Rus filmi deyip geçmeyin.. Gerçekten çok güzel bir fantastik aşk filmi.. Çocukken okuduğumuz o güzel masallar gibi.. Ejderhanın güzeller güzeli bir kızı alması.. Maceranın yanında o şarkı da çok güzel..
Tony Stark’ın dünyaya meydan okuduğu 🧠 bu devam filmine kelimenin tam anlamıyla bayıldım, 💖 yine muazzam olmuş! Hikaye, zırhın sırrını korumaya çalışan Tony'nin, geçmişten gelen intikam dolu Rus düşmanı Whiplash 💥 ile kapışmasını konu alıyor. Bir yandan da göğsündeki reaktörün…devamıTony Stark’ın dünyaya meydan okuduğu 🧠 bu devam filmine kelimenin tam anlamıyla bayıldım, 💖 yine muazzam olmuş! Hikaye, zırhın sırrını korumaya çalışan Tony'nin, geçmişten gelen intikam dolu Rus düşmanı Whiplash 💥 ile kapışmasını konu alıyor. Bir yandan da göğsündeki reaktörün zehirlenmesiyle 🧪 uğraşan karakterin o karizmatik mücadelesini izliyoruz. Robert Downey Jr. zeki oyunculuğuyla 🎭 devleşirken, Kara Dul'un aksiyon sahneleri resmen göz banyosu 🎨 yaptırıyor insana. Kısacası, heyecanla sürükleyen, 📜 bittiğinde büyük tatmin bırakan 🍿 kusursuz bir film 🎬⚡💯
Beraberken kıymetini bilmedimdi Elim ayağımdın sanki zora koştuğum. Bir yetim şiir kaldı yanımda şimdi, Kaybetmekten deli gibi korktuğum. Bir kum saatiyim sensiz geceden gündüze Altı durmadan üstüne getirilen. Bu nasıl zaman ki çakılıp kalmış güze, Doğmamış çocukları evlatlık verilen. İşte…devamıBeraberken kıymetini bilmedimdi
Elim ayağımdın sanki zora koştuğum.
Bir yetim şiir kaldı yanımda şimdi,
Kaybetmekten deli gibi korktuğum.
Bir kum saatiyim sensiz geceden gündüze
Altı durmadan üstüne getirilen.
Bu nasıl zaman ki çakılıp kalmış güze,
Doğmamış çocukları evlatlık verilen.
İşte böyledir gülüm bazı şeylerin
Hiç hissedilmez varlıkları ama,
Yoklukları bir uçurum kadar derin
Baş döndürür kıyısında nasıl da.
Ey bir hüznü büyüten solgun anne!
Sen de düşün benden sana kalan ne?
Gizemli başlayan ama ilerledikçe ne yapmak istediği biraz dağılan bir gerilim filmi. Başta merak uyandırıyor, özellikle ada ortamı ve karakterlerin tuhaf davranışları dikkat çekiyor. Naomi Ackie performansıyla filmi ayakta tutuyor. Channing Tatum ise farklı bir rolde izleniyor ama karakter derinliği…devamıGizemli başlayan ama ilerledikçe ne yapmak istediği biraz dağılan bir gerilim filmi. Başta merak uyandırıyor, özellikle ada ortamı ve karakterlerin tuhaf davranışları dikkat çekiyor.
Naomi Ackie performansıyla filmi ayakta tutuyor. Channing Tatum ise farklı bir rolde izleniyor ama karakter derinliği tam oturmuyor.
Film ortalara doğru temposunu kaybediyor ve final kısmı herkesi tatmin etmeyebilir. Fikir olarak ilginç ama daha iyi işlenebilirmiş hissi bırakıyor.
“Her şey göründüğü gibi değil… ama keşke biraz daha net olsaydı.”
Spoiler içeriyor
“Hepimiz son yarım yüzyılda tek bir sancıdan başka bir şey olmadık; işte bugünkü bu sancı biziz; bu sancı artık bizim haletiruhiyemizdir. Yepyeni sistemlerimiz var, yepyeni bir dünya görüşümüz ve dünya dolaylarına dair gerçekten de en harika ve yepyeni bir görüşümüz…devamı“Hepimiz son yarım yüzyılda tek bir sancıdan başka bir şey olmadık; işte bugünkü bu sancı biziz; bu sancı artık bizim haletiruhiyemizdir. Yepyeni sistemlerimiz var, yepyeni bir dünya görüşümüz ve dünya dolaylarına dair gerçekten de en harika ve yepyeni bir görüşümüz var ve yepyeni bir ahlakımız var ve yepyeni bilimlerimiz ve sanatlarımız var. Başımız dönüyor, üşüyoruz.”
🍂📚
Bütün eylemlerimizin sonucunda anlaşılma ve sevgi ihtiyacımız yatar. Tüm bunları red eden insanları anladım hep, onları okumaya gayret ettim. Asla bir yazarı ya da kitabı kendimizle özdeşleştirmemeliyiz ama nitekim kimi okuyucu benim gibi saplantılıdır, böyledir aidiyet duymazlar ve oldukları yerden çevrelerinden muzdariplerdir. Kurtulmak için kitaplar okuruz, kitaplar bize iyi gelsin diye okuruz! Bu fikri hiç sevmem, bir kitap beni sarsmalı beni bir önceki halimden kurtarmalı. İşte Thomas Bernhard’ın kendisi değil yazdıklarıyla benim için öyle bir yazardır. ‘Hakikatin İzinde’ söyleşi kitabında yazarın ülkesi Avusturya’ya karşı olan nefretinin nedenleri, bu toplumdaki insanların içlerini anlattığında ülkem ile arasında hiçbir fark görmedim. Sanki bizi anlatıyordu. Bernhard sadece nefesimi kesen soluksuz düzyazılar yazan biri değil, tiyatro oyunu yazan ve müzikle uğraşan birisiydi. Hiç evlenmesede kendisinden otuz yedi yaş büyük, ileriki yaşamı için büyük etkisi olan ve hayatının merkezine koyduğu hemşire Hedwig Stavianicek ismini geçirmeden bahsediyor kitapta. Oldukça dışarı kapalı yaşamasına rağmen Bernhard ve Stavianicek birçok ülkeye seyahat etmişler ve Bernhard’ın tanınmasında çevresiyle destek olmuştur. Kitaplarında soluksuz bahsettiği, kasvet, nefret, intihar gibi kavramlar yazara sorulduğunda,”Daha kimsenin benim kitaplarımı okuyarak bunu yapmadı. Ben de yapmadım,” diye, muzip bir cevap vermektedir.
🍂
“Bazen kendime diyorum ki, istikrarsızlığım her biri farklı farklı olan atalarımdan bana miras kalmış: Atalarım arasında çiftçiler, filozoflar, işçiler, yazarlar, dâhiler ile aptallar, vasat küçük burjuvalar ve hatta suçlular bile vardı. Bütün bu insanlar içimde varoluşlarını sürdürüyor ve birbirleriyle mücadele etmeyi bırakmıyorlar. Sabah ayna karşısında tıraş olurken kendimi hâlâ öldürmemiş olmam yalnız ve yalnız ödlekligimdendir.”
🍂
“Hayat, saçmalıkları yan yana dizmektir, hemen hiç anlam yoktur, sadece saçmalık vardır. Kim olursa olsun. Bunlar mükemmel, sözümona mükemmel insanlarmış, benimki de dahil adları şuymuş, buymuş, fark etmez, Cioran, aforizmalar. Hepsi zavallıca.. Yazmak uyuşturucudur.”
🍂
“Her şey son derece felsefi ve dayanılmaz bir ön hikâyeden ibaret. Çağlar ebleh, içimizdeki şeytani unsur budalalık ve gaddarlık unsurlarının günlük zaruret halini aldığı süregiden bir anavatan zindanı. Devlet durmadan başarısızlığa, halk biteviye kepazeliğe ve akli yetmezliğe mahküm bir yapı.
Hayat filozofların yaslandığı, nihayetinde her şeyin çıldırmak zorunda olacağı bir umutsuzluk.”
🍂
“Masalların zamanı geçti, şehir ve devlet masallarının ve tüm o bilimsel masalların; felsefi olanlar da dahil; artık hayaletler alemi yok, evrenin masallık bir yanı kalmadı; en güzel masal olan Avrupa ölü; işte hakikat ve gerçeklik. Gerçeklik de hakikat gibi masal değildir ve hakikat asla masal olmamıştır.
Ben kendim de masal degilim, masal dünyasından da gelmiyorum; uzun bir savaşta yaşamak zorunda kaldım ve yüz binlercesinin oldüğünü ve onların üzerine basıp geçen başkalarını da gördüm.”
Spoiler içeriyor
Şu doktor-yazar yaşasa ne düşünür acaba şu anki olaylara bi tek benim mi aklıma geliyor o da diğerleri gibi mi olurdu, evet gecenin 3 ünde aklımdaki soru
Bülbüller söyleyecekse seni söylesin, Senden okumayan bülbül olsa dinlemem. Özlemim sen olacaksan yansın yüreğim, Sılası sen olmayan gurbeti istemem, vatanı istemem. Bir ateş yakacaksa beni kalbimden, Senin aşkının ateşi yaksın, Senden gayrı başka bir aşkla kül olursa kalbim, Bu kalbi…devamıBülbüller söyleyecekse seni söylesin,
Senden okumayan bülbül olsa dinlemem.
Özlemim sen olacaksan yansın yüreğim,
Sılası sen olmayan gurbeti istemem, vatanı istemem.
Bir ateş yakacaksa beni kalbimden,
Senin aşkının ateşi yaksın,
Senden gayrı başka bir aşkla kül olursa kalbim,
Bu kalbi istemem, ateşi istemem, koru istemem.
Son zamanlarda her şey bir garip. Ben ne yaparsam yapayım bir tarafım ait değil buraya. Nefes alamıyorum bazen. Boğuluyorum sanki. Göğe bakıyorum. Yüzümü güneşe,bulutlara, aydınlığa çeviriyorum. İnsan bunları yaptığında göğsü genişlemeli, içi ferahlamalı. İnsan bunları yaptığında dünya yeniden yaşamaya değer…devamıSon zamanlarda her şey bir garip. Ben ne yaparsam yapayım bir tarafım ait değil buraya. Nefes alamıyorum bazen. Boğuluyorum sanki. Göğe bakıyorum. Yüzümü güneşe,bulutlara, aydınlığa çeviriyorum. İnsan bunları yaptığında göğsü genişlemeli, içi ferahlamalı. İnsan bunları yaptığında dünya yeniden yaşamaya değer bir yer olmalı. Derin bir nefes çektiğinde her şey daha kolay olmalı. Burada olmuyor. Hava bozuk burada. İnsanlar bozuk. Her şey bozuk. Her şey birbirinin aynısı. Günler, haftalar, aylar, kadınlar, erkekler... Her şey. Görmek istemiyorum artık hiçbir şey. Duymak istemiyorum. Mutsuz kadınlar görmekten bıktım. Umutsuz, mutsuz, kaderlerini kendileri tayin etme fırsatı bulamamış ömürlerini bir erkeğin hizmetinde geçirmiş kadınlar görmekten bıktım. Kaç kere tecavüze uğradı, kaç kere intihar etmeye kalktı, kaç kere kaçıp gitmeyi düşündü, kaç kere o adamı öldürmek istedi, kaç kere yeniden başladı yaşamaya gücünü toplayıp acaba? Heves ettiği her şey birer birer elinde soldu belki. Kaç kere hayal kırıklığı yaşar insan? Kime tutunsa elinde kalırsa nasıl devam edebilir hayata? Burada hava bozuk işte. Göğe bakmak, derin bir nefes almak, film izlemek, kitap okumak hiçbir şey işe yaramıyor. Bir bataklık, bir kara delik, bir hortum. Sen kaçmaya çalıştıkça seni derine çekiyor. Burası hep karanlık, karanlık, karanlık...
Kibir efendiler kibir kabre kötürür kralsın anladık biraz da delisin güçlüsün ,güzelim kızını dinleyecektin, her güzel zeki olmaz tabi ama bqzı istisnalar dışında işte öyle bir savaş hikâyesi Güzel atlar ülkesinde Güzel ve zeki kızlar dinlenmeli