Filmde giriş var gelişme var sonuc var ama gelişmeyi sonuca baglayan olay yok,bir bakiyorsun son olmus da, tamam da o son nasil oldu o en önemli anda neler yaşanıyor gösterilmiyor bizim tahmin etmemiz isteniyor,cok aşırı beğenmedim
Spoiler içeriyor
Sonunda baş karakterin durumlara uygun olarak gerçekten mantıklı kararlar alabildiği bir film izledim. korku filmlerinde komedi unsurlarının da verilmesini açıkçası ben sevdiğim için beğendiğim bir film oldu sonu da bence iyiydi yani gerçek hayatta sonuçta ne kadar ne kadar her…devamıSonunda baş karakterin durumlara uygun olarak gerçekten mantıklı kararlar alabildiği bir film izledim. korku filmlerinde komedi unsurlarının da verilmesini açıkçası ben sevdiğim için beğendiğim bir film oldu sonu da bence iyiydi yani gerçek hayatta sonuçta ne kadar ne kadar her şeyin sonuna kadar çabalasan da başaramadığın şeyler var. Ama sürekli kusan canavarlara dönüşmeleri bence filmin en üzücü kısmı buydu reflüsü olan biri olarak 😄
Bu filmde, eller bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Gururu, adım atmayı, kavuşmayı belki de.. "Bay Darcy mi? Onun gururlu tavırlarını mazur görebilirdim, benim gururumu yaralamamış olsaydı." diyor ya Elizabeth. İki taraf da gururluysa galip gelen kim olur? Aşka boyun eğmek mi…devamıBu filmde, eller bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Gururu, adım atmayı, kavuşmayı belki de..
"Bay Darcy mi? Onun gururlu tavırlarını mazur görebilirdim, benim gururumu yaralamamış olsaydı." diyor ya Elizabeth. İki taraf da gururluysa galip gelen kim olur? Aşka boyun eğmek mi gerekir?
Bu filmi sevenlerin hayalidir, bir gün Pemberley'de izleyebilmek.
"Liz On Top Of The World" müziğiyle uyumaksa tavsiyedir.
Spoiler içeriyor
The Menu, bir adada seçkin misafirlere hizmet veren ünlü bir şefin akşam yemeği programıyla başlıyor. Şef; her yemeğini, oluşturduğu felsefi düşünce sistemi ve tiyatral anlatımıyla müşterilerine sunarken, biz de olayın yemekten farklı noktalara ilerleyişini izliyoruz. Kısmen birbirleriyle bağlantılı ve yanlış…devamıThe Menu, bir adada seçkin misafirlere hizmet veren ünlü bir şefin akşam yemeği programıyla başlıyor. Şef; her yemeğini, oluşturduğu felsefi düşünce sistemi ve tiyatral anlatımıyla müşterilerine sunarken, biz de olayın yemekten farklı noktalara ilerleyişini izliyoruz. Kısmen birbirleriyle bağlantılı ve yanlış işlere bulaştığını anladığımız müşterilerin iç yüzleri de menüyle paralel şekilde ortaya çıkıyor.
Filmi genel anlamda beğendim ama mantığıma oturmayan boşluklar da vardı. Hayatının son listesini sunan şefin bu son nokta için neden bu insanları seçtiğine dair tam bir açıklama yapamadım kendi içimde. Vaktinde Jigsaw karakterinin yaptığı gibi doğru yoldan sapmış olmaları bizim şef için de yeterli gelmiştir belki ama içlerinde daha masum olanları da vardı. Gerçi ekibiyle toplanıp böyle manyakça bir akşam hazırlayan birinden akla mantığa uygun davranmasını beklemek de zaten pek doğru olmayabilir.
Şefin insanlar hakkında rahatsız olup eleştirdiği, iki yüzlü sığ davranışların onu zamanla mesleğine ve kendine yabancılaştırması/uzaklaştırması bu son vurucu noktayı planlamasında -her türlü saçma bence ama- etkili olmuş olabilir. Aynı şekilde Margot'yu bırakma sebebini de bu pencereden baktığımda anlayabiliyorum.
Atmosferi ve filmin işlenişiyle, izlerken sıkmayan, farklı konusu sayesinde ilgiyi üzerine çekebilen bir filmdi. Uzun zamandır kendime vakit ayıramadığım için seçtiğim filmin pişman etmemesine ayrıca mutlu oldum.
Oblomov'un tembelliğinden kriz geçirirken yanında bu kitabı okumakla çok iyi yapmışım 🤝🏻 Alice Feeney'i çok duydum ama daha yeni tanıştık kendisiyle ve Taş Kâğıt Makas, okuduğum en akıcı dile sahip romanlardan biri oldu. Uzun zamandır bu kadar hızlısına denk gelmemiştim.…devamıOblomov'un tembelliğinden kriz geçirirken yanında bu kitabı okumakla çok iyi yapmışım 🤝🏻
Alice Feeney'i çok duydum ama daha yeni tanıştık kendisiyle ve Taş Kâğıt Makas, okuduğum en akıcı dile sahip romanlardan biri oldu. Uzun zamandır bu kadar hızlısına denk gelmemiştim. Hikâyenin gidişatı ise aralara serpiştirilen basit bir gerilimle ve çoğunluğunda gizemle süslenmiş, kurgu olarak çok etkilenmedim. Ters köşeler beni çok şasırtmasa da hatırı sayılacak kadar iyiydi.
Ben polisiye okurken her detayı kafamda düşünüp genelde tüm ters köşeleri tahmin etmiş olurum, On Küçük Zenci kitabında bile katili doğru tahmin etmiştim o yüzden bu konuda özgüvenliyim hsjchsn ama bu kitapta ilk yarıdan sonra tahmin etmeyi bıraktım ve kendime şaşırma izni verdim. Yaptığım en iyi şeylerden biriydi, artık bir daha hiçbir romanı tahmin etmeyeceğim yoksa kitaptan alacağım tüm zevkin içine ediyorum.
Onun dışındaa, tavsiye edeceğim bir kitap kesinlikle. Okuma kabızlığına girdiyseniz alın patates niyetine tüketin, akar gider. Polisiye seviyorsanız da tatmin edecektir, sadece beklentiyi minimuma düşürün ki alacağınız zevk maksimum olsun 𓂀.
Bu arada PDF'ler olmasa yılda 5 kitap falan okurdum herhalde, iyi ki varlar 🥲.
👥 Çok az insan sahiden affedicidir ve aslında hiç kimse unutmaz.
👥 Bazen yalan birine söyleyebileceğiniz en kibar gerçektir, buna kendiniz de dahil.
filmi sadece sebastian stan oldugu icin izledim ama robert pattinson, tom holland ve sebastian in oldugu bu mukemmel kadroyla ancak bu jadar kotu bi film yapilabilirdi herkes herkesi öldüruyodu zaten orasi ayri mesela degisikti
İlk defa bir seriyi tersten başladım. Aslında iki filmlik bir seri, kronolojik olarak 2011 yapım olan bu filmden önce izlenmesi gerekiyormuş zaten doğru bir hareket olmuş benim içinde. Hemen arka arkaya izlediğim için de konu bütünlüğünü tamamen hakim bir şekilde…devamıİlk defa bir seriyi tersten başladım. Aslında iki filmlik bir seri, kronolojik olarak 2011 yapım olan bu filmden önce izlenmesi gerekiyormuş zaten doğru bir hareket olmuş benim içinde. Hemen arka arkaya izlediğim için de konu bütünlüğünü tamamen hakim bir şekilde izledim bitirdim. Gerçekten çok güzel bir yapım olmuş gerek konusu, gerek bir biri ile bağlantısını çok beğendim . Hikaye ve işlenişi de çok beğendim. “Şey” dediğimiz aslında bir uzaylı tanımlanamamış bir varlık ve bu hamam böceğine benzer yaratığın bir grup bilim adamını teker teker avlaması ve bu şey dediğimiz varlığın kendi hücreleri, insan hücrelerini kopyalayıp onları taklit edebilme özelliğine sahip olması filme çok seyir zevki katıyor. Aralarındaki biri “Şey” olabilir mi? Şey kim? Baştan sona güzel bir yapım ilk yarısı genelde sıkıcı yazmışlar, yorumları okudum fakat ben tamamen konu bütünlüğüne hakim olduğum için benim için hiç sıkıcı olmadı aksine o kadar güzel iki filmde birbiriyle bağlantılı olmuş. İzleyin izlettirin asla pişman olmazsınız.
Uzun zamandır beklediğim bir film. Yine romanını okuduğum için izlemek zorunda olduğum bir filmdi. Ben romanı okuyalım baya oldu ama bence çok aykırı şeyler yoktu uyumlu gitmiş. Filmdeki Dr. Aslan hanım kitapta da Türktü ve soyadı daha ö harfli bişeylerdi…devamıUzun zamandır beklediğim bir film. Yine romanını okuduğum için izlemek zorunda olduğum bir filmdi. Ben romanı okuyalım baya oldu ama bence çok aykırı şeyler yoktu uyumlu gitmiş. Filmdeki Dr. Aslan hanım kitapta da Türktü ve soyadı daha ö harfli bişeylerdi sanırım. Neyse
Ben filmin çıtır çerez gençlik filmi oluşunu beğendim. Çiftin kimyası vs iyiydi. Ama içerik olarak çok dolu değildi maalesef. Beklentisiz izlenecek güzle bir romantik film.