Bir şeye neden inandığımız sorusu belki de bütün bu soruların içinde en önemlisidir ve muhtemelen kötü düşünmenin tedavisinde kilit önemdedir. Ve maalesef çok nadiren sorulur. İyi İnsanlar Kötü Düşününce, sayfa 189
Sokrates gibi Descartes da sizden ısrarla hayatta bir kez olsun (Latincesiyle, seme! in vita şeklinde ifade eder bunu) durup kendinize bazı çok zor sorulan sormanızı ister. Bunlar her şeyden önce ne yapmakta olduğunuzla ilgili sorular olmalıdır. Fakat aynı zamanda ve…devamıSokrates gibi Descartes da sizden ısrarla hayatta bir kez olsun (Latincesiyle, seme! in vita şeklinde ifade eder bunu) durup kendinize bazı çok zor sorulan sormanızı ister.
Bunlar her şeyden önce ne yapmakta olduğunuzla ilgili sorular
olmalıdır. Fakat aynı zamanda ve daha önemlisi, ne yapacağınıza
karar verirken başvurduğunuz inançlar hakkında epistemolojik
sorular olmalıdır. Eylemlerinizi ve bu eylemlere yön veren değerleri,
idealleri ve ilkeleri sorgulamanız gerekir. Bildiğinizi sandığınız şeyi
gerçekten bilip bilmediğinizi bilmeniz gerekir. Sorgulanmış hayatın
gereklerini tam olarak yerine getirebilmek için inandığınız şeylere
biraz olsun kafa yorup, bu inançların epistemik açıdan sağlam
temelleri olup olmadığını tespit etmeniz gerekir.
İyi İnsanlar Kötü Düşününce, sayfa 188
Kurtuluş Projesi ve Interstellar bence bilim kurgu türünün farklı yönlerini başarılı şekilde yansıtan yapımlar arasında yer alıyor. İki filmde de insanın hayatta kalma mücadelesi, umut duygusu ve bilinmezliğe karşı verdiği savaş ön planda tutulmuş. Özellikle atmosfer kullanımları ve gerilim hissi…devamıKurtuluş Projesi ve Interstellar bence bilim kurgu türünün farklı yönlerini başarılı şekilde yansıtan yapımlar arasında yer alıyor. İki filmde de insanın hayatta kalma mücadelesi, umut duygusu ve bilinmezliğe karşı verdiği savaş ön planda tutulmuş. Özellikle atmosfer kullanımları ve gerilim hissi izleyiciyi sürekli filmin içinde tutmayı başarıyor.
Kurtuluş Projesi daha çok çaresizlik ve mücadele hissini ön plana çıkarırken, Interstellar bunu duygusal bir boyutla destekliyor. Interstellar’daki zaman kavramı, uzay sahneleri ve müzikler gerçekten etkileyici bir deneyim sunuyor. Ayrıca baba-kız ilişkisi filme ayrı bir derinlik katıyor. İki yapım da sadece görsel açıdan değil, verdiği mesajlar ve düşündürdükleriyle de izleyicinin aklında kalmayı başarıyor.
Benim açımdan Interstellar biraz daha önde duruyor. Çünkü sadece bilim kurgu tarafıyla değil, duygusal hikâyesi, müzikleri ve görsel atmosferiyle de çok güçlü bir etki bırakıyor. Özellikle zaman kavramını işleyiş biçimi ve final kısmı uzun süre akılda kalıyor.
Kurtuluş Projesi ise daha sade ama sürükleyici bir hayatta kalma hikâyesi sunuyor. Gerilim ve yalnızlık hissini iyi veriyor fakat Interstellar kadar derin bir duygusal etki bırakmayabiliyor. Yine de bilim kurgu seven biri için ikisi de izlenmeye değer yapımlar.
Şimdi burda kar yağıyorsa, her yerde yağıyordur ve vakit dardır. Su geçirmez çizmeleri de vardır, aman vermez yıldırım çekenleri de; ve polisleri, polisten kaçanları ve düzgün cümle yapanları, anayasaya giriş, felsefeye başlangıç ve statik okuyanları, ağaç okşayanları, ekmek dilimlemeyi ve…devamıŞimdi burda kar yağıyorsa, her yerde yağıyordur ve vakit dardır.
Su geçirmez çizmeleri de vardır, aman vermez yıldırım çekenleri de;
ve polisleri, polisten kaçanları ve düzgün cümle yapanları,
anayasaya giriş, felsefeye başlangıç ve statik okuyanları,
ağaç okşayanları, ekmek dilimlemeyi ve yemeyi sevenleri
—arada bir ateş gibi yakıp geçmeden tarihin kundurası—
mevsim sonu ucuz satışları, indirimli fiyatları ve hiç düşlemeden
bir incir ağacının bütün bir yaz süren denizli rüyasını,
doğduğu yerin yitik anısını bulduğunu sanarak
sevenler vardır.
Dördüncü boyuta göre bile
vakit dardır.
Denizlere en tutkun adamın bile çok zaman uykusu vardır.
Bir çırpıntı gibi gelip gider düşlerinin kumlarda yattığı
o adsız şehir, halkının boylu boyunca kumlarda yattığı;
başkalarının o uğultulu şehre biraz kuzeyden baktığı,
ne kadar suya girseler ıslanmayan
çımacıları, dalyan toplayanları, vapur yürütenleri,
suya bakıp rüzgâr söyleyenleri, yağmuru yanılmadan bilenleri,
yağmura şemsiyesiz çıkanları,
bakkal çıraklarını, meyhane komilerini, deniz adamlarını,
izinli yürüyüşleri, sağlıksız grevleri ve aynen lokavtları,
doğduğu yerin yitik anısını bulduğunu sanarak
sevenler vardır.
Vakit dardır.
Her şeyin acısı birden gelişir ve hız verir kanına:
çiçeğin susuzluktan kuruması, kedinin açlığı ve eylül ortası;
bir yanlışlık, bir kırgınlık, bir izin akşamının ilk karası;
sıkılgan ölümün kuluçkadaki kuşunun çatlamayan ilk yumurtası…
İşte akreple yelkovanın, örümcekle sineğin saat on ikideki arası;
ancak coşkunluğa vakit dardır.
Ey onun adsız bir ot olarak yüzyıllardır sürgün veren sabrı,
durumunun dağlara bir akşam olarak vuran gölgesi;
ey usta berberlerin bileyli usturası, lağımcılar kazması;
ey bileycilerin en hüzünlüsü, kıvılcımlar ustası;
ey en tıraşlı mücellit kalfası…
Bir fakülte rozetinde gülümseyen kırmızı, uslu kırmızı;
gülüşünüz bir mağaranın karanlık tarihini aşıyor artık.
Bir şehrin güneyi ve batısı vardır.
Vakit dardır.
Bizim tasalarımızın eskidir tarihçesi:
sonunda umutlanmak, başında gül bahçesi.
Bir bayrama su veriyor bir gümüş çeşme;
çünkü dünyada artık
vakit dardır.
~ Turgut Uyar
Spoiler içeriyor
Değişik bir film ama güzel sürekli olarak tek bir yerde geçmesine rağmen sıkılmadım çünkü hem sürükleyici hem de merak uyandıran bir filmdi sonuna kadar .10/9 veririm çünkü diğerlerininde evin içinden çıkmasını isterdim
Sorgulanmış bir hayatta bu değerlendirme egzersizi yalnızca ömrünüzün sonunda, ölüm döşeğindeyken geçmişe bakıp nasıl bir hayat sürdüğünüzün izahatını yapmanız şeklinde gerçekleşen bir şey değildir. Sorgulanmış bir hayatta bütün hayatınız boyunca kendinizi savunursunuz. İyi İnsanlar Kötü Düşününce
Sultan Mahmud döneminde saraydan çalınan bir elmas ve beş hırsızın hikayesini konu alıyor. Hikaye ilerledikçe her kişinin ayrı bir sırri açığa çıkıyor. Karakterler ve olay örgüsü yerinde sıkmadan fazla dikkat dağıtmadan finale götüyor. İyi okumalar.