Spoiler içeriyor
İnsan ne ile yaşar kitabı toplam dört bölümden oluşan, tolstoy'unda çok sevilen kitaplarından bir tanesi. İçinde insanın kendi hayatına da örnek oluşturabilecek, yoluna ışık tutabilecek hikayelerin de olduğu bir kitap. Bu dört bölüm şöyle: -İnsan ne ile yaşar? -Üç soru…devamıİnsan ne ile yaşar kitabı toplam dört bölümden oluşan, tolstoy'unda çok sevilen kitaplarından bir tanesi. İçinde insanın kendi hayatına da örnek oluşturabilecek, yoluna ışık tutabilecek hikayelerin de olduğu bir kitap.
Bu dört bölüm şöyle:
-İnsan ne ile yaşar?
-Üç soru
-Surat'ın kahvehanesi
-İnsana ne kadar toprak lazım?
Her bölümde yani her hikayede ayrı bir konu anlatılıyor. İlk hikaye olan İnsan ne ile yaşar da bir melek, işlediği bir suç yüzünden, tanrı tarafından cezalandırılıyor ve yeryüzüne yani dünyaya gönderiliyor. Burada tanrı ondan üç hakikati öğrenmesini istiyor. Dünyaya gönderildiği esnada, yaşlı ve durumu pek iyi olmayan bir adam çıkıyor karşısına ve onu alıp evine götürüyor. Ona yardımcı oluyor. Ve bu melek, bu adamın evinde yaşıyor. Tabii insan suretinde. Dünyada kaldığı sürece yaşadığı olaylar sayesinde, üç hakikati öğreniyor ve artık cezası bitiyor. Bu hakikatler:
-İnsanın içinde yaşayan sevgidir.
-İnsana kendi ihtiyaçlarını bilme yeteneği verilmemiştir.
-Tanrı insanın içindedir, insan onla yaşar.
İkinci bölümde üç soru hikayesi yer alıyor. Bu da bir kralın hikayesi. Kral neyi ne zaman yapması gerektiğini bilmeyen, doğrunun ve yanlışın nasıl ayırt edebileceğini anlayamayan bir adamdır. Dünyanın birçok yerinden, birçok bilge adam getirir fakat bir türlü doğru cevabı bulamaz. Kalkıp çok methedilen bir bilgenin ayağına gider. Bilgenin yanında yaşadığı bir olayla, doğru zamanın ve doğru şeyin şimdiki zaman ve şimdi yaşanılan şey olduğunu öğrenir.
Üçüncü hikaye surat'ın kahvehanesi... Bu kahvehanede insanlar oturup tanrının nerde olduğunu, hangi ülke ve hangi insanlar için var olduğunu sorguluyorlar. Sonunda aklı başında biri tanrının her yerde olduğunu ve herkes için olduğunu söylüyor.
Dördüncü ve son hikaye İnsana ne kadar toprak lazım. Bu hikayede köylü bir adam, uzak bir memlekette, bir kabilenin hiç ücret almadan, isteyene istediği kadar toprak verdiğini öğrenir. Topraklarını genişletmek isteyen bu adam, kalkıp bu kabileyi bulur, yanlarına gider. Ve onlardan toprak ister. Bu kabilede kendisine toprak vereceğini söyler. Yanlız bir şart koşarlar. Gün batmadan toprağı arşınladığı yere dönmesi gerektiğini söylerler. Adam da bunu kabul eder. Sabahsı eline kazmayı alıp günün ilk ışıklarıyla adam başlar toprağı arşınlamaya. Almak istediği toprak parçalarına da kazmayla işaret koyar. Saat daha erken, orayı da alayım, burayı da alayım diyen adamın gözü bir türlü doymaz. Zamanın nasıl geçtiğini anlamaz. Artık güneş batmaya başlamıştır ve adam başladığı yere dönmek için kendini parçalar. Sonunda başladığı yere dönmeyi başarmıştır ama herşey için çok geçtir. Adam kanlar içinde yere yığılır, ağzından kan gelir ve oracıkta ölür. Adamı elindeki kazmayla kazdıkları çukura gömerler. İçlerinden biri mezara bakıp insana bu kadar toprak yeter der.
Kitabın ve içindeki hikayelerin özeti kısaca bu. Zevkli bir kitaptı ben okurken sıkılmadım. İçindeki hikayeleri de çok güzel ve anlamlı buldum. Hepsi ders çıkarılabilecek hikayelerdi. Tavsiye ederim. Oku mutlaka...📚