Spoiler içeriyor
●Yılanı Öldürseler Romanı bi"töre cinayeti" hikâyesi gibi görünse de aslında bir çocuğun nasıl suçluya dönüştürüldüğünü, toplumun ne kadar korkunç, acımasız olduğunu ve kadın olmanın böyle bir toplumda ne kadar zor olduğunu anlatır. Yaşar Kemal bu romanı gerçek bir olaydan esinlenerek…devamı●Yılanı Öldürseler Romanı bi"töre cinayeti" hikâyesi gibi görünse de aslında bir çocuğun nasıl suçluya dönüştürüldüğünü, toplumun ne kadar korkunç, acımasız olduğunu ve kadın olmanın böyle bir toplumda ne kadar zor olduğunu anlatır. Yaşar Kemal bu romanı gerçek bir olaydan esinlenerek yazmıştır ki zaten bu kitapta işlenen olaylar şu zamanda bile hâlâ oluyor ne yazık ki!
Hasan'ın annesi Esme, sevmediği bir adam olan Halil'le evlendirilmiştir.
(Halil denen erkek sırf kadını seviyor (!) diye kaçırıp tecavüz eder ama bunu bilen kimse de adama bir şey yapmaz, Esme'nin ailesi(!) bile. Üstüne bide o öldürülünce şöyle kahramandı, böyle yiğitti derler!)
Esme ise daha bekarken Abbas'a aşıktır, Abbas da ona, öyle ki onun için birilerini yaralamış, hapse düşmüştür o sırada ve hapisten, jandarmaların elinden kaçmış Esme'ye gelmiştir ve Hasan'ın babası Halil'i öldürür bir gece vakti evinde. Kendisi de jandarma ile yaptığı bir çatıymada öldürülür ve köylü ile Halil'in ailesi onun cesedini köpeklere parçalatmak için ortalık yerde bırakırlar ama Esme bırakmaz. Bir gece vakti, sayfa 31 de anlatıldığı gibi onu kendisine yardım eden bir kadınla birlikte Anavarza tepesinin oraya gömer Venezuela yaparlarsa yapsınlar, mezarının yerini söylemez kimseye. (Bir o sayfa bide son bir iki sayfa içimi en çok acıtan satırları barındırıyor.)
Bunun ardından köyde "namus" ve "kan davası" düşüncesi devreye girer. Köylüler ve özellikle Hasan'ın babaannesi (ah şu kadın düşmanı kadınlar, erkek çocuk aşığı kadınlar!) Halil'in ölümünden Esme'yi sorumlu tutar ve onun öldürülmesi gerektiğini düşünürler. Bu görevi de zamanla küçük Hasan'ın omuzlarına yüklerler.
Hasan annesini çok sever ama çevresinin baskısı altında kalır. Sonunda kendi vicdanı ile toplumun sesi arasında sıkışıp kalır ve işte en çok burada insan ister istemez kendini çocuk Hasan'ın yerine koyar sık sık.
Kitabın adı neden "Yılanı Öldürseler"?
Anadolu'da yaygın bir inanış vardır: Eğer bir yılan öldürülmezse intikam almak için geri gelir. Bu yüzden insanlar yılanı tamamen yok etmek isterler. Halil'in hayaletini gördüğünü söyleyenler de hep onun Esme için "Şu yılanı öldürün de beni kurtarın dediğini" aktarırlar.
Romanda Esme de köylülerin gözünde bir "yılan" gibi görülür. Onlara göre felaketlerin sebebi odur ve mutlaka ortadan kaldırılmalıdır.
Ama Yaşar Kemal'in vermek istediği mesaj bunun tam tersidir elbette
Asıl yılan Esme değildir; insanları körleştiren töre, nefret ve intikam duygusudur. Yani romandaki "yılan" aslında bir insan değil, toplumun içindeki zehirdir.
Hasan'a herkes sürekli aynı şeyi söyler:
"Babanın kanı yerde kalmasın."
"Erkek ol."
"Namusunu temizle."
Hasan'ın zihni adım adım işgal edilir.
Romanın en acı tarafı , Hasan doğuştan katil değildir. Bir çocuk olarak annesini sever. Ancak yetişkinlerin nefreti onu değiştirir ester istemez. Roman boyunca aslında Hasan'ın değil, onu bu hale getiren toplumun yargılandığını hissederiz ve aklı olan zaten kendi de yargılar o toplumu
Hasan'ın yaşadığı korkular, rüyalar ve hayaller romanın psikolojik gücünü oluşturur. Bu yüzden kitap sadece toplumsal değil, aynı zamanda psikolojik bir romandır. Gerçek ile rüya sık sık birbirine karışır. Özellikle Hasan'ın korkuları ve vicdan azabı anlatılırken masalsı ve kâbus gibi bir atmosfer oluşur.
Romanın sonunda akılda kalan soru şudur:
Hasan annesini öldürürse suçlu kimdir?
Hasan mı? Babaannesi mi? Köylüler mi? Yoksa bütün düzen mi?
Yaşar Kemal'in cevabı açık gibidir: Asıl suçlu, bir çocuğu annesine düşman edecek kadar güçlü olan töredir ve ne yazık ki "Tek Kanatlı Kuş" kitabında birlik olmayı, cesaret etmeyi başaramayan insan grubu burada ise nefret için, töre için, kan için öyle bir birlik olup, bir insana, bir çocuğa saldırıyorlar ki, insan okurken deli oluyor!
Bu yüzden Yılanı Öldürseler sadece bir aile dramı değil; töre, namus ve toplumsal baskının insan ruhunda açtığı yaraların romanıdır.
Ve son olarak Hasan'ın o yaşadığı, maruz kaldığı çocukluktan ve öyle ya da böyle annesini öldürmesinden sonra son sayfada denildiği gibi bir hayat kurmuş olması doğrusu beni şaşırttı.
Başlangıç/Bitiş:
5 Haziran Cuma/6 Haziran Cumartesi-2026
Alıntılar yorumda...