Spoiler içeriyor
𝙗𝙪 𝙛𝙞𝙡𝙢𝙞 𝙗𝙤𝙮𝙠𝙤𝙩 𝙚𝙙𝙞𝙮𝙤𝙧𝙪𝙢!! kendimi boykot etmeye elim varmayınca çözümü filmi boykot etmekte buldum. neden mi boykot ediyorum? güzel bir soru. ve inanın cevabı filmde değil. bir kere ben filmi bile izlemedim yahu. işte yavaşça asıl soruya geliyoruz, bu kız…devamı𝙗𝙪 𝙛𝙞𝙡𝙢𝙞 𝙗𝙤𝙮𝙠𝙤𝙩 𝙚𝙙𝙞𝙮𝙤𝙧𝙪𝙢!!
kendimi boykot etmeye elim varmayınca çözümü filmi boykot etmekte buldum.
neden mi boykot ediyorum? güzel bir soru. ve inanın cevabı filmde değil.
bir kere ben filmi bile izlemedim yahu.
işte yavaşça asıl soruya geliyoruz, bu kız bu filmi neden izlemedi? bu kız sinemaya gitmesine rağmen neden örümcek adam filmini izlemedi?
yavaş yavaş anlatacağım, acelemiz yok sonuçta. papatya çayım demlenedursun ben de size biçare bir kızın başından geçenleri anlatayım.
günlerden 27 eylül pazartesi, ilk bakışta olağan bir gün gibi geliyor kulağa değil mi?
ne yazık ki öyle değil.
bugün istanbul gözlerini güneşli bir güne açtı. şehirliler hem pazar gününün hem de bahsettiğimiz havanın etkisiyle güne neşe dolu bir biçimde başladılar. tabii ana karakterlerimiz, aleran ve iki tatlı kız kardeşi de bu durumdan nasibini aldılar.
cıvıl cıvıl bir gündü onlar için, ablalarıyla sinemaya gidecek ve kafayı dağıtacaklardı.
plan çoktan yapılmıştı.
lâkin göz ardı ettikleri bir şey vardı. hayat, onlar planlar yaparken başlarına gelen şeylerdi ve bugün hayat kızlarla uğraşmaya karar vermişti..
╔═══════════╗
║██░░░░░░░░░╚╗ 𝙙𝙪̈𝙨̧𝙪̈𝙠 𝙥?𝙡 𝙣𝙚𝙙𝙚𝙣-
║██░ 𝙇𝙤𝙬 𝘽𝙖𝙩𝙩𝙚𝙧𝙮 ░║ 𝙞𝙮𝙡𝙚 𝙪̈𝙨𝙡?𝙥 𝙙𝙚𝙜̆?𝙨̧-
║██░░░░░░░░░╔╝ 𝙩𝙞𝙧𝙞𝙡𝙞𝙮?𝙧.
╚═══════════╝
sinemaya gittik, bir de ne görelim. salon tamamen dolu, ta-ma-men. neyse dedik başka filme girelim boş yere gelmiş olmayalım.
o sırada vizyondaki filmler de şöyle: üç harfliler, the fall 2, resident evil ve isyan.
yanımda kız kardeşlerimi getirmişim, küçüğün yaşı onbir ben şimdi bu kızla beraber hangi filme gireyim efendiler. tabii ki de hiçbirine.
neysem dedik yine.ngelirken kitap fuarı görmüştük oraya girelim, tam biz gişenin önünden çıktığımız an yağmur yağmaya başlamasın mı, alışveriş merkezinin üstü açık olmasın mı, fuarı sonlandırmasınlar mı? anlattıklarım arasında birkaç dakika ya vardır ya yoktur.
sabrın sonu selamettir, yine neyse dedim(k) vakit geçirelim. o sırada hâlâ yağmur yağıyor. birkaç mağazaya girdik bakındık, bir şeyler aldık ve çıktık. tabi o sırada yağmurdan da nasibimizi aldık. sabahki güneşi mumla arar olmuştuk.
benim omzumda da bir çanta var, ayıptır söylemesi içi sinema için aldığımız atıştırmalıklarla dolu. çantanın yapısı nedeniyle onlar da ıslandı ve her hareketimde rahatsız edici plastik sesleri kulağıma gelmeye başladı.
yürüyen merdivenden inerken, kendimi enes batur hayal mi gerçek mi filmindeki bir sahnede oynuyormuş gibi hissettim. hangi sahnede olduğumu da açıklayayım..
enes kumbarasını kırıp içeriden aldığı bozuk paraları cebine koyup arkadaşlarıyla sinemaya gidecekti.
arkadaşları (reynmen ve başak karahan...) gişenin önünde beklerken enes haldur huldur yürüyen merdivenden acele ederek inerken cebindeki bozukluklar utanç verici derecede yükseklikte şıkıldımalar yaratıyordu.
işte bu garip aleran da böyle hissediyordu. bu sinema kültürüyle içeriye girememize şaşırmamak gerek aslında..
yağmur hızını dehşet bir şekilde artırdı, istanbul'da olanlar bilir şarıl şarıl yağmur yağıyor şu anda.
𝘽𝙯𝙕𝙩.. 𝘼𝙮𝘼𝙧𝙡𝘼𝙧 𝘽𝙤𝙕𝙪𝙇𝙪𝙮𝙊𝙧. 𝙔𝙖𝙕𝜾 𝙠𝙖𝙍𝙢𝙖𝙎̧𝜾𝙠𝙡𝘼𝙨̧𝙩𝜾𝙍𝜾𝙡𝜾𝙮𝙊𝙧.
e bizim kızların yanında şemsiye yok, şemsiyeyi geçtim günlük güneşlik hava hasebiyle ince kıyafetlerle geldiğimizden dolayı sırılsıklam olduk. bilhassa ben. yine ben yine ben.
kardeşlerimin üzerinde yine kapişonlu vardı, başlarını vesaire örtebildiler.
kimin üzerinde başını sokabileceği bir kumaş parçası yoktu sizce. doğru yanıt, tabii ki de benim.
neyse ki müslüman aklı buna da bir çözüm buldu. giydiğim kapişonsuz hırkayı çıkardım, başımın üstüne çektim sonra kollarını giydim ve fermuarı çektim. hayal gücünüze güvendiğimden dolayı daha fazla betimlemek istemiyorum, ama eminim ki aklınıza geldiğinden daha garip görünüyordur. zira hava karanlık, benim üstüm daha da karanlık, tamamen siyah giyinmişim. yüzüm desen bembeyaz kesilmiş, saçlar sırılsıklam. akşam akşam slenderman'den hallice bir samara mı olduk bilinmez.
bir süre sonra her şeyi salladık, yağmurun keyfini çıkarmaya çalıştık. yerseniz.
bir söz vardı, bazıları yağmuru izler bazıları ise yağmurda ıslanırmış.
he. biz ikisi de değiliz, yağmurdan sırılsıklam olan tipleriz..
neyse efendiler şimdi ise karşımdaki masada duran a-ferin ile bakışıyorum. yahu ben daha önceki hastalığı atlatamamışım, masadan ilacı alıp dolaba koymamışım.. yine işimiz düştü. aferin bana, gerçekten aferin.
ben kendimi boykot etmeyeyim de kimi edeyim. filmin günahını almayı bırakayım bence..
uzun bir süre bu filmi izlemeye niyetlenmem gibi, zaten önceki hiçbir filmi izlememiştim nerdeyse.
filmin adını da değiştiriyorum:
balık-kız: ıpıslak bir gün.
haydin selametle