Hiçbir şey hissedemeyen insanlar nasıl ağlar? Evet, kitabın kapağında sorulan soruyu bir de kendimize soralım. Hiçbir şey hissedememek nasıl bir şeydir acaba? Yengeç burcu ve her şeye duygulanan bir insan olarak bu durumu düşünemiyorum çünkü beni ben yapan duygularım ve…devamıHiçbir şey hissedemeyen insanlar nasıl ağlar?
Evet, kitabın kapağında sorulan soruyu bir de kendimize soralım. Hiçbir şey hissedememek nasıl bir şeydir acaba?
Yengeç burcu ve her şeye duygulanan bir insan olarak bu durumu düşünemiyorum çünkü beni ben yapan duygularım ve eğer duygularım olmazsa bir robottan farksız olurum...
Tabi robot dedim ama bu durumu yaşayan insanlar var. Evet evet yanlış okumadınız gerçekten duygu sağırlığı veya körlüğü olarak adlandırılan 'Aleksitimi' hastalığı var.
Bu, beyinde bulunan ve bademe benzerliğinden dolayı Yunanca amigdale kelimesinden türeyen amigdalanın küçüklüğü sonucu ortaya çıkan bir hastalık. Bazı bireylerde doğuştan olduğu gibi bazı bireylerde de travma sonucu veya yetiştikleri ortamlardan kaynaklı meydana gelebilir.
Biraz araştırma yaptım da ülkemizde de aleksitimi hastalığı sıklıkla görülüyormuş özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine gidildikçe amigdalanın boyutu küçülüyormuş.
Güneydoğu'da yaşayan bir insan olarak düşündüm de evet, bu bölgedeki insanların amigdalasının daha küçük olduğuna inanıyorum. Tabi istisnalar kaideyi bozmaz o konuda bir şey diyemem ama burada yaşayan insanlar duygularını pek belli edemezler. Yani aleksitimi gibi hiç hissetmeme durumu yok ama bunu sözlü olarak ifade etme konusunda biraz sıkıntı yaşayan insanların olduğuna inanıyorum ki en basit örneği benim.
Neyse aleksitimi hakkındaki fikirlerimi söyledikten sonra kitaba dönelim.
Bu kitapta da Yunjae isimli kahramanımız, aleksitimi hastalığına sahip ve bu yüzden toplum tarafından dışlanıyor haliyle okulda da pek arkadaş edinemiyor.
Annesi onu eğitmek için elinden gelen her şeyi yapıyor hatta okurken acaba böyle bir şey benim başıma gelse ben de annesi gibi davranabilir miyim diye düşündüm durdum. Zor bir şey olmalı... Hiçbir şey hissedemeyen birine zorla "Sen sevmeyi öğreneceksin, sinirlenmeyi öğreneceksin, ağlamayı öğreneceksin, gülmeyi öğreneceksin..." demek de çok kolay bir şey değil. O yüzden annesine hayran kaldım.
Bir gün Yungjae'nin gözlerinin önünde ninesi vahşice katlediliyor ve Yungjae'nin yaptığı tek şey izlemek. Ne buna engel olmaya çalışıyor ne de bunun için üzülebiliyor. Sadece seyrediyor.
Daha sonra Gon ile tanışıyor. Gon da ağır abi modunda herkese sataşan tiplerden biri. Yungjae'yi korkutmaya ve onun üzerinde bir üstünlük sağlamaya çalışıyor fakat korku duygusu olmayan birine sataştığı için bu konuda başarılı olamıyor. Daha da öfkeleniyor.
Derken aralarındaki ilişki farklı bir boyut alıyor.
Aslında Gon küçükken kaçırılıyor ve çevrenin de etkisiyle kötü olarak adlandırabileceğimiz bir insan oluyor hatta bu konuda bir kısımdan çok etkilenmiştim. Babası, yıllar sonra oğluna kavuştuğunda onu hiç beklemediği bir halde gördüğü için hayal kırıklığına uğruyor ve bir ortamda eğer bir suçlu olacaksa bu oğlu olur diye düşünüyordu. Suçlu olmasa bile...
Hatta onun hiç doğmamış olmasını diliyordu. Ahh ne kadar üzücü bir durum hele ki bir baba böyle düşünüyorsa...
Yungjae ninesini öldüren katili, Gon da korkusuz olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamak istiyor bu yüzden yolları bir şekilde birleşiyor. İyi ya da kötü artık okurken ona siz karar verirsiniz.
İlk defa Kore Edebiyatından bir eser okudum bu yüzden çok heyecanlıydım. Okurken gözümün önüne, zamanında izlediğim Kore dizileri geldi hatta Gon'u biriyle özdeşleştirdim ama diziyi hatırlamadığın için kiminle özleştirdiğimi de bulamadım sjsj
Genel olarak akıcı, okurken yormayan bir kitap. Tavsiye ederim.