açıkçası ben bu kitabı gerçekten sevdim. okurken bazı cümlelerde durup düşündüğüm, kendimden bir şeyler bulduğum yerler oldu. özellikle insanın herkesi düşünürken kendini unutması ve kendine vermesi gereken değeri başkalarından beklemesi üzerine olan kısımlar hoşuma gitti. dili de gayet akıcıydı, okurken…devamıaçıkçası ben bu kitabı gerçekten sevdim. okurken bazı cümlelerde durup düşündüğüm, kendimden bir şeyler bulduğum yerler oldu. özellikle insanın herkesi düşünürken kendini unutması ve kendine vermesi gereken değeri başkalarından beklemesi üzerine olan kısımlar hoşuma gitti. dili de gayet akıcıydı, okurken sıkılmadım. bence bazı şeyleri zaten biliyor olsak bile bazen birilerinin bize tekrar hatırlatması gerekiyor ve bu kitap da tam olarak öyle hissettirdi bana. okurken ister istemez kendi hayatını ve yaşadıklarını sorguluyorsun. benim için sadece okuyup bitirdiğim bi kitap olmadı, bazı şeylere farklı açıdan bakmamı da sağladı. iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu.
Beşikten Mezara, Türkçe adıyla hafızamda yer etmiş filmlerden biriydi. Netflix’te karşıma çıkınca hem izleme isteği uyandırdı hem de biraz nostalji yapmak istedim. Ama filmi izlerken hiçbir şey hatırlamadığımı fark ettim. Hatta belki de daha önce hiç izlememiştim, kim bilir. :P…devamıBeşikten Mezara, Türkçe adıyla hafızamda yer etmiş filmlerden biriydi. Netflix’te karşıma çıkınca hem izleme isteği uyandırdı hem de biraz nostalji yapmak istedim. Ama filmi izlerken hiçbir şey hatırlamadığımı fark ettim. Hatta belki de daha önce hiç izlememiştim, kim bilir. :P
Jet Li ve DMX’in başrollerini paylaştığı film, çalınan siyah elmaslar, kaçırılan bir çocuk ve birbirine pek de benzemeyen iki adamın iş birliği etrafında şekilleniyor. Ama açıkçası hikâyeden çok, filmin temposu ve aksiyon sahneleriyle ilgilendim.
Jet Li’nin bitmek bilmeyen coolluğu zaman zaman insanı yoruyor. Her şeye bu kadar sakin yaklaşmak zorunda mı? Ama o eli cebinde dövüşme hâli yok mu… Fazla karizmatik! DMX’in enerjisi ve ikili arasındaki zıtlık da filme ayrı bir hareket katıyor.
Bir de soundtrack’ine bayıldım! DMX, Eminem, 50 Cent ve dönemin hip-hop dünyasından isimleri bir araya getiren müzikler, filmin 2000’ler ruhunu iyice hissettiriyor.
Bugün, 23 yıl önce yapılmış bir aksiyon filminden ne beklemeliyiz ki? Benim için eğlenmek, bolca gülmek, aksiyona doymak ve dönemin sinema anlayışına biraz göz atmaktan ibaretti.
Bazen bir filmi yeniden izlemek, onu hatırlamaktan çok, o dönemin ruhuna geri dönmek için güzel bir bahanedir.
Sinemanın ilk komedilerinden biri! Basit bir şakayla sinemanın gerçekliği kaydetmekten çıkıp kurmaca ve mizahla hikâye anlatmaya başladığını gösteriyor. Kısacık ama sinema dili için önemli bir dönüm noktası. 🎞️
Bir arkadaşım ölmeden önce izlenmesi gereken bir film söylememi istemişti, aklıma hiçbir şey gelmedi hani öleceksem niye film izleyeyim dedim. (durumun mantığını anca kavradim) Bu tam olarak bu, bu film herkesin hayatında en az bir kere izlemesi gereken o film,…devamıBir arkadaşım ölmeden önce izlenmesi gereken bir film söylememi istemişti, aklıma hiçbir şey gelmedi hani öleceksem niye film izleyeyim dedim. (durumun mantığını anca kavradim)
Bu tam olarak bu, bu film herkesin hayatında en az bir kere izlemesi gereken o film, o kadar etkileyici bulmuştum ki uzun sure dilimden düşmemisti.
Kesinlikle izlemelisiniz, her insan için bir zorunluluktur.
Hani avukat olmak istemeyenler şu savı ileri sürer "ben suçlu olan birini savunamam" Olay onu kurtarmaya çalışmak değil, hiç olmadı her bireyin savunulma hakkı vardır.
Aslında güzel ama bilemedim de. Gelinlikle sağ kurtulan “ready or not” ın furyasından balerin güzellerine.. Ama yine de güzeldi. Tam notu 6,5/10 bence.
İçimde bir şeyleri iyileştirdi. Önce filmden bahsetmek istiyorum, anne karnında olduğu zamanları bile hatırlayan bir kızın doğumundan iyileştiği süreye kadar geçen hayatını izliyoruz. Nasıl düşüp kalktığını, hayal kırıklıklarının ve trajedilerin devasalığını, yalnızlığı ve aşkı bulmuş olduğunu sanma halini izliyoruz. Tuhaf…devamıİçimde bir şeyleri iyileştirdi.
Önce filmden bahsetmek istiyorum, anne karnında olduğu zamanları bile hatırlayan bir kızın doğumundan iyileştiği süreye kadar geçen hayatını izliyoruz.
Nasıl düşüp kalktığını, hayal kırıklıklarının ve trajedilerin devasalığını, yalnızlığı ve aşkı bulmuş olduğunu sanma halini izliyoruz.
Tuhaf bir itiraf, hayat gibi hissettirdi. İçimde hali hazırda iyileştirmeye yola çıktığım küçük kızı izlemiş gibiydim.
Ben mi çok hassasım yoksa dünya mı körükten?
Film o kadar güzeldi ki bazı yerlerinde Grace ile birlikte gülüp yine birlikte ağladım, içimde ateşi sönmüş bir mumu yakıp arkama bakmamı sağladı.
Hayatı daha iyi anlıyor gibi hissediyorum hatta dürüst olmak gerekirse hayatın bir noktada herkese böyle davrandığını farkettim. Herkes değilse de çoğumuza. Çocukluk günahlarımızı, travmalarımızı affedip kendimize kafes yaptığın alışkanlık/takıntı/huylarımızı gökyüzüne salmadan hayatın 2. serüvenine geçemiyormuşuz. Hatta daha da ileri gideceğim, kendine izin vermekmiş olay.
Kendine izin vermeyince, görünmez kapısı açık bir hapse kapatıyormuşsun kendini. Dünyanda kararıyormuş, yeme düzenin de bozuluyormuş. O herkesi ve her şeyi affettiğin, ağırlıkları birer birer attığın günlerden sonra bulutlar dağılıyormuş. O noktaya geçemeden hayata veda edenler olduğu gerçek, daha da dürüst olayım bu yaşıma asla gelmem sanmıştım ve bazen hala çok yaşayamayacağımı düşündüğüm oluyor kırgınlıklarım biriktiğinde. Ama bunları halletmeye çalışıyorum çünkü hayat belki de salyangozun kabuğu gibidir. Büyümek diye adlandırırdım bu filmi, adı bir salyangozun anıları olmasaydı büyümek olsun derdim. İzleyin lütfen, çok iyi gelicek size
10/10
Kitap İkinci Dünya Savaşı’nın eşiğinde tekinsiz bir atmosferde geçen tek bir günün hikayesi etrafında şekillenir Başkarakterimiz olan hassas ve entelektüel genç adam eski ile yeninin yıkılan ile kurulanın ortasında kendine bir kimlik ve huzur arar Bu arayış medeniyet krizinin gölgesinde…devamıKitap İkinci Dünya Savaşı’nın eşiğinde tekinsiz bir atmosferde geçen tek bir günün hikayesi etrafında şekillenir Başkarakterimiz olan hassas ve entelektüel genç adam eski ile yeninin yıkılan ile kurulanın ortasında kendine bir kimlik ve huzur arar Bu arayış medeniyet krizinin gölgesinde yaşanan tutkulu ve estetik bir aşkla derinleşirken Boğaz’ın tasvirleri ve Osmanlı musikisinin makamları hikayenin ruhunu oluşturur
Sinemanın ilk yıllarından, gündelik hayatın küçücük bir kesiti. Bugün sıradan görünen bu görüntü, 1895 yılında insanların dünyayı hareketli görüntüler aracılığıyla izleyebilmesi açısından büyük bir adımdı. Sinema tarihindeki önemini bilerek izlemek, bu kısa filmi daha anlamlı kılıyor. 🎥
1.filmin yanında çok çok kötü. Olay örgüsü yok korku gerilim denilebilecek unsurlar yok. Sadece birkaç sahnesi var onlar da iğrenç zaten. Beğenmedim izlerken çok sıkıldım.