’yu hayata bağlayan o tek şey ise eşidir. Köyün şefinin kızıyla evli olan ninja, kendi isteğiyle evlenmese de daha sonra karısına aşık olmuştur.
Hala bir yaşama isteği olduğunu fark eden cellat, ona bir yaşama şansı daha olduğunu söyler. Cellat, emirlerini aldığı başkumandanın ‘’ Shinsenkyo ‘’ adasındaki ölümsüzlük iksirini bulup onu başkumandana götürürse idam cezasının düşeceğini söyler. İdam cezasından kurtulup karısına dönmek isteyen Gabimaru görevi kabul eder. Ancak bu görev tek kişilik bir görev değildir. Göreve diğer şehirlerdeki çeşit çeşit suçlar işlemiş diğer idam suçluları da katılacaktır ve yaşama hakkını aralarından sadece birisi kazanacaktır. Daha önce bu adaya yapılan keşiflerden canlı olarak dönmeyi başarabilen tek bir kişinin bile olmadığı bu görevde her suçlunun başına bir Asaemon celladı verilecektir ve uygunsuz herhangi bir hareketlerinde her an öldürülebileceklerdir. Adada daha önce hiç görmedikleri türlü türlü olaylardan ve ‘’ Varlıklardan ‘’ sonra Ninja ve celladı iksiri alıp geri dönebilecek miydi ? Veya adadan canlı olarak çıkabilecek birisi olacak mıydı ?
UZUN BİR SÜREDİR BÖYLE BİR YAPIM BEKLİYORDUM. OPENING BİLE BİR BAŞKA BİR GÜZEL. KOŞUN İZLEYİNNNN.
Bu tip animelerde sadece başrolü güçlü gösterip diğer karakterleri yüzeysel olarak anlatıp geçiştirdikleri durumlar olabiliyor ama bu hiç öyle değildi. Her karakterin ayrı ayrı dünyalarına inilmişti ve hepsi kendince güçlüydü. Bu yüzden her karakterle ayrı bir empati kurabiliyorsunuz. Uzun süredir bir animeden böylesine keyif almamıştım. En son Chainsaw Man ve Jujutsu Kaisen de böyle olmuştum. Tesadüfe bak ki aynı stüdyodan ‘’ Mappa’dan ‘’ çıkmış hepsi fmskjs ve yine tesadüfe bak, 3 manganın yazarları da yakın arkadaşlarmış gsds hatta bu yapımlara ‘’ Karanlık üçlü ‘’ diyorlarmış nfjsdsf bana böyle dark shounenlerle gelin kardeşim. Görüntüler, çizimler çok yaratıcıydı. Dizide kullanılan Budizm, Taoizm ve diğer dinleri içeren görseller ağzınızı açık bırakabiliyor. Hikaye akışı güzel ve bir an bile sıkılmıyorsunuz. Devamı gelecek şekilde bitti.
TADI DAMAĞIMDA KALDI. DEVAMINI VERRİİİNNN !!!
Annesinin,babasının ve kız kardeşinin gizemli bir adam tarafından öldürülmesinden sonra yalnız kalan bir bebek, mezarlıktaki hayaletler tarafından ‘’ Mezarlık izni ‘’ alarak onlar tarafından büyütülür. Bebeğin koruyucusu ona ‘’ Nobody Owens ‘’ yani bir nevi bir kelime oyunuyla ‘’ Kimseye…devamıAnnesinin,babasının ve kız kardeşinin gizemli bir adam tarafından öldürülmesinden sonra yalnız kalan bir bebek, mezarlıktaki hayaletler tarafından ‘’ Mezarlık izni ‘’ alarak onlar tarafından büyütülür. Bebeğin koruyucusu ona ‘’ Nobody Owens ‘’ yani bir nevi bir kelime oyunuyla ‘’ Kimseye ait olmayan çocuk ‘’ adını verir. Normal bir insan çocuğu gibi büyümeyen bu çocuk, mezarlıktaki hayaletleri görme yeteneğine sahip olur ve günlerini görünmezlik, farklı lisanlarda büyüler ve musallat olma gibi dünya üstü güçleri öğrenmekle geçirir. Ta ki ailesini öldüren o gizemli adamla tekrar karşılaşana ve ailesinin öldürülmesinin ardındaki gerçeği öğrenene dek …
Daha önce hiç karşılaşmadığım gerçekten çok ilgi çekici bir konuydu. Kötü bir kitap değildi ama bana o kadar akıcı gelmedi. Normalde bu tip bir kitabı 2 günde bitiririm ancak akıcı olmadığı için 5-6 günde anca bitirebildim. Neil Gaiman’ın çok daha güzel romanları var. Bunu değil de diğerlerini daha keyif alarak okuyabilirsiniz bence.
Spoiler içeriyor
‘’ Yukiko’nun gözleriydi benim dünyamı değiştiren … ‘’ ‘’ Bu dünyanın sandığımdan daha sevecen olduğunu Kurokawa öğretti bana … ‘’ Akane Yukiko görme yetisinin düşük olduğu, ışığı ve sadece renkleri belli belirsiz seçebildiği bir hastalığa sahiptir. Genç kadın, iyi bir…devamı‘’ Yukiko’nun gözleriydi benim dünyamı değiştiren … ‘’
‘’ Bu dünyanın sandığımdan daha sevecen olduğunu Kurokawa öğretti bana … ‘’
Akane Yukiko görme yetisinin düşük olduğu, ışığı ve sadece renkleri belli belirsiz seçebildiği bir hastalığa sahiptir. Genç kadın, iyi bir görme yetisiyle doğsa da orta okuldan sonra yetisi yavaş yavaş kötüleşmiştir. Başlarda yakalandığı bu hastalık yüzünden zor dönemler geçirse de artık az da olsa hayattan zevk almaya ve hayaller kurmaya başlamıştır.
Akane bir gün yolda, kendisi için ayrılan sarı çizgili bölgede yürümekteyken, çizginin üzerinde birisi oturduğu için yoluna devam edemez. Oturan kişiden çekilmesini istediğinde de karşı tarafla aralarında bir yanlış anlaşılma sonucunda küçük bir kavga çıkar. Akane’nin kavgaya girdiği kişi de o semtin ünlü bir çete üyesi olan Morio Kurokawa’dır. Kurokawa başta ne olduğunu anlamaz ancak daha sonra kavgaya girdiği kişinin bir görme engelli olduğunu anlar. Bu tür konularda hiçbir bilgisi olmayan genç adam, karşılaştığı bu genç kadından sonra büyük bir farkındalık yaşar ve o kadına bir ilgi duymaya başlar. Aynı şekilde Akane’de bu gence yavaş yavaş çekilmeye başlar …
Kurokawa şiddete yaktın bir çete üyesi olsa da aslında kalbi fazlasıyla yaralarla kaplı birisidir. Akane’yle tanışmadan önce hayatta pek bir amacı, hayali, isteği yokken Akane’yle tanıştıktan sonra artık daha güzel bir hayat yaşama isteğiyle dolup hayatını daha farklı bir yöne götürmeyi hedefler. İkili, duygusal bir ilişkiye başladıklarında kendilerini farklı dünyalardan ve diğer insanlara göre ‘’ Anormal ‘’ olduklarını düşünseler de aslında kendilerinin de ‘’ Normal ‘’ olduklarını anlarlar. İki genç de hayatlarındaki kendi ‘’ Engellerini ‘’ aşıp güzel bir gelecek kurmayı hedeflerler …
Ne saygılı bir çift. Ben erkek karakter çok fena çıkar diye bir korktum ama pek bir şapşalmış aslında. Bu dizi ciddi ciddi bu konuda büyük bir farkındalık yaşamamı sağladı. Gerçekten bilmediğim ne çok şey varmış, öğrendiğime çok sevindim. İtiraf edeyim bazı bölümleri bir uzun geldi ve romantizm benim istediğim bir seviyede değildi ama yine de çok minnoşlardı yaaa. Bir de bütün karakterlerin birbirlerini desteklemeleri içimi ısıttı, ara ara gözlerimi doldurdu … Bence her an izlenebilecek bir dizi değil gibi. Biraz modun uygun olması gerekiyor. Benim de modum uygundu diye zevk aldım. Ekşın istediğim bir dönemde açmış olsaydım galiba birkaç bölüm sonrasında devam edemeyebilirdim …
Tomoko Hanno, 30 yaşında bir ofis çalışanıdır. Çocukluğundan beri her söylemek istediğini söyleyemeyen, içine kapanık ve dolayısıyla da kendini iyi ifade edemeyen bir genç kadındır. Bir gün sürekli kullanmakta olduğu bisikletinin zinciri atar ve ona, insanların korkutucu bulduğu bir görüntüye…devamıTomoko Hanno, 30 yaşında bir ofis çalışanıdır. Çocukluğundan beri her söylemek istediğini söyleyemeyen, içine kapanık ve dolayısıyla da kendini iyi ifade edemeyen bir genç kadındır. Bir gün sürekli kullanmakta olduğu bisikletinin zinciri atar ve ona, insanların korkutucu bulduğu bir görüntüye sahip olan Takahashi Ryohei yardım eder. Ryohei, bir bisiklet tamircisi olduğunu ve bisikletini daha sonra tekrar onun dükkanına getirmesini ister. Bisiklet tamiri dolayısıyla tanışan iki genç, güzel bir bağ kurar. Ryohei, Tomoko’nun tam tersi insanlara söylemek istediğini direk olarak söyleyen bir insandır. Gel zaman git zaman Tomoko, Ryohei’den gördüğü ilgi ve sevgiyle insanlara karşı kurduğu duvarını kırmaya başlar ve artık kendini daha iyi ifade etmeye başlar …
Arada gıcık olduğum sahneler olmadı değil (mesela kızın yemek yeme sahneleri) ve öyle büyük derinlikli bir senaryo da değil ama yine de kendini izletiyor. Bazı sahnelerde verdiği küçük mesajlar çok anlamlıydı. Zaten altı üstü 8 bölümcük ve her bölümün de en fazla 24 dakika sürdüğü bir diziydi. Zaman geçirmek için izlenilebilir ✌🏻
Tamamen mutlu ve düzenli bir toplum yaratma projesi. Cesur Yeni Dünya Bu yeni dünyada insanlar anadan doğmazlar. Hatta anadan doğmak utanç verici ve yasak olarak kabul edilen bir durum haline gelmiştir. Aynı şekilde evlilik, aile, uzun birliktelikler ve eski atalarından…devamıTamamen mutlu ve düzenli bir toplum yaratma projesi. Cesur Yeni Dünya
Bu yeni dünyada insanlar anadan doğmazlar. Hatta anadan doğmak utanç verici ve yasak olarak kabul edilen bir durum haline gelmiştir. Aynı şekilde evlilik, aile, uzun birliktelikler ve eski atalarından onlara kalan eski edebi eserleri okumak, eski dilleri kullanmak tamamen yasaktır.
İnsan ırkı deney ortamında yetiştirilip doğar ve her bir embriyonun gelecekte dahil olacağı sınıfıyla işi çoktan bellidir. Çalışacakları işleri için de onlara fiziksel ve zekasal olarak yardımcı olabilecek özellikler onlar daha embriyoyken genlerine işlenir. Kişiyi, bu sahip oldukları özellikleriyle ve toplumdaki verdikleri hizmetlere göre (en yüksek sınıftan alt sınıfa doğru) Alfa,Beta,Delta,Gama ve Epsilon olmak üzere sınıflandırırlar. Bebeklik dönemine gelen insanları bu kaçınılmaz olan toplumsal yazgılarını sevdirmek için de ‘’ Zihinsel şartlandırma ‘’ adını verdikleri deneylere sokmaya başlarlar. Hiçbir çocuk ailesiyle büyüyemez çünkü aile diye bir şey yoktur. Hepsi ‘’ Devlet Şartlandırma ‘’ merkezinde geleceği için yetiştirilmektedir. Daha çocukluktan toplumsal sınıfları belirlenir ve ona göre yaşamaları konusunda şartlandırılırlar.
Yetişkinlerin dünyasında da ‘’ Herkes herkese aittir. ‘’ Eski atalarının aksine bu yeni dünyada tek eşlilik tabu olarak kabul edilmektedir ve herkes kısa süreli birliktelikler yaşamak zorundadır. Cinselliğe şartlanan, aşk, bağlılık, romantizm ve aile nedir bilmeyen bir toplum …
Bir tarafta da bütün bu ‘’ UYGARLIĞI ‘’ kabul etmeyen, ilkel bir şekilde yaşayan vahşiler. Evlilik, aile veya anadan doğma gibi eski unutulmuş gelenekleri sürdüren bir toplum …
Hikaye, yeni dünyanın uygar kısmında üst sınıf bir çalışan olan Alfa artı sınıfına mensup Bernard’ı ve vahşi toplumda yaşamakta olan ama uygar bir anadan doğan vahşi John’u anlatıyor. İki karakter de tamamen farklı bölgelerde yaşasalar da dünyanın bu gidişatını sorguluyorlar. John, vahşilerin arasında uygar bir anadan doğduğu için dışlanmaktadır ve aynı şekilde Bernard da kendisi gibi diğer Alfa türünün fiziksel özelliklerini taşımadığı için dışlanmaktadır. Bernard, bir tatilinde ‘’ Ayrılmış Bölge ‘’ olarak adlandırılan vahşilerin bölgesine gider ve orada John’la tanışır. İkili yaşadıkları içsel sorgulamalarını birbirlerine anlatıp bir yakınlık kurarlar ...
Bilimkurgu,distopiyi çok severim ama bu kitaptan öyle pek bir zevk alamadım gibi sanki. Dili çoğu zaman yorucuydu. Bunun da çevirmenden kaynaklandığını düşünmüyorum. Eminim ki kitabı anlaşılır kalabilmek için elinden geleni yapmıştır. Ama birçok yer inanın kafa karışıklığı yaratabiliyor. Özellikle 3.bölüm. 3 farklı yerde geçen olayı ayrı ayrı anlatmak yerine aynı paragrafta peş peşe anlatıldığı için çok kafam karıştı. Kaç kere geri dönüp okudum sayamadım valla. Dili daha akıcı olsa, ekşın olsa ve sonu da etkileyici bitse en sevdiğim bilim kurgulara girebilirdi ama malesef güzelim konu harcanmış gibi ....
Yalnız o değil de bu kitap 1932'de doğum kontrolünün olmadığı bir dönemde yazılıyor ve yazar daha o dönemde doğum kontrol diye bir şey hayal ediyor. Ne yaratıcılık ama ...
Bu dizinin ilk 2 bölümünü birkaç yıl önce öylesine denemek için izlemiştim ancak ne olduysa sonra devamını getirememiştim. Geçen haftalarda okuduğum '' Güneşin Çekirdeği '' isimli kitaptan sonra konuları tamamen aynı olmasa da bir nevi benzerlikleri olan bu dizi yeniden…devamıBu dizinin ilk 2 bölümünü birkaç yıl önce öylesine denemek için izlemiştim ancak ne olduysa sonra devamını getirememiştim. Geçen haftalarda okuduğum '' Güneşin Çekirdeği '' isimli kitaptan sonra konuları tamamen aynı olmasa da bir nevi benzerlikleri olan bu dizi yeniden aklıma geldi ve bir şans daha vermek istedim. İlk 3 sezon o kadar heyecanlıydı ki, bölüm sürelerinin uzunluğunun farkında bile olmadan 3 sezonu 3-4 günde falan bitirdim herhalde. Ancak aynısını 4.sezon için söyleyemeyeceğim. O ilk 3 sezondaki ekşın burda yoktu ve cidden çok ağır ileriyordu. Bir de başrol biraz itici bir havaya büründü gibi sanki. Evet, çok zor şeyler yaşadı ama yine de başrolden böyle davranışlar beklemiyor insan. Bu yüzden daha fazla dayanamadım ve diziye 4.sezonun 9.bölümünde veda etmeye karar verdim. Daha yeni kapadım diziyi. Belki birkaç güne sonunda ne olmuş diye araştırırım ...
Daha güçlü ve barışçıl olmak için Hedonist bir ülkeden Ösistokrasiye yani ‘’ Sağlıklı Saltanata ‘’ geçen yeni Finlandiya’ya birçok yasak gelir. Alkol, tütün, yasaklı madde ve en önemlisi üreme. Kadın cinselliğini tamamen kendi kontrolü altına alan ülke, kadınları nesilden nesile…devamıDaha güçlü ve barışçıl olmak için Hedonist bir ülkeden Ösistokrasiye yani ‘’ Sağlıklı Saltanata ‘’ geçen yeni Finlandiya’ya birçok yasak gelir. Alkol, tütün, yasaklı madde ve en önemlisi üreme. Kadın cinselliğini tamamen kendi kontrolü altına alan ülke, kadınları nesilden nesile geleneksel davranış biçimleriyle büyütüp, sadece bu düşüncelere uyan ‘’ Eloi ‘’ adını verdikleri dişil,itaatkar ve uysal kadınların üremesi sağlarken ‘’ Morlok ‘’ adını verdikleri zeki ama hükümete göre tehlikeli bulunan kadınların üremesine izin vermezler hatta kısırlaştırırlar. Kitap kırsalda yaşayan, aslında Morlok olan ama bir Eloiymiş gibi yaşamak zorunda olan genç Vanna’yı ve o dönemde ortaya çıkan bir yasaklı maddeyi anlatıyor.
Uzuuun bir yazı yazmak isterdim ancak gerçekten spoiler olsun istemiyorum. Tek diyebileceğim şey 278 sayfalık bir kitabın 2 günde bitebilecek kadar akıcı ve ilgi uyandırıcı olmasıydı. Çok beğendim. Bu yazarın ülkemizde çevrilen ilk kitabı. Diğer kitaplarını da çok merak ediyorum. Umarım çevirirler.