İzleyin, izletin! Bu dizi bana aslında ebeveynlerimizinde ilk hayatlarını yaşadıklarını, bir zamanlar onların da bizim durumumuzda olduğunu görmemi sağladı. Harika bir yaz dizisiydi, bunun gibisi bir daha gelmez.
Bazı sahnelerin efekti falan çok komikti. Gülmekten odaklanamadım asıl olaya. Ama onun dışında verdiği mesaj da çok güzel konu da çok güzel. İzleyin izletin.
Romantizm yanını bilmem ama sıradan bir lise filmi işte. Sadece komedi yanı için izledim, şu erkek bir tane arkadaşın kızları kovaladığı sahne için izledim sırf.
Spoiler içeriyor
Şu şemsiye meselesi yüzünden izlemiştim ben de. Umduğunuz gibi bir şey değil. Adamın kızı umursadığı falan yok yani. Sadece aradığı adamın yerini o şemsiye sayesinde buluyor o kadar.
Spoiler içeriyor
Hayır ya hangi zekiler bunları shipliyor? Yani tamam iyiler yan yana ama adam tam bir adi filmde. Çapkın şerefsiz değil sadece şerefsiz. O yüzden normalde shiplesem de bu filmde dövesim geldi çocuğu.
Görecelilik fikri bazen beni çok düşündürüyor. Çünkü dikkat edince hem soyut hem somut birçok şeyin insana göre değiştiğini fark ediyorum. Mesela 3 elma örneği… Sayı sabit; gerçekten 3 elma var. Ama o 3 elmanın 'az',fazla'ya da'yeterli'olması kişiye göre değişiyor. Aç…devamıGörecelilik fikri bazen beni çok düşündürüyor. Çünkü dikkat edince hem soyut hem somut birçok şeyin insana göre değiştiğini fark ediyorum. Mesela 3 elma örneği… Sayı sabit; gerçekten 3 elma var. Ama o 3 elmanın 'az',fazla'ya da'yeterli'olması kişiye göre değişiyor. Aç biri için az olabilir, başka biri için fazla olabilir. Demek ki gerçek ile ona yüklediğimiz anlam aynı şey değil.
Aslında hayatın büyük kısmı böyle kavramlarla dolu. Güzel, çirkin, başarılı, normal, zengin, fakir, iyi, kötü… Bunların çoğu mutlak değil; insanın bakış açısına, yaşadığı çevreye, deneyimlerine ve ihtiyaçlarına göre şekilleniyor. İnsan zihni dünyayı tamamen objektif görmek yerine sürekli karşılaştırarak anlamlandırıyor.
Buradan düşününce ahlak konusu da kafamı kurcalıyor. Eğer her şey bir noktaya kadar göreceliyse, iyilik ve kötülük de göreceli olabilir mi? Bana kötü gelen bir şey başkasına iyi gelebiliyorsa, o zaman 'mutlak doğru'gerçekten var mı? Hatta bir tanrının iyi dediği şey bile bana göre iyi olmayabilir. Çünkü sonuçta iyi ve kötü kavramlarını da yine bilinç yorumluyor.
Ama bir yandan da tamamen göreceli bir dünyada hiçbir şeyi eleştiremeyecek hale geliyoruz. Çünkü o zaman herkes kendi doğrusunu yaratabilir. Bu da başka bir çelişki doğuruyor. Belki de insanlar bu yüzden ortak kurallar oluşturuyor; tamamen evrensel oldukları için değil, birlikte yaşayabilmek için. İnsanların çoğu acı çekmek istemiyor, haksızlığa uğramak istemiyor, güvende olmak istiyor. Belki ahlakın temeli de buradan geliyor.
Yine de kesin bir cevabı olduğunu düşünmüyorum. Sanki insan sürekli mutlak bir anlam arıyor ama evren buna net cevap vermiyor. Belki de hayatın en zor taraflarından biri bu'Kesinlik istemek ama belirsizlik içinde yaşamak.
Spoiler içeriyor
Selam, Diziyi geçen günlerde bitirdim ama ancak gönderi paylaşabiliyorum. Öncelikle seri ile yıllar önce, yanlış hatırlamıyorsam 2013 yapımı olan filmi ile tanışmıştım ve o dönem çok hoşuma gitmişti. Devam filmi çıkmamıştı ve güzel bir film olarak aklımda kalmıştı. Yaklaşık sekiz…devamıSelam,
Diziyi geçen günlerde bitirdim ama ancak gönderi paylaşabiliyorum.
Öncelikle seri ile yıllar önce, yanlış hatırlamıyorsam 2013 yapımı olan filmi ile tanışmıştım ve o dönem çok hoşuma gitmişti. Devam filmi çıkmamıştı ve güzel bir film olarak aklımda kalmıştı. Yaklaşık sekiz yıl önce de bu seriden bir arkadaşım vasıtasıyla haberdar olmuştum ama bu serinin izlediğim film ile aynı konuda olduğunu çok sonradan öğrenmiştim. Günümüze geldiğimizde ise beni bu seriyi izlemeye ne itti veya izlemek için neden bu zamanı seçtim bilmiyorum doğrusu.
Anılar bir kenara dizi hakkında konuşacak olursam, kitap serisi olan bir uyarlama aslında. Kitaplarını okumadığım için bağımsız olarak değerlendireceğim.
Konu bakımından ilgi çekici, tabii ki bu tür konuların türevleri çok fazla. Neyden nasıl bir şekilde ne beklediğiniz değişir. Ben genel olarak tatmin edici buldum. Karakterler, oyuncular, karakterlerin işlenişi ve mekanlar… ilk sezon sanırım en hızlı bitirdiğim sezon oldu. Yeni bir dünyaya dalıyorsunuz, merak duygusu tavan. Üstelik yüzler de çekici olunca 🙂 efekt bakımından bazı sahneleri acemi ve yetersiz bulduğum da oldu. Ama bu durumu diğer iki sezonda toparlamayı başarmışlar. İkinci sezon da akıcılık konusunda fena değildi. Son sezonda ise biraz uzatmalara oynamışlar gibi olmuş veya ben öyle hissettim. Kitapta da aynı konular işlenmiş olabilir ama dizide bunu başaramamış da olabilirler, emin değilim.
Sonuç olarak baktığımda şans verilebilecek bir seri. Bu arada sanırım beni en çok final bölümünde, Clarissa’nın kimseye bir şey söylemeden enstitüden ayrıldığı ve rünlerinin silinmeye başladığı sahne etkiledi… Dizi bittikten sonra da bir boşlukta hissettim kendimi. Bazı dizilerin bittikten sonra yaşattıkları bu duygu durumu gerçekten can sıkıcı…
🪽
"Mutluluğun, duyduğum en yapıcı tanımı, olumlu deneyimlerin ve kişinin kendisini daha derinden fark etmesinin bir bileşimi olduğudur. Nelerde iyi olduğunuzu ve bu niteliklerinizin hem kendinize hem de başkalarına yardım etmek için nasıl kullanabileceğinizin farkına varmak, böylece kendinizin ötesine uzanan bir…devamı"Mutluluğun, duyduğum en yapıcı tanımı, olumlu deneyimlerin ve kişinin kendisini daha derinden fark etmesinin bir bileşimi olduğudur. Nelerde iyi olduğunuzu ve bu niteliklerinizin hem kendinize hem de başkalarına yardım etmek için nasıl kullanabileceğinizin farkına varmak,
böylece kendinizin ötesine uzanan bir şeyin parçası olmak. Çoğu insan, kendisinin ötesine doğru bir adım attığında farkındalık gelişir. Orada, mutluluk olarak adlandırılacak şeyi bulurlar."