😍 Bu Dizi Bi Harika ❤️ İlk Sezonun Son Bölümündeyim 👍 Aksiyon dövüş seks dolu dolu 😱😱😱 İnsanın iştahı kabarıyor ve adrenalinle bol bol aksiyon ve seks istiyor 🙈 Mutlaka İzleyin 🙏
"Kudret muhale taalluk etmez" Kelamcıların büyük ölçüde uzlaşı sağladığı bu fikri yeni öğrendiğime üzüldüm zira gerçekten de kavram karmaşası içinde modern felsefenin cebelleştiğini gördüğümüz bu çağda birçok sorunu çözen bir yaklaşım. Altay Cem Meriç mantık,epistemoloji ve ontoloji olmaksızın felsefi yaklaşımların…devamı"Kudret muhale taalluk etmez"
Kelamcıların büyük ölçüde uzlaşı sağladığı bu fikri yeni öğrendiğime üzüldüm zira gerçekten de kavram karmaşası içinde modern felsefenin cebelleştiğini gördüğümüz bu çağda birçok sorunu çözen bir yaklaşım.
Altay Cem Meriç mantık,epistemoloji ve ontoloji olmaksızın felsefi yaklaşımların kof birer düşünceden, kakafoniden ibaret olduğunu söylüyor. Günümüzde önemli addedilen kötülük sorununun da bunlardan biri olduğunu, bunun kelamda veya ortalama bir müslümanda bir felsefi sorun, kafa karışıklığı teşkil etmediği kendine has üslubu ile kitapta dillendiriliyor. Kendisine, bu kadar karmaşıklaştırılan bir konuda yalın ve kısa anlatımlar tercih ettiği için minnettarım.
Söylemeliyim ki bu ve diğer tüm kitaplarında mantık ilmini mükemmele yakın kullanıyor. Bu da argümanları çabucak ve anlaşılır olarak çürütmesini çok kolaylaştırıyor. Biz ilim öğrenme gayreti ile yaşayan müslümanların mantık ilminde gerçekten derinleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca Cemil Meriç'in dediği gibi "kavramları tanımlamadan girişilen her tartışma kısır kalmaya mahkumdur". Bir kavramın o toplumda hangi bağlamlarda kullanıldığını idrak etmeden o tartışmada o kavram senin mağlubiyetin olabilir, ilmini zedeleyebilir yahut muhal olan bir şeye bir ömür mümkün bakmanı sağlayabilir. Bu konuda gereksiz ilimden ve yalan bilgiden Allah'a sığınalım biz.
Kitap gerçekten tatlı bir esinti gibi cereyan etti üzerimde,yarım günde bitirip üzerine yazabildim. Okunabilirliği, argümantasyonları, içinde bulunan samimi eleştirileri ve derin yaklaşımları ile kitap 8/10
Bu sene okuduklarım arasında ilk tam puan verdiğim kitap. Bunda; hem dilinin akıcılığı, hem olayın sürükleyiciliği, hem de arada psikolojiye girmesi etkili oldu. Sonundan bahsetmiyorum bile. Bence alınıp okunmalı, özellikle reading slumptayken çok iyi gider. Bu tarz kitap bilen varsa…devamıBu sene okuduklarım arasında ilk tam puan verdiğim kitap. Bunda; hem dilinin akıcılığı, hem olayın sürükleyiciliği, hem de arada psikolojiye girmesi etkili oldu. Sonundan bahsetmiyorum bile. Bence alınıp okunmalı, özellikle reading slumptayken çok iyi gider. Bu tarz kitap bilen varsa benimle de paylaşsın.
•Tanrılaştırmaya en elverişli olan en az bildiğimiz şeylerdir. Tam ihtiyacım olan bir zamanda okudum denemeleri. Kafamı düzenli olarak kurcalayan konuların yazıya dökülmesi ve bilmem kaçıncı yüzyılda bile düşünülmüş olması ne kadar aynı olduğumuza fazlaca vurgu yapıyor bence. Bazen (çoğu zaman)…devamı•Tanrılaştırmaya en elverişli olan en az bildiğimiz şeylerdir.
Tam ihtiyacım olan bir zamanda okudum denemeleri. Kafamı düzenli olarak kurcalayan konuların yazıya dökülmesi ve bilmem kaçıncı yüzyılda bile düşünülmüş olması ne kadar aynı olduğumuza fazlaca vurgu yapıyor bence.
Bazen (çoğu zaman) kaybolmuş hissedebiliyor insan ama kimse yerini bulabilmiş değil zaten, hepimiz aynı durumu farklı şekillerde deneyimleyen insanlarız aslında. Şahsen tüm olay bundan ibaret gibi.Yerini, amacını bulmanında hiçbir zaman tam olarak mümkün olabileceğini düşünmüyorum. Bulsak yine arayacak bir şeyler ediniriz kendimize, içinden çıkması mümkün olmayan bir paradoks kısaca. Pesimist bir taraftan söylememeye çalışıyorum bunları( zaman zaman öyle hissettirsede) aynı zamanda optimist de değilim, bir yönede evrilmesi gerekmiyor zaten.
Okuyun, okutturun demek istiyorum son olarak. Kitap, farkındayım dediğiniz şeylerin ne kadar farkında olmadığınızı yüzünüze çarptıktan sonra her denemede farklı bir aydınlanma hissi yaşatıyor . Net bir şekilde bir defanın yetmeyeceği bir kitap olduğunuda eklemek isterim.
•Gerçekten, resim henüz bitmeden bakacak olursanız çehre ağlayacak mı, gülecek mi bilemezsiniz. Daha garibi var: Gülme son haddine varınca gözyaşlarıyla karışır.
•İyi olmak arzusu bazen öyle azgın bir tutku oluyor ki, iyi olalım derken kötü oluyoruz.
•Bir düşünceden bir düşünceye gider geliriz. Hiçbir şeyi kendiliğimizden kesin ve sürekli olarak istediğimiz yoktur.
•İçinize dikkatle bakarsanız kendinizi iki defa aynı halde bulamazsınız. Ruhumu, baktığım tarafına göre kimi şöyle kimi böyle bir halde görüyorum.
• Herkes aynı akışın içinde sürüklenmiyor mu? Sizinle birlikte ihtiyarlamayan bir şey var mı? Sizin öldüğünüz anda binlerce insan, binlerce hayvan, binlerce başka varlık daha ölmüyor mu?
"Hayat bana çocuk bedenimde yetişkin olma sorumluluğu verdi, belki bu sebeple içten içe hiç büyümek istemedim, belki bu sebeple bir tarafım hep çocuk kaldı. Yaşanması gerekirken yaşanmayan her şey çiğnenmeden yutulmuş bir armut gibi takılır insanın boğazına. Hani bazen bir…devamı"Hayat bana çocuk bedenimde yetişkin olma sorumluluğu verdi, belki bu sebeple içten içe hiç büyümek istemedim, belki bu sebeple bir tarafım hep çocuk kaldı.
Yaşanması gerekirken yaşanmayan her şey çiğnenmeden yutulmuş bir armut gibi takılır insanın boğazına. Hani bazen bir ağırlık çöker boğazınıza, söylemek istediklerinizi söyleyemez, konuşmanız gereken yerde susarsınız ya, işte ben boğazda hissedilen o ağırlığın altında ezildim hayatım boyunca, Küçük bir çocukken, anne babanız en
güvendiğiniz, en sevdiğiniz insanlardır ve sizin için hatasız yaratıklardır. Bir söz verdiklerinde tutacaklarından o kadar eminsinizdir ki, o söz tutulmadıysa bir sebepten ötürü, Siz sözünü tutmayan yetişkini değil de kendinizi
suçlarsınız. Çünkü küçük bir çocuk için anne babası hatalardan münezzehtir. Tutulmayan sözlerin, verilmeyen sevginin, ihmal edilmiş çocukluğunuzun sebebi hiçbir zaman anne babanız değil, sizsinizdir çocuk kalbinizde.
Yakıştıramazsınız onlara kötü olan hiçbir şeyi. Eğer bir sıkıntı varsa size davranışlarında, bu siz o sıkıntıyı hak ettiğiniz içindir. Ya altınızı ıslattığınız ya kardeşinizi kıskandığınız ya yemeğin altını kapatmayı zamanında hatırlamadığınız ya kardeşinizin karnını doyurmadığınız ya da bir sınavdan kötü aldığınız içindir. Öyle ya, ana babalar kutsalsa ve kutsal varlıklar hata yapamayacağına
göre hatalı olan hep sizsinizdir. Böyle yetiştirilen çocuklar olarak bizler yetişkin olduğumuzda insan ilişkilerimizde
bir şeyler ters gittiğinde suçu hep kendimizde ararız, çocukken en güvendiğimiz insanlar olan ebeveynlerimizle kurduğumuz ilişki bir ömre yayılır da böyle ilişki kurarız hayatımıza giren insanlarla.."
😍 Efsane Fantastik Komedimiz ❤️ Çocukluğumuza Çılgınlık ve Güzellik Katan Bir Eser 😜 Stanley İpkise ve Maskeye Hayranım 🤗 En Çok da Jim Carrey' Efsane 😻 Sahi ne oldu Ona? 😱 Çok Merak Ediyorum 🤔
Spoiler içeriyor
Hüzünlü ama tokat gibi bir filmdi. Her daim ikici şansın olmayacağı bazen bir adımın sonucunun çok ağır bedeli olacağı vurgulandı resmen. Gitmek kolay ama kalmak zordur. Hata kolay affedilmek zordur. En ağır olanı ise ömür boyu vicdanın açtığı bir yarayla…devamıHüzünlü ama tokat gibi bir filmdi. Her daim ikici şansın olmayacağı bazen bir adımın sonucunun çok ağır bedeli olacağı vurgulandı resmen. Gitmek kolay ama kalmak zordur. Hata kolay affedilmek zordur. En ağır olanı ise ömür boyu vicdanın açtığı bir yarayla yaşamaktır.
Spoiler içeriyor
Belki bu filmi ilk çıktığında izleyenler, serinin ikinci filmini bir yıl sonra izledikleri için hikâyeye daha “yeniden girme” hissiyle yaklaşmıştır. Ancak ben iki filmi yalnızca iki gün arayla, peş peşe izlediğim için çok daha farklı bir deneyim yaşadım. Olaylar, karakterlerin…devamıBelki bu filmi ilk çıktığında izleyenler, serinin ikinci filmini bir yıl sonra izledikleri için hikâyeye daha “yeniden girme” hissiyle yaklaşmıştır. Ancak ben iki filmi yalnızca iki gün arayla, peş peşe izlediğim için çok daha farklı bir deneyim yaşadım. Olaylar, karakterlerin yaşadıkları ve kurulan ilişkiler zihnimde hâlâ çok tazeydi. Bu nedenle ikinci filmi izlerken bir devam filmi izliyormuş gibi değil, sanki ilk filmin hemen ardından gelen uzun bir bölüm izliyormuşum hissi oluştu. Bu durum da tekrar eden dinamikleri, benzer çatışmaları ve karakterlerin yer yer aynı noktaya geri döndüğü anları çok daha belirgin hale getirdi.
Serinin ikinci filmi, ilk filmin kurduğu yapıyı büyük ölçüde koruyarak ilerliyor ve açık konuşmak gerekirse risk almaktan yine özellikle kaçınıyor. Hikâye bu kez karakterlerin “mutlu sonrasını” kurcalıyor gibi görünse de, aslında derinleşmek yerine yeni krizler üretip aynı döngüyü devam ettiriyor.
Berrin cephesinde bu kez ilginç bir rol değişimi var. İlk filmde annesinin gölgesinde kalan, yalnızlık korkusuyla yanlış kararlar almaya meyilli olan karakter, bu kez annesinin yaptığı evliliğe karşı çıkan, onu korumaya çalışan bir pozisyona geçiyor. Bu tersine dönüş fikir olarak güçlü olsa da yine yüzeyde kalıyor; Berrin’in kendi iç dönüşümünü gerçekten hissetmek zor.
Ayça tarafında ise daha belirgin bir geriye gidiş var. İlk filmde aldığı kararlarla yeni bir başlangıç yapan karakter, bu filmde anneliğin yükü ve ilişkideki beklenti farkları nedeniyle yeniden savruluyor. Evlilik ve çocuk konusunun erkek karakter tarafından ayrı ayrı ele alınmasıyla yaşanan ayrılık, Ayça’yı tekrar eski eşine yaklaştırıyor. Bu durum dramatik bir çatışma sunsa da, karakter gelişimi açısından bir ileri adım değil, daha çok başa sarma hissi yaratıyor.
Selin karakteri bu filmde kariyer odağı üzerinden ilerliyor. Evliliğindeki problemler artık daha görünür hale gelirken, hikâye onun bir seçim yapma noktasına gelişini izletiyor. Finalde eşiyle boşanma kararı almaları, klasik “birlikte yeniden başlama” temasına bağlanıyor. Ancak bu kararın ağırlığı yeterince inşa edilmediği için etkisi sınırlı kalıyor.
Deniz tarafında ise Türkiye’ye dönüşle birlikte yeni bir ilişki dinamiği kuruluyor. Yaman ile olan ilişkisinde yanlış anlaşılmalar ve dış etkenler üzerinden bir gerilim yaratılıyor. Kızılcık Şerbeti'nin silik karakteri Mustafa'yı filmde mafya olarak görüyoruz ve bu karakter üzerinden kurulan absürt komedi tonu, filmin genel yaklaşımını net şekilde yansıtıyor. Deniz’in sonunda Yaman'ın evlilik teklifini kabul etmesiyle hikâyesi de yine güvenli bir mutluluğa bağlanıyor.
Filmin genelinde dikkat çeken bir diğer unsur, mekân çeşitliliği ve görsel hareketlilik. Nevşehir, Muğla ve Adana gibi farklı şehirlerde geçen sahneler ve helikopter gibi “gösterişli” unsurlar, hikâyeye dinamizm katmaya çalışsa da, bu görsellik çoğu zaman anlatının önüne geçemiyor.
Sonuç olarak ikinci film, ilk filmin formülünü neredeyse aynen tekrar ediyor: absürt komedi, bol argo, hızlı akan ama derinleşmeyen karakter çatışmaları ve en sonunda herkesi bir şekilde mutlu sona ulaştıran bir yapı. Seri bu anlamda kendi içinde bir kapanış hissi veriyor; karakterler bir noktada “yerlerine oturmuş” gibi görünüyor. Ancak bu kapanış, güçlü bir dramatik tamamlanmadan ziyade, tanıdık ve konforlu bir bitiş duygusu yaratıyor.