Bir dizi spinoff u diziden daha iyi nasıl yapılır adlı çalışma karakterlerin tasarımının hikaye anlatımının ve oyunculuğun zirve yaptığı gelmiş geçmiş en iyi yapım
Okuyalı bir süre oluyor, Kanat Güner'in kendisini ve kitaplarını araştıralı da onun iki katı kadar falan olmuştur sanırım. Bu kitap hakkında konuşmak istiyorum ama hiç olumlu fikirlerimin olmadığını bilin. Bu mecrada bu kitaba dair olumsuz bir değerlendirmeye ihtiyaç olduğunu hissettim.…devamıOkuyalı bir süre oluyor, Kanat Güner'in kendisini ve kitaplarını araştıralı da onun iki katı kadar falan olmuştur sanırım.
Bu kitap hakkında konuşmak istiyorum ama hiç olumlu fikirlerimin olmadığını bilin. Bu mecrada bu kitaba dair olumsuz bir değerlendirmeye ihtiyaç olduğunu hissettim. Anlayamadığım çok nokta var, kendimce yaptığım çıkarımlar da kitabı kafamda koyduğum yerde etkili tabii ki. Ama bir şeyden eminsem o da iddia edildiği gibi bağımlılığın insan hayatını nasıl bir b.ka sürüklediğini anlatmıyor oluşu. Özendirici bir tarafı bile var hatta. Her şeyden önce bu kadın pişman değil arkadaşlar; yaptıklarından ve seçimlerinden pişman bile değil. Karakteri dolayısıyla yanlışlarını kabul etmenin kendi zihninde bir tür saldırı niteliği taşımasından ötürü pişmanlıklarını alayla ve kibirle gizlediğini söyleyebiliriz tabii ama bazen de önemli olan bize yansıtılandır ya... İnsanların onu koymaya çalıştığı bağımlılık karşıtı feminist pencere biraz abes duruyor. Hiç katılmıyorum yani. Nefret kusmuyorum, empati yapmaya ve anlamaya çalışıyorum kendisini ama zorlanıyorum. Neyse. Daha uzun, detaylı bir yazı yazacak olursam link atarım :d
🩸“Karnımdaki bebeğin babası kocam mı, yoksa babam mı bilmiyorum." ... Ensesti “aile meselesi”, pedofiliyi “bir saplantı” ya da “kontrol edilemeyen bir arzu” gibi yumuşatmaya çalışmak, yapılan kötülüğün üzerini örtmektir. Ortada bir çocuk varsa, ortada eşit iki insan yoktur. Çocuğun rızası…devamı🩸“Karnımdaki bebeğin babası kocam mı, yoksa babam mı bilmiyorum."
...
Ensesti “aile meselesi”, pedofiliyi “bir saplantı” ya da “kontrol edilemeyen bir arzu” gibi yumuşatmaya çalışmak, yapılan kötülüğün üzerini örtmektir. Ortada bir çocuk varsa, ortada eşit iki insan yoktur. Çocuğun rızası diye bir şey yoktur.
Bir çocuğun bedenine, çocukluğuna ve güven duygusuna el uzatmak; onun hayatından çalınmış yıllardır.
En korkuncu da bazen kötülüğün yabancıdan değil, “aile” dediğimiz yerden gelmesidir.
Aile olmak, çocuğun üzerinde sınırsız hak sahibi olmak değildir.
Kan bağı, hiçbir suça mazeret değildir.
Sessizlik, korumak değildir.
Çocuğu susturmak, aileyi korumak değildir.
Bir çocuğu korumayan aile, yalnızca susmuş olmaz; kötülüğün devam etmesine izin verir.
Bu kitapta beni en çok öfkelendiren şey yalnızca yaşananlar değil, böyle durumlarda çocuğun sesinin yetişkinlerin itibarı, aile düzeni veya “el âlem ne der” korkusundan daha değersiz görülmesi.
Çocukların görevi ailelerinin sırlarını taşımak değil.
Yetişkinlerin görevi çocukları korumak.
🩸"Hasta kavramı, konuyu şöyle tehlikeli bir noktaya getiriyor. Bir kişiye hasta dediğiniz andan itibaren ya?tığı eylemi hastalık çatısı altında ya?tığını söylemiş oluyorsunuz ve yasal anlamda ceza ehliyeti kavramı giriyor işin içine. O zaman kişiye ya?tığı eylemden dolayı bir hak tanımış oluyorsunuz. ‘Ben, bu eylemi yaptım ama hastayım. Bir hastalıksa, o zaman bundan dolayı suçlanamam.’ Siz hastalığınız sebebiyle ya?tığınız bir davranıştan dolayı suçlanabilir misiniz, ceza alır mısınız? Hayır almazsınız.
O zaman biz enseste ya da ?edofiliye bir hastalık olarak bakmaya başlarsak, o zaman ceza ehliyeti kavramı devreye girer ve sonuçta bu kişilerin ceza alması ortadan kalkar. O zaman iş çok tehlikeli bir yere gider. Ben bu konuda hastalık kavramının kullanılmasını uygun bulmuyorum. Bu davranışlar, ?sikiyatrik yaklaşıma göre ?arafili[2] kavramı içinde ele alınıyor. Evet, bu bir davranış bozukluğudur, hastalık da diyebilirsiniz ama bu hastalık ceza ehliyetini etkileyen bir hastalık kavramı olarak değerlendirilemez. Bunu ayırmak lazım. Cezai ehliyetini engelleyecek nitelikte bir hastalıktan söz edilemez.”
Okuduğumuz veyahut gördüğümüz haberlere benzemeyen türde bir kitap.
Acı gerçeklerin çok daha acı olduğunu gösteren.
Okuyamadım. Türkiye'yi geçtim, dünyanın herhangi bir yerlerinde bu tür dehşetin yaşanıyor olması birkaç gündür uykularımı kaçırıyor.
Ya hemen dibimdeyse ve farkında değilsem?
Ya bugün muhabbet ettiğim biri bu tür dürtülere sahip bir yaratıksa?
Keşke her şeyden evvel masum olan çocuklar korunabilse.
Yalnızca ses çıkarmak yetmiyor, görünen bu.
Spoiler içeriyor
Bu anime ilk başlarda çok güzel başladı işte apotecehery diaries animesine benziyor.Eski zamanların Çinini anlatıyor cariyeler var.Bu animede beden değişimi içeriyor Reirin ile Keigetsu beden değiştiriyor ilk başlarda çok fazla sardı ama sonra bölümlerde herkesin beden değişimi öğrenmesi çok saçma.Olay…devamıBu anime ilk başlarda çok güzel başladı işte apotecehery diaries animesine benziyor.Eski zamanların Çinini anlatıyor cariyeler var.Bu animede beden değişimi içeriyor Reirin ile Keigetsu beden değiştiriyor ilk başlarda çok fazla sardı ama sonra bölümlerde herkesin beden değişimi öğrenmesi çok saçma.Olay örgüsü iyiydi ama bozuldu.Normalde 10 puan vermek isterdim son bölümlere yakın 7 yada 6 puan vermeyi düşünüyorum.Gabiye üzüldüm kin klanından bir tane cariye Shu Gabi ve İmpatoriçenin ilişkisini bozdu ona niye kızmadılar onada kızabilirlerdi.Hatta en çok cezayı o hak ediyor.Keigetsudan ilk başta nefret etmiştim ama karakterin arka plan hikayesi ve Shu gabinin onu nasıl yönettiğini görünce o kızada üzüldüm.Gabi İmpatoriçeyi zehirlemesinin sebebi ise veliaht prensi olması Gabi bebeği doğuramadıgı için ve İmpatoriçenin bir oğlu oldugunu görünce çok sinirlendi,intikam planı hazırladı onlara.Bu arada Gabi ayrıca Leileiyi kandırıyor gene bölüöün ilk başlarda (Kızıl saçlı olan kız Keigetsunun nefret ettiği) Leileiyide sevmemiştim ama sonrasında onu sevdim.Benim en sevdiğim karakter Siyah saçlı bir tane erkek karakteri veliaht presin yanında.Ben onu çok sevdim.Eğer anime biraz daha uzun ve olay örgüsüde daha iyi olsaydı güzel olurdu ama olsun gene izlenmeye değerdi ve Apotechery diariese benziyor.Apotechery diaresin yeni sezonuda geliyor onuda çok merak ediyorum 3 sezonu umarım güzel olur.1 sezon hala yarım ama onun bölümlerinide bitiricem.Bu animeninde yeni sezonu geleceğini düşünüyorum çünkü animenin sonlarında yeni iki karakter daha geliyor.Büyük ihtimalle ya Reirinin kardeşleri yada akrabaları.Mangasıda devam ediyor
Kötü toplumun helak olmamasını sağlayan şey dünyayı kana bulayan insanlar değil, nilüfer gibi kalbi olan insanlardır... Yeni köşe yazım yayimda arkadaşlarımm profilimden ulaşabilirsiniz 🩷🌸
kafa dagitmalik keyifli bi filmdi. acikcasi kerem ve giray isin icinde olunca daha iyi beklemistim cok waow olmadim. ama citir cerez izlenir. disko disko partizani
Zamanlaması çok manidar. Göçmen polislerinin etkinliğinin çoğaldığı dönemde servis edilmiş olması filmi sektörde ekstra etkileyici kılıyor fakat izleyiciye, özellikle orta asya ve orta doğu seyircisine hiç bir şey hissettirmeyen bir filmdi bence. Sözde hak savuncusu STKları okşamak için yapılmış, duygu…devamıZamanlaması çok manidar. Göçmen polislerinin etkinliğinin çoğaldığı dönemde servis edilmiş olması filmi sektörde ekstra etkileyici kılıyor fakat izleyiciye, özellikle orta asya ve orta doğu seyircisine hiç bir şey hissettirmeyen bir filmdi bence. Sözde hak savuncusu STKları okşamak için yapılmış, duygu aktarımı konusunda sınıdta kalmış bir yapım.
Bu film, 1986 yılında Antalya'da yaşanan ve kamuoyunda N.T. Olayı olarak bilinen gerçek bir adalet skandalına ve bu skandala yol açan eski Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 438. maddesine dayanır. Eski TCK’ 438. Maddesi, “fuhşu meslek edinmiş ( seks işçisi )…devamıBu film, 1986 yılında Antalya'da yaşanan ve kamuoyunda N.T. Olayı olarak bilinen gerçek bir adalet skandalına ve bu skandala yol açan eski Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 438. maddesine dayanır. Eski TCK’ 438. Maddesi, “fuhşu meslek edinmiş ( seks işçisi ) bir kadına tecavüz eden veya onu kaçıran sanıklara verilecek hapis cezasında üçte iki oranında indirim uygulanır. Nitekim filmin uyarlandığı N.T. Davası da şöyledir. Antalya’da dört erkek tarafından kaçırılıp tecavüze uğrayan Nazire Tarhan adlı kadının seks işçisi olduğu iddia edildi. Mahkeme bu ceza maddesini uygulayıp sanıkların cezalarında büyük indirime gitmiştir. Bu karar toplumda, kadın örgütlerinde ve basında büyük bir öfke ve hayal kırıklığı yarattı. Türkiye genelinde kitlesel eylemler ve protestolar düzenlendi. Artan baskılar sonucunda TBMM'de hazırlanan önergeyle 21 Kasım 1990 tarihinde bu insanlık dışı madde yürürlükten kaldırıldı.
Bu tarz filmler eski Türk sinema sektörünün ne kadar cesur olduğunu gösteriyor. Şuan ki Türk sineması (tabi hala öyle bir şeyin varlığına inanıyorsanız) suya sabuna dokunmayan herşeyi drama ya da romantik komediye bağlayan içtimai meselelerden fersah fersah uzakta duran pembe götlülerle dolu ne yazık ki…
Bir adamın bi şekilde farklı evrenlerdeki kendisiyle karşılaşmasını ve bu karmaşanın getirdiği kaosu anlatan bir yapım. Ben çok seviyorum bu tarz uyarlamaları. İlgilisiyseniz çok beğeneceksiniz. 8/10