Evet bu sıralar fazlaca kore dizisi ve özellikle hayaletli fantastik olanları izlemişim ne diyebilirim ki güzel diziydi aktı gitti izleyecek kişilere tavsiye edilir 👍
Evettttt başlayalım :》 Kore dizilerinden devam. Bunu yeni bitirdim ve evet, izlenebilecek Kore dizisi arıyorsanız, çok fazla ucuz kaçık fantezi olmadan izlenebilecek güzel bir yapım olmuş. Tavsiye ederim👍
İslamiyet’i "Arap kültürü" diyerek değersizleştirmeye çalışırken, kök arayışıyla Türkçe olan "Tanrı" kelimesine sığınarak yeni bir inanç algısı inşa etmeye çalışma çabasına literatürde ve sosyal bilimlerde İslam dininin evrensel ilkelerini, ahlak anlayışını ve felsefesini görmezden gelip, onu sadece doğduğu coğrafyanın (Arap…devamıİslamiyet’i "Arap kültürü" diyerek değersizleştirmeye çalışırken, kök arayışıyla Türkçe olan "Tanrı" kelimesine sığınarak yeni bir inanç algısı inşa etmeye çalışma çabasına literatürde ve sosyal bilimlerde İslam dininin evrensel ilkelerini, ahlak anlayışını ve felsefesini görmezden gelip, onu sadece doğduğu coğrafyanın (Arap yarımadasının) yerel örf ve adetlerinden ibaretmiş gibi gösterme çabasına indirgemecilik denir. Din, kültüre indirgenerek "Arap milliyetçiliği" gibi yansıtılmaya çalışılır.
Dini unsurları tamamen ulusal kimliğe göre yeniden şekillendirme arzusudur. Kişi, İslam’ın sunduğu Allah tasavvurunu kabul etmekte zorlandığında veya inançsızlığa düştüğünde, tamamen milli bir refleksle "Ben Arap dinine değil, Türk'ün Tanrı'sına inanıyorum" diyerek psikolojik bir rahatlama alanı yaratır. Buna dinin etnikleştirilmesi veya seküler ulusalcılık manipülasyonu da denir.
"Allah" kelimesinin Arapça kökenli olmasını bir "Arap kültürü dayatması" olarak görüp, Türkçe kökenli "Tanrı" (Tengri) kelimesini kullanarak İslam'ı Türkleştirebileceğini ya da İslam'ın yerine "yerli ve milli" bir deizm koyabileceğini zannetmektir. Ancak etimolojik olarak "Tanrı" kelimesi İslam öncesi Gök Tanrı inancına ait bir kavramdır. Kişinin kendi inançsızlığını veya dine olan mesafesini gizlemek için kelimelerin arkasına saklanmasına "kavramsal kamufle" denir.
Kişi hem Türk kimliğiyle gurur duymak hem de Türk tarihinin en büyük parçası olan İslamiyet'ten (Arap kültürü olduğu iddiasıyla) uzaklaşmak istemektedir. Bu iki duygu arasında sıkışınca, "İslam'ı Türk etimolojisiyle temizleme/devşirme" yanılgısına düşer. İçindeki inançsızlık boşluğunu milliyetçi kelimelerle doldurmaya çalışır.
Batı dünyasının İslam'ı gerici, kabileci ve "Arap işi" olarak gösteren karalama kampanyalarının, bizim insanımız tarafından farkında olmadan benimsenip kendi kültürüne uygulanması durumudur.
Tarihsel gerçekleri bağlamından kopararak bugüne uyarlamaya çalışmaktır. İslamiyet'i ve getirdiği Şeri İslam Hukuku/Şeriatı, Arap kültürü ilan edip, ardından "Tanrı" kelimesiyle İslamî bir özü koruduğunu zannetmek felsefi açıdan büyük bir tutarsızlıktır.
Sosyopolitik dilde "Kültürel Deizm", "Yapay Din Devşirmeciliği" veya "Ulusalcı Dini Eklektisizm" farklı inançları yapay şekilde birleştirmektedir.
Spoiler içeriyor
Serinin ikinci kitabı ile birlikte bende giderek daha fazla yer edinen bir evren olmaya ilerliyor. İlk kitaptaki açlık oyunları galibinin (?) mıntıkaları zafer turuna çıkması; seyirciler, kameralar ve bolca rollenmeler ile biraz hareketsiz ilerledi. Kitapları üçer bölüme ayrılarak yazılmış bu…devamıSerinin ikinci kitabı ile birlikte bende giderek daha fazla yer edinen bir evren olmaya ilerliyor. İlk kitaptaki açlık oyunları galibinin (?) mıntıkaları zafer turuna çıkması; seyirciler, kameralar ve bolca rollenmeler ile biraz hareketsiz ilerledi. Kitapları üçer bölüme ayrılarak yazılmış bu kitabının ilk iki bölümü için bu böyle devam etti denilebilir. Bunun sebebi bir sistemin taşlarını devirmenin, karakterler arasında ve kendi içinde yaşanan duygusal savaşların bütün gidişatı nasıl etkileyebileceğine atfedilmiş bir zorluk olduğunu anlatmakla ilgiliydi bence.
İlk iki kısmın aksiyonsuzluğu içinde mıntıkalardaki otoritenin kendini hissettirmeye başlaması, Başkan Snow ile karşı karşıya gelen Katniss'in Peeta ile sürdürdükleri oyunu ne kadar sahici oynaması ve belki de bunun ömür boyu sürmesi gerektiğinin şaşkınlığını çok güzel hissettim. İlk kitapta da belirtmiştim, gerçekten hissettirilmesi gereken hissettiriliyor ama hala seri boyunca devam eden koyulaşmamış bir anlatım dili var ve sanırım böyle devam edecek.
Bu sene gerçekleşecek olan 75. Açlık Oyunları Çeyrek Asır Oyunları'na denk geliyor. Yani, her mıntıkadan bir erkek bir kadın olmak üzere gönderilen haraç sayısının iki katı kadar haraç arenaya alınıyor. Bu da oyunları daha meşakkatli, haraçları da daha yaşam savaşı verecekleri bir psikolojiye maruz hale getiriyor demektir. Ama bu Çeyrek Asır Oyunları'nda beklenmedik bir seçim yapılıyor. Ne olabilir?
Başkan Snow'un bu oyunları sunuş biçiminde dikkatimi çeken: "Aralarından en iyilerinin bile Capitol'e karşı gelemeyeceğini hatırlatmak için..." cümlesi oldu. Snow'un hitabet şekli ve politikaları bir baskın lider otoritesinin nasıl olması gerektiğini çok iyi anlatan siyasi bir figür olmuş.
Örneğin, her sene düzenlenen açlık oyunlarında haraçlar kurada seçilir ama Çeyrek Asır Oyunları'nda haraçları mıntıkaların kendi halkları seçer. Halkı bu sayede birbirine düşman etme yani bilerek huzursuzluk çıkartarak kenetlenebilirliği engellemek, isyan edebilme ihtimal yüzdesini azaltır.
Yine bir örnek olarak, yok edilmiş 13. Mıntıka halkına ismiyle seslenmektense asiler, diyor. Neden? Çünkü ona ismiyle hitap etmek onu hukuki olarak tanımak anlamına gelir. Bu bana uluslararası hukukta, de jure ve de facto kavramlarını anımsattı. 13. Mıntıka halkının isyanının faturasını tüm mıntıkalara kesiyor. Yani diğer mıntıkalar o zaman isyan etmemiş olsalar bile kollektif bir suç işleme psikolojisine halkları maruz bırakıyor. İhanet Anlaşması da mıntıkalarla bu yüzden imzalanmıştı. Çünkü istemeden de olsa yakın zamanda Katniss bir kıvılcım ateşledi. Geriye kalan mıntıka halkları için ise 13. Mıntıka de jure iken yani yok olmuş olsa dahi tanınırken Capitol için de facto, tanımıyor. Yok olmuş bir bölgeyi neden tanımamaya uğraşırsın ki?
Buradan sonrasının spoiler olduğunu düşünüyorum. Çünkü ben böyle bir şey olduğunu okuyunca şoke olmuştum.
Çeyrek Asır Oyunları için bu sene galipler havuzundan bir seçim yapılacak olması zaten biri kadın Katniss, diğer ikisi erkek olan 12. Mıntıka için başka seçenek bırakmıyor. Galipler havuzundan haraç seçilmesi, Katniss'i başkaldırı lideri potansiyeli gören halka onun da Capitol tarafından yenilebilir, ölümlü olduğunu göstermek. Böylece isyanların galeyana getirici unsuru yok edilmiş olur. Altını çizmek gerekir ki baskın liderler ya tanrıcılık oynarlar ya da Tanrı'ya yakın davranırlar. Snow tanrıcılık oynuyor.
Cinna'nın Katniss'in stilisti olarak Capitol'de bir ikon haline gelmesi ve ardından öldürülmesiyle modanın bile tepedekiler için ne kadar büyük bir tehdit unsuru olduğunu görmek zor değil. Estetiğe bile tahammülleri yok.
Üçüncü kısma tekabül eden oyunlara ve arenaya gelirsek eğer, gerçekten çetrefilliydi. Dizayn edilme biçimi çok ilgi çekiciydi. Yazarı hem böyle siyasi bir evren distopyası oluşturmak hem de arenada bu kadar gerçekçi ve nefes nefese bırakan bir saha kurgulaması yapmak konusunda tebrik etmek lazım. Babasının asker olduğunu hatta Vietnam Savaşı'na katıldığını ve askeri tarih üzerine çalıştığını okumuştum. Ondan direktif aldığı çok belli oluyor. Mantıksız olan şeyleri bulmakta zorlandım, bulan varsa lütfen bana da söylesin.
Ek olarak oyunların diğer senekine göre karakterler bakımından beni biraz rahat hissettirdiğini söylemeliyim. Katniss kendi senesinde arenada neredeyse hep tek başınaydı. Her şey bireysel, içgüdüsel ve çok tepkiseldi. Bu da okuyucu olarak beni diken üstünde tutuyordu ama bu sene yapılan ittifaklar, tek başına savaşmıyormuşuz gibi hissettirdiği için-ki en tehlikelisi de budur, yarı yolda bırakılmanın hayal kırıklığı sizi vurabilir-daha zihnim rahattı.
Onun dışında haraçların normal açlık oyunlarında 12 ve 18 yaş arasındaki gençlerden seçildiğini unuttuğum için Katniss ve Peeta'nın 17 yaşında olduğuyla yeni yüzleştim. 17 yaşındaki çocuklara göre çok olgunlar ama aralarındaki ilişkide zaman zaman hareketlerindeki çocuk izleriyle karşılaşabiliyoruz. Katniss'in Gale ve Peeta arasında kalması mesela... O yaşlarda belki ben de iki kişi arasında kalabilirdim.
Ayrıca Peeta'nın ilk haraçlığında bacağını kaybetmesiyle birlikte gelişmeyen, serinin başından beri bir güçsüzlüğü var. Tamam, duygusal zekası yüksek bir erkek ama biraz güçlü olmaya çabalamasını görmek isterdim. Çocuk işte. Sürekli Katniss ya da birileri tarafından korunmaya çalışıyor. Nasıl bir erkek istediğimiz kadınlar olarak çok belli bence. Hem duygusal zekası yüksek hem de güçsüz olmayan.
Şimdilik bu kadar ama seriye devam etmek konusunda benim için çok sebep var.
Son olarak seriyi eski baskılarından okuyorum. (Pegasus Yayınları) Güncel raftaki satıcı yayınevi değişmiş. Bu baskılardan okuyacaklar varsa, ilk kitaptan beri devam eden bir editörlük sorunu var. Üzgünüm ama çevirisinden mi editörlüğünden mi gerçekten bilmiyorum, cümlelerde çok sorun var. Belirtmiş olayım.
İzlerken keyif alacağınız harika bir film. Sürekli kovalamacanın içinde bulacağınız ve izlerken eylenceksiniz. Özgüvenli bir o kadar da zeki olan dolandırıcının neler yapabildiğini en güzel şekilde göreceğinize emin olabilirsiniz. Kurgudan ziyade de gerçek bir hayat hikayesinden esinlenerek yapılmış olması filme…devamıİzlerken keyif alacağınız harika bir film.
Sürekli kovalamacanın içinde bulacağınız ve izlerken eylenceksiniz.
Özgüvenli bir o kadar da zeki olan dolandırıcının neler yapabildiğini en güzel şekilde göreceğinize emin olabilirsiniz. Kurgudan ziyade de gerçek bir hayat hikayesinden esinlenerek yapılmış olması filme ayrı bir hava katmış. İyi seyirler
Hayatımı yoluna koymam gerektiğini biliyorum. Ne yapman gerektiğini de biliyorum aslında: ertelediğim işler var, vermem gereken kararlar var, oturtmam gereken bir düzen var. Mesele ne yapacağını bilmemek değil; o ilk adımı atacak gücü kendinde bulamamak. Her sabah bugün farklı olacak…devamıHayatımı yoluna koymam gerektiğini biliyorum. Ne yapman gerektiğini de biliyorum aslında: ertelediğim işler var, vermem gereken kararlar var, oturtmam gereken bir düzen var. Mesele ne yapacağını bilmemek değil; o ilk adımı atacak gücü kendinde bulamamak.
Her sabah bugün farklı olacak diyorum ama gün bitiyor, yine aynı yerde kalmış gibi hissediyorum.bazen o günü çıkarmak için yaşıyorum sadece.bazen yataktan çıkamıyorum .Şimdi bana tembelsin o yüzden diyebilirsiniz ama evet tembel biriyim bu doğru ama daha çok çok çok yorgunum.bir şeyleri düzeltmek için gerçekten enerjim yok.Bazen yorgunluk, bazen korku, bazen de nereden başlayacağını bilmemek yüzünden olduğum yerde çakılı kaldım . Bir adım ilerleyemiyorum
Ve maalesef zaman o kadar hızlı geçiyor ki yetişemiyorum
Keşke senin gibi mükemmel güzel diziyi biraz daha bekletseymişim.. Dizi ünlü bir Fotoğrafçı olan Sam dal'ın hayatını anlatıyor. Kendi emekleriyle geldiği bu kariyerinde bir asistan yüzünden işinden oluyor ve memleketi olan Samdalri'ye geri dönüyor. Bu şekilde geçmişte her zaman yanyana…devamıKeşke senin gibi mükemmel güzel diziyi biraz daha bekletseymişim..
Dizi ünlü bir Fotoğrafçı olan Sam dal'ın hayatını anlatıyor. Kendi emekleriyle geldiği bu kariyerinde bir asistan yüzünden işinden oluyor ve memleketi olan Samdalri'ye geri dönüyor. Bu şekilde geçmişte her zaman yanyana olduğu insanlarla beraber hayatını tekrardan düzene sokmaya çalışıyor.
Bir dönem başlamıştım ama ilk bölümden bırakmıştım. Şimdi ise 3 gün gibi bir sürede bitirdim seriyi.
Benim için o kadar güzel bir seriydi ki, her duyguyu yaşattı;kimi zaman güldüm, kimi zaman ise gözlerim dolu dolu izledim sahneleri. Böyle bir seri olduğunu hiç tahmin etmiyordum. Tam yaz akşamı izlemelik mükemmel güzel bir diziydi.
Yong pil ve Sam dal artık benim favori çiftlerimdendir kesinlikle. Diğer çiftlerden ise en küçük kardeşini çok sevdim onu da belki biraz daha görsek olurdu ama bu şekilde de hoştu.
Belli bir kitle izleyememiş uzun diye ama bende akıp gitti. Herkes son bölümler sıkıcıydı, fazla uzatılmıştı diyince acaba oldum ama hiç öyle de olmadı.
Herkesin kesinlikle izlemesi gerek romantik-komedi bir seri. Yeni favori serim olarak listeme hoşgeldiin.
Alvvays - Alvvays (self-titled) albümü son zamanlarda dinlediğim en iyi albümlerden biri. Blue Rev’i de beğenmiştim ama bu çok daha yakaladı beni. İndie rock/jangle pop sevenler mutlaka göz atmalı.