"Gerçek cesaret, ne zaman can alacağını değil, ne zaman esirgeyeceğini bilmektir." Kitabı okuduktan sonra üç film olduğunu görünce şaşırmıştım, sürelerini görünce daha çok şaşırdım. Üç yüz küsür sayfalık kitaptan, extended versiyonuyla dokuz saatlik senaryo çıkarmışlar. Kitaba göre değişiklikler ve fazlasıyla…devamı"Gerçek cesaret, ne zaman can alacağını değil, ne zaman esirgeyeceğini bilmektir."
Kitabı okuduktan sonra üç film olduğunu görünce şaşırmıştım, sürelerini görünce daha çok şaşırdım. Üç yüz küsür sayfalık kitaptan, extended versiyonuyla dokuz saatlik senaryo çıkarmışlar. Kitaba göre değişiklikler ve fazlasıyla eklentiler vardı. Filmde daha gerçekçi bir macera içindeyiz; karakterler daha derin, olay örgüsü de daha zengin ama kitabın o masalsı havası da kaybolmamış. Eski dostları da görmüş olduk: Galadriel, Elrond, Frodo, Gandalf ve lanet Saruman. Legolas şu an yok ama ileriki filmlerde karşımıza çıkacağını biliyorum. Kitapta olmayan yeni karakterler de eklenmiş; Tauriel ve Hobbit kitabında doğrudan yer almayan Boz Büyücü Radagast gibi. Açıkçası hoşuma gitti, hatta "keşke radagast kitapta da olsaydı," dedim. Kitabın masalsı havasına yakışır bir karaktermiş. Bu da Peter Jackson'ın başarısı kitabı olması gerektiği gibi genişletmiş. Yine de bir LOTR değil elbette. Cüceler de bir yere kadar; kitapları okurken tamam da filmde on üç cüce artı buçukluk hobbit biraz zorluyor ve CGI kullanımının fazlalığı bazı yerlerde animasyon izliyormuş gibi hissettirdi.
Bu satırları kim okur bilmiyorum. Okur mu onuda bilmiyorum. Ama ben artık taşıyamıyorum agır geliyor yüregime. Boğuluyorum sanki... Kelimelerim tükeniyor. Ruhum her saniye ölüyor sessiz sedasız. Haykırmak istiyorum ama... Ama yapamam. Canım çok yanıyor. İçimde öyle bir yangın var ki…devamıBu satırları kim okur bilmiyorum. Okur mu onuda bilmiyorum. Ama ben artık taşıyamıyorum agır geliyor yüregime. Boğuluyorum sanki... Kelimelerim tükeniyor. Ruhum her saniye ölüyor sessiz sedasız. Haykırmak istiyorum ama... Ama yapamam. Canım çok yanıyor. İçimde öyle bir yangın var ki feryat figan bağırıyor. Ruhum ölmüyor sadece aynı zamanda sanki yanıyor. Kendime olan nefretim giderek büyüyor ve bu beni tüketiyor. İçim de koca bir yas bu sefer kendime. Ağlamak istiyorum kendime. Bazı duygularımı öldürmek istiyorum çünkü sadece canımı yakıyor... Çocukluğumdan miras hisler... Bir çocugun ruhunu öldürmekte cinayettir ben ölüyorum niye kimse duymuyor...
Film, Normandiya Çıkarması'nın hemen öncesinde, düşman hattının gerisine bırakılan bir grup Amerikalı askerin, Nazi işgali altındaki bir köyde yürütülen korkunç deneylerle ve mutantlarla yüzleşmesini konu alıyor. Eğer aradığınız bol vahşetli, kanlı, salt aksiyonlu ve korku vari bir tür ise bence…devamıFilm, Normandiya Çıkarması'nın hemen öncesinde, düşman hattının gerisine bırakılan bir grup Amerikalı askerin, Nazi işgali altındaki bir köyde yürütülen korkunç deneylerle ve mutantlarla yüzleşmesini konu alıyor.
Eğer aradığınız bol vahşetli, kanlı, salt aksiyonlu ve korku vari bir tür ise bence bu filmi çok beğenebilirsiniz. Konsept olarak doğrudan Outpost (Sığınak) filmiyle çok benzer bir çizgide ilerliyor diyebilirim.
Film aslında seyirciye derin bir şeyler vermeye çalışmıyor; tamamen komplo teorileri, Naziler, çılgın deneyler ve bunlarla mücadele eden askerler üzerine kurulu. Hızlı bir temposu olan, tam anlamıyla çerezlik bir yapım. İzleyecek bir şey bulamazsanız kesinlikle bir göz atabilirsiniz.
10/6
Bu devam filmini izlerken 🎬 macera hissini sonuna kadar hissettim ama ilk filmin o 📜 yeraltı dünyasındaki havasından sonra konu biraz daha fantastik 🧚♀️ ve çocuksu bir yöne kaymış diyebilirim. Olay, genç Sean’ın gizemli bir adadan 🏝️ aldığı şifreli bir…devamıBu devam filmini izlerken 🎬 macera hissini sonuna kadar hissettim ama ilk filmin o 📜 yeraltı dünyasındaki havasından sonra konu biraz daha fantastik 🧚♀️ ve çocuksu bir yöne kaymış diyebilirim. Olay, genç Sean’ın gizemli bir adadan 🏝️ aldığı şifreli bir sinyalin peşine düşmesi ve üvey babası Hank ile birlikte 🗺️ haritalarda bile görünmeyen o tuhaf yere doğru 🚁 tehlikeli bir yolculuğa çıkması etrafında dönüyor. Oraya vardıklarında minik fillerin, devasa arıların 🐝 ve altından akan şelalelerin olduğu, Jules Verne’in kitaplarındaki o 📚 kayıp kıtayı buluyorlar ama adanın çok yakında okyanusa 🌊 batacağını fark edince amansız bir hayatta kalma mücadelesi 🏃 Katlandıkları o tehlikeler, devasa kertenkelelerden 🦎 kaçış sahneleri görsel olarak tam bir şölen sunsa da olay örgüsü epey basit 📉 tutulmuş ve her şey çok çabuk çözülüyor. Karakterler arası diyaloglar bazen fazla klişe ve 🥱 yapay dursa da adanın o rengarenk atmosferi, batan Atlantis’in 🏰 sırları ve Nautilius denizaltısını bulma koşturmacası filmi 🧭 bir şekilde izlettirmeyi başarıyor. Kısacası, derin bir senaryo ya da ters köşe 🔄 bekleyenleri pek tatmin etmeyecek, daha çok ailecek patlamış mısırını 🍿 alıp kafa boşaltmak için izlenebilecek, temposu yüksek ama epey ⏳ yüzeysel kalmış bir fantastik aksiyon filmi olmuş! 🎞️❌💯
Spoiler içeriyor
1. Sezonu izledim sdece ve o da yetiyo çünkü bir süre sonra sürekli aynı şeyler yaşanıyo o yüzden 2. Sezonu izlemedim çok sevmemeye başladm bayağı bozdu ama sezon finalini izledim ŞAHİN AAAAHHHH ŞAHİİNNNN ÖLME HAYIR BEBEĞİMM 🥺o son sahne ah…devamı1. Sezonu izledim sdece ve o da yetiyo çünkü bir süre sonra sürekli aynı şeyler yaşanıyo o yüzden 2. Sezonu izlemedim çok sevmemeye başladm bayağı bozdu ama sezon finalini izledim ŞAHİN AAAAHHHH ŞAHİİNNNN ÖLME HAYIR BEBEĞİMM 🥺o son sahne ah yaktınız bizi bittik tükendik
Filmin yönetmeni ve aynı zamanda senaristi olan Tobe Hooper bir gün zorla alışveriş merkezine götürülür.Ama o kadar kalabalıktır ki insanlar akın akın üstüne gelmeye başlar ve kendisini o curcunadan çıkaramaz. Bir anda gözüne bir testere ilişir ve bu rastlantı sayesinde…devamıFilmin yönetmeni ve aynı zamanda senaristi olan Tobe Hooper bir gün zorla alışveriş merkezine götürülür.Ama o kadar kalabalıktır ki insanlar akın akın üstüne gelmeye başlar ve kendisini o curcunadan çıkaramaz. Bir anda gözüne bir testere ilişir ve bu rastlantı sayesinde teen slasher furyasının doğmasına yol açan bu yapım ortaya çıkar.
Film 1973 yılının Ağustos ayında, Güneydoğu Teksas'ta mezarların bilinmeyen bir nedenden ötürü yağmalanması sonucu, dedelerinin mezarının durumuna bakmak isteyen iki kardeş ve arkadaşlarının başlarından geçen dehşeti anlatır.
Gençlerin oyunculukları yer yer abartılı olsa da dehşeti yansıtmayı başarmış. Özellikle sonlara doğru çekim odağının Sally karakterinin gözleri ve yüzü olması o gerilim havasını iyice arttırmış.
Yamyam ailesinin delilikleri ve sapkınlıkları üstlerinde o kadar doğal duruyor ki sanki rol yapmıyorlar da normal halleri buymuş gibi geldi. İnandırıcılığı oldukça yüksekti.
Tekerlekli sandalyeye bağımlı olan Franklin karakterinin çaresizliği ve diğerlerine muhtaç oluşu filmin üzerine ekstra bir bunaltıcılık eklemiş. Bu da filmin kasvetli atmosferinin içine az da olsa dram eklenmesini sağlamış.
Leather Face'in film boyunca evdeki otorite figürü olan abisinden korkmasını ve kendini aileye adadığının göstergesi olarak üç farklı maske taktığını görüyoruz. İlki insanları öldürürken kullandığı maske, ikincisi ev işi yapıp yemek hazırlarken kullandığı kadın maskesi ve son olarak sofrada yemek yerken taktığı diğerlerinden daha gösterişli ve makyajlı olan ama bence daha korkutucu olan maske. Hepsi de oldukça başarılıydı.
Ancak ölümler hızlı şekilde oldu bittiye getirilmiş. Mantık hataları da gözüme çarptı. Kullanılan kemiklerin maket olduğu aşırı belli ve baya yapay duruyor. Filmde vahşet sahnesi ya da kan yok sadece ima yoluyla sezdiriliyor ki böylesi daha iyi olmuş denebilir. Son olarak filme başlamadan önce fragmanını izlemeyin çünkü tüm her şey fragmanda var. Ayarını tutturamayıp fragmanda tüm olayı ortaya dökmüşler. Onun haricinde etkili bir atmosferi olan bir yapım. Herkesin izlemesini tavsiye ediyorum. İyi seyirler.