Avusturyalı yazar Stefan Zweig'ın 1927 yılında yayımlanan kısa öyküsü. Riviera kıyısındaki küçük bir pansiyona yakışıklı ve sıcakkanlı bir gencin gelmesiyle birlikte herkesi şok edecek ve konuklar arasında hararetli bir ahlak tartışmasının fitilini ateşleyecek olan bir skandal yaşanır. Konukları sabırla dinleyen…devamıAvusturyalı yazar Stefan Zweig'ın 1927 yılında yayımlanan kısa öyküsü.
Riviera kıyısındaki küçük bir pansiyona yakışıklı ve sıcakkanlı bir gencin gelmesiyle birlikte herkesi şok edecek ve konuklar arasında hararetli bir ahlak tartışmasının fitilini ateşleyecek olan bir skandal yaşanır. Konukları sabırla dinleyen Mrs C., karakterimizin bu olaya bakış açısını dinleyince uzun zamandır içinde taşıdığı ve artık anlatarak huzura ermek istediği 24 saatlik bir anısını aktarmaya karar verir.
Monte Carlo'da bir kumarbazı kurtarmak isteyen Mrs C. gerçekten iyilik işlemek peşinde midir, yoksa Leh soyluya karşı hissettiği tutku mu onu bu yola sürüklemiştir? "Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat", tek oturuşta bitirebileceğiniz, Zweig'ın diğer kısa öykülerinden aşina olacağınız üzere akıcı, sürükleyici ve duyguların derinden anlatıldığı bir kitap.
Tutkular, bir insanı nasılda o hiç olmayacaklarını düşündükleri insana dönüştürebiliyorlar, değil mi? Ve hatta yeri geliyor, bir insanla geçirilen yirmi dört saat, başkasıyla geçirilen yirmi dört yıldan daha akılda kalıcı olabiliyor. Bir erkeğin, özellikle de o yıllarda, bir kadının iç dünyasına bu derecede nüfuz edebilmesi gerçekten takdire şayan.
"Oysa minnet ifadesi insanlarda çok nadir görülen bir şeydir, özellikle de minnet duygusu büyük olanlar, duygularını açığa çıkaracak olan ifadeyi bulamazlar; şaşkın şaşkın susarlar, utanırlar, zaman zaman da duygularını saklamak için yüzlerini asarlar."
Mutlu sonlara bayılıyorum🌊 Williams okula yeni gelen dışlanmış yalnız bir çocuk, Noel gecesinde olanlar oluyor ve Noel Babanın getirdiği motoru ile 🏍 kendini gösterme fırsatı doğuyor. Eğer Noel gecesinde seviliyorsanız ve mutluysanız Noelde daha da çok sevildiğinizi hisseder mutlu hissedersiniz…devamıMutlu sonlara bayılıyorum🌊
Williams okula yeni gelen dışlanmış yalnız bir çocuk, Noel gecesinde olanlar oluyor ve Noel Babanın getirdiği motoru ile 🏍 kendini gösterme fırsatı doğuyor.
Eğer Noel gecesinde seviliyorsanız ve mutluysanız Noelde daha da çok sevildiğinizi hisseder mutlu hissedersiniz ama kendinizi yanlız ve sevgisiz hissediyorsanız büyüteç devreye girer ve bu kötü şeyleri daha da büyük kılar.
Musmutlu bir animasyon.☃️⛄️🌨❄️🤩
Düşünsene, kedisin. Bir apartmanın 6. katında denizden 20 metre yukarıdasın. Bi herif var, hiç avlanmıyor ve sihirli bir dolabın içerisinden sonsuz biftek çıkarıyor. İnsanlık bir virüs sonucu yok olsa ilk işim tüm kedileri metal konteynerlere tapınmaktan kurtarmak olurdu. Onlara derim…devamıDüşünsene, kedisin. Bir apartmanın 6. katında denizden 20 metre yukarıdasın. Bi herif var, hiç avlanmıyor ve sihirli bir dolabın içerisinden sonsuz biftek çıkarıyor.
İnsanlık bir virüs sonucu yok olsa ilk işim tüm kedileri metal konteynerlere tapınmaktan kurtarmak olurdu. Onlara derim ki; "kutsal dolabı aramalıyız"...
Büyük bir çöküş başladı içimde Nereye doğru düştüğümü bilmiyorum İçimden koca parçalar savruluyor Dört bir yana doğru azalıyorum Gözlerimi kapatıp acımı görmezden gelenleri Görmezden gelmek istiyorum Ama olmuyor bir türlü yapamıyorum Daha çok görüyor daha çok acı çekiyorum İçim bir…devamıBüyük bir çöküş başladı içimde
Nereye doğru düştüğümü bilmiyorum
İçimden koca parçalar savruluyor
Dört bir yana doğru azalıyorum
Gözlerimi kapatıp acımı görmezden gelenleri
Görmezden gelmek istiyorum
Ama olmuyor bir türlü yapamıyorum
Daha çok görüyor daha çok acı çekiyorum
İçim bir dağ başı yalnızlığında kaybolmak istiyor
Bir yandan da korkuyorum yitirmekten
Yaşanması mümkün ihtimalleri.
ben bu kitapta şunu fark ettim bu adamın ne yazdığının hiçbir önemi yok. ilgini çeksin çekmesin hoşuna gitsin gitmesin önemi yok. uzun yazsın, kısa yazsın, asla bağ kuramadığın karakterler olsun, anlamadığın referanslar verip dursun... f a r k e t…devamıben bu kitapta şunu fark ettim bu adamın ne yazdığının hiçbir önemi yok. ilgini çeksin çekmesin hoşuna gitsin gitmesin önemi yok. uzun yazsın, kısa yazsın, asla bağ kuramadığın karakterler olsun, anlamadığın referanslar verip dursun... f a r k e t m i y o r. okutuyor kendini. nasıl yapıyor bunu bilmiyorum ya kelimelerle sihir yapıyor sanki. dört yolun ortasındaki ritüeli yapıp şeytanı çağırmış ve yazma yeteneği karşılığında ruhunu satmış biri olduğuna inanmaya başlıycam çok az kaldı.
neyse stephen king'i bi kenara bırakırsak, kitabı sevdim, başka şansım yoktu gerçi de, okuyun, bi başlayın o kendini okutur zaten.
8/10
övdün övdün niye sekiz verdin diyebilirsiniz. övmedim. valla daha çok beğeneceğim bi kitap okuyabilirdim bu kitap yerine ama adamdaki o şeytani yetenek okuttu, bunu övgü olarak söylemiyorum.
Spoiler içeriyor
Filmin ana temasının sanatın farklı dallarının üzerinden yapılması çok özgün,özellikle görseller çekim açıları çok iyi kullanılmış sanki gerçekten Paris'teymişiz gibi bı hava var.Bu kadar özgün içeriklere sahip olan filmin aşk tarafındaki konusunun daha derin olmasını beklerdim.Aldatmanın mizaha indirgenerek anlatılması hoşuma…devamıFilmin ana temasının sanatın farklı dallarının üzerinden yapılması çok özgün,özellikle görseller çekim açıları çok iyi kullanılmış sanki gerçekten Paris'teymişiz gibi bı hava var.Bu kadar özgün içeriklere sahip olan filmin aşk tarafındaki konusunun daha derin olmasını beklerdim.Aldatmanın mizaha indirgenerek anlatılması hoşuma gitmedi ayrıca bazı sahnelerde nostaljik olsun diye yoğun sarı filtre kullanılması da rahatsız etti.
Eğer yarattığın canlılar sadece hayatta kalmaya odaklıysa, onlar senin "hayvanların" olur. Ama eğer yarattığın canlılar, "Ben neden buradayım?" diye gökyüzüne bakıp kendi varlıklarını sorgulamaya başlarlarsa, işte o an o canlılar senin "insanların" olur. Sistemin hayvanları olmuşuz
listemdeki film/dizileri izliyorum part 37: uzun zamandır listemde olan bir animasyondu. çok eğlenceliydi. fareye bayıldım, duyguları öyle iyi hissettiriyordu ki. kendini izlettiren, sıkmayan bir animasyondu. mükemmeldi. animasyon izlemeyi seviyorsanız mutlaka izlemelisiniz. :) 10/10
Puanım : 5.3 /10 ✅ Geldik Marvel serisinin 1.fazdaki 5.filmine. Açıkçası sıfır etkisi vardı. Diğer filmlere nazaran pek beğenemedim. Çok kötüydü diyemem ama yani bende pek etki bırakmadı. Şuan avengers filmini bekliyorum. Belki 1.fazdaki son filmde müthiş bir dönüş olur...