Melis sezenin "Sadakatsiz" dizisi rolünde bana bıraktığı etkiyi bu dizide de hissettim genel anlamda güzel psikolojik gerilim tarzı sevdim. 2.sezonu heyecanla bekliyorum
İyi hoş ama cidden biraz fazla abartılıyor. Kesinlikle alışılmış bir senaryo ve çok fazla mantık hatası ile dolu çerezlik bir film. Çerez diyerek trajikligini görmezden geliyor degilim ama çok eksik, rastgele ve herhanagi bir film gibi hissettirdi. Yine de çocukları…devamıİyi hoş ama cidden biraz fazla abartılıyor. Kesinlikle alışılmış bir senaryo ve çok fazla mantık hatası ile dolu çerezlik bir film. Çerez diyerek trajikligini görmezden geliyor degilim ama çok eksik, rastgele ve herhanagi bir film gibi hissettirdi. Yine de çocukları cook sevdimdim
Yıldızlararası 8.7/10 İnsanlığın geleceği için uzayın bilinmezliğine açılan bir baba ve geride bıraktığı ailesi.Yıldızlararası, bilimkurgunun ötesinde zaman, fedakârlık, umut ve aile bağlarını anlatan unutulmaz bir yolculuk. Görselliği, müzikleri ve özellikle zaman kavramını işleyişiyle insanın zihninde uzun süre kalan filmlerden. Bazı…devamıYıldızlararası 8.7/10
İnsanlığın geleceği için uzayın bilinmezliğine açılan bir baba ve geride bıraktığı ailesi.Yıldızlararası, bilimkurgunun ötesinde zaman, fedakârlık, umut ve aile bağlarını anlatan unutulmaz bir yolculuk.
Görselliği, müzikleri ve özellikle zaman kavramını işleyişiyle insanın zihninde uzun süre kalan filmlerden. Bazı filmler izlenir, bazıları yaşanır Yıldızlararası ikincisinden.
Sevgi, zaman ve mekânın ötesine geçebilen tek şeydir
Spoiler içeriyor
Pir-i Lezzet, sarayda doğuştan koku ve tat alma yeteneğine sahip (mutlak damak) bir çocuk üzerinden bizi Osmanlı dönemine götürüyor. Yazar, dönemin siyasal çalkantılarını ve olmazsa olmaz entrikalarını sarayın mutfağına dayandırarak anlatıyor. Bu okuma deneyimi maalesef içerisinde fazlaca iştahlanmayı da barındırıyor.…devamıPir-i Lezzet, sarayda doğuştan koku ve tat alma yeteneğine sahip (mutlak damak) bir çocuk üzerinden bizi Osmanlı dönemine götürüyor. Yazar, dönemin siyasal çalkantılarını ve olmazsa olmaz entrikalarını sarayın mutfağına dayandırarak anlatıyor.
Bu okuma deneyimi maalesef içerisinde fazlaca iştahlanmayı da barındırıyor. 🤤
Konusu ise şöyle:
Saray bünyesinde doğan ve dünyada bin yılda bir görülen bir yeteneğe sahip olan aşçıbaşı, koku ve tatlara tamamen hükmedebiliyor. Fakat bu özelliğini geliştirmesi ve kendisini lezzetlerin piri yapabilmesi için eğitilmesi gerekiyor. Okur da bu yolculuğa eşlik ederken hikâye katmanlı bir şekilde açılıyor. İntikam, aşk ve mutfak üzerinden sarayı daha yakından tanıma imkânı sunan hikâye, Osmanlı mutfağında başlayıp aşk ve Pir-i Lezzet bağlamında İskenderiye’ye kadar uzanıyor.
Anlatının güzel tarafı, mutfağın gastronomiye, tıbba, astrolojiye, astronomiye, psikolojiye, tarihe, siyasete ve aşka bağlanmasıydı. Bu açıdan öğretici yönünü oldukça başarılı buldum. Ancak hikâye ilerledikçe bazı yerlerde anlatıdan koptuğumu hissettim. Konu bağlamındaki hızlı geçişler zaman zaman kitaba olan ilgimin azalmasına sebep oldu.
Onun dışında özellikle mutfak ve gastronomi açısından öğretici, merak uyandırıcı bir okumaydı. İlgilisinin bilgisine.🤗
Sevgilerimle 🤍
Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin dediği gibi ; Hayat bir altındır, ey oğul; ne ekersen onu biçersin. Sen bir dağsın, amelin ise bir sestir. Sesin dağa çarparsa, yine sana geri döner. Yeni köşe yazımın linkine profilden tıklayarak ulaşabilirsiniz 🩷🌸 Yorumlarınızı beklerim 🍇🎉♥️
Hayat nedir? Tolstoy: Bu bir arayıştır. William Shakespeare: Bir tiyatrodur. Victor Hugo: Bir mücadeledir. Goethe: Durmadan öğrenmektir. Cemal Süreya: Hüzünlü bir şarkıdır. Sabahattin Ali: Kırılmaktır. Albert Camus: Başkaldırıdır. Jean-Paul Sartre: Seçimlerimizdir. Oscar Wilde: Sanattan başka bir şey değildir. Pablo Neruda:…devamıHayat nedir?
Tolstoy: Bu bir arayıştır.
William Shakespeare: Bir tiyatrodur.
Victor Hugo: Bir mücadeledir.
Goethe: Durmadan öğrenmektir.
Cemal Süreya: Hüzünlü bir şarkıdır.
Sabahattin Ali: Kırılmaktır.
Albert Camus: Başkaldırıdır.
Jean-Paul Sartre: Seçimlerimizdir.
Oscar Wilde: Sanattan başka bir şey değildir.
Pablo Neruda: Bir şiirdir.
Rainer Maria Rilke: Yalnızlıktır.
Mevlana: Aşktır.
Yunus Emre: Sevgidir.
Özdemir Asaf: Bir kelimedir.
Can Yücel: Yaşamaktır.
Nazım Hikmet: Memleket özlemidir.
Kitap-dizi-film izlemeyi, okumayı seven bana uyacak ve benim de ona uymaktan zevk alacağım body aranıyor. Özellikle de sohbet etmekten zevk alıyorum ama 1 tane adam akıllı insan yok filmler-diziler- kitaplar hakkında sohbet edicek o yüzden dmden başvurabilirsiniz ajdjajdj
Spoiler içeriyor
Stanley Kubrick izlediğim 5. Film. Yönetmen savaş, bilim kurgu, gizem, korku her masada var ama bana kalırsa en çok bilim kurgu yönünü iyi işlediğini düşünüyorum. Filmin ilk 2 dakikası karanlık çok şey anlattı bana. Bilim kurgu diye açtım belgesel tadında…devamıStanley Kubrick izlediğim 5. Film. Yönetmen savaş, bilim kurgu, gizem, korku her masada var ama bana kalırsa en çok bilim kurgu yönünü iyi işlediğini düşünüyorum.
Filmin ilk 2 dakikası karanlık çok şey anlattı bana. Bilim kurgu diye açtım belgesel tadında geldi girişi. Alegorik ve hoş bir anlatımı vardı. Yerçekimi düzenleyen ayakkabı, adam 1968 yılında bir film çekiyor ve görüntülü çevrimici görüşme var.... Salgından bahsediyor. Sıvı yemek, yercekimsiz tuvalet... Ağır ağır işlese de sıkmadı. Küçük boyutlu fotoğraf makinesi...yemek otomatı bile var , yemek yerken açıp haberleri izliyor. Resmen geleceği öngörmüş yönetmen. Uzun süreli uyku da geçiyor. Resmen bilim kurgu filmlerinin atası niteliğinde. Yapay zeka da var. Programın kendi duyguları var mı gibi derin felsefi fikirler de geçiyor. Sesli komutla satranç oynuyor. Yazıcı bile var. Film boyunca her şey yavaş hareket etse de akıcı hissettirdi. Geminin bütün işletim sistemini bir yapay zekaya devretmişler. Bu otonom sürüş fikri günümüzden de öte. Diyaloglar az da olsa epik cihaz sesleri bu açığı kapatıyor. Filmdeki sessizlik uzayı yansıtıyor. Kamera açıları çok yavaş olsa da heyecan ve Gizem yaratıyor. Dikdörtgen cisim üstün bir ırk tarafından insanlığı gözlemlemek için gönderilmiş bu filmde direkt söylenmiyor biz çıkarım yapıyoruz Müzikler inanılmaz. Kameraman ile ses sanatçısı uyumu süper. Yapay zeka söz dinlememeye başlıyor. Geleceğe bu kadar iyi öngörmüş bir film ben olsam dikkate alırdım bu konuyu. Araştirilası bir film Dudak okuyan yapay zeka. Eğer filme sabredip bitirirseniz hoş bir tatmin hissi ile karşilaşirsiniz.
Cem Yılmaz'ın A.R.O.G. filminde de gönderme var dikdörtgen siyah nesne ile ilgili.