İcat, alçakgönüllülükle kabul edilmelidir ki, boşluktan yaratmak değil, kaostan yaratmaktır; öncelikle malzemelerin sağlanması gerekir: Karanlık, şekilsiz maddelere biçim verebilir, ancak maddenin kendisini var edemez.
Spoiler içeriyor
Bir varlığın yaratıldıktan sonra terk edilmesinin ve sevgisiz bırakılmasının neye dönüşebileceğini anlatıyor. Yaratık dünyaya geldiğinde kötülükten çok sevgi, kabul ve ait olma duygusu arıyor. Ancak yaratıcısı Victor ondan korkup kaçıyor ve kendi yarattığı varlığın sorumluluğunu üstlenmiyor. En acı olan ise…devamıBir varlığın yaratıldıktan sonra terk edilmesinin ve sevgisiz bırakılmasının neye dönüşebileceğini anlatıyor. Yaratık dünyaya geldiğinde kötülükten çok sevgi, kabul ve ait olma duygusu arıyor. Ancak yaratıcısı Victor ondan korkup kaçıyor ve kendi yarattığı varlığın sorumluluğunu üstlenmiyor.
En acı olan ise yaratığın, kendisini bu kadar inciten Victor'u sonunda affetmesi. Belki de film bize şunu söylüyor: Birini yaratmak yetmez; yarattığın şeyin sorumluluğunu da taşımalısın. Ve bazen bir varlığı canavara dönüştüren şey, doğası değil, ona gösterilmeyen merhamettir.
Kendisini terk eden kişiyi affederek belki de yaratıcısından daha “insani” bir yere ulaşıyor.
Merhamet görseydi belki bambaşka biri olacaktı...
İnsanın kendi mantığını ve iradesini bir kenara bırakıp sırf "teamül öyle gerektiriyor" diye absürt bir işleyişe ortak olması... İzlerken insan kendine şu soruyu sormadan edemiyor: Biz gerçek hayatta sırf birileri başlattı ve öyle devam ediyor diye hangi mantıksız ritüelleri, kuralları…devamıİnsanın kendi mantığını ve iradesini bir kenara bırakıp sırf "teamül öyle gerektiriyor" diye absürt bir işleyişe ortak olması... İzlerken insan kendine şu soruyu sormadan edemiyor: Biz gerçek hayatta sırf birileri başlattı ve öyle devam ediyor diye hangi mantıksız ritüelleri, kuralları hayatımızın merkezine alıyoruz ya da almaya devam edeceğiz?
Instagram'da gördüm. Yorumlara baktım ki benzeri yaşanmış birkaç kişide. O kadar dokunaklı bi olay ki.. böyle kısa filmlerin okullarda izletilmesini isterim.. Merhameti ve şefkati aşılar insana. Sonu üzücü olsa da..
Bu bir hikâye değil, bir hesaplaşma. İki sesin tartışması.. Hakikat net değil.. Vicdan rahat değil. Zihninin seni dürtmesini istiyorsan bu kitap tam oradan vurur. Kitaptan bir parça: "Biz bu insanlarla, mensubu oldukları topluluklarla, etnik gruplar ve milletlerle gerçekten barış içinde…devamıBu bir hikâye değil, bir hesaplaşma.
İki sesin tartışması..
Hakikat net değil..
Vicdan rahat değil.
Zihninin seni dürtmesini istiyorsan bu kitap tam oradan vurur.
Kitaptan bir parça:
"Biz bu insanlarla, mensubu oldukları topluluklarla, etnik gruplar ve milletlerle gerçekten barış içinde bir arada yaşayabilecek miyiz? Bugün bu soruya net bir yanıt vermekte zorlanıyorum. Oysa biz bunu en azından istemiş, yüz yıldır bunun için mücadele etmiştik. Herkes aydınlanmaya, millet olma şuuruna bizim kadar önem verseydi. Çok daha güzel olmaz mıydı?
Biz tam nerede yanlış yaptık, ipin ucunu nerede kaçırdık? Aslında biliyorum, hem de uzun süredir biliyorum, ama kendime bile itiraf etmekten cekindim hep. Daha Güneydoğu'da görev yaptığım yıllarda bunu fark etmiştim. Dilini, kültürünü, geleneğini, coğrafyasını bile doğru düzgün bilmediğimiz milyonlarca insanı kendimize benzetmeye... Hadi adını tam koyalım, Kürtleri Türk yapmaya çalışıyorduk. Esasında bunu başarmış olsaydık sorun kalmayacaktı.
Gel gör ki..."
İnsan duygularının kölesi değil, efendisidir. Mutluluk diye didiniyoruz ama gerçek mutluluk, hüzünden geçmeden doğmuyor. Kaygı, öfke, korku... Onlar sadece masada bağıran oyuncular. Direksiyonu sen tutmazsan, onlar seni uçuruma sürer. Duygularını yönetmezsen, duyguların seni yönetir. Mutluluk tek başına var olmaz. Mutluluk…devamıİnsan duygularının kölesi değil, efendisidir.
Mutluluk diye didiniyoruz ama gerçek mutluluk, hüzünden geçmeden doğmuyor. Kaygı, öfke, korku... Onlar sadece masada bağıran oyuncular. Direksiyonu sen tutmazsan, onlar seni uçuruma sürer. Duygularını yönetmezsen, duyguların seni yönetir.
Mutluluk tek başına var olmaz. Mutluluk hüzünle yüzleşince anlam kazanır.
Çocuk filmi gibi görünse de hangi açıdan izlediğinize göre değişir..
Duygular hakkında merak ettiğiniz bir şey var mı..
Bazı romanlar vardır, seni başka bir coğrafyaya götürür. Ama Yezda seni sadece götürmez; orada yaşatır. Tozlu yollar, suskun bakışlar, yarım kalmış aşklar, direniş ve umut… Metin Aktaş, Yezda’da bir halkın acısını, bir kadının gücünü ve toprağın dilini anlatıyor. Okurken sadece…devamıBazı romanlar vardır, seni başka bir coğrafyaya götürür. Ama Yezda seni sadece götürmez; orada yaşatır. Tozlu yollar, suskun bakışlar, yarım kalmış aşklar, direniş ve umut… Metin Aktaş, Yezda’da bir halkın acısını, bir kadının gücünü ve toprağın dilini anlatıyor.
Okurken sadece bir hikâye değil, bir yaşam biçimiyle tanışacaksın. Okumazsan eksik kalırsın. Gerçekten.
"İşkenceci Burada Allah yok!" sadece bir kitap değil; hafızamıza kazınması gereken bir tanıklık. Okurken rahatsız olacaksın, içini acıtacak. Ama unutmaman gereken bir şey var: Bu satırlar yaşandı. Bu kitabı eline aldığında, yalnızca bir hikaye değil, geçmişin kanayan gerçeğini okuyacaksın.