🌸Neden hep gidenleri gösteriyor yalnızlık Bu kadar mı çaresiz yeryüzünde aynalar 🌸 Bir lahzalık yürüyüştür yaşamak Adım adım nefes almak ve susmak 🌸 Benim için dönen değirmen Öğütüyor dünden kalan yılları 🌸 Kim der ki şimdi bahardır Divaneler bahtiyardır Neyi…devamı🌸Neden hep gidenleri gösteriyor yalnızlık
Bu kadar mı çaresiz yeryüzünde aynalar
🌸 Bir lahzalık yürüyüştür yaşamak
Adım adım nefes almak ve susmak
🌸 Benim için dönen değirmen
Öğütüyor dünden kalan yılları
🌸 Kim der ki şimdi bahardır
Divaneler bahtiyardır
Neyi bekliyor yıllardır
İçimde yılkı atları
🌸 Bir vicdan ölüyor bir mahallede
Çeşmelerin yıkılması yakındır
🌸 Kanatlanmıyorsa bir şiir, dünya
Kurak bir âlemin civarındadır
Nurullah Genç en sevdiğim yazarlardan bir tanesi. Şiirleri bana çok naif ve anlamlı geliyor bu yüzden fırsat buldukça okumaya çalışıyorum. Okumak isteyenlere önerilir... 🌸🤍
Spoiler içeriyor
"Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır." 2005 yapımı The İmam filminin devamı niteliğindedir. Sokak dövüşçüsü bir gencin, hafıza kaybı yaşayan bir adamı kurtarmasıyla başlayan gizemli bir hikayeyi anlatmaktadır. Film benim için orta düzeydeydi. Senaryo açısından pek iyi olduğunu düşünmüyorum. Fakat İstanbul sokakları…devamı"Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır."
2005 yapımı The İmam filminin devamı niteliğindedir. Sokak dövüşçüsü bir gencin, hafıza kaybı yaşayan bir adamı kurtarmasıyla başlayan gizemli bir hikayeyi anlatmaktadır.
Film benim için orta düzeydeydi. Senaryo açısından pek iyi olduğunu düşünmüyorum. Fakat İstanbul sokakları güzel aktarılmış bu yüzden görüntü kısımlarını beğendim. Filmde başrol olan kişinin yaşadığı kazadan dolayı zihninde tasarladığı olayları izliyoruz. Bu yüzden bazı kişilerin vasıflarının ne olduğunu ve ana temayı filmin sonunda öğreniyoruz. Filmin sonunda izleyicilere ters köşe yapmak istemişler ama bunun pek bir anlamı olmamış. Bence filmin konusu fazlasıyla sıradan. Ayrıca Ahmet Yenilmez gibi değerli bir oyuncuyu filmin sonunda bir iki dakika göstermek bana doğru gelmedi. Sonuçta The İmam filminde ana karakterlerden biriydi bu yüzden bu filmde ona iyi bir yer verilmeliydi.
Bu filmi izledikten sonra ister istemez The İmam filmiyle kıyaslama yapmak zorunda kaldım. The İmam filmi görüntü kalitesi olarak iyi olmamasına rağmen hikayesiyle daha güzeldi. Yine de izlemek isteyenlere iyi seyirler...
Santiago Bou Grasso'nun ödüllü kısa animasyon filmi İstihdam (El Empleo), modern kapitalist sistemde insanların birbirini nesneleştirdiği, hiyerarşik bir "modern kölelik" düzenini anlatır. Filmde bireyler iş hayatında masadan sandalyeye, taksiden lambaya kadar eşya gibi kullanılır. İnsanların kendi benliğini yitirip yabancılaştığı, birinin…devamıSantiago Bou Grasso'nun ödüllü kısa animasyon filmi İstihdam (El Empleo), modern kapitalist sistemde insanların birbirini nesneleştirdiği, hiyerarşik bir "modern kölelik" düzenini anlatır. Filmde bireyler iş hayatında masadan sandalyeye, taksiden lambaya kadar eşya gibi kullanılır. İnsanların kendi benliğini yitirip yabancılaştığı, birinin diğerine bağımlı olduğu bir çarkı, hiç konuşmadan, çarpıcı bir finalle gösterir.
Filmde oldukça anlamlı mesajlar verilmiş bu yüzden filmi çok beğendim. Maalesef toplum olarak modernleştikçe ve teknoloji, bilim, sanayi... gibi alanlarda geliştikçe insanın birer nesne haline dönüşmesi kaçınılmaz oluyor. Filmde her insanın başka bir insan için çalıştığı ve nesnelerin görevini insanın üstlendiği anlatılıyor. İzlemek isteyenlere önerilir.
Spoiler içeriyor
🎠İşte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor. 🎠 Birini sevmek, arkasından üzülmek, acı duymak... bunlar güzel şeyler. Kimse gözlüklerinin arkasına saklamaya çalışmasın gözyaşlarını... 🎠 - O kadar sapa ki, yalnızlık bile uğramaz buraya. -…devamı🎠İşte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor.
🎠 Birini sevmek, arkasından üzülmek, acı duymak... bunlar güzel şeyler. Kimse gözlüklerinin arkasına saklamaya çalışmasın gözyaşlarını...
🎠 - O kadar sapa ki, yalnızlık bile uğramaz buraya.
- Yalnızlıktan daha öte ne olabilir ki?
- Benliğin yok olması. Hiçlik.
- Tam aradığım yer.
- O kadar emin olmayın. Buraya niceleri geldi. Kimi yol buldu, kimi de bildiği yoldan oldu.
Şanzelize Düğün Salonu, geleneksel bir dergâh terbiyesiyle yetişen Turgut'un, aşkı uğruna dergâhtan uzaklaşıp modern hayatın karmaşası içinde yaşadığı kimlik arayışını, absürt ve mizahi bir dille anlatıyor.
Dizi çok ağır ilerliyor bu yüzden ilk birkaç bölümünde biraz sıkıldım. Anladığım kadarıyla zaman kavramı üzerinde pek durulmuyor. Çünkü Turgut'un babasının ölümü, Eda'nın evlenmesi ve boşanması gibi durumlar bir anda geçildi. Oldukça ilginç bir diziydi. Turgut ve Eda karakteri bana çok durgun ve soğuk geldi bu yüzden onların olduğu sahneleri pek beğenmedim. Ama Derviş K. ve Halil bey karakterlerinin olduğu sahneler güzeldi. Baki karakterinin ters köşe biri çıkması şaşırtıcıydı...
Bu diziyi merak ettiğim için izledim ama bazı sahneleri dışında beğendiğim pek bir yeri olmadı. Ben karmaşıklığı pek sevmiyorum bu dizide de oldukça karmaşık olaylar vardı. İzlemek isteyenlere iyi seyirler...
Martin Haberman şöyle der: “Okullar bankalardan daha sağlam inşa edilip daha iyi korunmalı çünkü okullarda büyük bir hazine bulunuyor.” Hazinelerimizi; öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi koruyalım. Adliyeyi, bankayı nasıl korunuyorsak okulları da, öğrencileri de, öğretmenleri de öyle koruyalım. Okulları şiddetin değil güvenin adresi…devamıMartin Haberman şöyle der: “Okullar bankalardan daha sağlam inşa edilip daha iyi korunmalı çünkü okullarda büyük bir hazine bulunuyor.”
Hazinelerimizi; öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi koruyalım. Adliyeyi, bankayı nasıl korunuyorsak okulları da, öğrencileri de, öğretmenleri de öyle koruyalım. Okulları şiddetin değil güvenin adresi yapalım. Bunu, çok geç olmadan öncelikli politika hâline getirelim.
Tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun.
Çok üzgünüm… (Alıntı)
Spoiler içeriyor
❤️🩹 "İnsan en çok anlaşılmadığında yalnızdır. Söylediği duyulmadığında değil..." ❤️🩹 "Hepimiz bu dünyaya kendi sessizliğimizle geliyoruz. Sonra da sessizce çekip gidiyoruz. Bu gerçekle karşılaşınca kelimelerin hiçbir anlamı kalmıyor..." ❤️🩹 "İnsan kendi hikayesine inanmayı bırakınca başkalarının hikayesine kanması kolay oluyor." ❤️🩹…devamı❤️🩹 "İnsan en çok anlaşılmadığında yalnızdır. Söylediği duyulmadığında değil..."
❤️🩹 "Hepimiz bu dünyaya kendi sessizliğimizle geliyoruz. Sonra da sessizce çekip gidiyoruz. Bu gerçekle karşılaşınca kelimelerin hiçbir anlamı kalmıyor..."
❤️🩹 "İnsan kendi hikayesine inanmayı bırakınca başkalarının hikayesine kanması kolay oluyor."
❤️🩹 "İnsan bazen sevilmekten çok anlaşılmaya ihtiyaç duyar."
Uzun süredir izlemek istediğim bir diziydi. Sonunda izlemek nasip oldu. Ayşe Şasa yazmayı seven, başarılı olmak isteyen ve erkeklerin daha etkin olduğu Yeşilçam sinemasında var olmaya çalışan bir senarist. Herkesin birbirinin ayağını kaydırmaya çalıştığı film piyasasında kendine yer bulmaya çalışırken aynı zamanda çocukluğunda sevgisiz ve katı disiplinden yaralanan ruhunu iyileştirmeye çalışıyor...
Dizinin ilk altı bölümü güzel ilerledi fakat sonlara doğru biraz sıkıldım diyebilirim. Özellikle Ayşe'nin zihninin yansıması Serap ve Kadir ile olan sahneleri beni pek sarmadı. Bunun dışında Ayşe Şasa'nın hayatına tam hakim olmasam da dizide eksik bir şeyler olduğunu düşünüyorum. Dizi Ayşe'nin ruhundaki yaraları merkeze alırken bazı konuları eksik ya da yüzeysel anlatmış. Örneğin yazar Kemal Tahir ile olan iletişimi, tanışması ve yakınlığı eksik ve yüzeyseldi. Ayşe Şasa'nın "Bir ruh macerası" kitabından esinlenerek bir dizi yapılmışsa onu tam anlamıyla tanımamıza fırsat verilmeliydi...
Oyunculardan Deniz Baysal ve Osman Sonant'ı beğendim. İzlemek isteyenlere önerilir.
Hayatın asıl kıymeti, kişinin kendi dar varoluşunu aşarak, dünyaya ya da başkalarının hayatına ışık düşürebilmesinde, anlamlı bir iz bırakabilmesinde yatar. Bu iz, büyük ve gösterişli olmak zorunda değil; bir deha veya şöhret olmak zorunda değiliz. Bazen bir insanın hayatına dokunmak,…devamıHayatın asıl kıymeti, kişinin kendi dar varoluşunu aşarak, dünyaya ya da başkalarının hayatına ışık düşürebilmesinde, anlamlı bir iz bırakabilmesinde yatar. Bu iz, büyük ve gösterişli olmak zorunda değil; bir deha veya şöhret olmak zorunda değiliz. Bazen bir insanın hayatına dokunmak, bir düşünceyi derinleştirmek ya da sadakatle bir emeği sürdürmek de aynı ölçüde anlam üretebilir. Geriye dönüp baktığında, ‘anlatacak bir hikayem var’ diyebilmek.🤍
Kemal Sayar
🌺 Bir kimseye karşı bu denli içimin kaynayacağını, birini korumanın, yakınlık göstermenin bu denli hoşuma gideceğini hiç bilmezdim. 🌺 Oysa fazla zorlamayacaksın kendini, yaşamdan alabildiğin kadarına razı olacaksın. Yazgısıyla fazla oynamamalı insan. 🌺 Ne yalan söyleyeyim, ara sıra, "Belki bir…devamı🌺 Bir kimseye karşı bu denli içimin kaynayacağını, birini korumanın, yakınlık göstermenin bu denli hoşuma gideceğini hiç bilmezdim.
🌺 Oysa fazla zorlamayacaksın kendini, yaşamdan alabildiğin kadarına razı olacaksın. Yazgısıyla fazla oynamamalı insan.
🌺 Ne yalan söyleyeyim, ara sıra, "Belki bir gün gene mutlu olurum," diye hüzünlü bir düşünce kıpırdatırdı gönlümü.
🌺 "Elveda Isık-Göl'üm, bitmemiş türküm benim! Mavi dalgalarını, sarı kumlarını yanımda götürmek isterdim ama gücüm yetmez buna. Sevdiğim kadının aşkını
götüremediğim gibi seni de götüremem. Elveda Asel! Elveda al yazmalım, selvi boylum! Mutlu olman dileğiyle!.."
'Selvi boylum al yazmalım' kitabı da filmi kadar güzeldi. Bende çocukken Asya'nın İlyas'a dönmesini isterdim ama büyüyünce İlyas'ın Asya'yı hiç hak etmediğini ve Asya'ya çok büyük yanlışlar yaptığını düşünüyorum. Asya onu sevdigi için ailesinden vazgeçti ama İlyas ona o kadar değer vermedi. Hayatımızda sadece belirli şeyler için değil her şey için emek gerekiyor. Bu yüzden sevgi de emek istiyor. Film de geçtiği gibi "Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti."
Filmle kitap arasında bazı isimler dışında büyük farklar yok. Cengiz Aytmatov'un kitaplarını seviyorum bu yüzden bu kitabı da beğendim. Okumak isteyenlere önerilir...
📚💚
🌿 Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı…devamı🌿 Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?
Kitap gayet güzeldi. Kitabın içerisindeki olaylar ve karakterlerin olağanüstü düşünce ve davranışları ilk başta garip gelse de sonrasında insanı alıştırıyor. Oldukça akıcı bir kitap. Herkesin okumasını öneririm...
📚💕