Benim için bu filmin en güzel yanı onu mektup arkadaşımla izlemekti. Bazı filmler sadece hikaye anlatmaz, bazen biz de kendi hikayemizi dahil ederiz ve daha da güzelleşir. Dünyada ne kadar insan varsa o kadar da yalnızlık türü olduğunu düşünüyorum. Bazen…devamıBenim için bu filmin en güzel yanı onu mektup arkadaşımla izlemekti. Bazı filmler sadece hikaye anlatmaz, bazen biz de kendi hikayemizi dahil ederiz ve daha da güzelleşir.
Dünyada ne kadar insan varsa o kadar da yalnızlık türü olduğunu düşünüyorum. Bazen sessiz alışkanlıklarımızda, telefonumuzda görmek istediğimiz ama göremediğimiz bildirimde ya da gülümserken bile içine gömülen kişide karşımıza çıkıyor. Mary’nin yalnızlığı ise kendi bedenini de aşarak Melbourne’un gri sokaklarına kadar yayılmıştı. Sanırım bu bir dünya eder değil mi? Sonuçta küçük bir çocuksanız yaşadığınız mahalle bile size koca bir dünya gibi gelir. Max’in yalnızlığı ise daha çok karşılaştığımız türden bir yalnızlıktı. Kalabalıkların içinde kaybolunandan..
Okuduğum bir kitapta “Seçme şansı olunca kendine benzeyeni seçer insan,” diyordu. Mary ve Max’i birbirine bağlayan benzerlik de anlaşılmak, bağ kurmak ve gerçek bir dost bulmak. Kendimize benzeyeni seçmek bazen en büyük şansımız oluyor.
Max'in Mary'ye yazdığı sözler hâlâ kulağımda: "Ve kusurlarımızı biz seçemeyiz. Onlar bizim bir parçamız. Ama yine de arkadaşlarımızı seçebiliyoruz ve ben seni seçtiğim için çok mutluyum. Umarım bir gün yollarımız kesişir ve bir kutu şekerli sütü paylaşabiliriz. Sen benim en iyi arkadaşımsın. Sen benim tek arkadaşımsın."
“Belki biraz tuhafız, ama zaten kim değil ki?”
Herkesin kendince bir garipliği var ve sevgi de bu tuhaflıklarımızda gizli. Yani sevgi kusursuzlukta değil, birbirimize açtığımız alanda yeşeren bağda gerçekliğe dönüşüyor. İsmi ne olursa olsun ilişkilerde benim için en önemli şey alan açmak, o alanda birbirimizin büyümesine izin vermek.
Ne kadar derin olursa olsun her yalnızlığa bir pencere açılabileceğine inanıyorum. Bazen bir mektupla, bazen birkaç kelimeyle ve bazen de paylaşılan bir sessizlikle.
Evet uzun zaman sonra merhaba arkadaşlar çok manidar bir film ile başlamak isterim. Klasikleşen şu cümle ile başlayalım favori korku filmim bu oldu .Bunu diyince izlemeyen arkadaşlar ya da merak edenler acaba korku filmi mi diye araştırıp durucak, hayır arkadaşlar…devamıEvet uzun zaman sonra merhaba arkadaşlar çok manidar bir film ile başlamak isterim.
Klasikleşen şu cümle ile başlayalım favori korku filmim bu oldu .Bunu diyince izlemeyen arkadaşlar ya da merak edenler acaba korku filmi mi diye araştırıp durucak, hayır arkadaşlar korku filmi değil fakat bunu izledikten sonra ne demek istediğimi daha net anlarsınız. Filme geçiş yaparsak kimilerinin tom haklı kimilerinin de summer haklı dediği bir film düşüncesine kapilicaksiniz tabi ki ben bu hakkımı tom 'dan yana kullanırım, açıkçası spoiler olmasın diye son diyeceğim şey bu paylaşımı gördükten sonra kaydedip izlemeniz gerçekten çok güzel bir yapıt, iyi günler de kalın..
Selamünaleyküm 👋 Bu kitabı bir tavsiye üzerine okumuştum, okuduktan sonra da size birşeyler katabileceğini düşündüğüm bir kitap. Okuduktan sonra yapılacak işler, gelmek istenen hedefler olsun. İşleri rayına koymak adına yapılabilecek plan ve program hakkında bilgiler vermesi, yazarın durumun karmaşıklıktan ziyade…devamıSelamünaleyküm 👋
Bu kitabı bir tavsiye üzerine okumuştum, okuduktan sonra da size birşeyler katabileceğini düşündüğüm bir kitap. Okuduktan sonra yapılacak işler, gelmek istenen hedefler olsun. İşleri rayına koymak adına yapılabilecek plan ve program hakkında bilgiler vermesi, yazarın durumun karmaşıklıktan ziyade basit bir şekilde açıklayıp özetliyebilmesi benim açımdan çok yararlı oldu. Kitabı okuduktan sonra belli başlı bir fikir sahibi oluyorsunuz plan hazırlama konusunda. Ben çok beğendim ve faydalı buldum. Size de tavsiye etmek istedim. İyi okumalar efenim🌷
Diyelim ki bir hikayede bir vigilante var. mafya içine sızmış ve mafyayı yok etmek istiyor çünkü küçükken babasını öldürmüşler. mafyaya da girip yavaş yavaş yükseliyor. ama mafya lideri onun amacını anlıyor. bu adamı yakalıyor. bu adamın sevdiği kadını ve onu…devamıDiyelim ki bir hikayede bir vigilante var. mafya içine sızmış ve mafyayı yok etmek istiyor çünkü küçükken babasını öldürmüşler. mafyaya da girip yavaş yavaş yükseliyor.
ama mafya lideri onun amacını anlıyor. bu adamı yakalıyor. bu adamın sevdiği kadını ve onu büyüten manevi babasını da yakalıyor. ve sevdiği kadını adamın gözünün önünde öldürüyorlar. sonra da adama yaptığın şeyi bırakıp artık bizim adamımız olacaksın yoksa manevi baban da ölür, teklifimizi de kabul edince hiçbir itirazın olmayacak çünkü onu hep izleyeceğiz.
sorum şu, insanın iradesi burada neyi seçerdi? babasına da zarar gelmesin diye dediklerini yapar mıydı, yoksa başka bir şey mi?
Film hak ettiği puanı almış. Çok kötüydü. Atlaya atlaya bitirdim. Tam filmin içine giriyorum, şarkı söylüyorlar. Anladık fantezi dünyasını şarkı ile gösteriyorsunuz da sizce de fazla değil miydi??? Ben bir filmi izleme keyfi yapmak için izlerim ua da bana bir…devamıFilm hak ettiği puanı almış. Çok kötüydü. Atlaya atlaya bitirdim. Tam filmin içine giriyorum, şarkı söylüyorlar. Anladık fantezi dünyasını şarkı ile gösteriyorsunuz da sizce de fazla değil miydi???
Ben bir filmi izleme keyfi yapmak için izlerim ua da bana bir şeyler katsın diye. Bu filmde ikisi de yoktu. Gereksiz ve sıkıcı bir filmdi. Şarkılar beni sinirlendirdi. Hep koymuşlar yani o kadar çoktu ki. Heyecan yoktu.
İlk filmi hatırlıyorum da. Çok güzeldi. Heyecan vardı aksiyon, dram, merak… Bu filmde ise şarkı vardı sürekli ve şişko gardiyanlar. Sinir bozucular. Lady Gaga da kendini gösteriyor şarkı söylüyor ortamı terk ediyor. Ne alaka??????
3/10
Dracula’yı, Bram Stoker’ın kitabını okurken hissettiğim o atmosferi seviyorum. Sadece bir korku hikayesi değil, içi dolu bir tutku ve saplantı anlatısı. Bazı sahneleri abartılı olsa da film o klasik hikayeyi alıp bir rüyaya dönüştürmüş gibi. Dracula sanki bir canavar değil;…devamıDracula’yı, Bram Stoker’ın kitabını okurken hissettiğim o atmosferi seviyorum. Sadece bir korku hikayesi değil, içi dolu bir tutku ve saplantı anlatısı. Bazı sahneleri abartılı olsa da film o klasik hikayeyi alıp bir rüyaya dönüştürmüş gibi. Dracula sanki bir canavar değil; kaybettiği aşkın yükünü yüzyıllardır taşıyan, hem ürkütücü hem de trajik bir figür. Ölümsüzlük arzusu, özellikle Transilvanya’nın o kasvetli havası ve Londra’ya taşınan o “yabancı tehdit” hissi çok güçlü kurulmuş.