postmodern û mir-hov Ne tenê ji bo têgihîştina îro, di heman demê de ji bo îro jî bi awayekî radîkal were pirsîn divê were xwendin. Barbarî êdî ne hovaniye. Telefonek wî heye, Îngilîzî dipeyive, li kafeyê qehweya latte vedixwe, û…devamıpostmodern û mir-hov
Ne tenê ji bo têgihîştina îro, di heman demê de ji bo îro jî bi awayekî radîkal were pirsîn divê were xwendin. Barbarî êdî ne hovaniye. Telefonek wî heye, Îngilîzî dipeyive, li kafeyê qehweya latte vedixwe, û broşurên “ekolojîk” belav dike.
Û belkî ji hemûyan ya herî xofdar:
Barbar êdî ji derve nayên. Ew li hundur in. Nav me de ne. Em in.
Li serê vê Birca dîjîtal a Babîlê ku ji hêla şaristaniyê ve hatî çêkirin, wêneyek giyayê ku bi heman mezinahiyê hatî birîn heye. Me hemûyan di wê wêneyê de photoshop kirin. Bi vîna me ya azad.
Güzeldi. Gerçek olaylardan uyarlanan filmlerin insana verdiği his daha başka oluyor. 1970'lerde ulusal parkta ayıların kontrolden çıkması ile gerçekleşen korkunç olaylardan bahsediyor. İlerleyişini sevdim, gereksiz korkutmayı amaçlamayan, olayları olduğu gibi yansıtmaya çalışan bir yapım olduğunu düşünüyorum. 10/10
Bilmem anlatabiliyormuyum içimdekileri... Uzun zaman önce terk ettim aile evimi O zamandan beri kendi yatağım olmadı hiç Ya başkalarının koltuklarında geçti geleceğim Ya da bir lojmanda yattım ağırlığıyla kimsesizliğin Öyle bir raddeye geldiki bu ait olmama hissim Artık aile evine…devamıBilmem anlatabiliyormuyum içimdekileri...
Uzun zaman önce terk ettim aile evimi
O zamandan beri kendi yatağım olmadı hiç
Ya başkalarının koltuklarında geçti geleceğim
Ya da bir lojmanda yattım ağırlığıyla kimsesizliğin
Öyle bir raddeye geldiki bu ait olmama hissim
Artık aile evine dönünce dahi bulamıyorum ait olan yerimi
Sonra bir kez daha anladım ki şöyle bir gerçeği
Bıraktığın hiç bir yer aynı kalmaz, fakat ruhun da geçmişi aramayı bırakmaz
Çok önceden kaybettim ben evim denilen şeyi
Uzun bir süredir kendi yatağım dediğim şey bile misafir odasında ki bir çek yat idi
Bilmem anlatabiliyormuyum içimdekileri
Hiç bir yere ait olamayan kalbimdeki benliğimi
Ben hiç bir yerde kalıcı olamadım gece ve gündüz gibi
Düzgün bir alışverişim olmadı kaldığım yerle ilgili
Oturduğum koltuk dahi uzun süre kalıcı olmadığımı bilirmiş gibi
Esnemedi, kıpırdımadı bile sanki orda hiç yokmuşum gibi
Aynı şekilde insanlarda bana karşı hep öyleydi
Gideceğim anı kovalarlarmış gibi
Kapıyı süzerlerdi gitmemi isterler miş gibi
Sanırım anlıyorsunuz artık içimde ki hiç bir yere ait olamayan benliğimi...
Müzikler, görsellik, akış ve hikâyelerin birbiriyle bağlantısı harikaydı. Yavaş ilerleyen, olaydan ziyade karakterlerin duygularına odaklanan bir anlatımı olduğu için herkese hitap etmeyebilir ama çok keyifli ve naif bir filmdi.
Dolaşıma çıkmayan para gibiyim,her yanımda yükselen kur baskısı ve artışlara boyuneğen iktisadi yapıya haiz bir haldeyim. Miladı dolmuş teorilerle boğuşmaktayken,morotoryum ilan etti bütün ülkem ... E.Ertay
“Su ile şiir arasındaki ilişki dünyanın en eski dillerinde yatan bir gerçektir. İngilizce "şiir" anlamına gelen poem sözcüğü eski İbranice'den gelir ve sözcüğü sözcüğüne çevrildiğinde "çakılların üzerinden akan suyun sesi" demektir.” Dipnotları okumayı atlamayın. Oralarda nice cevherler gizli.
2026'nın 41.filmi... Yorumu yazarken 2 kere yanlışlıkla silindi çıldırmak üzereyim. Filmi ilk duyurulduğundan beri çok merak ediyordum. Bugün sinemada izledim ve birkaç saat sindirdikten sonra sıcak sıcak yorum yapmak istedim. Filmin ilk yarısı gerçekten çok sıkıcı yani izlerken bir de…devamı2026'nın 41.filmi...
Yorumu yazarken 2 kere yanlışlıkla silindi çıldırmak üzereyim.
Filmi ilk duyurulduğundan beri çok merak ediyordum. Bugün sinemada izledim ve birkaç saat sindirdikten sonra sıcak sıcak yorum yapmak istedim.
Filmin ilk yarısı gerçekten çok sıkıcı yani izlerken bir de baktım karakterlere backstory yazılıyor ve tepkim şu: Tamam da kanka, NALAKA??
O hikâyenin tamamlanmayacağı, güzel bir karakter gelişimi göremeyeceğimiz 10 metre öteden belli. Neden yani neden??
İnsanların zaten karakter görmek gibi bir beklentisi yok. Backrooms çok büyük bir mit, bir kitlesi var. Biz oraya evren için gidiyoruz. Bana evreni göster.
Onun dışında bir çok şey yanıtsız kalıyor filmde. Böyle bir belirsizlik bu evren içinde bekliyordum zaten ama bence bazı konuların daha çok üstünde durulması gerekiyordu.Filmin genel olarak yavaşlaması gereken yerleri hızlandırmak, hızlı geçmesi gerektiği yerlerde yavaşlamak gibi bir huyu var.
Ha film çok mu kötü, değil. Mesela en iyi yanı seni içine alması. Filme girebiliyorsunuz. Özellikle backrooms sahneleri gerilimi gayet güzel veriyordu.
Filmin evreni de toparlanmayacak gibi değil.Yanıtsız bıraktığı soruların bir kısmına devam filmlerinde cevap verse, güzel senaryolarla evreni genişletse gerçekten iyi bir şeyler ortaya çıkabilir ama şu anki hâliyle backrooms fanları için bir dönüm noktası değil.
İzlenebilir ama sinemada izlenmesine gerek yok. Zaten film +16 olmasına rağmen bizim sinema bücür kaynıyodu. Baya konuşuyorlardı bi sinema kültürü de yoktu. Sürekli dışarı çıkmalar... Bi ara 2 kişi hemen perdenin yanındaki acil kapısından dışarı çıktı kapıyı da açık bıraktı,dışardan ışık geliyor hemen de perdenin yanı yani. Ben delirdim tabi sonra bi tanesi kalktı kapattı arkalarından, alnından öpesim geldi.
İzlemek isterseniz kendinizi biraz absürt,hafif gelirimli, ortalama bir filme hazırlayın. Keyifli seyirler...
Benim üstümde nazar mı var ay bilgisayarım da bozuldu sanırım ders çalışamıyorum şu an Kimin gözü varsa geri alsın ya valla nazar değicek bi hayatım yok çok şükür
Spoiler içeriyor
About Time sadece bir zaman yolculuğu filmi değil... insanın kalbine sessizce dokunan bir film. Başta sana tatlı romantik ve eğlenceli geliyor ama sonlara doğru fark ediyorsun ki film aslında zamanı değil, hayatı anlatıyor. Spoilerlı anlatırsam… Tim geçmişe dönebildiğini öğrenince ilk…devamıAbout Time sadece bir zaman yolculuğu filmi değil... insanın kalbine sessizce dokunan bir film. Başta sana tatlı romantik ve eğlenceli geliyor ama sonlara doğru fark ediyorsun ki film aslında zamanı değil, hayatı anlatıyor.
Spoilerlı anlatırsam…
Tim geçmişe dönebildiğini öğrenince ilk başta bunu mükemmel bir hayat kurmak için kullanıyor. Mary ile tanışıyor hatalarını düzeltiyor aşkını kazanıyor.Her şey masal gibi ilerliyor sanıyorsun.
Ama sonra film sana çok ağır bir gerçekle vuruyor
Tim’in babası kanser oluyor
Ve Tim ne kadar zamanı geri alabilirse alsın, bazı şeyleri tamamen değiştiremiyor İşte film burada keşke hissini anlatmaya başlıyor. Tim babasıyla daha fazla vakit geçirmek için sürekli geçmişe dönüyor. Çünkü aslında en değerli şeyin aşk değil sevdiklerinle geçirdiğin zaman olduğunu anlıyor.
En kırıcı kısım ise şu Babası öldükten sonra artık geçmişe gidip onunla görüşemiyor Çünkü çocuklarının geleceği değişmesin diye zamanda fazla oynayamıyor Ve bir gün babasıyla yaptığı son yürüyüş var
O sahne gerçekten insanın içine oturuyor
Film sonunda Tim artık zamanı değiştirmeyi bırakıyor Çünkü mükemmel gün yaratmanın sırrının zamanı geri almak olmadığını anlıyor Sıradan bir günü bile dikkatlice yaşamak yetiyor.
Ve filmin verdiği mesaj şu oluyor
Hayat zaten kısa
Bu yüzden her günü ikinci kez yaşıyormuş gibi değil, ilk ve son kez yaşıyormuş gibi yaşa.
About Time bittikten sonra insan
ailesine sarılmak istiyor
eski anıları düşünüyor
zamanı durdurabilmeyi diliyor
Film seni ağlatırken aynı anda içini de sıcacık yapıyor O yüzden çoğu kişi için sadece bir film değil unutulmayan bir his gibi geliyor
📌 Yusuf Miroğlu, nişanlısı Zeynep ile beraber askerliğini birlikte yaptığı arkadaşının düğünü için Diyarbakır'a gider. Ancak arkadaşı düğün sırasında bir suikast sonucu hayatını kaybeder. Miroğlu, olayın sorumlularını araştırmaya başlayınca ortada çok karmaşık bir takım örgütlerin olduğunu görür.