İzlediğim en gerçekçi en doğal hikayeye sahip diziler listesine giren dizidir. Bu dizi hakkında da bir bilgim yoktu. İzlerken spoiler yedim. Sonunun nasıl biteceğini öğrendim ama zaten ilk bölümden sonunun nasıl olacağını göstermişler. Buna rağmen kendini izletmeyi ve Kore'nin en…devamıİzlediğim en gerçekçi en doğal hikayeye sahip diziler listesine giren dizidir.
Bu dizi hakkında da bir bilgim yoktu. İzlerken spoiler yedim. Sonunun nasıl biteceğini öğrendim ama zaten ilk bölümden sonunun nasıl olacağını göstermişler. Buna rağmen kendini izletmeyi ve Kore'nin en sevilen dizilerinden olmayı başarmış.
1998 yılında IMF krizinin yaşandığı süreçte Güney Koreli eskrimci Na Hee Do'nun (Kim Tae Ri) hayatını izliyoruz.
Konuyu en basit haliyle bu şekilde açıklayabiliriz sanırım. Na Hee Do'nun aşkı, dostluğu, ailesi, sporu, hayalleri, kırgınlıkları, kızgınlıkları, heyecanı üzerinden hayata dair düşüncelere dalarken kendimizi buluyoruz.
Na Hee Do'nun, Baek Yi Jin (Nam Jo Hyuk) ile olan aşk hikayesi bu zamana kadar izlediğim tüm dizilerde en ayarında, en doğal, en gerçek şekilde başlayan, ilerleyen ve sonuçlanan ilişkiydi. İzlerken o kadar çok 'ya cidden gerçekte de aynen böyle olur' dedim ki. Sanırım bunda ana temanın aşk olmamasının da etkisi var. Dizi kesinlikle aşk dizisi değil. Na Hee Do'nun tüm duygu durumları ve çevresindekilerin hikayesiyle hayatın kendisini anlatan bir dizi.
Açıkçası hızlandırarak izlediğim çok fazla bölüm oldu, sıkılmadım değil. Ama yine de her bölüm sonunda ki özellikle sonlara doğru bitirdikten sonra ister istemez bazı sahneleri ve replikleri aklımı kurcaladı. Bu sebeple kafa dağıtmalık bir dizi olduğunu düşünmüyorum. Derin düşünmek ve hissetmek istediğiniz zamanlarda izlerseniz çok daha keyif alırsınız.
Her bölümde mutlaka çok anlamlı replikler vardı. Bunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Beni dizinin çekildiği mekânlar ilk bölümden itibaren çok etkiledi. Evler, kitapçılar, sokaklar ve o tünel... Görsel açıdan dizi muazzamdı bence.
Sadece Na Hee Do'dan bahsettim ama Baek Yi Jin, Ko Yu Rim (Bona), Moon Ji Woong (Choi Hyun Wook), Ji Seung Wan (Lee Joo Myung) ve bence en favori olan Koç Yang'ın (Kim Hye Eun) da hikayeleri çok özeldi. Beşlimizin sahildeki her bir anı, birlikte içtikleri akşamlar izlerken tebessüm ettirmişti.
Evet, genel olarak beğendim ama bence bir tık yarım kalmış bir diziydi. Ben sadece Na Hee Do'nun değil diğerlerinin de şu anki halini ve birbirleriyle olan ilişkilerini görmek isterdim. Kafamda bolca soru işareti bırakan bir diziydi.
Dizi bittikten sonra bu hayatta anı biriktirmenin önemini bir kez daha anladım. Çünkü unuttuğumuzu sandığımız anılar hiç ummadığımız bir anda hiç ummadığımız bir şekilde karşımıza çıkabilir. Yarım kalmış hikayeler hep aklımızı kurcalar, bizi huzursuz eder. Zaman akıp geçiyor ve biz yaşadığımız anın kıymetini bilemiyoruz. Oysa "Hiçbir an sonsuza dek sürmez.":) Dizide bu söz o kadar çok söylendi ki ve o kadar anlamlıydı ki, o kadar altı dolduruldu ki. Bunu başarabilen dizileri ayrı severim. Sırf bu yüzden bile izlediğim en gerçek dizilerden oldu işte.
Karakterlerin her biri için söyleyecek çok şeyim var ama spoiler vermek istemiyorum. Gerçekten güzel ve kaliteli bir kurguydu. Soft bir diziydi. Şans veriniz. İyi izlemeler.
📍"Daha hızlı unutabilmek için gülmelisin. Ve hayatta kalmak için unutmalısın."