Dona Nobis Pacem... Bir gece insanın başına ansızın üşüşen yalnızlık duygusu gibi ki esas haleti ruhiyenin bu, üşüşenin kurmaca mutluluklar olduğunu düşünüyorum,bu dizi de öyle yalnızlık gibi çöküverdi geceme, ben de açıp son sahnesini tekrar izledim,hayatımda çok az, duygulandığım yapım…devamıDona Nobis Pacem...
Bir gece insanın başına ansızın üşüşen yalnızlık duygusu gibi ki esas haleti ruhiyenin bu, üşüşenin kurmaca mutluluklar olduğunu düşünüyorum,bu dizi de öyle yalnızlık gibi çöküverdi geceme, ben de açıp son sahnesini tekrar izledim,hayatımda çok az, duygulandığım yapım izlemişimdir...Duygulanmak,kendini bir yapımın ta derinlerinde nefes alır bulmak değil konu, batan her gün çöken hüznün acısını dizinin ilk bölümünden son bölümüne hikayesini izlediğimiz her "geride kalan" ile aynı şiddette hissedebilmek,bu mükemmel bir his...İlk bölümde yönetmen hepimizin farklı yorumlayacağı bir olay yaşatır: dünya nüfusunun yüzde ikisi kaybolur,yok olur,birden,aniden,sebepsiz,belki sebepli,bilinmez...Benim yorumum daha ilk bölümden son bölüme hiç değişmedi bu konuda o da şu ki; Yanımızda bulunan, varlığına her gün şüphesiz bir kesinlik getirdiğimiz o birilerinin;eşin, çocuğun dostun, komşunun,yokluğunda varlığını hissedebileceğin bir hal alıyor olup olmadığına getirilen bir eleştiri...Uzaylı falan kaçırmadı,hayalet olmadı bu insanlar,sadece artık yoklar,önlemlerini yitirdiler,kayboldular ama geride de izler bıraktılar şüphesiz...Dizi ilk sezon ve ikinci sezon karakter sayımızı çoğaltıyor,herkesin kaybolmadan önce mutlaka içinde bulunduğu sosyal yapıda ciddi sorunları var lakin bağlılar,sorunlar çok ciddi olmasa da layeten sorunlar da değil. Yani dizinin puanı neden düşük ve dizi neden bu kadar az izlenmiş demeyin çünkü gayet net:dizi size her şeyin nedenini söylemeyi vadetmiyor ama yönetmen bunu kasıtlı yapıyor.
Kevin ve Nora çifti bu kayboluştan arta kalanlar olarak hayatlarını idame ettirmeye çalışanlar. Odağa bu ikisinin alındığını söyleyebiliriz. Spoiler vermemek adına sadece şu kadarını söyleyebilirim: Nora dizinin yazılış sebebinin büyük bir kısmını oluşturuyor. Kayda değer bir neden bulunması ve kayboluşun Tanrı'nın mantıklı bir şekilde açıklayabileceği bir neden olmasını umuyor,lakin kayboluşun üzerinden çok geçmeden Tanrı inancını yitiriyor.Kardeşi Matt kilisesinde Tanrının bir bildiği vardır diyerek aksi vaazlerde bulunurken aslında kötü insanların neden kaybolmadığı sorusuna da asla yanıt veremiyor,başına gelen onca kötülüğe rağmen dizide...Kevin'ın eşi ise dizideki belki de en hayret verici olaya getiriyor bizi: "Kalan Günahkarlar" tarikatına katılıyor.İsim bu.Türlü tuhaflıkları olmasına karşın epey de dirayetli insanlardır,ölümü göze alırlar,kesindirler,kayboluşun en sarsıcı etkisi bu tarikatla görülür.Fazla detay vermeyeceğim.
İkinci sezon ise heyecanını çok ayrı hissettirir,yeni bir ailemiz çıkar,namuslu dürüst kasabanın gözbebeği bir aile,kayboluş vurmamış onlara,mutlular...Bir akşam,ikinci kayboluş vakasının yaşandığını düşündürecek bir vakıa yaşarlar...
Üçüncü sezon ise çok çok ayrı bir sezondur ki yönetmeniz burada Tanrı-Matt konuşması sekansında inanılmaz bir işe imza atar,insanlığın çöpten binalarını yıkıverir...
Ve son sahne müziği ile çok can yakar,diziyi gerçekten yüreği ile izleyip aklıyla takip edenler için...
Not: Ağır imgelem içerir,ben özellikle İncilden çokça alıntı yapıldığını ve başarılı bir şekilde işlendiğini düşünüyorum. Matt, Hz. Eyüp kıssasından bir bölümle seyrederiz.Aynı şekilde Kevin İsa Mesih'in dirilişine çokça gönderme yapar...Büyük Tufan ise 3.sezonda gerçekten önemli bir yer kaplar... İkinci kere izlemeyi düşünüyorum bu sebeple,kaçırdığım ayrıntı var mı diye özellikle.