Spoiler içeriyor
Ray Kroc 52 yaşlarında büyük bir evi ve kendine yetecek parası olan, eşiyle yaşayan bir insandır.Ev aletleri ya da diğer bir deyişle dükkanlara farklı türlerde makine ve malzemeler tedarik eden-bunu küçük düzeyde yapan-bir adamdır.Bu satışları yapmaya devam ederken bir gün…devamıRay Kroc 52 yaşlarında büyük bir evi ve kendine yetecek parası olan, eşiyle yaşayan bir insandır.Ev aletleri ya da diğer bir deyişle dükkanlara farklı türlerde makine ve malzemeler tedarik eden-bunu küçük düzeyde yapan-bir adamdır.Bu satışları yapmaya devam ederken bir gün sekreterine Mc.Donalds adında bir hamburgerci tarafından 6 adet mikser sipariş edilmiştir. Bunu doğrulamak için arayan Ray Dick ve Mac kardeşleri keşfeder ve bu işi görünce büyülenir.Zaten satıcılık yaptığı sıralarda bu işlerle ilgileniyordu.Kardesler onu içeri sistemi göstermeye başladığı andan itibaren bu işten çok para kazanacağını anladı ve bir parolayla yola çıktı: Kararlılık.Bu kararlılığı sayesinde bir anlaşmaya imza attı.Kardeslerin işini büyüttü.Binlerce dükkan açtı,yeni ilişkilerle bu yönetim sistemini değiştirdi.Parasini farklı kullanmayı öğrendi en son bu işin tamamını telif haklarıyla beraber kardeşlerden aldı.Bu iş bütün dünyaya yayıldı.İs başındaki sekreteri ve beğendiği işçi çocuk gibileri bu şirketlerde yüksek makamlar elde etti.Ray ise bu servetin tek sahibi oldu.Kararlılığın her şeyi başarmaya yardımcı olabileceğini bu filmde bize göstermiş ve öğütülemiş oldu.Okuyan,vakit ayıran herkese teşekkürler.
Spoiler içeriyor
Hercule Poirot, rutin bir dişçi randevusu için hastası olduğu Dr. Morley’in muayenehanesine gider. Beklemede, ciddi bakışlı bir albayın ifadesi dikkatini çeker; onu kısa süreliğine tehlikeli biri sanar, ancak ortamın yarattığı gerginliğe kendisinin de kapıldığını fark eder. Sırası geldiğinde diş kontrolünü…devamıHercule Poirot, rutin bir dişçi randevusu için hastası olduğu Dr. Morley’in muayenehanesine gider. Beklemede, ciddi bakışlı bir albayın ifadesi dikkatini çeker; onu kısa süreliğine tehlikeli biri sanar, ancak ortamın yarattığı gerginliğe kendisinin de kapıldığını fark eder. Sırası geldiğinde diş kontrolünü olur ve evine döner. Çok geçmeden Scotland Yard’dan Başmüfettiş Japp arar: Dr. Morley, muayenehanesinde ölü bulunmuştur ve yanında bir tabanca vardır.
Resmî soruşturmada, polis Dr. Morley’in hastasına fazla doz anestezi uyguladığı ve vicdan azabına dayanamayarak intihar ettiği sonucuna varır . Ancak Poirot, doktorun ne maddî ne duygusal bir krizde olduğunu bildiğinden, bu sonuca inanmaktan uzaktır .
Araştırmalar ilerledikçe olay daha karmaşık hale gelir: Dr. Morley’in muayenehanesinde o gün birkaç kişi daha bulunmaktadır — bunlardan biri, Poirot’ya kayıp toka tutarcasına yardımcı olan eski oyuncu Mabelle Sainsbury-Seale; bir diğeri zengin finansör Alistair Blunt; bir diğeri ise Yunan uyruklu Amberiotis, sonuncu da Amerikalı sol görüşlü aktivist Howard Raikes’dır .
Sonraki günlerde Amberiotis, Morley’in uyguladığı anesteziden dolayı ölümcül bir doz alarak hayatını kaybeder. Polis, bu durumu Dr. Morley’in hatası sonrası işlediği ‘suçlu intihar’ biçiminde yorumlar; fakat Poirot bunun bir kılıf olduğunu düşünür .
Devam eden soruşturmada Mabelle ortadan kaybolur, ardından Bayan Chapman adlı bir kadının evinde cesedi sandık içinde bulunur. Poirot, sandıktaki cesetteki ayakkabı tokasının ve diş kayıtlarının “Mabelle” yerine başka birine ait olduğunu fark eder. Bu, olayın sadece bir intihar olmadığını açıkça göstermeye başlar .
Derinleştikçe cinayet zinciri çözülür: Blunt, Dr. Morley’in yerine geçerek Amberiotis’i öldürmüş, Mabelle’yi öldürüp Bayan Chapman kimliğiyle yer değiştirmiştir. Bu karmaşık plan, politik nedenlerle dikkatleri başka yöne çekmek amacını taşımaktadır . Poirot’un sezgileri, bassan bir nöbetle tüm bu planı ortaya çıkarır.
Sonunda Gerda (Mabelle kılığına bürünen kişi) ve Blunt tutuklanır. Poirot, iyiliği ve merhameti — hatta politik nedenlerle bile olsa— cinayeti örtmeyecek kadar değerli bulur; suçluların hesap vermesi gerektiğini savunur .
Spoiler içeriyor
Sovyetler Birliği'nin çalkantılı dönemlerinde, Moskova sokaklarında başıboş dolaşan bir sokak köpeği olan Şarik, tıpkı dönemin diğer sahipsiz hayvanları gibi açlık ve soğukla mücadele etmektedir. Bir gün yiyecek ararken, zalim birinin üzerine kaynar su dökmesiyle ağır şekilde yaralanır. Yaralı ve perişan…devamıSovyetler Birliği'nin çalkantılı dönemlerinde, Moskova sokaklarında başıboş dolaşan bir sokak köpeği olan Şarik, tıpkı dönemin diğer sahipsiz hayvanları gibi açlık ve soğukla mücadele etmektedir. Bir gün yiyecek ararken, zalim birinin üzerine kaynar su dökmesiyle ağır şekilde yaralanır. Yaralı ve perişan haldeyken, tanınmış bir bilim insanı olan Profesör Filip Filipoviç Preobrajenski tarafından bulunur ve evine alınır. Bu adam, dönemin seçkinlerinden biridir ve tıpta özellikle gençleşme üzerine deneyler yapmaktadır.
Profesör Filipoviç, yardımcısı Doktor Bormental ile birlikte, evinin bir kısmını laboratuvar olarak kullanmakta ve burada sıradışı tıbbi deneylere imza atmaktadır. Şarik’in sahiplenilmesi de aslında masum bir merhamet duygusundan çok, bilimsel bir deney için atılmış bir adımdır. Günün birinde, ölü olarak getirilen azılı bir suçlunun hipofiz bezi ve testisleri, Şarik’in vücuduna nakledilir. Amaç, bu deneyle bir hayvanı insana dönüştürmektir.
Beklenmedik şekilde, Şarik zamanla insan özellikleri kazanmaya başlar; konuşur, yürür, davranışlar geliştirir. Ancak sorun da tam burada başlar. İnsan formuna ulaşan Şarikov, sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal açıdan da yozlaşmış bir birey olur. Toplumda yer edinmek adına, dönemin bürokratlarından Şvonder ile yakınlık kurar ve ona bağlı bir devlet kurumunda çalışmaya başlar. Görevi ise ironi doludur: En çok nefret ettiği hayvan olan kedileri öldürmek ve apartmanları "temizlemek"tir.
Şarikov, giderek daha saldırgan, saygısız ve düzensiz bir hale gelir. Evdeki hizmetçiler (Zina, Dunya Petrovna) dahil herkesi huzursuz eder; profesörle sürekli tartışır, evi adeta savaş alanına çevirir. Bu yeni yaratığın varlığı, Filip Filipoviç’in sadece düzenini değil, sağlığını da bozar. Sonunda Profesör ve yardımcısı, onu tekrar eski haline, yani bir köpeğe dönüştürmeye karar verir.
Yeniden köpeğe dönüşen Şarik’in varlığı, polisler ve yetkililer tarafından sorgulansa da, Profesör durumu ustalıkla geçiştirir. Konu kapanır ve Filipoviç eski rutinine döner.
Spoiler içeriyor
Lev Tolstoy’un “Ivan İlyiç’in Ölümü” adlı eseri, ölümün gölgesinde yaşamın anlamını sorgulayan çarpıcı bir metindir. Ivan İlyiç’in ölümü çevresindekileri farklı şekillerde etkiler: Dostları ve meslektaşları onun ölümünü kariyer fırsatı olarak görüp yüzeysel tepkiler verirken, karısı ve çocukları onun varlığıyla yaşadıkları…devamıLev Tolstoy’un “Ivan İlyiç’in Ölümü” adlı eseri, ölümün gölgesinde yaşamın anlamını sorgulayan çarpıcı bir metindir. Ivan İlyiç’in ölümü çevresindekileri farklı şekillerde etkiler: Dostları ve meslektaşları onun ölümünü kariyer fırsatı olarak görüp yüzeysel tepkiler verirken, karısı ve çocukları onun varlığıyla yaşadıkları baskıdan kurtuldukları için hem üzülür hem de rahatlarlar. Ancak asıl dönüşüm Ivan’ın iç dünyasında yaşanır. Ölümle yüzleştiği son anlarda, hayatını başkalarının beklentilerine göre yaşadığını, “doğru” sandığı yaşamın aslında sahte olduğunu fark eder. Ne var ki, farklı bir yaşamın mümkün olduğunu hissetse de bunun ne olduğunu kestiremez. Bu fark ediş, onu içsel bir çöküşe götürür ama aynı zamanda ruhsal bir uyanışa da zemin hazırlar. Tolstoy bu eserde, toplumun dayattığı yapay başarıların arkasında gizlenen boşluğu, ölüm karşısında ortaya çıkan gerçeklerle derinlemesine işler; böylece sadece bir bireyin değil, tüm bir toplumun yüzeysel yaşam anlayışını sorgulatır.
Spoiler içeriyor
Ünlü dedektif Hercule Poirot Bir gün yardımcısı Hasting ile konuşurken bir anda yan odadan bir ses duyarlar ve odaya doğru yönelirler.Toza toprağa bulanmış bir adamla karşılaşırlar,adam şok geçirmektedir.Doktor gelse bile bu adam çoktan ölmüştür.Cebinden defalarca karalanmış bir kağıt çıkar ve…devamıÜnlü dedektif Hercule Poirot Bir gün yardımcısı Hasting ile konuşurken bir anda yan odadan bir ses duyarlar ve odaya doğru yönelirler.Toza toprağa bulanmış bir adamla karşılaşırlar,adam şok geçirmektedir.Doktor gelse bile bu adam çoktan ölmüştür.Cebinden defalarca karalanmış bir kağıt çıkar ve bu kağıtta karalanmış 4 yazısı çıkar.
Bu dört yazısının anlamını bulmak için pek çok cinayetle uğraşırlar bu 4 rakamı aslında büyük Dörtler adlı dünyada bulunan fazlasıyla güçlü bir suç çetesinin gizli kodudur.Bu dört kişi farklı ülkelerden bulunmaktadır.Çin'deki Li Chang Yen ,Amerika'daki Abe Ryland ,Ünlü Fransız fizikçi aynı zamanda Marie Curie'nin öğrencisi Madam Oliver ve İngiltere'de tanınmamış bir aktör olan nâma değer ismiyle Claud Darell.
Hercule Poirot çoğu planında başarılı olamaz fakat sonda öyle büyük bir oyun kurar ki kaçmak için fırsat tanımaz Büyük Dörtler'e.
Spoiler içeriyor
Çerezlik izlenebilecek saran sıkmayan mükemmel bir yapım.Mizahı üst düzey, yetişkinlerin anlayacağı şakalar çoğunlukludur.Alttazili hâli güzel olsa bile ben jese Eisenbergin dublajina bayıldım.Son kısımlarında yine güzel sözlere yer verilmiş aynı ilk filmindeki gibi.
Spoiler içeriyor
Filmin en etkileyici yanı kesinlikle kurallar ve o aklımdan çıkmayan son cümle olmuştur.Kurallar herkesin hayatında uygulaması gereken kuralları içeriyor, bunları isterseniz ilke edinin ama hep sıkıştığınızda kullanmanızı temenni ediyorum.Son cümlede ise yanındaki bazı arkadaşların zamanla ya da belirli tecrübeler sonucu…devamıFilmin en etkileyici yanı kesinlikle kurallar ve o aklımdan çıkmayan son cümle olmuştur.Kurallar herkesin hayatında uygulaması gereken kuralları içeriyor, bunları isterseniz ilke edinin ama hep sıkıştığınızda kullanmanızı temenni ediyorum.Son cümlede ise yanındaki bazı arkadaşların zamanla ya da belirli tecrübeler sonucu size yeni bir aile meydana getirdiğini anlamaktır vesselam.
Spoiler içeriyor
Neden ikinci el kitapları seviyorsun? -Yasanmışlıkları yüzünden başkalarına ait izler bulmayı seviyorum : notlar ,telefon numaraları ,sayfaların içinde unutulmuş bir iki şey onların hikâyelerini kimlere ait olduğunu düşünmeyi çok seviyorum.. Benim için filmin kırılma noktası olan bir diyalogtu.Ve ekstra şunlar…devamıNeden ikinci el kitapları seviyorsun?
-Yasanmışlıkları yüzünden başkalarına ait izler bulmayı seviyorum : notlar ,telefon numaraları ,sayfaların içinde unutulmuş bir iki şey onların hikâyelerini kimlere ait olduğunu düşünmeyi çok seviyorum..
Benim için filmin kırılma noktası olan bir diyalogtu.Ve ekstra şunlar da var;
"Karda donmak üzeresin, uyumak tatlı geliyor ama sen, öldüğünün farkında değilsin."
Bu filmi daha güzel anlatan başka cümle olamazdı.
Bu bir aşk hikayesi değil. Korkak bir adamın, erkeklerin hepsinin aynı olduğunu düşünen bir kadının peşinden koşup kendini aşık etmesinin ardından klasik "sen daha iyilerine layıksın, sonra bana teşekkür edeceksin" palavralarıyla ayrılmasını konu alan bir film.
Ada, daha önceki deneyimlerinden dolayı erkeklerin aynı olduğunu düşünüp aşktan kaçan bir kadın. Kalabalık ve yorucu şehir hayatında, kendini ikinci el kitapların daha önceki hikayelerini merak ederek okuyan, heyecansız hayat süren biri.
Alper ise günübirlik yaşayan, eski plakları dinlemeyi seven, kimseyle arasındaki bağı uzun tutmayan -ailesi ile bile- kendini yalnızlığa mahkum etmiş, anlık yaşayan biri. Alper'in psikolojisini anlamak benim için güçtü. Kendi içinde çatışan ve bu çatışmadan sürekli kaçan biri. Kendiyle yüzleşmiyor. İş ciddiye gidince hemen kaçıyor. Korkak gibi saklanmak yerine kendiyle yüzleşip, sorunlarını halletse ortada bir şey kalmayacak. Ama hep kaçmayı seçiyor. İlişkileri ciddiye binince Ada'yla birlikte sevgi ile iyileşebilecekken, sevdiği kadının kendisini sevmesine rağmen daha iyilerine layık olduğunu söylüyor. Karakter başta kendini sevmiyor zaten. Kendini sevmeyen biri başkasına da sevgi veremez.
Gerçekten gerek var mıydı kaçmanın? ..
Üzücü bir film değildi. Herkes hakkettiği hayatı yaşadı ve kesinlikle sonu olması gerektiği gibi bitti. İlişki korkak adamlarla değil, sevgisi için her şeyi göze alabilecek, olgun ve en önemlisi ne istediğini bilen adamlarla devam edilir.
Alper gibi adamlar her zaman yalnız olmaya mahkum olacaklar.
Çok detaylı bir yorum olmadı kısaca birkaç şey yazdım...
...
Ada: Sen nasılsın, nasıl gidiyo her şey? Restoran falan devam değil mi?
Alper: İyiyim, çok iyiyim. Her şey yolunda. (Hiç iyi değilim Ada. Seni hiç unutmadım. Bunların olacağını hiç düşünmemiştim. Yarım yamalağım, her şey bombok. Sen atlattın mı yoksa benden intikam mı alıyosun? Gülümsüyosun. Gerçek mi? Hiç böyle olacağını düşünmemiştim. Senden ayrılığım ilk günler kuş gibi hissetmiştim kendimi. Sana da ve kendime de iyilik yaptığımı düşünmüştüm. Ta ki ufacık bir şey beni darmadağın edene kadar... Sana ait ufacık bir toka alay etti benimle o gün. İşte o sabah seni ve neleri kaybettiğimi anladım. Bi daha sen olmayacaktın. Bi daha bunları yaşayamayacaktım ben başkasıyla. Hayat alay etmeye devam etti benimle. Sana benzeyen yüzler, kokuna benzeyen kokular, sesine benzer sesler çıkardı karşıma. Ya da bana mı öyle geldi ne. Bilmem. Biliyor musun bi' gün nerde kaybettiğini bilmediğin o küçücük saç tokası hala cebimde durur.)