"Arkadaşlar iyidir." ●İzlerken üşüdüğüm bir film olmuştu. Çok iyiydi gerçekten ve Ahmet Uğurlu sanki bu rol için doğmuş gibiydi. Filmde en sevdiğim ve en çok aklımda kalan sahnelerden biri, soğuktan donup ölen bir arkadaşlarının mezarına gidip içki içmeleri ve biraz…devamı"Arkadaşlar iyidir."
●İzlerken üşüdüğüm bir film olmuştu. Çok iyiydi gerçekten ve Ahmet Uğurlu sanki bu rol için doğmuş gibiydi.
Filmde en sevdiğim ve en çok aklımda kalan sahnelerden biri, soğuktan donup ölen bir arkadaşlarının mezarına gidip içki içmeleri ve biraz da o içsin diye mezarına içki dökmeleri olmuştu.
Spoiler içeriyor
"Keşke her şeyi unutup uzunca bir yolculuğa çıkabilseydik seninle." "Senin için bahar olmadığını biliyordun da o yüzden mi kışın yaylaya çıktın" diyor Yusuf'un annesi onun ardından yaktığı ağıtta♡ ●Gerçekten de birçok anlamda Rus romanlarından çıkmış gibiydi Yusuf. Güzel ve hüzünlü,…devamı"Keşke her şeyi unutup uzunca bir yolculuğa çıkabilseydik seninle."
"Senin için bahar olmadığını biliyordun da o yüzden mi kışın yaylaya çıktın" diyor Yusuf'un annesi onun ardından yaktığı ağıtta♡
●Gerçekten de birçok anlamda Rus romanlarından çıkmış gibiydi Yusuf.
Güzel ve hüzünlü, bazı kitaplar ve şarkılar gibi...
Bu arada film için verilen bilgi yanlış. Başka bir filmi anlatıyor sanırım?
"Bazen tanrılar kendilerine kurban seçerler. Tanrı olduklarını hissetmek için." ●Kim bilir, belki de?.. Gün gelir yaşadığın iyi ya da kötü, çoğunlukla kötü bir olay bütün geçmişini, aklının, kalbinin en arka odalarına kapattığın her şeyi gün yüzüne çıkarır bu filmde olduğu…devamı"Bazen tanrılar kendilerine kurban seçerler. Tanrı olduklarını hissetmek için."
●Kim bilir, belki de?..
Gün gelir yaşadığın iyi ya da kötü, çoğunlukla kötü bir olay bütün geçmişini, aklının, kalbinin en arka odalarına kapattığın her şeyi gün yüzüne çıkarır bu filmde olduğu gibi ve belki asıl o zaman gerçekten tanıyabilirsin kendini.
Adam: “Hatırlıyor musun, sen bana bir zamanlar bazı davranışlarımı değiştirmeyi başarabilirsem eğer, beni tümüyle bağışlayabileceğini söylemiştin, böyle söylediğine göre demek ki sana karşı suçlu olduğumu düşünüyorsun. Onun için şimdi, soğukkanlılığını yitirmeden, kısa kısa cümlelerle, benim anlayabileceğim şekilde, ne bakımdan suçlu…devamıAdam: “Hatırlıyor musun, sen bana bir zamanlar bazı davranışlarımı değiştirmeyi başarabilirsem eğer, beni tümüyle bağışlayabileceğini söylemiştin, böyle söylediğine göre demek ki sana karşı suçlu olduğumu düşünüyorsun.
Onun için şimdi, soğukkanlılığını yitirmeden, kısa kısa cümlelerle, benim anlayabileceğim şekilde, ne bakımdan suçlu olduğumu söyleyebilir misin bana lütfen?
Nasıl bir suç bu? Ben sana ne yaptım? Bilmek istiyorum.”
Kadın: “Sen çekilmez bir adamsın… Bencil, kinci, alaycı… Kibirlisin.”
Adam: “Olabilir, olabilir. Kim bilir belki de böyle biriyim, ama hiç olmazsa ara sıra hatalarını da kabul edebilen birisiyim. Oysa senin bir kere bile kendine fatura kestiğini görmedim ben.”
Kadın: “Beni kemirmek niyetindeysen, sana haber vereyim, artık gücüm kalmadı. En güzel yıllarım gitti. Seninle cebelleşeceğim diye, tüm güzel huylarım değişti.
Sert, kaba, ürkek, işkilli bir insan oldum. Daha başka ne diyeyim…
Adam: “Sen, kafası çalışan, mantıklı, sağduyulu bir kadınsın. Söylediğin, yaptığın her şey de son derece akıllıca, ama karşındakini olduğu gibi görmeyip onu Tanrılaştırmak …?
Sonra da böyle bir Tanrı olabilirmiş de olmuyormuş gibi ona kızmak…?
Sence bana biraz haksızlık etmiyor musun? Keşke ben, başından beri hayal ettiğin o karizmatik başarılı kişi olsaydım ama değilim. Ben basit bir adamım. İşin kötüsü de böyle kalmak istiyorum.
“İnsan neden illa, en yakınında duran hayatı seçip, onu yaşamak zorunda ki? Halbuki hayatta öyle güzel şeyler var ki: Kalabalık, ışıklı caddeler… güzel yemekler… uzaklara giden gemiler… aşklar, sarhoşluklar… yağmurda ıslanmalar.” ●Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerini izlemek insanın kendisini, insanları ve…devamı“İnsan neden illa, en yakınında duran hayatı seçip, onu yaşamak zorunda ki? Halbuki hayatta öyle güzel şeyler var ki: Kalabalık, ışıklı caddeler… güzel yemekler… uzaklara giden gemiler… aşklar, sarhoşluklar… yağmurda ıslanmalar.”
●Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerini izlemek insanın kendisini, insanları ve hayatı okuması gibi bir şey...
●Yıllar sonra izleyebildim ve kesinlikle çok güzel buldum. Özellikle aklımdan çıkmayan bir sahne, çocuğun babasını, babasının küçüklüğünü görmek isteyince, dedesinin ona eski bir kamera vermesi ve orada babasının çocukluk halini görmesi olmuştu.
"Her zaman hayatımın bir anlamı olması gerektiğini düşündüm. Ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım, hayatıma bir anlam veremedim. Her seferinde, 'Bu kez farklı olacak.' diyorsun ama hiç olmuyor. Bir gün aynada kendine bakarken fark ediyorsun ki, gözlerindeki ışık çoktan sönüp gitmiş.…devamı"Her zaman hayatımın bir anlamı olması gerektiğini düşündüm. Ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım, hayatıma bir anlam veremedim. Her seferinde, 'Bu kez farklı olacak.' diyorsun ama hiç olmuyor. Bir gün aynada kendine bakarken fark ediyorsun ki, gözlerindeki ışık çoktan sönüp gitmiş. Aniden, yumruk yemişe dönüyorsun. Asla sana ait olmamış bir şeyin peşinden koşarken, gençliğini nasıl da heba ettiğini fark ediyorsun."
●Çok ilginç bir filmdi benim için. Bazen durup durup bu filmi, o oteli, o intihar biçimlerini düşünüyorum. Ben olsam hangisini yapardım acaba diyorum ya da ben olsam yine bir umut diyip çıkar mıydım o otelden yoksa gerekeni mi yapardım?..
●Bu film bana köydeki o soğuk kış günlerini, buzda kaydığım zamanları hatırlatıyor. Bir öğle vakti, çok az bir güneş var, her yerde kar, buz... öğle yemeği için eve gelmişim, oyundan, buzdan, kaymaktan zor kopmuş da gelmişim, yemek yerken izliyorum bilmem…devamı●Bu film bana köydeki o soğuk kış günlerini, buzda kaydığım zamanları hatırlatıyor. Bir öğle vakti, çok az bir güneş var, her yerde kar, buz... öğle yemeği için eve gelmişim, oyundan, buzdan, kaymaktan zor kopmuş da gelmişim, yemek yerken izliyorum bilmem kaçıncı kez ve çok hoşuma gidiyor. Tabii bazı kısımlar hariç
Spoiler içeriyor
"Epeyce uzun zamandır rastlamadığım bir şey gördüm sende. Utanmayı biliyordun, unutmamıştın. " ●ChatGBT'nin Yorumu: Hayallerim, Aşkım ve Sen, Atıf Yılmaz’ın en özgün ve en “kendine bakan” filmlerinden biri. Yani sadece bir aşk hikâyesi değil; sinemanın kendisini, hayali ve gerçeği sorgulayan…devamı"Epeyce uzun zamandır rastlamadığım bir şey gördüm sende. Utanmayı biliyordun, unutmamıştın. "
●ChatGBT'nin Yorumu:
Hayallerim, Aşkım ve Sen, Atıf Yılmaz’ın en özgün ve en “kendine bakan” filmlerinden biri. Yani sadece bir aşk hikâyesi değil; sinemanın kendisini, hayali ve gerçeği sorgulayan çok katmanlı bir film.
1. Konu (Ama Göründüğünden Daha Fazlası) Film yüzeyde şunu anlatır:
Yetimhanede büyüyen Coşkun, ünlü yıldız Derya Altınay’a saplantılı bir aşkla bağlıdır ve onun için bir senaryo yazmaya çalışır.
Ama aslında mesele:
Gerçek bir kadına mı âşık?
Yoksa kendi zihninde yarattığı imgeye mi?
Film ilerledikçe bu ayrım tamamen bulanıklaşır.
2. “Sinemanın Sinemaya Bakması” (En Önemli Katman) Bu film için sıkça söylenen şey şu: “Sinemanın sinemaya baktığı bir film.”
Yani: Film, sadece bir hikâye anlatmaz
Aynı zamanda Yeşilçam’ı eleştirir
Eleştirdiği şeyler: Yapay yıldız imajları
Seyircinin hayal satılarak etkilenmesi
Senaryoların klişeleşmesi
Coşkun karakteri aslında: Sinemaya inanan saf izleyiciyi temsil eder
3. Gerçek – Hayal – Kurgu Karışımı
Filmde üç katman sürekli iç içe geçer:
Gerçek hayat
Coşkun’un hayalleri
Yazdığı senaryo
Bu yüzden izlerken:
“Bu gerçekten oluyor mu?”
“Yoksa kafasında mı kuruyor?”
diye sürekli sorgularsın.
Bu yapı, filmi klasik Yeşilçam’dan ayırır ve neredeyse modern/deneysel bir hale getirir.
4. Türkan Şoray ve Çoklu Kimlik Meselesi
Türkan Şoray bu filmde tek bir karakter değil:
Derya (yıldız)
Nuran (masum kadın)
Melek (femme fatale gibi bir figür)
Bu çok önemli çünkü: Aynı kadın, farklı erkek hayallerinin ürünü olarak bölünüyor
Bu da şunu söylüyor:
Erkek, kadını olduğu gibi değil
kendi görmek istediği gibi seviyor
5. Aşkın Eleştirisi (En Acı Tarafı)
Film aslında romantik değil, aksine romantizmi parçalar. Şunu gösterir:
Coşkun’un aşkı saf değil → takıntılı
Derya gerçek bir insan değil → ulaşılamaz bir imge
Sonuç → hayal kırıklığı
Zaten film sonunda: Hayallerin gerçeğe dönüşmesi mutluluk getirmez
Çünkü hayal, gerçeğe dayanamaz
6. Yeşilçam’a Hem Sevgi Hem Eleştiri
Film iki duyguyu aynı anda taşır:
Yeşilçam’a büyük bir sevgi
Ama aynı zamanda sert bir eleştiri
Yani: “Bu sinema bizi büyüledi ama aynı zamanda kandırdı”
7. Neden Önemli Bir Film?
Türk sinemasında metafilm (film üzerine film) örneklerinden biri
Gerçeküstü anlatımıyla döneminin ötesinde
Oyunculuk ve anlatım olarak çok katmanlı
Sinema izleyicisini doğrudan sorgulayan bir yapı
Kısa Yorum (Özet)
Bu film aslında şunu soruyor:
“Biz birini mi seviyoruz, yoksa kafamızda yarattığımız versiyonunu mu?”
Ve cevabı pek iç açıcı değil.
En Vurucu Sahneler
1. Coşkun’un Derya’ya Saplantısı
Coşkun’un Türkan Şoray’ın canlandırdığı Derya’ya duyduğu aşk, normal bir hayranlık değildir. Onu izlerken gözlerindeki o “gerçeklikten kopuş” hissi çok nettir.
Bu sahneler şunu hissettirir:
Coşkun bir kadına değil, bir hayale âşıktır.
2. Kadının Parçalanması (Derya – Nuran – Melek)
Filmde aynı yüzün farklı kadınlara dönüşmesi en çarpıcı anlardan biridir.
Derya → ulaşılmaz yıldız
Nuran → masum, “gerçek” kadın
Melek → arzunun karanlık hali
Bu sahne aslında şunu söyler:
Kadın değişmiyor, erkeğin bakışı değişiyor.
3. Senaryo ile Gerçeğin Karıştığı Anlar
Coşkun’un yazdığı senaryonun gerçek hayata sızdığı sahneler…
Bir noktadan sonra: Hangisi yazılmış?
Hangisi yaşanıyor? ayırt edemezsin.
Bu sahneler filmin kalbidir:
Sinema bir kaçış mı, yoksa bir tuzak mı?
4. Hayalin Çöküşü
Filmin sonlarına doğru Coşkun’un hayali ile gerçek arasındaki bağ kopar.
En sert yüzleşme burada gelir:
Hayalini kurduğu şeyle karşılaştığında,
o şey artık büyüsünü kaybeder.
Bu sahne çok sessiz ama çok yıkıcıdır.
Akılda Kalan Replikler ve Anlamları
1. “Ben seni hayal ettiğim gibi seviyorum.”
Bu cümle romantik gibi durur ama aslında korkutucudur. Çünkü bu sevgi:
Karşıdakini olduğu gibi kabul etmez
Onu zihinde yeniden yaratır
2. “Sen gerçekte yoksun.”
Burada film açıkça şunu söyler:
Aşkın nesnesi bile bazen gerçek değildir.
3. “Herkes kendi filmini yaşıyor.”
Bu replik filmin özeti gibi.
Herkes: Kendi hikâyesini yazıyor
Ama o hikâye çoğu zaman gerçekle örtüşmüyor
Kısa Ama Derin Yorum
Bu film sana şunu hissettirmek ister:
Aşk → her zaman iki kişi arasında olmaz
Bazen → bir insan ile onun zihnindeki hayal arasında olur
Ve en acı kısmı şu:
Hayal ne kadar güzelse, gerçek o kadar yetersiz kalır.
☆Bu film bana, Oğuz Atay'ın kitaplarını okuyormuşum gibi hissettirmişti. Çok güzeldi♡