Sen tarih kitapları nasıl yazılır bilmiyorsun. Tarih kitapları insanoğlunun aklının almadığı savaşlarla doludur. 💢 Hastaneye dün bir Yahudi geldi. Saraybosna’ya soktuğu su arıtma cihazıyla, Milyatska Nehri’nin suyunu arıtarak para karşılığı insanlara satıyordu. Başka kimin aklına gelir, Milyatska Nehri’nin suyunu arıtıp…devamıSen tarih kitapları nasıl yazılır bilmiyorsun. Tarih kitapları insanoğlunun aklının almadığı savaşlarla doludur.
💢
Hastaneye dün bir Yahudi geldi. Saraybosna’ya soktuğu su arıtma cihazıyla, Milyatska Nehri’nin suyunu arıtarak para karşılığı insanlara satıyordu. Başka kimin aklına gelir, Milyatska Nehri’nin suyunu arıtıp savaş mağduru insanlara satmak? – Ancak bir Yahudinin aklına gelir başka da kimsenin aklına gelmez.
💢
Artık vatan toprağımın üzerinde açan değil, solan beyaz bir zambaktım ben.
📚
Yakın tarihe (1992) ışık tutan bir kitap. Bosna Hersek Savaşı'nı Suada'nın anlatımıyla okuyoruz.
Biri Müslüman Boşnak, diğeri Hristiyan Sırp olan iki genç de konservatuardaki Boşnak kıza aşık olmuştu ve aşklarını itiraf ettiler bir gün Suada'ya. Gençlerden birisi karşılık buldu aşkına, diğeri 'kalbimde iki kişiye yer yok' cevabı aldı.
Savaş patlak verdi ve aşkına karşılık bulamayan gencin eline esir düştü Suada.
Zalimliğin, zorbalığın hortladığı dönem başladı böylece...
Modern zamanlarda Avrupa'da yaşanan soykırımı gözyaşları eşliğinde okudum.
Kesinlikle okunmalı...
Kuyucaklı Yusuf... bitirdiğinizde boğazınızda kalan o düğüm, aslında Sabahattin Ali’nin anlatmak istediği dünyanın kendisidir. Roman sadece bir hikâye değil! adaletsizliğin, sevginin önüne nasıl duvar gibi dikildiğini hissettiren bir yaradır. Yusuf, hem mağdur hem de dik durmaya çalışan insanın simgesidir aslında…devamıKuyucaklı Yusuf... bitirdiğinizde boğazınızda kalan o düğüm, aslında Sabahattin Ali’nin anlatmak istediği dünyanın kendisidir. Roman sadece bir hikâye değil! adaletsizliğin, sevginin önüne nasıl duvar gibi dikildiğini hissettiren bir yaradır.
Yusuf, hem mağdur hem de dik durmaya çalışan insanın simgesidir aslında .İçinde kırılgan bir çocuk taşırken, dışarıya sessiz bir direniş gösterir. En çok da anlaşılamamış olması acıtır insanı.
Kitap bittiğinde geriye bir olay değil, bir his kalıyor... içi ıssızlaşmış ama hâlâ dimdik duran bir yalnızlık.
Okunması gereken bir kitap gerçekten... Keyifli okumalar 📖
İlk filme nazaran eksik ve artı yönleri var Öncelikle artısı şu ki milletvekilinin oğlunun ve arkadaşlarının ceza almaması adaletin yerini bulmaması yerinde bir işleme olmuş Ülkemizde olan biten her şeyin özeti; özellikle Gülistan doku davasının olduğu şu günlerde arka planda…devamıİlk filme nazaran eksik ve artı yönleri var
Öncelikle artısı şu ki milletvekilinin oğlunun ve arkadaşlarının ceza almaması adaletin yerini bulmaması yerinde bir işleme olmuş
Ülkemizde olan biten her şeyin özeti; özellikle Gülistan doku davasının olduğu şu günlerde arka planda gücü olanın istediği gibi hareket etmesini biraz daha fazla işleyebilirlerdi
Lakin karakterlerin yapmacık tavrı ilk andan hissettiriyor karakter derinliği neredeyse yok gibi yüzeysel geçilmiş ( kötülüğe uğrayanlar)
Diğerleri ise özelikle İdris Nebi Taşkan'ın oyunculuğu filmi götürmüş diyebilirim. Yanındakilerin de öyle pek bi etkisi yok gibi filme basit karakterler kaçmış
Russell Crowe’un bu filmdeki rolu gerçekten rahatsız edici derecede iyiydi. İzlerken adamdan resmen nefret ettim ve bence bu, oyunculuğun ne kadar başarılı olduğunun en net göstergesi. Karakterin o kontrolsüz öfkesi, anlık patlamaları ve giderek artan gerilim hissi film boyunca insanın…devamıRussell Crowe’un bu filmdeki rolu gerçekten rahatsız edici derecede iyiydi. İzlerken adamdan resmen nefret ettim ve bence bu, oyunculuğun ne kadar başarılı olduğunun en net göstergesi. Karakterin o kontrolsüz öfkesi, anlık patlamaları ve giderek artan gerilim hissi film boyunca insanın içine işliyor.
Film çok büyük bir hikaye anlatma derdinde değil aslında; ama yaptığı şeyi çok iyi yapıyor. Tempo hiç düşmüyor, sürekli bir tedirginlik hali var. Özellikle trafikte yaşanan basit bir olayın bu kadar korkutucu bir noktaya taşınması, “gerçek hayatta da olabilir” hissini fazlasıyla veriyor. Bu da filmi daha etkileyici kılıyor.
Bazı yerlerde klasik gerilim klişelerine kaydığı oluyor ama buna rağmen izlerken sıkılmadım. Çünkü Crowe’un performansı filmi taşıyor. Karakter o kadar sinir bozucu ki, sahnelerde gerilmekten çok “biri şunu durdursun” diye düşünüyorsun.
Kısacası, aşırı derinlikli bir film değil ama gerilim dozunu yüksek tutan, tek bir oyuncunun performansıyla izlettiren bir yapım. Russell Crowe bu rolüyle gerçekten izleyiciyi kendinden nefret ettirmeyi başarmış. Film seyir zevkini fazlasıyla veriyor açın izleyinn
Gizem doruklarda acaba katil kim? Okuyan, kitabın sonuna kadar kişilerin hareketlerinden katilin kim olduğunu odadaki 11. Kişi olarak bulmaya çalışıyoruz. Garip ölümlerin arkasında kim var, adayla bağlantısı ne, ölümlere bu kadar çalışılmış mi gerçekten, babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi?…devamıGizem doruklarda acaba katil kim? Okuyan, kitabın sonuna kadar kişilerin hareketlerinden katilin kim olduğunu odadaki 11. Kişi olarak bulmaya çalışıyoruz. Garip ölümlerin arkasında kim var, adayla bağlantısı ne, ölümlere bu kadar çalışılmış mi gerçekten, babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi? Gibi soruları kendimize soruyoruz. Sanırım ismi ve birtakım kitap içindeki ifadeler yeni dönemdeki basimlarda sansürlenmis kaç yıllık on küçük zenci on kişiydiler olmuş zenci adası asker adası olmuş. Bilemedim sansürün hiçbir türlüsünü sevmeyeceğim galiba.
Bu animeyi avatar son hava bükücüye çok benzetiyorum. Karakter gelişimleri Midoriya ile aang in aynı olmasa da hikaye gelişimi çok benzer. Eski one for all kullanıcılarının rehberlik etmesi avatarın ruhani bölgede avatar roku ve diğer eski avatarlardan rehberlik alması gibi…devamıBu animeyi avatar son hava bükücüye çok benzetiyorum. Karakter gelişimleri Midoriya ile aang in aynı olmasa da hikaye gelişimi çok benzer. Eski one for all kullanıcılarının rehberlik etmesi avatarın ruhani bölgede avatar roku ve diğer eski avatarlardan rehberlik alması gibi Midoriya da aang gibi özünde pasifist bir yol izliyor.
Yeni nesil anime, film ve sair yapımlarda yüksek empati içeren bir tavır var o kadar yüksek ki bir kötünün kötü olma nedenlerine kadar iniyor empati yaptiriliyoruz. Evet bir kötüyü, caniyi kazın altından insan çıkacaktır söylemine ben de katılıyorum da bu biraz fazla gibi. Demon slayer da böyleydi nerede cani vahşi zebani var ise empati babam empati. Ben kahramanla empati kurmak istiyorum bana kötüyü o kadar kötü aktarmalisin ki ben düşüncelerimde bile bu adamin durumunda olsam şöyle olurdu diyemeyeyim hatta ayıplayayım. Kaç bin kişi öldürmüş adam ama hayatı kötüydü ondan böyle oldu ben bu gibi bahaneleri duymak veya görmek istemiyorum. Aha bak Spiderman e kötü olmak için zibilyon sebebi var simbiyotlu en kötü hali bile sadece kaba.
Demem o ki yeni yapımların bu altındaki mesaj yüzünden begenemiyorum.