Bu aralar izlediğim çoğu Kdrama başlarda eğlenceli olup sonradan coook sıkıcı oluyor , bu da öyleydi başlarda akıyordu sonra baymaya başladı. Neden bilmiyorum basrollerin oyunculukları da hiç geçmedi. Bence izlemeyin
Klasik bi film tam beklenen gibi, MLM olması dışında pek bi farkı yok diğerlerinden Jennifer robertson rolü çok güzel oynamış cıvıl cıvıl bir enerjisi var bu kadının bayılıyorum
Spoiler içeriyor
Yıllardır, okuduğum hiçbir kitabı bitiremiyor, yarım bırakıyor, okuduğumu unutup rafımda tozlanmaya bırakıyordum ki, eskiden var olan kitap aşkımı canlandıran bir kitap oldu. Yazarın tarzını beğendim, bir dizi izliyormuşum ya da baş karakter benmişim gibi hissettirdi ve beni alıp hikayenin orta…devamıYıllardır, okuduğum hiçbir kitabı bitiremiyor, yarım bırakıyor, okuduğumu unutup rafımda tozlanmaya bırakıyordum ki, eskiden var olan kitap aşkımı canlandıran bir kitap oldu.
Yazarın tarzını beğendim, bir dizi izliyormuşum ya da baş karakter benmişim gibi hissettirdi ve beni alıp hikayenin orta yerine koydu. Normalde birinci ağızdan yazılmış hikayeleri okumak bana zor gelir, üçüncü şahısla yazılan hikayeler bütün karakterlerin düşünceleriyle daha da derinleşir ve çekicileşir ama hikayenin içine o kadar daldım ki bunu düşünmedim bile.
Kitabın başından beri kayıp olan Mine’yi, son 20 sayfa kala hâlâ bulamadıklarında “Bulun artık şu kızı,” diye kendi kendime söylenirken kızın son iki sayfada hiç olmayacak bir yerden çıkması ve bütün parçaların yerine oturmasıyla kızın hikayesini öğrenmek iç burkan bir son yarattı.
🫰Ne gitmek istiyorum ne kalmak.Ne yaşamak ne ölmek.Ne gülmek ne ağlamak...Aldığım nefes başına buyruk,Gülüşlerim emanet...Ne zaman, hangi saat başladı kayboluşum? Bilmiyorum. Edip Cansever
Film güney kore kırsalında geçiyor bir grup lise öğrencisinin etrafında dönüyor ve onların ilişkilerini ele alıyor Park bo-young okulda kızlar çetesinin başı ve başka bir okula giden herkesin korktuğu başka bir okul çetesi başının kız arkadaşı ama aslında kendisi lee…devamıFilm güney kore kırsalında geçiyor bir grup lise öğrencisinin etrafında dönüyor ve onların ilişkilerini ele alıyor
Park bo-young okulda kızlar çetesinin başı ve başka bir okula giden herkesin korktuğu başka bir okul çetesi başının kız arkadaşı ama aslında kendisi lee jong-suk dan hoşlanıyor. Fakat jong-suk Seul'den gelen başka bir kıza aşık olmuş durumda
Biz bu lise öğrencilerinin aralarındaki yanlış anlaşılmaların ve ilişkilerin zamanla çözüme kavuşmasını izliyoruz.
Bu filmi sadece sevdiğim oyuncular oynuyor diye izledim ve bence yersiz uzatılmış sıkıcı bir film ama oyuncuları ve gençlik dramlarını seviyorsanız ilginizi çekebilir
Spoiler içeriyor
Yani şimdi şöyle diyeyim hikayenin ana karakteri kadın ama ben diğer adama daha çok hak verdim kadın bı tık bana otistik geldi o yüzden sonunu da sevmedim saçma bitti adada hayatta kalmayi anlatıyor zaten film de bilmiyorum kadını sevmediğim için…devamıYani şimdi şöyle diyeyim hikayenin ana karakteri kadın ama ben diğer adama daha çok hak verdim kadın bı tık bana otistik geldi o yüzden sonunu da sevmedim saçma bitti adada hayatta kalmayi anlatıyor zaten film de bilmiyorum kadını sevmediğim için 5 üzerinden puanım 2 falan
Yani çok monoton gerici gibiydi sonra hiçte gerilimle korkuyla alakası yok geldi bana kısaca iyi ki sinemasına gitmemişim anlayamadım tam olarakta zaten bazı şeyleri öyle yani çokta tavsiye etmem.
●Çoğu zaman söze nereden başlanır, nasıl başlanır bilemiyorum ama ilk söyleyeceğim şey bu kadını yani Sultan'ı, Sultan ablayı görmek, duymak, anlamak öyle üzücü ki. Birkaç gün önce vefat ettiğini duyunca yıllar sonra tekrar bu belgesele döndüm. Yıllar önce bir kere…devamı●Çoğu zaman söze nereden başlanır, nasıl başlanır bilemiyorum ama ilk söyleyeceğim şey bu kadını yani Sultan'ı, Sultan ablayı görmek, duymak, anlamak öyle üzücü ki. Birkaç gün önce vefat ettiğini duyunca yıllar sonra tekrar bu belgesele döndüm. Yıllar önce bir kere izlemiştim ama sanırım o zamanlar şimdiki gibi bakıp hissedememiştim yeteri kadar anlamamıştım, görmemiştim bazı şeyleri. Şimdi o kadar iyi anlıyorum ki onu, aynı şeyleri yaşadığım için değil zaten bence aynı şeyleri yaşamam da gerekmiyor onu gerçekten anlayabilmek için. Ama bir insanın bir insanı bu denli sevebilmesini ve bu sevgide bambaşka bir hal almasını, bir rengin içinde kaybolmasını ya da bir rengin içinde kendini bulmasını şimdi anlıyorum. Bambaşka bir şey bu. Bu günlerde Cioran'ın 'Umutsuzluğun Doruklarında' kitabını okuyorum ve orada bir yerde Cioran aşktan bahsediyor: "Aşk için bazıları, gerçek aşk Tanrı aşkıdır, her aşk Tanrı aşkından doğar der, bazıları sanat aşkıdır, sanat aşktır der, bazıları başka bir şey der." diyor. "Ama benim için gerçek aşk bir insanın, bir diğer insana duyduğu aşktır." diyor. "Çünkü bir tek bir insanın bir insana duyduğu aşkta insan ölüme gidebiliyor. Ölüme kadar gidebiliyor. Onun için kendini kaybediyor, kendini yok ediyor kendini ortaya koyuyor gerçek anlamda" diyor.
Ve bu belgeseli izlerken aklımda hep bu cümle vardı. Zaten Sultan abla da "Aşksız insan saman gibidir, imansızdır. Gerçekten aşık olan insandan korkulmaz. Aşksız evlilik yapılmaz" diyor. Yaşadığı her şeye şiddete, terk edilmeye rağmen. Aşk zaten bu değil mi, rağmen, her şeye rağmen. (Her ne kadar insanın gururu bunu kendince haklı olarak yanlış ve uçarı bulsa da)
Daha pek çok şey söylenebilir belki ama şu anda daha fazla bir şey söyleyemiyorum, kelimeler yetersiz kalıyor hem böyle bir kadının yaşadıkları için hem de bu durumda benim hissettiklerim için. Kelimeler çoğu zaman yetersizdir zaten ne yazık ki!..
Sultan Abla'yı izlemek, onu düşünmek, onu hissetmek, onu anlamak kalbimi çok fazla yaraladı ama bir yandan da "İşte bu!" diyorum. "İşte gerçekten yaşadığını iddia edebilecek, gerçekten ben yaşadım, ben insan oldum, ben kalbimin ve tüm varlığımın hakkını verdim diyebilecek bir insandı o." diyorum.
Umarım şu an çok güzel bir yerdedir. Umarım en güzel kırmızılar hep onunla olur, onda olur♡
☆Belgesele yönelik bir şey söylemem gerekirse şunu söyleyebilirim ki güzeldi ama yetersizdi sanki.
18 Temmuz Cumartesi-2026