Daha önce hiç kimse sana kabuklarından bahsetmiş miydi? Eğer kimse bahsetmediyse bu yapım o görevi üstelenecektir. Kendimizi bir çok şeyi kabullenmişken buluyoruz; kötücül insanları, bitmek bilmeyen ızdırapları, depresif süreçleri, sevdiklerimizi ve hatta kabuklarımızı. Ama ne hikmetse kendimizi sevmeyi, önemsemeyi kabullenemiyoruz…
izlemesi cok zevkliydi komiktir diye baslamistim ama baya duygulandigim yerler oldu ferideyi cok sevdim devami gelir umarim yemek yerken izleyecek bir sey arayanlar icin de cok ideal 💗
“Léon: The Professional” Normalde bu tarz filmlerde ya aksiyon akılda kalır ya da hikâye. Léon’da ise insanın en çok aklında kalan şey, iki tuhaf insanın birbirinin hayatına dokunması. Bir tarafta neredeyse hiç hayatı olmayan, yalnız yaşayan bir tetikçi, diğer tarafta…devamı“Léon: The Professional”
Normalde bu tarz filmlerde ya aksiyon akılda kalır ya da hikâye. Léon’da ise insanın en çok aklında kalan şey, iki tuhaf insanın birbirinin hayatına dokunması. Bir tarafta neredeyse hiç hayatı olmayan, yalnız yaşayan bir tetikçi, diğer tarafta ise çocukluğunu yaşayamamış Matilda.
Filmin en güçlü yanı, büyük olaylar göstermeden insanı karakterlere bağlaması. Léon konuşmayı pek beceremeyen, duygularını içine atan biri ama bazen tek bir bakışı uzun bir diyalogdan daha fazla şey anlatıyor. Matilda ise yaşından büyük görünmeye çalışan ama içinde hâlâ korkmuş bir çocuk taşıyor. Aralarındaki ilişki filmin merkezi ve beni en çok etkileyen tarafı da buydu.
Gary Oldman ise tamamen başka bir seviyede. Ekrana çıktığı anda insanı rahatsız eden nadir kötü karakterlerden biri. Hatta bazı sahnelerde o kadar kontrolsüz ve tuhaf görünüyor ki ne yapacağını tahmin etmek imkânsız.
Film bittiğinde aksiyondan çok garip bir boşluk hissi kalıyor. Çünkü bu film benim için tetikçiler hakkında değil, birbirine sığınan iki yaralı insan hakkında. İkisi de farklı sebeplerle hayattan kopmuş ve ilk kez biri onları gerçekten görüyor. Bu yüzden finalin etkisi uzun süre geçmiyor.
İzledikten sonra anlıyorsun ki Léon aslında sadece profesyonel bir tetikçi değil. Nasıl yaşanacağını, nasıl sevileceğini ve bir başkasına nasıl değer verileceğini çok geç öğrenmiş bir insan. Belki de filmin en hüzünlü tarafı bu.
Bu yüzden yıllar geçse de eskimeyen filmlerden biri. İzlediysen unutamıyorsun, izlemediysen mutlaka izlenecekler listesine eklenmeli.
Kendinizi beyaz bir şapka ve peynir tadimlariyla değiştirebilirmisiniz? Çok tatlı bı animasyondu, konusu ilgi çekici olduğu için kendini izlettirdi ana kız karakterin şımarıkliktan ısınma evresine geçince ki tavırlarıda ck sevimliydi
Arkadaşlar şunu unutmayın ki kimse sizin altınıza sçamaz, herkes ancak kendi altına sçar. Ve eklemek isterim ki nereye dönerseniz dönün götünüz hep arkanızdadır bu yüzden arkanızda kimse yokmuş gibi hissetmeyin yalnız değilsiniz relax babaaa
Amazon ormanlarında kaybolan 4 çocuğun, mucizevi bir şekilde hayatta kalıp 40.günde bulunmalarını konu alıyor. Kendisi de 13 yaşında bir çocuk olan en büyük abla, kardeşlerini hayatta tutmak için ne büyük bir mücadele vermiş. Gözlerim dolu dolu izledim.
Bunu niye izledim ya hayatımda izlediğim en saçma filmlerden biriydi cidden. Güvensizlik konusunu işlemeye çalışmışlar ama fazlasıyla yersiz muhabbetler ve küfürler dönüyor verilmek istenen mesaj ne o da muamma