"But what am I?" "You're just an angel who goes along with Heaven as far as he can." "That sounds..." "Lonely ?" "But you said it wasn't" "I'm a demon, I lied." 😈🪽-Good Omens-👼🏻🪽
Spoiler içeriyor
✝️'Sanırım ben de Tanrı'nın sevgili bir kulu değilim.'✝️ ☁️ Ticket To Heaven' ı bitirdim ve gerçekten uzun süre etkisinden çıkabileceğimi sanmıyorum. Bu dizi sadece bir aşk hikâyesi anlatmadı; inanç, suçluluk, affetmek ve insanın kendiyle olan savaşını da anlattı. 🤍 Duygusal…devamı✝️'Sanırım ben de Tanrı'nın sevgili bir kulu değilim.'✝️
☁️ Ticket To Heaven' ı bitirdim ve gerçekten uzun süre etkisinden çıkabileceğimi sanmıyorum. Bu dizi sadece bir aşk hikâyesi anlatmadı; inanç, suçluluk, affetmek ve insanın kendiyle olan savaşını da anlattı. 🤍
Duygusal bir dizi olduğunun farkındaydım ama ciddi manada uzun zamandır bir dizi beni bu kadar sarsmamıştı. Her bölümünü bazen tebessümle, bazen de dolu gözlerle izledim. 🥹
Beni en çok etkileyen şeylerden biri de kullandıkları semboller ve metaforlardı. Özellikle tespih detayı... 📿 Başta küçük bir aksesuar gibi duruyor ama bölüm bölüm aslında ne kadar anlam taşıdığını fark ediyorsun. Tespih normalde dua etmeyi, bağışlanmayı ve huzuru temsil ederken dizide karakterlerin yüklerini, pişmanlıklarını ve içlerinden atamadıkları suçluluklarını da temsil ediyor gibiydi.
Yedi büyük günah temasını ele almaları da çok hoş bir detaydı. Bunu daha çok karakterlerin seçimlerinde hissettirdiler. Bazen gurur, bazen öfke, bazen kıskançlık onların en büyük düşmanı oldu. Ve bence dizinin vermek istediği şeylerden biri de buydu; insanı mahveden şey her zaman karşısındaki insanlar değil, bazen kendi içindeki karanlık oluyor.
Bir de cennet ve cehennem meselesini işleyişleri çok güzeldi. ☁️🔥 Dizi boyunca bana sürekli şunu hissettirdi: Belki de cennet ve cehennem öldükten sonra gidilen yerler değil, insanın yaşarken kendi içinde yarattığı yerlerdir. Mesela Tanrak affedilmeyi o kadar çok isterken bir türlü kendisini affedemedi. Asıl cehennemi de buydu belki.
Oyunculuklara gelirsek... 🥹 Gerçekten bazı sahnelerde tek bir bakışla sayfalarca diyalogdan daha fazla şey anlattılar. Özellikle sessiz sahneler beni çok vurdu. Çünkü bazen insanın içinde kopan fırtınayı anlatmak için konuşmaya gerek olmuyor. Bir bakış, titreyen bir ses ya da sessizce dökülen bir gözyaşı her şeyi anlatabiliyor. 🤍
Birkaç sahneden özellikle bahsetmek istiyorum; 🌼📿📘✝️
• Rak'ın yakalanma korkusuyla Barth'la anıları olan her şeyi yakması...
• Pederin her şeyin farkında olmasına rağmen Rak'a bu kadar destek çıkması ve sadece bunu kendi ağzından itiraf etmesini istemesi...
• Rak'ın Barth'tan etkilendiğini fark ettiğindeki şok, korku, kendini bilemeyişi...
• Barth'ın sırf erkekleri sevdiği için, öz babası yüzünden hayatının altüst oluşu...
• Rak'ın bir aileye duyduğu özlem, yalnızlığı ve ait olma isteği...
Ve daha niceleri... 🥹
Ve final... 🥹🤧 Phak hocanın "İkiniz nasılsınız?" diye sorduğu ana kadar Rak'ın seçtiği yoldan çok emindim. Hem böyle bittiği için çok mutlu oldum çünkü son ana kadar kendi kalbinden korktu, bu savaşı kaybedeceğini düşündü ama sonunda hiçbir şeyini kaybetmeden kazanmayı başardı.
Ama içimde bir yerde mutsuz son isteyen biri de vardı. Çünkü sanırım böyle bir hikâyeye biraz trajedi de yakışırdı ve daha akılda kalıcı olabilirdi. Yine de bu haliyle bile harikaydı.
Son olarak... Eksikleri var mıydı? Vardı. Ama hissettirdikleri benim için çok daha ağır bastı. Bazı diziler bittiğinde unutuluyor, bazılarıysa bir sahnesiyle, bir repliğiyle, bir tablosuyla ya da küçücük bir tespihle bile insanın aklında kalıyor. 📿☁️🤍
Ticket to Heaven benim için tam olarak öyle bir dizi oldu..
+ Beni sevmedin mi ? - Seni seviyorum,seni seviyorum ama bununla ne yapacağım.. + Eğer Tanrı bize hem sevmeyi öğretip hem de birbirimizi sevmemize izin vermiyorsa o zaman bu dünyada Tanrı' nın varlığının ne anlamı var? 🫂 + Eğer burası…devamı+ Beni sevmedin mi ?
- Seni seviyorum,seni seviyorum ama bununla ne yapacağım..
+ Eğer Tanrı bize hem sevmeyi öğretip hem de birbirimizi sevmemize izin vermiyorsa o zaman bu dünyada Tanrı' nın varlığının ne anlamı var? 🫂
+ Eğer burası bize göre değilse, birlikte kaçalım
🛐📿✝️🔥👨🏻❤️👨🏻🎑
- Ticket To Heaven -
'My Grandpa Is a BL Writer ' izlemeye başladım.. Güzel gidiyo beğendim ama Guy' ın duygularıyla oynuyolar ailecek resmen ve bu yüzden diziye tam odaklanamıyorum çok kötü bi his buuuu 😢🤧
Yorum yaptığımız diziyi/filmi bidaha ekleyemediğimiz için ekstradan buraya da yorumumu tekrar ekliyimmm 😒😢 __________________________ Fourever You'nun ikinci sezonunu da bitirdim ve ilk sezonun sonunda dediğim gibi... neyse ki bozmadılar. 🥹 İlk söyleyeceğim şey şu; her ne kadar tam bir green…devamıYorum yaptığımız diziyi/filmi bidaha ekleyemediğimiz için ekstradan buraya da yorumumu tekrar ekliyimmm 😒😢
__________________________
Fourever You'nun ikinci sezonunu da bitirdim ve ilk sezonun sonunda dediğim gibi... neyse ki bozmadılar. 🥹
İlk söyleyeceğim şey şu; her ne kadar tam bir green flag olsa da Fah benim favori karakterim olamadı. 😭 Evet çok tatlıydı, çok olgundu ama ben Arthit'i daha çok sevdim. Bilmiyorum ya, bana daha yakın hissettirdi. Daha doğal geldi. Zaten dürüst olmak gerekirse bu diziye başlama sebebim de Arthit ve Dao'ydu. 😭 "Şunları izleyeyim" diye başlamışken kendimi bütün diziyi bitirmiş buldum.
The Sun from Another Star kısmına gelirsek... benim için ikinci sezonun en güçlü kısmı kesinlikle buydu. Kimya, duygu, tempo... her şey yerli yerindeydi. Tek kusuru gerçekten daha fazla bölümünün olmaması. O kadar güzel akıyodu ki hikâye tam alışmışken bitiverdi. Bir iki bölüm daha izlesem zerre sıkılmazdım.
Sonra Nao ve Tiger kaldı. Açıkçası ilk başta onları izlemeyi bile düşünmüyodum. 😭 "Tamam başladık artık bitirelim" kafasıyla açtım ama beklediğimden daha çok sevdim. Arthit & Dao'nun yerini tutmadılar tabii ama düşündüğüm kadar da ilgimi kaybetmediler.
Bence asıl problem hikâyenin kendisi değildi. Sürekli geçmişe dönmeleriydi. Bir yerden sonra "tamam anladık ortaokulda ne yaşandığını, biraz günümüze dönelim artık" dedim kendi kendime. 😭 Hele ki iki çifti aynı anda işliyosan bence ilişkiyi bu kadar finale bırakmamak gerekiyodu. Kissler, sevgililik, ilişkinin oturması... her şeyi son iki bölüme sıkıştırınca ister istemez o beklediğin tatmini tam alamıyosun. Biraz daha dengeli dağıtılsa çok daha güzel olurmuş.
Bir de final... 🥹 Bence kesinlikle bir bölüm daha hak ediyodu bu dizi. Böyle bütün castın tekrar bir araya geldiği, herkesin mutlu olduğu, ufak ufak neler yaptıklarını gördüğümüz bi kapanış bölümü isterdim. Final kötü değildi ama bana biraz erken bitmiş gibi hissettirdi. "Eee bu kadar mıydı?" dedim resmen.
Genel olarak ikinci sezonu ilk sezondan daha çok sevdim diyebilirim. İlk sezonda dizi bazen ne anlatmak istediğini arıyomuş gibi hissettiriyodu. Burada ise daha oturmuştu. Hâlâ tempo konusunda tökezlediği yerler vardı ama karakterlerin enerjisi o açığı kapatmayı başardı bence. Sonuç olarak... iyi ki başlamışım diyorum. Sadece biraz daha uzun olsaymış keşke. 🥹🤍
Love Upon a Time'ı istemeye istemeye bitirdim🥹 Beklediğimden çok daha fazla sevdim. İlk başta "güzel olur herhalde" diye başlamıştım ama bölüm geçtikçe baya bağlandım. Fantastik konusu zaten ilgimi çekmişti ama olayların işlenişi de hoşuma gitti. Hem romantik hem de eğlenceli…devamıLove Upon a Time'ı istemeye istemeye bitirdim🥹 Beklediğimden çok daha fazla sevdim. İlk başta "güzel olur herhalde" diye başlamıştım ama bölüm geçtikçe baya bağlandım. Fantastik konusu zaten ilgimi çekmişti ama olayların işlenişi de hoşuma gitti. Hem romantik hem de eğlenceli ilerledi, o yüzden hiç sıkılmadım.
Bir de Net'in partneri olarak JJ'den pek emin değildim diziden önce. Bu dizi sayesinde hem partnerliklerini çok sevdim hem de JJ'in (Klao) oyunculuğunu çok beğendim. Çatlak bir rol olmuş ve gayet başarılıydı.
Diziye gelirsek... En çok başrolleri sevdim sanırım. Aralarındaki uyum çok tatlıydı ya, birbirlerine bakışları bile bazı sahnelerde yetiyodu. Duygusal anları da bana geçti açıkçası. İlişkileri öyle bir anda gelişmedi, yavaş yavaş ilerlemesini sevdim. 🥹
Ama tek takıldığım nokta şu oldu; geçmişteki konular bazı yerlerde devamlı tekrara düşüyormuş gibi hissettirdi. Onlardan biraz feragat edip günümüzde geçen sahneleri artırabilirlerdi bence. Sadece son bölümde kavuşmaktansa en az iki bölüm mutlu hallerini izleseydik çok daha güzel olurdu. Finale biraz sıkışmış gibi hissettirdi. 🥲🤧 Ama birbirlerini anlamaya çalışmaları, aralarındaki güvenin oluşması falan gerçekten çok güzeldi.
Yan karakterler de boş yazılmamıştı bence. Hepsinin hikâyeye ayrı bir katkısı vardı, hiçbiri öylesine eklenmiş gibi hissettirmedi. Son bölümde özellikle öyle bir sahne gerçekleştirebilecekleri hiç aklıma gelmemişti, daha soft sahneler bekliyordum. Ama uyumları gerçekten muazzamdı. Ve lütfen Kim'in (Kaew) güzelliğinden konuşup abartabilir miyiz??? 🔥🛐
Karakterlerin hepsinin kendine göre bir amacı vardı ve hikâyeyi tamamlıyorlardı. Bazı karakterlere sinir oldum tabii 😭 ama o da dizinin etkileyici olduğunun göstergesi bence.
Dizinin yorumlarında görmüştüm; "Bu düğüne katılmak en çok Chuai'nin hakkı." O kadar haklı bir yorum ki... Chuai, Klao'ya çok destek oldu ve kaybolduğunda ne kadar korktu, ne kadar üzüldü. Onu bir patron olarak değil de dostu olarak görüyordu sanki. Ana çiftin mutlu olduğunu görmek gerçekten hakkıydı. Bu beni çok üzdü. 🤧😢
Görsellik olarak da çok hoşuma gitti. Kostümler, mekanlar, o masalsı atmosfer gerçekten çok güzeldi. İzlerken insanı başka bir dünyanın içindeymiş gibi hissettiriyor. Müzikleri de sahnelere çok yakışmıştı, duygusal yerlerde etkisini daha da artırmış.
Genel olarak hem hikâyesini hem karakterlerini hem de verdiği hissi çok beğendim. Benim için izlerken sürekli "bir bölüm daha açayım" dedirten dizilerden biri oldu. Kesinlikle izlediğime değdi bence. 🤍✨
NEDEN BANA KİMSE 'VENUS IN THE SKY SERİES'İN' WHO DAT İDOLS SİTESİNDE VAR OLDUĞUNU SÖYLEMEDİİ!!!! YILLAR SONRA BULDUM SENİ CANIM DİZİM UMARIM GÜZELSİNDİR MDPSMDPSMDPMDPDMDLDM 💃🏻🛐🙏🏻