Filmi üçüncü kez izliyorum ve her izlediğimde ayrı bir hoşuma gidiyor çünkü bana bir şeyleri düzeltmek için elimizde imkan varken düzeltmemenin bedelinin ne kadar ağır olabileceğini gösteriyor. Filmi izlemenizi öneririm , iyi seyirler.
Yarın ki YKS sınavına girecek olan tüm öğrencilere ve tüm adaylara yürekten başarılar diliyorum tüm kalbimle sizlere inanıyorum.😊💗Her zaman yanınızdayım, bunu da unutmayın.❤️❤️Seviliyorsunuz, parçalayın gelin o sınavı:) Emeklerinizin karşılığını almanız dileğiyle… Hepinize gönülden başarılar diliyorum. Hadi bakalım göreyim sizi...✍🏻✍🏻💌💌
İki filmi üst üste izledim ilki kadar iyi değil özellikle bir yerde fena bayıyor ama son olarak güzel. İlk film kadar beklentiniz olmadan izlemenizi tavsiye ederim, bu arada Sharon ablamız serinin bu ikinci filminde acayip derecede Bade İşçil’e benziyor
-Bazen sırf döndüklerini görmek için insanları uzaklaştırırız. Çocukları Katie'yi kaybetmiş olan Lilly ve Jack yas sürecindedir. Eşi bu süreci hastanede atlatmaya çalışırken, Lilly bahçesine musallat olup onu tehdit eden kuşla uğraşırken atlatmaya çalışır. Biri yardım alırken biri bu süreci yalnız…devamı-Bazen sırf döndüklerini görmek için insanları uzaklaştırırız.
Çocukları Katie'yi kaybetmiş olan Lilly ve Jack yas sürecindedir. Eşi bu süreci hastanede atlatmaya çalışırken, Lilly bahçesine musallat olup onu tehdit eden kuşla uğraşırken atlatmaya çalışır.
Biri yardım alırken biri bu süreci yalnız başına atlatıyor. Üstelik benim kargaya benzettiğim sığırcık kuşu tam bir baş belası. :)
Dramatik, hafif komedi. Biraz üzdü, biraz umut serpti. Melissa çok başarılı bir oyuncu 5-6 filmini izledim. Hiç şaşırtmıyor...
🐦⬛
Uygulamada bildiğim kadarıyla baya bi yks ci tayfa varr ...başarılar diliyorum.. gerçekten hayatınızın en basit sınavı olduğunu yıllar geçince anıyorsunuz bu yüzden stres yapmayın.. her şey nasip.....
Sınav filmi vardı beş gencin önce okul sorularını sonra ÖSS sınav sorularını çalma girişimlerini anlatıyordu Jean-Claude Van Damme da oynuyordu her sınav dönemi aklıma geliyor, şarkılarıda bayağı güzeldi Manga, Nil Karaibrahimgil.
Fikir olarak da, anlatım biçimi olarak da çok etkilendim. Özellikle öznel kamera kullanımı sayesinde sanki yalnızca yönetmenin değil, herhangi bir kadının gündelik hayatta maruz kaldığı ve zamanla normalleştirilmiş o rahatsız edici anlardan birine tanıklık ediyormuşum gibi hissettim. Belgeselin en güçlü…devamıFikir olarak da, anlatım biçimi olarak da çok etkilendim. Özellikle öznel kamera kullanımı sayesinde sanki yalnızca yönetmenin değil, herhangi bir kadının gündelik hayatta maruz kaldığı ve zamanla normalleştirilmiş o rahatsız edici anlardan birine tanıklık ediyormuşum gibi hissettim. Belgeselin en güçlü yanı da bu sanırım; çok kişisel bir yerden yola çıkmasına rağmen son derece evrensel bir deneyime dönüşebilmesi.
Geç de olsa izleme fırsatı bulduğum için mutluyum. Gerçi finalinin ardından dakikalarca boşluğa bakıp düşünmekten kendimi alamadım ama bir filmin bırakacağı en değerli etki de tam olarak bu.
Spoiler içeriyor
"Bir hayalde öngörülmedikçe hiçbir şey gerçekleşmez.." "Hangi konuda hesaplarımız tutmazsa, ona rastlantı adını veririz.." "Kendiniz için istediğiniz her şey zaten gerçekleşti..." "En derin korkumuz, yetersiz olmamız değildir. En büyük korkumuz, sonsuz güce sahip olmamızdır. Kendi karanlığımızdayken kendi ışığımızdan şüpheye düşeriz.."…devamı"Bir hayalde öngörülmedikçe hiçbir şey gerçekleşmez.."
"Hangi konuda hesaplarımız tutmazsa, ona rastlantı adını veririz.."
"Kendiniz için istediğiniz her şey zaten gerçekleşti..."
"En derin korkumuz, yetersiz olmamız değildir. En büyük korkumuz, sonsuz güce sahip olmamızdır. Kendi karanlığımızdayken kendi ışığımızdan şüpheye düşeriz.."
*Bazı kitaplar okunur, biter ve bir köşeye kaldırılır. Ama Rezonans Kanunu benim için öyle bir kitap olmayacak. Çünkü bu kitap, bir roman gibi son sayfası çevrilip unutulacak bir eser değil. Aksine, insanın zaman zaman dönüp tekrar bakmak isteyeceği, kendini kötü hissettiğinde yeniden okumak isteyeceği nadir kitaplardan biri. Açıkçası bu kitabı aceleyle bitirmek istemedim. Her sayfasını sindirerek, hissederek ve düşünerek ilerledim..
Kitap boyunca bilinç, bilinçaltı, hissiyat ve insanın görünmeyen yönleri üzerine düşünürken, zihnimde yeni kapılar açıldığını hissettim. Hatta bazen bu düşünceler rüyalarıma kadar uzandı. Sonu görünmeyen bir boşluğa doğru düşüyormuş gibi hissettiğim anlar oldu. Fakat bu düşüş korkutucu değildi aksine, beni bilinmeyene yaklaştıran, merakımı besleyen ve içimde garip bir heyecan uyandıran bir histi. Ne kadar derine indiğimi hissetsem, o kadar çok şey anlamak ve keşfetmek istiyordum..
Zaten öteden beri evrenin gizemli taraflarına, hissiyata ve insanın görünmeyen dünyasına ilgi duyan biriyim. Bu yüzden kitapta anlatılanlar bana yabancı gelmedi. Aksine, çoğu zaman kendi deneyimlerimle örtüştüğünü hissettim.
Kitabın en çok üzerinde durduğu düşüncelerden biri de, aslında hepimizin görünenden çok daha derin bağlarla birbirimize bağlı olduğu fikriydi. Fiziksel olarak birbirimizden kilometrelerce uzakta olsak bile, hislerimizin, düşüncelerimizin ve kalplerimizin birbirine dokunabildiğini anlatıyordu. Belki de bu yüzden, bazı insanların varlığını hiç beklemediğim anlarda hisseder gibi olduğum, hatta bazen bunun rüyalarıma kadar yansıdığı zamanlar bana artık daha az tuhaf geliyor diyebilirim. Çünkü insanın hissiyatının, yalnızca gözle görünen dünyadan ibaret olmadığı düşüncesi, bana her zaman büyüleyici gelmiştir...
Bu kitap sayesinde kendime daha önce hiç sormadığım soruları sordum. Fark etmediğim bazı güzel yönlerimi, içimde zaten var olan ama üzerinde çok durmadığım değerleri daha net görebildim. Hepimizin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir cevher olduğuna, bazen farkında olmadan bile birbirimize ilham verdiğimize ve düşündüğümüzden daha büyük etkiler bıraktığımıza inanıyorum.
En güzel taraflarından biri de, kitapta anlatılan birçok şeyi okurken "Bunu ben de yaşamıştım." diyebilmekti. Çünkü anlatılanlar bana hayal ürünü gibi gelmedi. İnsanların hayatlarında gerçekten karşılaştıkları, hissettikleri ve bazen anlam veremedikleri şeylerin başka insanların da deneyimlerinde yer aldığını görmek, garip bir sevinç ve aidiyet duygusu uyandırdı.
Belki de bu yüzden Rezonans Kanunu, benim için sadece okunmuş bir kitap değil; insanın kendi içine yaptığı, sonu görünmeyen, merakla ve hayretle ilerlediği derin bir yolculuk oldu. Ve biliyorum ki, bu yolculuk son sayfayla birlikte sona ermeyecek.. Benim yolculuğum daha yeni başladı.. :)
"Hapishane dışarıda değildi, her birimizin içindeydi. Belki de onsuz nasıl yaşanacağını bilmiyorduk." ︎"Hiç bitmeyen günbatımında yaşayabilirdim" Kitabın sonu süpriz oldu...