Hayatın öyle bir dönemindeyim ki, çevremdeki insanları artık 'üç kategoriye' ayırıyorum: Yanında susabildiğim insanlar (Altın değerinde). Yanında sürekli bir şeyler anlatmak zorunda hissettiğim insanlar (Yorucu). Uzak durdukça ruhumun dinlendiği insanlar (Zararlı). Sizin hayatınızda bu 'temizlik' operasyonu ne zaman başladı? Hangi…devamıHayatın öyle bir dönemindeyim ki, çevremdeki insanları artık 'üç kategoriye' ayırıyorum:
Yanında susabildiğim insanlar (Altın değerinde).
Yanında sürekli bir şeyler anlatmak zorunda hissettiğim insanlar (Yorucu).
Uzak durdukça ruhumun dinlendiği insanlar (Zararlı).
Sizin hayatınızda bu 'temizlik' operasyonu ne zaman başladı? Hangi özellik, bir insanı hayatınızdan şutlamak için yeterli sebep?
"Sizin adınıza en çok korktuğum şey küçük şirktir." Sahabeler: "Küçük şirk nedir?" diye sorduklarında, Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyurdu: "O riyadır (gösteriştir)."
Benim için bu filmin en güzel yanı onu mektup arkadaşımla izlemekti. Bazı filmler sadece hikaye anlatmaz, bazen biz de kendi hikayemizi dahil ederiz ve daha da güzelleşir. Dünyada ne kadar insan varsa o kadar da yalnızlık türü olduğunu düşünüyorum. Bazen…devamıBenim için bu filmin en güzel yanı onu mektup arkadaşımla izlemekti. Bazı filmler sadece hikaye anlatmaz, bazen biz de kendi hikayemizi dahil ederiz ve daha da güzelleşir.
Dünyada ne kadar insan varsa o kadar da yalnızlık türü olduğunu düşünüyorum. Bazen sessiz alışkanlıklarımızda, telefonumuzda görmek istediğimiz ama göremediğimiz bildirimde ya da gülümserken bile içine gömülen kişide karşımıza çıkıyor. Mary’nin yalnızlığı ise kendi bedenini de aşarak Melbourne’un gri sokaklarına kadar yayılmıştı. Sanırım bu bir dünya eder değil mi? Sonuçta küçük bir çocuksanız yaşadığınız mahalle bile size koca bir dünya gibi gelir. Max’in yalnızlığı ise daha çok karşılaştığımız türden bir yalnızlıktı. Kalabalıkların içinde kaybolunandan..
Okuduğum bir kitapta “Seçme şansı olunca kendine benzeyeni seçer insan,” diyordu. Mary ve Max’i birbirine bağlayan benzerlik de anlaşılmak, bağ kurmak ve gerçek bir dost bulmak. Kendimize benzeyeni seçmek bazen en büyük şansımız oluyor.
Max'in Mary'ye yazdığı sözler hâlâ kulağımda: "Ve kusurlarımızı biz seçemeyiz. Onlar bizim bir parçamız. Ama yine de arkadaşlarımızı seçebiliyoruz ve ben seni seçtiğim için çok mutluyum. Umarım bir gün yollarımız kesişir ve bir kutu şekerli sütü paylaşabiliriz. Sen benim en iyi arkadaşımsın. Sen benim tek arkadaşımsın."
“Belki biraz tuhafız, ama zaten kim değil ki?”
Herkesin kendince bir garipliği var ve sevgi de bu tuhaflıklarımızda gizli. Yani sevgi kusursuzlukta değil, birbirimize açtığımız alanda yeşeren bağda gerçekliğe dönüşüyor. İsmi ne olursa olsun ilişkilerde benim için en önemli şey alan açmak, o alanda birbirimizin büyümesine izin vermek.
Ne kadar derin olursa olsun her yalnızlığa bir pencere açılabileceğine inanıyorum. Bazen bir mektupla, bazen birkaç kelimeyle ve bazen de paylaşılan bir sessizlikle.
Evet uzun zaman sonra merhaba arkadaşlar çok manidar bir film ile başlamak isterim. Klasikleşen şu cümle ile başlayalım favori korku filmim bu oldu .Bunu diyince izlemeyen arkadaşlar ya da merak edenler acaba korku filmi mi diye araştırıp durucak, hayır arkadaşlar…devamıEvet uzun zaman sonra merhaba arkadaşlar çok manidar bir film ile başlamak isterim.
Klasikleşen şu cümle ile başlayalım favori korku filmim bu oldu .Bunu diyince izlemeyen arkadaşlar ya da merak edenler acaba korku filmi mi diye araştırıp durucak, hayır arkadaşlar korku filmi değil fakat bunu izledikten sonra ne demek istediğimi daha net anlarsınız. Filme geçiş yaparsak kimilerinin tom haklı kimilerinin de summer haklı dediği bir film düşüncesine kapilicaksiniz tabi ki ben bu hakkımı tom 'dan yana kullanırım, açıkçası spoiler olmasın diye son diyeceğim şey bu paylaşımı gördükten sonra kaydedip izlemeniz gerçekten çok güzel bir yapıt, iyi günler de kalın..