İstihbarat dünyasının görünmeyen tarafını anlatmaya çalışan, gizem ve gerilim dozu dengeli bir yapım. İnsan faktörünün (human intelligence) ne kadar kritik olduğunu vurgulaması hikâyeye farklı bir derinlik katıyor. Olay örgüsü yer yer sade ilerlese de perde arkasındaki oyunları ve karakterler arası…devamıİstihbarat dünyasının görünmeyen tarafını anlatmaya çalışan, gizem ve gerilim dozu dengeli bir yapım. İnsan faktörünün (human intelligence) ne kadar kritik olduğunu vurgulaması hikâyeye farklı bir derinlik katıyor.
Olay örgüsü yer yer sade ilerlese de perde arkasındaki oyunları ve karakterler arası güven sorununu hissettirmeyi başarıyor. Büyük aksiyonlardan çok psikolojik gerilimle ilerlemesi filmi daha sakin ama etkili bir noktaya taşıyor.
“Bilgi güçtür… ama doğru insanın elindeyse.”
Terketmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça... Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz uykusuz kaldım, Terketmedi sevdan beni...
Kurgusu, oyunculukları, akışı ve diyalogları gayet başarılıydı. Beni rahatsız eden çok ufak bir mantık hatası olsa da, genel olarak baya keyif aldım. Kesinlikle izlenmeye değer.
Dizi kraliçe Elizabeth'in tahta geçişiyle başlayıp, en büyük oğlu Prens Charles ve eşi Diana üzerinde duruyor. Yani kraliyetin belirli bir aralıktaki vaziyetini işliyor. Kral/kraliçe olmanın dışardan ne kadar iyi görünse de aslında kişinin ne kadar zor kararlar verdiğini ve aslında…devamıDizi kraliçe Elizabeth'in tahta geçişiyle başlayıp, en büyük oğlu Prens Charles ve eşi Diana üzerinde duruyor. Yani kraliyetin belirli bir aralıktaki vaziyetini işliyor.
Kral/kraliçe olmanın dışardan ne kadar iyi görünse de aslında kişinin ne kadar zor kararlar verdiğini ve aslında Taç devralındığıarzoruo tacın kendisi olmak zorunda olduğunu, ailenin o lüks ve para içinde aslında mutlu olmadıklarını iyi anlatmış. Kraliyetin hataları ve skandallarını da islemekten geri durmayıp yeri gelince de yağ çekmişler. E, olur o kadar.
Oyunculuk ve görsellik de şahaneydi. Siyaset ve ilişkilerden öte kişilerin kendi içlerinde yaşadıklarının üzerinde duruluyor.
Mutlaka bir şans verin derim.
9/10 Hava durumunun insanı nasıl etkilediğini içten içe işleyen bir film. Muhteşem bir görsellikle insanın içine dokunuyor. Beğendim, zaten Makoto Shinkai yapmış tavsiye ediyorum. Your Name'den daha iyiydi bence. Tavsiye ederim...
7/10 ⭐ Sadece ilk sezonu izledim. Yayınlamayı unuttuğum eski bir taslaktır... Uzun zaman sonra farklı bir şey izledim anime olarak. Gerçekten... Bildiğimiz Power Rangers'ların düşmanlarıyla ilk istilada kafalarını ezerek anlaştıkları, ezilenlerin, gerçek mağdurların canavarlar olduğu, Rangers'ların yozlaşmış birer halk kahramanı…devamı7/10 ⭐
Sadece ilk sezonu izledim. Yayınlamayı unuttuğum eski bir taslaktır...
Uzun zaman sonra farklı bir şey izledim anime olarak. Gerçekten...
Bildiğimiz Power Rangers'ların düşmanlarıyla ilk istilada kafalarını ezerek anlaştıkları, ezilenlerin, gerçek mağdurların canavarlar olduğu, Rangers'ların yozlaşmış birer halk kahramanı olduğu ve bu kahramanların belirli düzenle arena savaşı usulü yalandan canavarlarla savaşarak para kazandıkları bir dünyayı anlatıyor.
Ve canavarlardan birisi bu düzeni bozmaya ve bir başkaldırı yapmanın şart olduğuna karar verip mücadeleye başlıyor.
Beni tatmin etti devam sezonlar da aynı kalite olursa bence gayet başarılı bir anime olur.
Spoiler içeriyor
3. sezonun ilk kısmını içeren spoiler sonda oraya kadar okuyabilirsiniz... İlk iki sezon her ne kadar başarılı olsa da son sezonunu ne yazık ki beğenmedim. Bunun sebebini tam olarak bilmiyorum ama ilk iki sezondaki akıcılık ve merak hissi yoktu pek.…devamı3. sezonun ilk kısmını içeren spoiler sonda oraya kadar okuyabilirsiniz...
İlk iki sezon her ne kadar başarılı olsa da son sezonunu ne yazık ki beğenmedim. Bunun sebebini tam olarak bilmiyorum ama ilk iki sezondaki akıcılık ve merak hissi yoktu pek. İkinci sezonla son bulsa daha iyiydi. Oyun kısımları evet güzeldi çok başarılıydı ama genel anlamda sezonun gereksiz olduğunu düşünüyorum.
İzlemeyi düşünenlere ve bunu okuyup vazgeçenlere tavsiyem ilk iki sezonu izlemeniz yönünde gerçekten keyifliydi.
-spoiler-
.
.
.
.
.
.
3. Sezonda canı isteyenin tekrar o tarafa gitmesi kafamda oturmadı galiba zaten fantezi ürünü olduğunu biliyorum ama kendi içindeki gercekciligini yitirdi galiba içten içe.
Bazı filmler vardır, izlersin ve biter… Bazıları ise içine işler, kolay kolay çıkmaz. Dönersen Islık Çal, tam olarak böyle bir film. Yalnızlığın, dışlanmışlığın ve anlaşılma ihtiyacının en sade ama en sert hali… Herkese hitap etmez, ama anlayana çok şey anlatır.
2026 (65. Film) 2 gün önce yorumladığım Ouija (Ölüm Alfabesi) filminin devam filmi. Bu sefer ilk film fotoğraflarını gördüğümüz ailenin yaşadıklarını izliyoruz. Alice ve kızları kurdukları sistem ile insanları kandırarak onları ölü ruhlarla iletişim kurduklarına ikna ederek paralarını alır. Ancak…devamı2026 (65. Film)
2 gün önce yorumladığım Ouija (Ölüm Alfabesi) filminin devam filmi. Bu sefer ilk film fotoğraflarını gördüğümüz ailenin yaşadıklarını izliyoruz. Alice ve kızları kurdukları sistem ile insanları kandırarak onları ölü ruhlarla iletişim kurduklarına ikna ederek paralarını alır. Ancak eve giren bir Ouija tahtası olayların tüm seyrini değiştirir.
Yönetmen koltuğunda The Haunting of Hill House (Tepedeki Ev) dizisinin yönetmeni Mike Flanagan var. Bu filmdeki performanslarını beğenmiş olacak ki Elizabeth Reaser, Kate Siegel ve Henry Thomas'a da bu yapımdan sonra dizi kadrosunda yer vermiş. Film genel olarak sıkmadan akıcı ilerleyen bir konuya sahip. Lulu Wilson ufak yaşına rağmen yaşının üstünde bir performans sergilemiş. Wilson harici çok göze çarpan bir performans yoktu. Korku anlamında tüylerinizi diken diken etmez belki ama iki filmin birbirinin tamamlayıcısı olduğu bu senaryoda en azından hikaye adına şans verilmeli.
İlk filmle hemen hemen aynı ayardaydı. ImdB'de ki 1.7 puanlık fark kesinlikle adaletsiz. İlk filme 6.6 puan vermiştim. Bu filmi bir tık altına yerleştiriyorum.
6.5/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Mike Flanagan, filmin 1960'larda geçtiğini hissettirmek için dijital çekim yapmasına rağmen, o dönemin lenslerini kullandı ve görüntüye eskitme efektleri ekledi.
2- Filmin sağ üst köşesinde zaman zaman beliren o siyah yuvarlaklar (sigara yanığı), eskiden makinistlerin film rulosunu değiştirmesi gerektiğini anlatan nostaljik bir detaydır; tamamen yapay olarak eklendi.
3- Filmin başındaki Universal logosu ve başlık kartı, stüdyonun 1960'lardaki orijinal tasarımına sadık kalınarak hazırlandı.
4- Henry Thomas, Steven Spielberg'ün E.T. filmindeki Elliot'tır. Flanagan onu o kadar sever ki, neredeyse her projesinde (özellikle Tepedeki Ev) ona başrol verir.
5- Doris'in boynunun o meşhur şekilde büküldüğü sahnede CGI yerine, Lulu Wilson’ın esnekliği ve pratik çekim hileleri kullanıldı.
6- Filmde kısa bir rolde gördüğümüz Kate Siegel, gerçek hayatta yönetmen Mike Flanagan'ın eşidir ve Flanagan'ın tüm işlerinde bir şekilde yer alır.
7- Elizabeth Reaser, 1960'ların "sahte medyum" atmosferini yakalamak için o dönemin ruh çağırma seanslarını ve dolandırıcılık yöntemlerini araştırdı.
8- Hasbro, ilk filmin başarısız eleştirilerinden sonra seriyi kurtarması için Mike Flanagan'a tam yetki verdi; Flanagan ise "Eğer bana karışmazsanız çekerim" dedi.
9- Doris’in filmde yazdığı o upuzun mektuptaki el yazısı, oyuncu Lulu Wilson'ın kendi el yazısıdır.
10- İlk filmdeki o ikonik "ağız dikme" olayının kökeni bu filmde çok daha karanlık bir dramatik yapıya bağlandı.
11- Zander ailesinin evi, 1960'ların sonundaki tipik bir Amerikan banliyö evi dekoruna sahip olması için antikacılardan toplanan gerçek eşyalarla döşendi.
12- Filmde kullanılan Ouija tahtası, Hasbro'nun 1960'larda sattığı modelin birebir kopyasıdır.
13- Mike Flanagan aynı zamanda filmin kurgusunu da kendisi yapmıştır; bu da filmin temposunun neden bu kadar akıcı olduğunu açıklıyor.
14- Flanagan, filmi sadece bir korku filmi olarak değil, yas tutan bir ailenin dramı olarak kurguladığını belirtmiştir.
15- Film 9 milyon dolara çekildi ve 80 milyon dolardan fazla kazandı.
16- Annalise Basso ve Lulu Wilson, daha sonra Flanagan'ın diğer projelerinde de kardeş veya anne-kız rollerinde karşımıza çıktılar.
17- Doris’in ilk kez tahtayla konuştuğu sahnede, odanın gölgeleri dikkatli izlendiğinde "Kötü Ruh"un silüeti fark edilebilir.
18- Ruhların fısıltıları kaydedilirken, eski radyo frekanslarındaki cızırtılar ve beyaz gürültü efektleri harmanlandı.
19- Film, sinema tarihinde "ilk filminden daha iyi olan devam filmleri" listelerinde genellikle üst sıralarda yer alır.
20- Doris’i canlandıran Lulu Wilson, bu filmden hemen sonra Annabelle: Kötülüğün Doğuşu filminde de yer alarak korku türünün aranan çocuk oyuncusu oldu.
21- Doris’in duvarda yürüdüğü sahnelerde gerilimi artırmak için yönetmen sette mutlak sessizlik kuralı uygulamıştır.
22- Şeytani fısıltıların olduğu sahnelerde, oyuncuların kendi sesleri tersten oynatılarak daha tekinsiz bir hava yaratıldı.