buney ya yunus emre ya da hbv minvalinde biseyle karsilascam diye bi heves basladim tm ilk bolumun 47. dakikasindan bildiriyorum tamamen sacmalik bence buney ya hani zaten mevlanayi sevmem ustune bi de dizisi de boyle olunca komikgeldi😔👆🏿
Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar. Kimseye anlatılmaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. …Lakin tek korkum: Yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan.— Hayat tecrübelerimle şu yargıya vardım ki, başkalarıyla…devamıYaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.
Kimseye anlatılmaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar.
…Lakin tek korkum: Yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan.— Hayat tecrübelerimle şu yargıya vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum var, anladım, elden geldiğince susmam gerek, elden geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım. Ve şimdi yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni, kendimi gölgeme tanıtmak isteğidir. Duvardan doğru eğilmiş, yazdıklarımı oburca yutmak, yok etmek isteyen gölgeme. İşte onun için denemek istiyorum: Birbirimizi ola ki daha iyi tanırız. Uzun zamandır başkalarıyla bütün bağlarımı koparmışım, kendimi daha iyi tanımak istiyorum.
78 sayfa olmasına rağmen çok uzun süredir okuyorum nedendir bilmem. Şeriatinin bazı düşünceleri o kadar hoşuma gitti ki düşüncelerimi bu kadar güzel açıkladığı için keyiflendim. Çoğunlukla da hoşuma giden düşüncelerine istinaden bunları düşünen adam nasıl diğer konularda bu kadar ham…devamı78 sayfa olmasına rağmen çok uzun süredir okuyorum nedendir bilmem. Şeriatinin bazı düşünceleri o kadar hoşuma gitti ki düşüncelerimi bu kadar güzel açıkladığı için keyiflendim. Çoğunlukla da hoşuma giden düşüncelerine istinaden bunları düşünen adam nasıl diğer konularda bu kadar ham bir şey düşünmüş olabilir dedim..ha burda hamdan kastım acemi bir düşünme şekli ya da yoğunlaşılmamış bir düşünme değil de daha çok yanlış yorumlamak gibi. Bana göre yanlış yorumlamak tabii. Sanki bir büyüğümle oturmuş konuşuyorum yeri geliyor beni benden daha iyi anlayıp bana anlatıyor yeri geliyor sinirleniyorum nasıl bu açıdan bakıp bu kadar sert, üstten ve anlamadan konuşabilirsin..şeriati okumaya devam etmeye karar verdim zamanla daha iyi anlayacağımı düşünüyorum(kadın özgürlüğü başlığı altındaki 4 satırı anlayamadığımı ve duygularımı katıp yanlış yorumladığımı düşünmek istiyorum şu an ki muhtemelen öyle de zaten ilerde tekrar dönüp de bakacağım bu gibi bazı başlıkları var..)
Din eşekleştirir. Eski toplumlardaki en büyük ve en güçlü eşekleştirici “din”dir. “Hırsızlık yaptığın, cinayet işlediğin, halkın geleceğini başkalarına sattığın doğru. Ama bunun telafi yolu geri vermek değil ki. Zaten geri verilmez de. Bunun daha basit bir yolu var. Nedir? Şu…devamıDin eşekleştirir. Eski toplumlardaki en büyük ve en güçlü eşekleştirici “din”dir.
“Hırsızlık yaptığın, cinayet işlediğin, halkın geleceğini başkalarına sattığın doğru. Ama bunun telafi yolu geri vermek değil ki. Zaten geri verilmez de. Bunun daha basit bir yolu var. Nedir? Şu duayı kıbleye dönerek altı kez oku; işin artık tamamdır. Şu yediğin paradan biraz da bize ver. Artık iş bitmiş, günahların bağışlanmıştır. Yani şefaat, bağışlanma ve af! Böyle bir dinin Tanrı’sı bütün kötülüklere ve çirkinliklere göz yumar; günahların, çöldeki kum, göklerdeki yıldız ve denizlerdeki köpük kadar çok dahi olsa bir üflemede yok eder!”
O zaman sen ”Öyleyse ben niçin sosyal sorumluluk endişesi taşıyorum?” Diye sorarsın. Niçin? Eğer halkın sosyal hayatı karşısındaki sorumluluğum benim onlar uğrunda ölmemi , canımı feda etmemi ve hayatımı vermemi gerektiriyorsa bunun daha kolay bir yolu var. Bunun yolu, sıkıntısız, baş ağrısız, harcamasız, zahmetsiz, bilinçsiz, düşüncesiz ve tamamen sorumsuz bir şekilde cennetin anahtarlarını insanın eline veren “dua kitabı”ndan geçer. Bir koyun adaman, bir seyide veya mollaya bir şey vermen, birini sevindirmen veya bir gönül alman her şeyi telafi eder; bütün sosyal sorumlulukların yerine getirilmiş olur. İşte bu, eşekleştirici dindir.
Dolayısıyla bu eşekleştirici dinin, hem “mazlum ben”i intikamımı ölüm sonrasına bırakmaya zorladığını hem de “zalim ben”e yaptığım zulümlerin telafisi ve affı için mazlumu razı etmem gerekmediği, aksine Tanrı ve din temsilcilerini hoşnut etmem gerektiği umudunu verdiğini görüyoruz. Ona veya onlara, bütün mazlumlara Allah tarafından cennete giriş onayı veriliyor. Bu bakımdan sapık din, her iki sınıfı yani hem mazlumu hem de zalimi eşekleştirmeye çağırıyor; tüm somut meseleleri soyutlaştırıyor; tek tek herkesin omzunda ağırlık yapan bütün sosyal sorumlulukları, yalnızca bu resmi mütevellilerin ve profesyonel aracıların bildiği bir miktar özel hilelerle kolayca ortadan kaldırıyor. İşte bu, dini eşekleştirmedir.
fareler ve insanların tiyatrosuna gittim bugün..kitabı da okumamıştım daha önce sonunu da bilmiyodum o kadar etkilendim ki ankaraya nasıl gittim yurda nasıl geldim hiç bilmiyorum..amatör tiyatro oyunlarına gitmeyi çok seviyorum insanların başka karakterlere gözümün önünde girmelerini her izlediğim oyunda aynı…devamıfareler ve insanların tiyatrosuna gittim bugün..kitabı da okumamıştım daha önce sonunu da bilmiyodum o kadar etkilendim ki ankaraya nasıl gittim yurda nasıl geldim hiç bilmiyorum..amatör tiyatro oyunlarına gitmeyi çok seviyorum insanların başka karakterlere gözümün önünde girmelerini her izlediğim oyunda aynı yüzün bambaşka karakterde olmasını çok seviyorum sanki her seferinde farklı insanlarla tanışıyormuşum gibi geliyor neyse yani ömrüm yettiğince sahnelenen tüm tiyatrolara gitmek istiyorum😔🙋🏿
Din, felsefenin, bilimin ve sanayinin ötesinde bir şeydir. Din "bilinçli olmak"tır. Devredilen geleneksel tekrarlar toplamından ibaret olan dinden farklıdır. Bu geleneksel dinin, iki bin yıl öncesine mi yoksa Nâsıruddin fiah zamanına mı ait olduğu belli değildir. Sadece eski olduğu için…devamıDin, felsefenin, bilimin ve sanayinin ötesinde bir şeydir. Din "bilinçli olmak"tır. Devredilen geleneksel tekrarlar toplamından ibaret olan dinden farklıdır. Bu geleneksel dinin, iki bin yıl öncesine mi yoksa Nâsıruddin fiah zamanına mı ait olduğu belli değildir. Sadece eski olduğu için kutsaldır. O kadar.
korku ve titremeye basladim arkadasim onerdi sen cok seversin tam senlik kitap bence!??!?!?!?!?! diye basladim bi hışım 100küsür sayfa okumusum son zamanlarda kitap okuyamadigimi dusunursek baya basarili bence😔(oneren arkadasima gore yazar olsam bukowski olurmusum siyasette celal bayar olurmusum gozunde nasil…devamıkorku ve titremeye basladim arkadasim onerdi sen cok seversin tam senlik kitap bence!??!?!?!?!?! diye basladim bi hışım 100küsür sayfa okumusum son zamanlarda kitap okuyamadigimi dusunursek baya basarili bence😔(oneren arkadasima gore yazar olsam bukowski olurmusum siyasette celal bayar olurmusum gozunde nasil biriyim merak ediyorum fasistsin de diyo gerci arada hafizligim gundeme geliyo)
Baba ile şiddet birbirine tutulmuş iki aynadır. Tanrı evin içindedir. Devlet evin içindedir. Ne acımasız bir görgüdür ki çocuk sevgiyi anlayacak yaşlara geldiğinde, baba fersah fersah bir uzaklığa gömülmüştür. Çocuğunu sevmekten korkan bir insan olur mu? Haydi olur diyelim, kökü…devamıBaba ile şiddet birbirine tutulmuş iki aynadır. Tanrı evin içindedir. Devlet evin içindedir. Ne acımasız bir görgüdür ki çocuk sevgiyi anlayacak yaşlara geldiğinde, baba fersah fersah bir uzaklığa gömülmüştür. Çocuğunu sevmekten korkan bir insan olur mu? Haydi olur diyelim, kökü çok uzaklarda bir yara, bizim babamızda da kanayacaktır. Tamam da, bir insan çocuğunu neden döver? Hem de adam olması için! Ne zaman ki bir çocuk öndeki tekerleği izlemekten vazgeçer, bu acı da dönüşür. Ruhunu ezdiğiniz bir çocukla nasıl bir gelecek kuracaksınız?