Rüyalarda bu kadar güzel anlatılabilirdi doğanın gücü, insanların bitmeyen ihtirasları ve doğayla koparılan bağlar...Görsel şölen ve anlatımın şiirselliği muhteşem ... 🌿🌻🌏
●Aile olmak zor iş ve herkes gerçekten de anne, baba olmamalı ve son olarak neden erkeklerin çoğu kendi çekirdek ailesinden çok sülesindeki kendisini hiç umursamayan insanları umursar, onlar için kendi ailesini yani eşini ve çocuklarını ezer geçer. Anne ve babaya…devamı●Aile olmak zor iş ve herkes gerçekten de anne, baba olmamalı ve son olarak neden erkeklerin çoğu kendi çekirdek ailesinden çok sülesindeki kendisini hiç umursamayan insanları umursar, onlar için kendi ailesini yani eşini ve çocuklarını ezer geçer.
Anne ve babaya çok kızdım izlerken çünkü aşırı sorumsuz ve bencillerdi ve bu bence bu toplumun en büyük ve en ciddi yaralarından biri. En çok da böyle anne babalardan dolayı şu anda toplum böyle.
Kardeşlerde ise en çok Leyla'ya üzüldüm ve en çok ona hak verdim ama bir kadın olduğu için değil, gerçekleri dürüstçe dile getirdiği ve savaştığı için, tabii ailede tek başına savaşmak ne yazık ki işe yaramıyor ama...
Ve yoksulluk her devirde, her yerde öyle bir çaresizlik ki!..
Bu arada düğünlerde atılan paralar, takılan altınlar meselesi aynı bizim ülkedeki gibi, özellikle de Doğu taraflarında olduğu gibi ve bu çok sinir bozucu, çok aptalca bence.
Sonuç olarak güzel ve gerçek bir filmdi.
2011 yapımı bu Fransız filmi, gerçek bir hikâyeden uyarlanmış ve oldukça sevilen bir yapım. Film, geçirdiği kaza sonrası boynundan aşağısı felç kalan zengin bir adam ile ona bakıcı olarak işe alınan, hayatı biraz dağınık ama enerjik bir genç arasındaki beklenmedik…devamı2011 yapımı bu Fransız filmi, gerçek bir hikâyeden uyarlanmış ve oldukça sevilen bir yapım. Film, geçirdiği kaza sonrası boynundan aşağısı felç kalan zengin bir adam ile ona bakıcı olarak işe alınan, hayatı biraz dağınık ama enerjik bir genç arasındaki beklenmedik dostluğu anlatıyor.
Dram ve komediyi çok dengeli bir şekilde harmanlıyor. Özellikle karakterlerin birbirine zıt dünyalardan gelmesi ama zamanla birbirlerini tamamlamaları filmi izlerken en etkileyici taraflardan biri oluyor. Çok ağır bir dram değil; aksine yer yer oldukça eğlenceli ve sıcak bir havası var.
Can dostum,dediğim gibi aslında tamamen kurgu değil; gerçek bir hayat hikâyesinden esinleniyor.
Filmin gerçek hayattaki ilham kaynağı, Philippe Pozzo di Borgo adlı Fransız aristokrat bir iş insanı. Philippe, 1993 yılında geçirdiği bir yamaç paraşütü kazası sonrası boynundan aşağısı felç kalıyor. Bu olaydan sonra hayatı tamamen değişiyor ve uzun süre büyük bir yalnızlık ve bağımlılık içinde yaşıyor.
Bir süre sonra ona bakıcı olarak Abdel Sellou adlı Cezayir kökenli, Paris’in banliyölerinde büyümüş genç bir adam işe alınıyor. Abdel’in geçmişi filmdeki karaktere çok benziyor: disiplinli bir bakım geçmişi yok, daha çok sokak kültüründen gelen, kurallarla pek ilgilenmeyen biri.
Gerçek hayatta da bu ikili ilk başta “uyumsuz” bir çift gibi görünüyor. Philippe daha eğitimli bir çevreden geliyor; Abdel ise tabiri caizse sokaklardan geliyor. Ama zamanla aralarında beklenmedik bir bağ oluşuyor. Abdel, Philippe’e sadece fiziksel bakım sağlamakla kalmıyor; onu yeniden hayata bağlayan bir dost oluyor. Philippe de Abdel’e bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor.
Gerçek Philippe daha sonra bu süreci anlatan bir kitap yazıyor ve hikâye oradan geniş kitlelere ulaşıyor. Abdel Sellou da sonradan hayatını farklı bir yöne çeviriyor ve geçmişini geride bırakmaya çalışıyor.
Filmdeki en önemli farklardan biri tonlama. Gerçek hikâyede bazı kısımlar daha zorlayıcı ve sertken, film bu hikâyeyi daha sıcak, komik ve izleyiciye uygun bir hale getiriyor. Yani film bire bir biyografi değil; gerçek olaylardan esinlenen dramatize edilmiş bir uyarlama.
Kısacası film, gerçek hayatta yaşanmış güçlü bir dostluk hikâyesini alıp daha sinematik, daha akıcı ve duygusal açıdan dengeli bir şekilde yeniden anlatıyor. Temelde değişmeyen şey ise şu: tamamen farklı dünyalardan gelen iki insanın birbirinin hayatını derinden değiştirmesi.
Dipnot:2025 yılında çıkan,başrolünde Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit'in yer aldığı "Yan Yana" filmi tamamen bu filmin uyarlaması olarak çekilmiştir.
Bu fransızları dövmek lazım. Herifler ne animasyon yapmış öyle. Bunu yapan animatörler eli öpülecek insanlar. Bunlar animasyon yapıyosa biz ne yapıyoruz. Fortiche yeni dizi yapıyomuş aynı evrende geçen. Kaliteyi nereye çıkaracaklar bakalım. Animasyon derslerinde kaynak olarak kullanılması lazım.
Kurtuluş Savaşı'nı biz kez daha, bu kez Samim Kocagöz'ün kaleminden okumak istedim. Vatansever halk ile askerler el ele verip ne büyük bir cesaret göstermiş. İster istemez gözleri doluyor insanın. Ne zorluklarla kazanılmış bir vatanın evlatlarıyız. Kıymetini bilmemiz, daha da geliştirmemiz…devamıKurtuluş Savaşı'nı biz kez daha, bu kez Samim Kocagöz'ün kaleminden okumak istedim. Vatansever halk ile askerler el ele verip ne büyük bir cesaret göstermiş. İster istemez gözleri doluyor insanın. Ne zorluklarla kazanılmış bir vatanın evlatlarıyız. Kıymetini bilmemiz, daha da geliştirmemiz lazımken ülkenin gündemine bakıp üzülmekle birlikte utanıyorum. O şehitlerin, gazilerin canları pahasına savundukları ülkeyi el birliği ile ne hâle getirmişiz. Darlıkta son gücüyle mücadele eden bu halk inşallah bollukta da yapması gerekeni yapar da, yeniden güzel günler görürüz.
Spoiler içeriyor
Tam nereden gördüğümü hatırlamıyorum sanırım YT shortsların birinde bir kesitine denk gelmiştim ve uzun bir süreden beri izlemek istiyordum. Korsan olarak izlemeyi düşündüm ve hiçbir yerde bulamadım diziyi. Sürekli aklımdaydı, bi ara platforma para verip izlesem mi diye düşündüm de.…devamıTam nereden gördüğümü hatırlamıyorum sanırım YT shortsların birinde bir kesitine denk gelmiştim ve uzun bir süreden beri izlemek istiyordum.
Korsan olarak izlemeyi düşündüm ve hiçbir yerde bulamadım diziyi. Sürekli aklımdaydı, bi ara platforma para verip izlesem mi diye düşündüm de. Kısaca böylesi bir hevesle başladım diziye.
Şu an ilk sezonun altıncı bölümündeyim ve atlayak izliyorum. Klasik bir formül, birçok karakter kendi hikayesine göre yapbozun bir parçasını bulur ve sonunda herkes o parçaları birleştirip yapbozu tamamlar. Bu kesin bir şey değil, şu ana kadar gördüklerime göre bir varsayım sadece.
Bu bir bütünü oluşturma süreci de yavaş ilerlediği gibi bölümler de boş geçiyor. Bu yüzden atlayarak ilerliyordum ki artık bir iş yaparken arkada ses olsuna doğru evrildi durum. Kitap okuyorum bir yandan, arada kafamı kaldırıp bakıyorum öyle pek bir şey kaçırmış da olmuyorum. Tam yerlerinde bakıyorum olaylara.
Bu kadar hevesle başladığım bir dizi hayal kırıklığı oldu bu yüzden. Yine de verilen gizemleri merak ediyorum öyle böyle devam edeceğim.
Şu an 8. bölümün sonlarına doğru geldim. Mantık hatası yakaladım ya da ben yanlış yorumluyorum. İlk bölümde kasaba dışında hayatta kalabileceğimizi, tılsımların işe yarayabileceğini bilmiyorduk tarzı bir söylemde bulunuldu fakat bu bölümde geçmişte ,gelişlerinin ilk günlerinde Boyd, ormanda kayboluyor -kasabanın dışında- ve şans eseri tılsımlarla dolu bir deliğe düşüyor. Böylelikle yaratıkların tılsım olan yere gelemedikleri keşfediliyor. Şimdiki zamanda ise tılsımların kasaba dışında etki ettiğini bilmiyorduk diyip aynı karakter bir çıkış aramak için tekrar ormana dönüyor. Zaten bunun bilinen bir nokta olması gerekmiyor muydu? O delik kasaba sınırları içinde miydi? Bilen biri doğrulamasını yaparsa yeterli olacaktır. Kafa karışıyor böyle.
Spoiler içeriyor
izleyin ya izleyin, işinizi gücünüzü bırakın izleyin ben onaylıyorum Dizinin editleri o kadar çok karşıma çıkıyordu ki… En son kendi kendime ‘artık izlemelisin’ dedim ve izledim. Diziyi şimdi bitirdim ve sanki boşluğa düşmüşüm gibi hissediyorum. Tekrar tekrar izleyesim var. Konusuyla…devamıizleyin ya izleyin, işinizi gücünüzü bırakın izleyin ben onaylıyorum
Dizinin editleri o kadar çok karşıma çıkıyordu ki… En son kendi kendime ‘artık izlemelisin’ dedim ve izledim. Diziyi şimdi bitirdim ve sanki boşluğa düşmüşüm gibi hissediyorum. Tekrar tekrar izleyesim var. Konusuyla ve olayların akışıyla sizi etkisi altına almayı başarıyor.
Özellikle Junmo karakterinin, karakter değişimi çok iyi işlenmişti. Euijeong karakterinin üzerine çok gidiliyor ama o da kocasına yardım etmeye çalışıyordu ve bana kalırsa gerçekten kocasını seviyordu -Aynısını Junmo için söyleyebilir miyim-bilmiyorum-
Ayrıca Gicheul’un herkes tarafından yalnız bırakılması oldukça gerçekçiydi. Zayıf olduğun ilk anda insanlar yerine geçmek için an kollar. Zaten dizinin asıl olay örgüsüde bunun üzerine ilerliyor desem yanlış olmaz. Bataklığa düştün mü kurtulmak zor oluyor. Bir diğer yandan Haeryun’a çok üzüldüm, son kısımda gözünden düşen bir damla yaş beni bitirdi.
Sonu olması gerektiği gibiydi. Bu kadar şeyden sonra mutlu olmaları biraz hayalperest olurdu. Ancak Gicheul’u vuran kişinin Junmo olması çok gerekli bir şey miydi, bilmiyorum🤷♀️
Chang Wook’un öyle bir kimyası var ki dizideki tüm oyuncularla uyumu müthişti.
Chang Wook’un izlediğim üçüncü dizisi ve yanlışlıkla üçünü de üst üste izledim. An itibariyle en sevdiğim Kore oyuncusu… Aksiyon işini yapıyor bu adam, bırakın her dizide oynasın dhkdlhdjlfu
Bahsettiğim dizi editleri; karakterlerimiz olan Haeryun ve Junmo’nun editleriydi.
Gangnam B-Side’ de kavuşamayan çiftim burada yine kavuşamıyor. Biri bir editin altına ‘Kore’nin Bekir ve Uğur’u’ yazmıştı, katılıyorum. LHFLUFULDLDYLDOYDOFP
Kavuştukları güzel bir aksiyon dizisi yapılsın, kimyaları inanılmaz.
Kısaca bayıldım bayıldım bayıldım, izleyin ve izlettirinnnnn
Spoiler içeriyor
Daha önce hiç anime izlememiş biri olarak AOT benim başladığım ilk animeydi ve animelere karşı ön yargımı kırdı. Özellikle şunu belirtmek isterim ki Eren haklıydı kimisi onu kahraman kimisi dünyanın %80'ini yok eden bir zalim olarak görüyor bence eren tüm…devamıDaha önce hiç anime izlememiş biri olarak AOT benim başladığım ilk animeydi ve animelere karşı ön yargımı kırdı.
Özellikle şunu belirtmek isterim ki Eren haklıydı kimisi onu kahraman kimisi dünyanın %80'ini yok eden bir zalim olarak görüyor bence eren tüm bunların ötesinde omuzlarında ölen yoldaşlarının kanı için ve yakın dostları için tüm dünyayı ateşe sürükleyen biriydi ve onun yerinde kim olsa aynısını yapardı.
aksiyon filmleriyle aram o kadar yok ki film boyunca sıkılıp durmaktan telefonu elime alinca dopamin detoksundan çıkmış gibi hissettim. bence seri finali icin asiri yetersizdi bu arada. Çok fazla ne oluyor suan amk oldum ana karakterler bir orda bi burda…devamıaksiyon filmleriyle aram o kadar yok ki film boyunca sıkılıp durmaktan telefonu elime alinca dopamin detoksundan çıkmış gibi hissettim.
bence seri finali icin asiri yetersizdi bu arada. Çok fazla ne oluyor suan amk oldum ana karakterler bir orda bi burda sanırsınız isinlanmayi bulmuşlar bir de o üç gün nasil bir üç gün amk bir türlü bitmedi.
Filmde ilgimi ceken tek sey denizaltidaki kadindi hani ol desin oleyim ya valla asik oldum kadina cok iyiydi onu seviyorum💞