Günümüzde popüler olan hapisten kaçma temalı birçok dizi ve filmin esin kaynağı Alcatraz'dan kaçış'ı izlemeye başladığımda, daha ilk dakikalardan itibaren farklı bir atmosfer hissettim. Film, kaçılması imkansız görülen Alcatraz adında zamanına göre ileri güvenlikli bir hapishaneden kaçmayı başaran 3 mahkûmun…devamıGünümüzde popüler olan hapisten kaçma temalı birçok dizi ve filmin esin kaynağı Alcatraz'dan kaçış'ı izlemeye başladığımda, daha ilk dakikalardan itibaren farklı bir atmosfer hissettim. Film, kaçılması imkansız görülen Alcatraz adında zamanına göre ileri güvenlikli bir hapishaneden kaçmayı başaran 3 mahkûmun hikayesini konu alıyor.Daha önceki filmlerde ya da belgesellerde gördüğümüz klasik hapishane sahnelerinden farklı olarak buradaki ortamın hem sıkıcı hem de gerilim dolu olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Mekanlar oldukça karanlık ve soğuk. Bu, filmin havasını direkt olarak etkiliyor.
Filmin temposu, bana ilk bakışta biraz yavaş gibi geldi. Ama aslında bu yavaşlık, karakterlerin günlük hayatını ve hapishane ortamını daha iyi anlamamı sağladı. Her sahne öyle bir şekilde ilerliyor ki, sanki hapishanede biz de bir mahkumuz gibi oluyor. Bu açıdan film, aksiyona boğmak yerine izleyiciyi içerideki rutine ve psikolojiye sokmayı tercih etmiş gibi görünüyor. Ben bunu çok sevdim çünkü çoğu filmde olaylar çok hızlı gelişir ve karakterlere alışmak zor olur. Burada karakterler ve ortam yavaş yavaş ama çok dikkatli bir şekilde gösteriliyor.
Başrolü oynayan Clint Eastwood kaçmayı başaran mahkûmlardan biri olan Frank Morris'i canlandırıyor.Frank Morris zamanının en yüksek iqlu %2lik kesimine girmiş bir insan ve tahmin edersiniz ki kaçışı da baştan aşağı kendisi planlıyor.Eastwood'un oyunculuğu çok doğal ve abartısız. Karakterin düşünceleri, duyguları ve tepkileri öyle bir şekilde ekrana yansıyor ki, izlerken onun aklından geçenleri tahmin etmeye çalışıyorsunuz.
Film kaçıştan hemen sonra bitiyor,kaçan 3 mahkûma ne olduğuna hiç girmiyor.Aslında bu 3 kişinin kaçıştan sonra başına ne geldiği zaten hâlâ muamma.Her ne kadar alcatraz yönetimi ve FBI her fırsatta mahkûmların öldüğünü söylese de dosya hâlâ açık durumda.Kaçan mahkûmlardan Frank Morris'in hiç kimsesi yok ama kardeş olan Clarence Anglin ve John William Anglin söylentilere göre anne ve babasının cenazesine kılık değiştirerek geliyor ayrıca hapiste olmayan 3.kardeş Robert Anglin 2010 yılında ölüm döşeğindeyken kaçak kardeşleriyle iletişimde olduğunu itiraf ediyor.İşin asıl ilginç olan kısmı 2013 yılında FBI'ya John Anglin tarafından bir mektup gönderilmiş.Mektupta yazanlar:
"Adım John Anglin.Haziran 1962'de kardeşim Clarence ve Frank Morris ile birlikte,siz ne kadar inanmasanız da Alcatraz'dan kaçtık.Bu çok zor olmuştu ama başardık.Grubumuzdan Frank 2008 yılında Mısır'ın İskenderiye şehrinde öldü ve başka bir isimle gömüldü.Kardeşim Clarence ise 3 yıl önce kanserden vefat etti.83 yaşındayım ve kardeşim gibi bende kanserim.Durumum kötü,tedavi masraflarımı üstlenirseniz gelip teslim olmak ve her şeyi anlatmak istiyorum,televizyon da tedavimi karşılayacağınıza dair söz verin yeterli..."
FBI bu mektubun geldiğini 5 yıl sonra,2018'de doğrulasa da televizyonda bu tarz bir sözü hiçbir zaman vermedi.Bu 3 kişiye ne olduğunu muhtemelen hiçbir zaman tam olarak bilemiyicez.