İnsanlar başkalarının gözlerinin içine bakarak nasıl çok içten yalan söyleyebileceğini ve karşı tarafın bunu bile bile nasıl kendilerini kandırdıklarını ve yalanlara inandıklarını izliyorsunuz. İnsanlar korkunç ama bu reality showu seviyorum 🙃 Yeşil kartlım, vize gözlüm, yurt dışı kapım 💕
Spoiler içeriyor
Ateş ve Kül,teknik ve görsel açıdan kalitesini korusa da hikaye anlatımı bakımından serinin önceki filmlerinin gölgesinde kalan bir yapım olmuş. İlk iki filmin sunduğu o yenilikçi ve büyüleyici atmosferle kıyaslandığında, bu yapımda aksiyonun dozu belirgin şekilde düşüyor. Tek başına ele…devamıAteş ve Kül,teknik ve görsel açıdan kalitesini korusa da hikaye anlatımı bakımından serinin önceki filmlerinin gölgesinde kalan bir yapım olmuş. İlk iki filmin sunduğu o yenilikçi ve büyüleyici atmosferle kıyaslandığında, bu yapımda aksiyonun dozu belirgin şekilde düşüyor. Tek başına ele alındığında keyifle izlenebilecek güzel bir film olsa da, genel olay örgüsü açısından bakıldığında ne yazık ki kendini tekrar etme hissiyatı veriyor.
Film öncesinde serinin en acımasız ve sert topluluğu olarak tanıtılan, adeta yamyamları andıran Kül Halkı, hikayeye beklendiği kadar güçlü bir tehdit veya zalimlik katamıyor. Tehdit unsurunun bu kadar yüzeysel kalması da olayların gerilimini düşürüyor. Senaryonun yine aynı "karakterlerin yakalanması, kurtarma operasyonları ve Tulkun saldırıları" ekseninde dönmesi, serinin tanıdık formülünün dışına çıkamadığını gösteriyor. Sonuç olarak izlerken sıkmayan ancak serinin bütününe büyük bir yenilik de katmayan, "olmasa da olurdu" diyebileceğimiz bir geçiş filmi ortaya çıkmış.
Benim çok hoşuma gitmedi açıkçası bu film. En basitinden ikilinin aşkı geçmedi bana. Ayrıca bence harry nin düşünce tarzı hiç normal değil. Kendisinden filmde ilk gördüğümden beri hiç hoşlanmadım.
Film, Sue Ann adlı yalnız bir kadının, kasabadaki gençlerle yakınlaşmasını anlatıyor. Gençlere alkol alabilecekleri güvenli bir yer sağlıyor ve evinin bodrumunda parti yapmalarına izin veriyor. Başta oldukça yardımsever ve sevecen görünse de zamanla davranışları rahatsız edici ve takıntılı bir hâl…devamıFilm, Sue Ann adlı yalnız bir kadının, kasabadaki gençlerle yakınlaşmasını anlatıyor. Gençlere alkol alabilecekleri güvenli bir yer sağlıyor ve evinin bodrumunda parti yapmalarına izin veriyor. Başta oldukça yardımsever ve sevecen görünse de zamanla davranışları rahatsız edici ve takıntılı bir hâl almaya başlıyor.Filmin asıl meselesi ise Sue Ann’ın geçmişinde yaşadığı zorbalık ve aşağılanmanın yıllar sonra onda bıraktığı intikam duygusu. Yani film aslında sadece “çocukları kaçıran ve rahatsız eden bir kadın” hikâyesi değil; zorbalığın insan üzerinde bıraktığı izler, geçmişin intikamı ve mağdurun zamanla fail hâline gelmesi üzerine kuruluyor. Beğendim mi hayır, çok mu kötü o da hayır. Boş zamanda izlenebilir.
beklentimin düşük olması sebebiyle bayıldığım o film. tamam- bayılmak biraz abartı oldu ama ben sadece saplantılı, sevgilisini takip eden bir kız karakter ve normal bir erkek karakterin ilişkisini izleyeceğiz sanmıştım. ama film bambaşka bir boyuttu. romantik- biraz ürpertici bir film…devamıbeklentimin düşük olması sebebiyle bayıldığım o film. tamam- bayılmak biraz abartı oldu ama ben sadece saplantılı, sevgilisini takip eden bir kız karakter ve normal bir erkek karakterin ilişkisini izleyeceğiz sanmıştım. ama film bambaşka bir boyuttu. romantik- biraz ürpertici bir film beklerken bildiginiz gerilim ve korku türünde bir sey izledim yani.
öncelikle film bence cok doğaldı, özellikle ilk 15 dakikada gördüğümüz nikki çok tatlıydı, aynı şekilde bear ve arkadaş grubunun oyunculuğu bana çok geçti. sonrasında dileğin gerçek olmasıyla ürpermeye başladım her şey çok garipleşti. hatta gece izledigim icin mola verip sabah devam ettim ahahwhaj.
-spoiler-
nikki’ye de bear’a da uzuldum. bear’a ama ayrıca sinirlendim, kızı madem psikopat yaptın bari kaç yani kız kapıyı bantlamış bu hâlâ aksam eve geliyo. her neyse. son sahneden de çok memnunum. nikki’nin de bear’a karşı bu dileği dilemesi filmi izlerken aklıma gelmişti hatta belki bu şekilde mutlu son olur diye düşünmüştüm ama bear intihar ettiği için olmadı. şimdi nikki napacak cesetlerle falan bilmiyorum yani hiç. üzüldüm. devam filmi çıkarsa kosa kosa izlemeye giderim.
sonuc olarak kesinlikle tavsiye ediyorum farklı bir filmdi. detayları da çok güzel tiktoktan inceleyebilirsiniz ahehkdjsk. uzun zamandır film izlemiyordum özlemişim🫶🏻.
François Ozon’un, Albert Camus’nün Yabancı romanından uyarladığı 2025 yapımı film, gerçekten çok başarılı. Yıllar önce romanı okuduğumda neler hissettiysem film bu duyguları bana yeniden hissettirdi. Ana karakter Meursault kesinlikle sığ ya da her şeye kayıtsız bir adam değil. Tam tersine!…devamıFrançois Ozon’un, Albert Camus’nün Yabancı romanından uyarladığı 2025 yapımı film, gerçekten çok başarılı.
Yıllar önce romanı okuduğumda neler hissettiysem film bu duyguları bana yeniden hissettirdi.
Ana karakter Meursault kesinlikle sığ ya da her şeye kayıtsız bir adam değil. Tam tersine! Onun topluma ve diğer insanlara uzak duruşu, bir yalanın / bir ilüzyonun içinde yaşamayı reddetmesinden kaynaklanıyor.
“Dünya biz insanlara tamamen kayıtsız, dünya bize hiç aldırmıyor. Öyleyse ben ona neden aldırayım? Ben öleceğim, hepimiz öleceğiz ve yerimize milyonlarca yeni insan gelecek, sonra onlar da ölecek”
Dünyanın /evrenin biz insanlara sergilediği bu aldırmazlığı sindiremez Meursault. Tepkisini böyle gösterir. Bir robot gibi hissiz değildir. Sadece “normal” insanların duyarlılığını (!) saçma, hatta komik bulur. Yapay dramalara karnı toktur. Sonuna kadar doğru bildiğinden şaşmaz, dürüstlükten vazgeçmez.
Tabii ki ortada bir cinayet vardır ve bu korkunç bir şeydir. Ama Camus’nün yaşamdaki sahtelikleri, önyargıları, sevgisizliği göstermesi açısından karakterine “en uç” olayı (cinayeti) yaşatması fiction / kurgu gereğidir.
Albert Camus bir denemesinde “Kış’ın en derininde bile, içimde bir yerde hiç bitmeyen bir yaz olduğunu keşfettim” der. Meursault sanki içindeki o “yaz”ı keşfetmiş biridir.
Başroldeki Benjamin Vousin rolünü kusursuz oynamış. Meursault’nun film boyunca günlük hayatta ve mahkemede sergilediği can sıkıntısını, uzaklığı ama en sondaki rahipli sahnede tüm duygularının bir volkan gibi püskürmesini, dünyaya duyduğu kırgınlık ve öfkeyi, çok başarılı bir performansla aktarıyor bizlere.
Filmde ayrıca Denis Lavant ve Swann Arlaud gibi çok iyi oyuncular var.
Kaçırılmaması gereken bir film.
Arkadaşlarımın sürekli önerdiği bir filmdi. Tek başına korku izlemeye çekindiğim için erteliyordum ama tek izlenmeyecek kadar gerici değildi. İlk başları biraz sakindi ama bence 'işleyiş kötü' gibi bi yerden değildi yani. Bence tam olması gerektiği şekilde ilerledi Huzursuzluğu, garipliği hissedip…devamıArkadaşlarımın sürekli önerdiği bir filmdi. Tek başına korku izlemeye çekindiğim için erteliyordum ama tek izlenmeyecek kadar gerici değildi. İlk başları biraz sakindi ama bence 'işleyiş kötü' gibi bi yerden değildi yani. Bence tam olması gerektiği şekilde ilerledi
Huzursuzluğu, garipliği hissedip ne olduğunu anlayamadık. Sonları da zaten çook akıcıydı.
Bi de karakterler ilk defa zekiydi şaşırdım JSJDKEJEKW
Yanlışlıkla cennete düşseniz ve orada kalabilmek için gizli gizli felsefe dersi alıp iyi biri olmaya çalışsanız ne yapardınız ? Karaktere 'Yakalanma sakın!' diye tezahürat yaparken bir bakmışsınız dizi sizi ahlak felsefesinin içine çekmiş.Tam kafa dagitmalik bi dizi