Çoğu kişinin favori X-Men filmi olduğu için merak ediyordum, sebebini de anladım. Benim de şu ana kadarki altı filmin içinden favorim bu oldu ama açık ara farkla değil. First Class ile bence çok yakın, o yüzden aynı puanı verdim dört…devamıÇoğu kişinin favori X-Men filmi olduğu için merak ediyordum, sebebini de anladım. Benim de şu ana kadarki altı filmin içinden favorim bu oldu ama açık ara farkla değil. First Class ile bence çok yakın, o yüzden aynı puanı verdim dört buçuk verecek kadar iyi değildi. Zamanda yolculuk temasına bayılırım. Orta halli olsa da olur, eğlendiğim sürece çok da mantık aramam. Özellikle X-Men evreninde hiç aramam, Marvel'da da aramamıştım o yüzden beklediğimi verdi.
Sinematografisini sevdim, X-Men filmlerinin kendine has bir havası var, onu seviyorum. Cyclops'u tekrar gördüğüm için çok mutlu oldum, o birkaç saniye bile beni mutlu etti. Quicksilver'ın çok fazla sahnesi olmamasına rağmen en aklımda kalan sahnenin sahibi oldu, daha fazla görmek isterdim. Logan'dan pek hoşnut olmadığımı birden fazla kez tekrar etmiştim. Bu filmde tekrardan gelip hikayenin ortasına oturmuş ama bu sefer rahatsızlık duymadım, hatta iyiydi bile. Sapıklık yapmadığı nadir filmlerden.
Spoiler içeriyor
Nolan döktürmüs valla yine. Bayadir izlemek istiyordum. Gercekten cok guzeldi. Gizemi cozmeme ragmen sonda sok oldum. Bu arada Alferd sen nasil bir köpeksin ya. İki farkli insan oldugunu bilmeme ragmen bence yine de berbat biri. Sonda herseye ragmen o kazanmis…devamıNolan döktürmüs valla yine. Bayadir izlemek istiyordum. Gercekten cok guzeldi. Gizemi cozmeme ragmen sonda sok oldum. Bu arada Alferd sen nasil bir köpeksin ya. İki farkli insan oldugunu bilmeme ragmen bence yine de berbat biri. Sonda herseye ragmen o kazanmis oldu, cok rahatsiz edici. Valla bu tarz filmler izleyince hirsli bir insan olmadigima sukur ediyorum. Bence herseye ragmen bu kadar hirs normal degil. Sadece bir sihirbazlik numarasi icin yapilanlar bana cok fazla geldi. Ben daha basindan pes etmis, birinciligi ona birakmistim. Her zaman ben birinci olamam ki…
Sakin ve güzel bir filmdi. Çok büyük beklentileriniz olmasın ama bence film kendini izletiyor. Şehirdeki insanlar zaman zaman köy yaşamına ya da bu tarz doğada yaşayan Yörüklere özeniyor. Elbette her türlü yaşamın kendine has zorlukları var, şehrin rahat yaşamına alışmış…devamıSakin ve güzel bir filmdi. Çok büyük beklentileriniz olmasın ama bence film kendini izletiyor. Şehirdeki insanlar zaman zaman köy yaşamına ya da bu tarz doğada yaşayan Yörüklere özeniyor. Elbette her türlü yaşamın kendine has zorlukları var, şehrin rahat yaşamına alışmış bir insan için bu tarz bir yaşam zor olacaktır. Yine de insan bu hayatı gerçekte onlar mı yaşıyor yoksa biz mi demeden edemiyor, belki de biz taş duvarların arasında yaşadığımızı zannediyoruzdur. Filmin sonunda okunan küçük kızın şiiri ise çok güzeldi.
🔺️İlk 1 saati "Ee hadi bir şeyler olsun, biraz hareket, biraz değişim." diye içimden söylenerek izledim. Ama film bittiğinde ve üzerine düşündüğümde tam da olması gerektiği gibiymiş dedim. Vivarium, yapay bir yaşam alanı. Yapay bulutlar, tatsız tuzsuz yemekler, monoton bir…devamı🔺️İlk 1 saati "Ee hadi bir şeyler olsun, biraz hareket, biraz değişim." diye içimden söylenerek izledim. Ama film bittiğinde ve üzerine düşündüğümde tam da olması gerektiği gibiymiş dedim. Vivarium, yapay bir yaşam alanı. Yapay bulutlar, tatsız tuzsuz yemekler, monoton bir hayat. Bir eleştiri filmi. Alışılagelen düzene, ebeveynliğe, tercihlerin kişisel (mi?) oluşuna ya da toplum tarafından idealize edilen ve ezbere yaşanan hayatlara. Çalış, mülk sahibi ol, evlen, çocuk yap, yetiştir... İçinde yaşadığımız dünyanın da vivariumdan farkı var mı? Onu bir düşün diyor. Elbette var. İşte o farkı yaratan da, benim fikrim tabii değerler, duygular... Kalbin ve beynin mekanikleşmediği, hissederek yaşadığın bu düzende hedeflerin, çaban varsa devam etmelisin. Ama ezbere yaşıyorsan tıpkı bu filmdeki gibi bir vivariumdasın demektir. Bir kutunun içine hapsolmuşsun demektir. Sorgulamak lazım derim. Şuncacık filmden de ne felsefe yaptık öyle? Tavsiye ederim, izleyin.
"Bütün mutlu aileler birbirine benzer. Her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." Bu güzel, gerçek ve anlamlı cümle ile başlayan kitabı geçen sene okudum ama maalesef yarısında sıkıldım biraz ve bırakmak zorunda kaldım. Bu sene de kalan kısmını…devamı"Bütün mutlu aileler birbirine benzer.
Her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır."
Bu güzel, gerçek ve anlamlı cümle ile başlayan kitabı geçen sene okudum ama maalesef yarısında sıkıldım biraz ve bırakmak zorunda kaldım. Bu sene de kalan kısmını YouTube da dinledim ve şükür bitirdim. (Yanlış anlaşılmasın kitap tabii ki güzeldi. Sorun bendeydi)
●Anna Karenina, evli ve toplum içinde saygın bir kadın olan Anna’nın, Kont Vronski’ye âşık olmasıyla hayatının değişmesini anlatır. Anna, kocası Karenin ile olan evliliğinde bulamadığı tutkuyu Vronski’de bulur ve bu aşk uğruna ailesini, toplumdaki konumunu ve sonunda ruhsal dengesini kaybetmeye başlar. Toplumun ikiyüzlü yargıları, Anna’nın yalnızlığı ve Vronski’ye duyduğu güvensizlik onu giderek daha büyük bir çıkmaza sürükler. Romanın sonunda Anna hayatına son verir.
Anna’nın hikâyesinin yanında Levin (Anna'nın erkek kardeşinin arkadaşı) ve Kiti’nin (Anna'nın kardeşinin baldızı. Vronski başta onunla bir şey yaşayacak gibi olur ama sonra Anna'ya kapılır.) ilişkisi de anlatılır. Levin; hayatın anlamını, inancı, çalışmayı ve insanın nasıl yaşaması gerektiğini sorgulayan bir karakterdir. Kiti ile kurduğu aile hayatı, Anna’nın yaşadığı tutkulu ama yıkıcı ilişkinin karşısında daha farklı bir sevgi ve yaşam biçimini temsil eder.
Romanın temelinde aşk, evlilik, sadakat, toplum baskısı, kadın-erkek ilişkilerindeki eşitsizlik ve hayatın anlamı vardır. Tolstoy özellikle toplumun Anna’yı nasıl acımasızca yargıladığını, buna karşılık benzer davranışlarda bulunan erkeklere çok daha farklı davranılmasını gösterir.
Bence romanın en önemli noktası yalnızca “yasak aşkın trajedisi” değildir. Tolstoy, insanın mutluluğu dışarıda, tutkuda veya başka bir insanda aradığında ne olabileceğini; sevgi, aile, toplum ve kişinin kendi iç dünyası arasındaki çatışmayı anlatır. Anna’nın trajedisi de yalnızca yaptığı seçimlerden değil, yalnızlaşmasından, toplum tarafından dışlanmasından ve kendi içindeki güvensizliklerle baş edememesinden doğar.
Kısacası: Anna Karenina, bir aşk hikâyesinden çok, insanların sevilme, ait olma ve anlam bulma ihtiyacını; toplumun koyduğu kurallar ile bireyin arzuları arasındaki çatışmayı anlatan bir roman.
☆Kitabın sonu ayrıca önemli olduğu ve bu kısımları birkaç gündür dinlediğim için ayrıca değinmek istiyorum:
Anna ile Vronski’nin ilişkisi bir süre sonra başlangıçtaki tutkusunu kaybetmeye ve güvensizlikle zehirlenmeye başlar. Anna, Vronski’nin artık eskisi kadar âşık olmadığını düşünmeye başlar. Vronski’nin başka kadınlarla ilgilenebileceğinden şüphelenir ve onun kendisini terk edeceği korkusuna kapılır.
Burada önemli olan şu: Anna artık yalnızca Vronski’yi sevmemekte, bütün mutluluğunu Vronski’nin sevgisine bağlamaktadır. Toplumdan dışlanmış olması da bu bağı daha yoğun hâle getirir. Vronski dışarı çıkabilir, arkadaşlarıyla görüşebilir, sosyal hayatını sürdürebilirken Anna giderek daha fazla yalnızlaşır.
Bir noktada Anna, Vronski'nin kendisinden uzaklaştığına iyice inanır. Aralarında tartışmalar yaşanır. Anna hem onu kaybetmekten korkar hem de onu kaybetmeye karşı öfke duyar. Sonunda Vronski'yle yaşadığı bir gerilimin ardından istasyona gider.
Trenlerin arasında beklerken geçmişini ve Vronski'yle ilişkisini düşünür. Zihni artık oldukça karmaşıktır. Vronski'nin kendisini sevmediğine, hayatının anlamsızlaştığına ve yaşadığı acının sona ermesi gerektiğine inanır.
Ve kendisini gelen trenin altına atarak intihar eder.
Fakat Tolstoy'un asıl vurgusu burada
Anna'nın ölümü sadece “Vronski onu terk etti, o da intihar etti” şeklinde okunmamalı.
Tolstoy, Anna'nın ölümüne giden süreçte:
toplum tarafından dışlanmasını,
evliliğinin ve aile hayatının parçalanmasını,
oğlundan ayrılmasını,
Vronski'ye giderek artan bağımlılığını,
kıskançlığını ve yalnızlığını
birbirinin üzerine koyar.
Anna'nın dünyası giderek tek bir kişiye daralır. Vronski'nin sevgisinden başka tutunabileceği bir şey kalmadığını hissettiğinde de onun davranışlarını sürekli kendi aleyhine yorumlamaya başlar.
Vronski'nin sonu da önemli
Anna'nın ölümünden sonra Vronski'nin hayatı da çöker. Anna'yı gerçekten sevmiştir ve onun ölümü karşısında büyük bir yıkım yaşar. Ardından Sırbistan'daki savaşa gitmek üzere Rusya'dan ayrılır. Bu, onun için bir çeşit kaçış gibidir; artık eski hayatına dönmesi mümkün değildir.
Levin'in hikâyesi neden romanın sonunda devam ediyor?
Anna öldükten sonra Tolstoy romanı bitirmez. Levin'in hayatına döner. Levin de hayatın anlamını, ölüm korkusunu, Tanrı'yı ve insanın nasıl yaşaması gerektiğini sorgulamaktadır.
Levin'in vardığı sonuç kabaca şudur:
Hayatın anlamını yalnızca akılla çözmeye çalışmak yerine, iyi ve doğru yaşamaya çalışmak gerekir.
Yani roman Anna'nın ölümüyle değil, Levin'in hayata dair bir anlam bulmaya başlamasıyla tamamlanır.
Bu yüzden iki hikâyeyi yan yana koyunca güzel bir karşıtlık ortaya çıkar:
Anna → aşkı ve mutluluğu tek bir insanda bulmaya çalışır → yalnızlaşır → hayatının anlamını kaybeder.
Levin → hayatın anlamını sorgular → sevgi, aile, sorumluluk ve inanç üzerinden bir anlam bulmaya başlar.
Spoiler içeriyor
2.film gişe de çakılmiş ve film bu seri ile bitmiştir ama eleştriler garip geldi daha iyi çekile bilirdi diyorlar yorumlar hep aynı,varsa bütçeniz 3.filmi siz çekin o zaman ? Filmin kadrosu bence iyiydi konu benzer ama adamların cezaevinden tatil bölgesine…devamı2.film gişe de çakılmiş ve film bu seri ile bitmiştir ama eleştriler garip geldi daha iyi çekile bilirdi diyorlar yorumlar hep aynı,varsa bütçeniz 3.filmi siz çekin o zaman ? Filmin kadrosu bence iyiydi konu benzer ama adamların cezaevinden tatil bölgesine gelmesi bile planlıymiş yani adamlar cıkmadan nerede olacakları belli olmuş ve yaşanacak olaylar zaten aynı olmalı finali iyi ama botla polisten kaçamazsın jdjdjsjs ben 2. Filmi de beğendim size iyi seyirler.
Bu kadar boş bir korku filmi ben hayatımda görmedim saçmalıktan ölüyordu yani hele o arkadaki şarkı seçimleri beni benden aldı karanlıktan ve o çekimin iğreçliğinden izleyemedim bile berbat ötesiydi.
Eski çete lideri para bulmak için site yöneticisi olmaya çalışıyor. Ama Türkiyedeki gibi bekara ev vermezler senaryosu koredede makul bulunmuş olsa gerek sahte bir aileye ihtiyaç oluyor. Bu ailede en sevdiğim kişi 🦎Kertenkele oldu tabiki. Küçük çocukla kızın sahneleri de…devamıEski çete lideri para bulmak için site yöneticisi olmaya çalışıyor. Ama Türkiyedeki gibi bekara ev vermezler senaryosu koredede makul bulunmuş olsa gerek sahte bir aileye ihtiyaç oluyor. Bu ailede en sevdiğim kişi 🦎Kertenkele oldu tabiki. Küçük çocukla kızın sahneleri de biraz daha çok olsa keyifli olurdu. Zaten aile hissini hissettiren küçük çocukla kertenkele dedeydi. Kötü adam da çok iyi oynamış rahatsız ediciliği ,sinir bozuculuğu on numara. Özellikle ciddi durup karşı tarafı sinir etmek için güldüğü anlara bayıldım .kiracı, ev sahibi çatışmaları , karakterler güzel işlenmiş.Romantiklik açısından pek bir şey yok . Aile ortamı da daha samimi olabilirdi . Yine de güzel buldum izlemesi keyifliydi .
Youtube da gördün yıllar önce izlemiştim vcd veya dvd zamanların da ama unuttum size de oluyormu bazı filmler siliniyor sanki ben de böyle bi şey yaşadım ve tekrar izlemeye karar verdim ve iyiki izlemişim çok keyifli akıcı bi film ve…devamıYoutube da gördün yıllar önce izlemiştim vcd veya dvd zamanların da ama unuttum size de oluyormu bazı filmler siliniyor sanki ben de böyle bi şey yaşadım ve tekrar izlemeye karar verdim ve iyiki izlemişim çok keyifli akıcı bi film ve komik,kadrosu inanılmaz zengin bu filme şans verin derim bu ikilinin başın'dan geçenler üzücü,komik ve iyi işlenmiş ve unutmayın kolay para için tehlikeli işlerle uğraşmanın her zaman bi bedeli oluyor size iyi seyirler.