Spoiler içeriyor
Ulan Zahar ulan Zahar! • Jihati olup eline eldiven geçirip şöyle çamaşır suyuyla (markası farketmez) dipli bucaklı bir temizlik yapmadın ya gariban efendinin evine, ne pis adamsın. Gerçi çok afedersiniz "taharet bile bilmeyen Batı"nın yanında Rusya çamaşır suyuyla ne zaman…devamıUlan Zahar ulan Zahar!
• Jihati olup eline eldiven geçirip şöyle çamaşır suyuyla (markası farketmez) dipli bucaklı bir temizlik yapmadın ya gariban efendinin evine, ne pis adamsın.
Gerçi çok afedersiniz "taharet bile bilmeyen Batı"nın yanında Rusya çamaşır suyuyla ne zaman tanışmıştır orası muamma.
Haydi İlya İlyiç oblomovluğunu yapıp nasıl bir çevrede doğup büyümüşse onun gereklerini yerine getirdi, peki ya sana ne demeli. Hangi kavram senin bu tavırlarını karşılayacak Zahar?
Uşaksan uşaklığını bil!
Anisya gibi güler yüzlü, akıllı bir kadını da haketmiyorsun.
Şu iki çift lafı Zahar'a demesem gönderi içime sinmezdi. Ama biliyorum ki sonra bu dediklerime de pişman olup empati kurmaya vesile bir şey bulacağım, yani inşallah:)
• Şimdi konuya gelelim: Oblomovka'da büyüyen, köy yaşamı denen mefhumun bizdeki karşılığının yanından yöresinden bile geçmeyen bir tembellik ve uyuşukluk merkezinin yaşama tarzını üzerine giyinen tembel bir adam.
Bu tembel adamın, çocuklukları aynı yerde geçmesine rağmen aileleri ve maddi durumları farklı olması sebebiyle ondan çok farklı bir kişiliğe ve yaşam tarzına sahip arkadaşı, benim de kendime en yakın bulduğum karakter Ştoltz.
Gencecik, taze ve temiz yürekli bir kadın Olga Sergeyevna.
Kafa yapısı olarak Olga'yı, yaşayış biçimi olarak ise Stolz'u kendime yakın hissettim fakat bir de hepimizin içinde yatan bir oblomov var, bunu inkar etmek olmaz.
Hepimiz yaşamımızın bir döneminde ara ara kısa ya da uzun vadeliğine oblomovluğa kapılıyoruz, bu insan olmanın olağan bir hali bence.
Önemli olan bu hal üzereyken bile bunun geçiciliğinin ve doğallığının farkında olmak, bu halin geçmesini beklemek bence.
Çünkü yaşamda sürekli üretken-verimli-kârlı, keyif aldığın günlerin olmaz. Bazen de durulduğun, eylemlerine değil de düşüncelerine zemin hazırladığın, bir çeşit özbilinç edindiğin zamanların olur.
Bu zamanı kısa tutmak çok önemli diye düşünüyorum. Çünkü İlya gibi üzerinden o ölü toprağı bir türlü atamazsan bu defa etrafındaki insanlara karşı umursamaz, senin dışında akıp giden yaşama karşı duyarsız hale gelirsin. Bu hal yamacında meydana gelen hareketliliklere, yanındaki insanlara ve belki de en sonunda kendine karşı bir nefrete götürür insanı. Bir itikadın, tutunacak bir dalın yoksa bu hal sana yaşamı boş ve anlamsız gösterir. Bu en tehlikeli raddedir.
Nitekim bu hali kendi için bir dünya görüşü haline getiren ve çabalarına rağmen bu halden kurtulamayan İlya'nın da sonu kötü oldu. (O kadar tereyağını, baharatlı ve karbonhidratlı yemeği miden çöplükmüşçesine yiyip sonra da üzerine uyursan, uyanınca da yemeğe tekrar devam edersen. Hareketi, itidalli olmayı hayatından çıkarırsan bundan başka bir son mümkün değildi zaten. Vücud kayıt tutar, kendisine yapılanı asla unutmaz.)
• Bir de Olga ile aralarında geçen maceraya değinmek istiyorum çünkü o süreç cidden çok güzel anlatılmıştı.
Bazen duygularımız mantığımızı gölgeler, bir kişiyi veya durumu olduğundan daha değerli bir konuma oturtur kendimizi buna gereğinden fazla kaptırırız. Aslında kendimizi kaptırdığımız şey o kişi veya durum değil de bizim hayalimizdeki durum veya kişidir. Yani aslında hayal ettiğimiz şeyi değerli hale getiririz. Bu zihnin bir oyunu gibidir.
Sonra art arda yüzümüze vuran gerçekler işin pek de bizim düşündüğümüz gibi yüzeysel olmadığını kanıtlar.
İşte burada Olga ile, genç bir kızın karşı cinsle ilk münasebetiyle gelişen duyguları ciddiye alması ve sonunda aşk sandığı şeyin sadece kendini kaptırma durumu olduğu gösterilir. Oblomov bunu farkeder çünkü Olga'yı kendisine layık görmeyip onun içine düştüğü şeyin gerçek aşk olmadığını, kendisi gibi bir hayat arkadaşının ona uygun olmadığını anlar.
Delikanlıdır İlya, bunu Olga'ya açar. Olga başta kabullenmek istemese de bu durum ilerleyen kısımlarda ona aşikar olur.
Sonra da Ştoltz ile evlenir ve mutlu bir evlilikleri olur.
İlya oblomovluktan kurtulamaz ama saf yüreği Olga ve Ştoltz'un ona verdiği değeri düşürmesine izin vermez.
• Şimdi de şunu düşünüyorum: Oblomov olup temiz, hasetsiz bir kalbe sahip olmak mı daha iyi yoksa irade terbiyesinin doruklarında olup haset dolu, riyakâr bir kalp taşımak mı?
Anlayacağınız konu kendine söz geçirmek değil.
Kalbimizi iki parmağı arasında tuttuğuna iman ettiğim Rabbi'm, hasetten ve riyadan arındırılmış bir gönül nasip etsin bizlere inşallah🤍
Ve yazarın üslubu,
Okuyorum okuyorum, akıp gidiyor.
Karakter çözümlemeleri enfes, diyaloglar tutarlı ve kaliteli. Uzun uzun betimlemelerde bile sıkılmadım, o kadar yerinde ve güzel akıp gitti ki nasıl bitti anlamadım.
Şu kitabı okuyun.
9/10