Sessize Alınmış Kalp Kırgınlık… Kırılmak ve kırıldığınız kişinin bunu fark etmemesi ruhunuzda bir sızı bırakıyor. Bir tarafınız görsün, bilsin istiyor ama diğer tarafınız tam tersini. Bir yandan da kendinize kızıyorsunuz; niye kırılıyorum, neden her şeye bu kadar çok kırılıyorum diye.…devamıSessize Alınmış Kalp
Kırgınlık… Kırılmak ve kırıldığınız kişinin bunu fark etmemesi ruhunuzda bir sızı bırakıyor. Bir tarafınız görsün, bilsin istiyor ama diğer tarafınız tam tersini. Bir yandan da kendinize kızıyorsunuz; niye kırılıyorum, neden her şeye bu kadar çok kırılıyorum diye. Bir zaman sonra fark ediyorsunuz ki içinizdeki çocuk hassas. Yaralanmış, canı acıyor. Yıllarca kimse fark etmemiş, kendini bir hiç gibi hissetmiş. Çok çabuk bağlanır olmuş insanlara ve gizlice fısıldamış: Eğer birine bağlanırsam, biri beni severse o zaman görülürüm, duyulurum, var olabilirim. Ama bu onun en büyük yanılgılarından biri olmuş ve bu sandığı şey canını çok yakmış. Bir süre sonra daha fazla kimseyle tanışmak istememiş, çünkü ona göre ne kadar çok insan o kadar sorun ve o kadar kırılıp yaralanmak demekmiş. O kırgın tarafını istemiyordu; onu güçsüz yapıyor gibi hissediyordu ama belki de bu sadece kırgın ve ince bir ruhu olduğunu gösteriyordu. Yaralarının sarılması gerekiyordu ama bunu kendi yapmalıydı. Yardım ederdi ama yardım istemekte çok zorlanırdı, çünkü bunu öğrenmişti. En başta kendine karşı bu kadar acımasızken başkalarının ona iyi olmasını beklememesi gerektiğini düşünüyordu. Kendi içindeki o çocuğun sesini bastırırken nasıl olur da bir başkasının duymasını isteyebilirdi ki? Herkese karşı iyiyken kendine neden bu kadar acımasızdı? Kendi canını fazlasıyla yakmıştı. İnsanların pek çoğu onu gerçekten görüp anlayamamıştı. O da bir süre sonra bundan vazgeçmişti. Sessizliğinden anlamayanlar konuştuğunda nasıl anlayabilirlerdi ki? Anlayamazlardı; duyulmaz, bilemezlerdi. O kendi içinde kayboluyordu. Artık sadece bir ruhtan ibaretti. Bedeni daha fazlasını kaldıramıyordu. Buna engel olmak istiyordu ve bu sanki yavaş yavaş o acımasız, duygusuz yönünü ortaya çıkarıyordu. Belki de kırılmamak, yaralanmamak için bu gerekiyordu: duygularını gizlemesi, en çok da kırgınlıklarını ve üzüntülerini. Belki kalbini göstermezse bu kadar canını yakmazlardı.
Lale-i Pinhan
16.05.26 🎬 🥊 Evde devamlı yatıp uyuyan, hiç bir şey yapmayı canı istemeyen zorunlu durumlar yemek harici hep uykuda kilolu bir kadının hayatına tanık oluyoruz. 🥊 Çağımızın depresyona daha da sürükleyen ruh halini görüyoruz. 🥊"Oblomovculuk" bir vaka. Kitabı hatırlattı bana.…devamı16.05.26 🎬
🥊 Evde devamlı yatıp uyuyan, hiç bir şey yapmayı canı istemeyen zorunlu durumlar yemek harici hep uykuda kilolu bir kadının hayatına tanık oluyoruz.
🥊 Çağımızın depresyona daha da sürükleyen ruh halini görüyoruz.
🥊"Oblomovculuk" bir vaka. Kitabı hatırlattı bana. Oblomov kitabını okumadıysanız mutlaka okumalısınız. Ahhh oblomov...🥹
🥊 Filmde dönüşümü de, ilerleyişini de, geride bıraktığı ihaneti de görüyoruz. O parktaki koşuşu ve karşıdan gelen en yakın arkadaşı ve eski sevgilisinin onu görüp konuştükları sahne geride kalan ihanetin hiçbir şey ifade etmediği sahne çok ikonikti.
🥊 Son dakikalarını izleyemedim belki daha sonra izlerim...
🥊 Ve yorumuma ekleme yaparım...
— Yine gökyüzünü izliyorsun. — Evet. — Neden? — Düşünüyorum. — Neyi? — Her şeyi... Ama bunu istemiyorum, sadece uyumak istiyorum. — Neden uyumak istiyorsun? — Kendim dâhil her şeyden kaçmanın tek yolu bu. — Neden kaçıyorsun her şeyden? —…devamı— Yine gökyüzünü izliyorsun.
— Evet.
— Neden?
— Düşünüyorum.
— Neyi?
— Her şeyi... Ama bunu istemiyorum, sadece uyumak istiyorum.
— Neden uyumak istiyorsun?
— Kendim dâhil her şeyden kaçmanın tek yolu bu.
— Neden kaçıyorsun her şeyden?
— Yoruldum. Dinlenmek istiyorum.
— Ve sakinleşmek, değil mi? Sinirli gibisin.
— Öfkeliyim. Acımasız tarafım ortaya çıkmak istiyor.
— Acımasız tarafın mı?
— Evet. Çok uzun zamandır içimdeki o canavarı tutuyorum. Sadece sevdiklerimi korumak istediğimde veya zarar gördüğümde ortaya çıkıyor.
— Neden tutuyorsun onu?
— Çünkü çok acımasız; beni de korkutuyor.
— Neden çıkmak istiyor?
— İçimdeki çocuğun canı çok yandı, yaktılar. Bazı kırgınlıklarım öfkeye dönüştü.
— Görsünler istedin, kırmasınlar istedin, anlatmaya çalıştın...
— Ama onlar çoğu zaman dinlemediler bile. Bazen kendimi çok bencil hissediyorum; bunları yapmamam gerekiyormuş gibi.
— Ama bencillik değildi; senin de sevilmeye, değerli olduğunu bilmeye ihtiyacın vardı.
— Öyleydi. Kırılsam da belli etmek istemiyordu bir tarafım. "Sorun değil, önemli değil, sıkıntı yok," dedi ama sorundu, önemliydi, sıkıntıydı; sadece bunu onların bilmesini istemiyordum.
— Bu seni bir yandan da bitirdi.
— Maalesef... Öfkemi hep kendimden çıkardım, hep kendime zarar verdim. Bir zamanlar kıyamadığım o saçlara şimdi...
— Senin öfken kendine. Başkalarına bu kadar iyiyken kendine bu kadar acımasız davrandığın için kırgınsın kendine.
— Evet... Ve yavaş yavaş duygularım ölüyor; kalbim yavaşça yok oluyor gibi, o acımasız halim ortaya çıkıyor. Bunu istemiyorum.
— Ama bir gün tamamen çıkacak. O zaman belki duyguların tamamen ölmüş olacak ya da belli insanların yanında ortaya çıkacak.
— Kim bilir, belki de...
Lale-i Pinhan
Gece tam uyumak üzereyken beynin durup dururken 5 yıl önce yaptığın o gereksiz sakarlığı veya söylediğin o saçma cümleyi hatırlatmasıyla gelen o zamansız ,yersiz ve yatakta kendi kendine Of neden öyle yaptım kidiye hayıflanma hissi..
İzleyin izlettirin tabii sabrınız varsa gizemler yavaş yavaş çözüldüğü için sabırsızlanıyorum eve nasıl dönecekleri bulmaya çalışırlarken daha da artan gizem izlettiriyor tek sıkıntısı yavaş ilerlemesi bu çağda her şeyi çok çabuk tükettiğimiz içinde olabilir hemen sonucu görmek istiyoruz ama diziyi…devamıİzleyin izlettirin tabii sabrınız varsa gizemler yavaş yavaş çözüldüğü için sabırsızlanıyorum eve nasıl dönecekleri bulmaya çalışırlarken daha da artan gizem izlettiriyor tek sıkıntısı yavaş ilerlemesi bu çağda her şeyi çok çabuk tükettiğimiz içinde olabilir hemen sonucu görmek istiyoruz ama diziyi çokta uzatıp tadını kaçırırlarsa kalitesi bozulabilir.
Işığını Yitiren Ruh "Bir resmin, bir şarkının, belki de bir sözün insanı birden geçmişe götürebildiğini ve bunun ne kadar çok acıtabileceğini fark ettim. Bazı insanlar giderken sadece kendilerini götürmezler; sizdeki 'siz'i de beraberlerinde götürürler. Bu, sizden her seferinde bir parça…devamıIşığını Yitiren Ruh
"Bir resmin, bir şarkının, belki de bir sözün insanı birden geçmişe götürebildiğini ve bunun ne kadar çok acıtabileceğini fark ettim. Bazı insanlar giderken sadece kendilerini götürmezler; sizdeki 'siz'i de beraberlerinde götürürler. Bu, sizden her seferinde bir parça eksiltir. Eksile eksile bir enkaza dönüşürsünüz de bunu fark etmezsiniz. Benim fark etmem zaman aldı; benden gidenlerin beni nasıl bir enkazın içinde bıraktıklarını anlamam vakit istedi. Hepsi bir şeyler öğretti, evet, bunu biraz acımasızca yaptılar; ama artık herkese güvenilmeyeceğini, her şeyin herkese anlatılmaması gerektiğini ve herkesin Verpera'yı görmemesi gerektiğini anladım. Onu görürlerse canını daha fazla yakarlardı, biliyordum ve bunu istemiyordum. Büyüdükçe o enkazın altında kaldım ve fark ettim ki ben artık bir enkaza dönüşmüşüm. Kendine bu kadar zararı varken bir başkasına nasıl yardım edebilirdi ki insan? O enkazlar sadece karanlığı ile boğar ve zarar verir; öyle de oldu. O, giderek kendi ışığını kaybedip karanlığa dönüşmüştü."
Lale-i Pinhan
Demin bir yavru kedi yünler yüzünden boğulacaktı normalde kedi sesinden nefret ederim neyse ses duyduğumda yüzümü buruşturmuştum yine de pencereden bakıp neyin eksik be demiştim kediye bi sus ama kediyi görmedim daha çünkü rengi sarıydı ve yün rengine benziyordu sonra…devamıDemin bir yavru kedi yünler yüzünden boğulacaktı normalde kedi sesinden nefret ederim neyse ses duyduğumda yüzümü buruşturmuştum yine de pencereden bakıp neyin eksik be demiştim kediye bi sus ama kediyi görmedim daha çünkü rengi sarıydı ve yün rengine benziyordu sonra annesini gördüm daha sonra farkettiğimde anneme koştum dedim kedi var yünlerde ölecek sonra kedinin sesi kesildi makas alıp kurtardık ve uzun zamandır bu kadar huzurlu hissetmemiştim yerimde oturup kaldım 2 dk annem diyor kalk biraz korktum galiba neden buraya yazdığımı da bilmiyorum bir kediyi ölüme terk etmedim belkide nefretim o kadar da derin değildir:((
Fani Alemde Kayboluş Bir feryat kopuyor yüreğimden, Bir özlem var eski bene. Ondan geriye sadece anılar kaldı, Giderek kayboluyor mazide. Ey rüzgârlar! Götürün beni uzak diyarlara, Anlatın bana neler olduğunu bu fani âlemde. Yoksa kayboluyor ruhum fani dünyada; Eski halini…devamıFani Alemde Kayboluş
Bir feryat kopuyor yüreğimden,
Bir özlem var eski bene.
Ondan geriye sadece anılar kaldı,
Giderek kayboluyor mazide.
Ey rüzgârlar! Götürün beni uzak diyarlara,
Anlatın bana neler olduğunu bu fani âlemde.
Yoksa kayboluyor ruhum fani dünyada;
Eski halini arıyordu da bulamıyordu.
Lale-i Pinhan