“…Zaman geçip gidecek ve kendi içine batmış, binbir aksiliğin yaşandığı bu coğrafyada hayatta kalırsan, yine de sararıp, kuruyup gideceksin sonunda. Bakmışsın ki, ortalarına gelmişsin hayatın ve içindeki çölden başka hiçbir kazancın olmamış. Ellerin bomboş. "Metruk bir değirmen gibiydim. İşe yaramaz,…devamı“…Zaman geçip gidecek ve kendi içine batmış, binbir aksiliğin yaşandığı bu coğrafyada hayatta kalırsan, yine de sararıp, kuruyup gideceksin sonunda. Bakmışsın ki, ortalarına gelmişsin hayatın ve içindeki çölden başka hiçbir kazancın olmamış. Ellerin bomboş.
"Metruk bir değirmen gibiydim. İşe yaramaz, gözden çıkarılmış. Kuşların bile uğramaktan vazgeçtiği yıkılmayı bekleyen bir değirmen. Yeryüzünün unutulmuş bu ücra köşesinde başka bir çok şey gibi iyinin ve kötünün acının ve mutluluğun arasındaki çizgi belirsizleşmiş, sanki her şey yalnızca zamanı unutmak için yaşanıyor gibiydi...”
Mutluluğun başka yerde olduğu avuntusu çoğumuz için geçerlidir. Yani hayatımızdan memnun değilsek, nerede olursak olalım
başka yerde mutlu olabileceğimiz avuntusu bize iyi gelir. NBC
Spoiler içeriyor
"İhanet ve şiddet, iki ucu keskin bir mızrak gibidir. Onu elinde tutanların canını, incitmek istedikleri kişilerden daha çok yakar!" “Akıllı bir insan kendi içinde yeterli arkadaşlığı bulmalıdır." “Catherine Earnshaw, yaşadığım sürece huzur bulma. Beni öldürdüğünü söyledin – o halde beni…devamı"İhanet ve şiddet, iki ucu keskin bir mızrak gibidir. Onu elinde tutanların canını, incitmek istedikleri kişilerden daha çok yakar!"
“Akıllı bir insan kendi içinde yeterli arkadaşlığı bulmalıdır."
“Catherine Earnshaw, yaşadığım sürece huzur bulma. Beni öldürdüğünü söyledin – o halde beni rahatsız et. Öldürülenler katillerini rahatsız eder. İnanıyorum – biliyorum ki hayaletler yeryüzünde dolaşıyor. Her zaman benimle ol – her türlü şekle bürün – beni delirt. Ama beni bu uçurumda yalnız bırakma, seni bulamadığım yerde! Aman Tanrım! Bu tarifsiz! Hayatım olmadan yaşayamam! Ruhum olmadan yaşayamam!”
Uğultulu Tepeler Emily Brontë’nin ilk ve son romanı ölümünden bir yıl önce bitiriyor ne acı
-Girls! What is the capital of France? -Paris. -And Russia? -Petersburg and Moscow before. -Moscow…and who burnt Moscow to the ground? -I don’t know sir. -I did. Ridley Scott yaptıysa zaten en iyisini yapmıştır. Gladiator ve Kingdom of Haeven’den sonra…devamı-Girls! What is the capital of France?
-Paris.
-And Russia?
-Petersburg and Moscow before.
-Moscow…and who burnt Moscow to the ground?
-I don’t know sir.
-I did.
Ridley Scott yaptıysa zaten en iyisini yapmıştır. Gladiator ve Kingdom of Haeven’den sonra en sevdiğim filmi.
Napolyon ömrü boyunca 60’tan fazla savaşa katıldı ve çok azını kaybetti.Zafer kazanamadığı savaşlardan biri de Rusya seferi idi.Savaşta Ruslar çekildi ve Moskova dahil şehirleri yaktılar. Kötüleşen hava şartları, ikmaldeki aksamalar ve savaşın gereksiz uzaması ile Fransız ordusu Rusya’yı terk etti.
Bu sahnede de Napolyon Moskovayı ben yaktım der, gerçekten de buna dolaylı yoldan o sebep olur.
Kara çadır is mi tutar Martin tüfek pas mı tutar Ağlayalım anam bacım Elin kızı yas mı tutar Günden yanı soldu mu ola Yerden yanı uldu mu ola Memedimin kara gözünü karıncalar oydu mu ola Sarıkamış altınbulak Soğanlıyı biz ne…devamıKara çadır is mi tutar
Martin tüfek pas mı tutar
Ağlayalım anam bacım
Elin kızı yas mı tutar
Günden yanı soldu mu ola
Yerden yanı uldu mu ola
Memedimin kara gözünü
karıncalar oydu mu ola
Sarıkamış altınbulak
Soğanlıyı biz ne bilek
Bizim uşak böyle gezer
Ağzı zıbın kara yelek
Battın Avşar kazaları
İbrişimin Kozaları
Sarıkamış’ta kırıldı
Gonca gülün tazeleri
Gene kavga sesleniyor
On altılı isteniyor
Gidenlerden biri gelmez
Silahaları paslanıyor
Binbaşılar binbaşılar
Tabur taburu karşılar
Yağmur yağıp gün deyince
Yatan şehitler ışıldar
Spoiler içeriyor
“Ben bir gün evde duramıyorum, sen on sene bir odada nasıl kaldın?” Son sahnede Yusuf ciğerlerinden hasta olmasına rağmen annesinin isteğini kırmaz ve tulumu son kez çalar, bu Yusuf’un vedasıdır. Sonra kamera pencereden dışarıyı gösterir, insanlar bir cenazeyi taşıyordur.. Sahnede…devamı“Ben bir gün evde duramıyorum, sen on sene bir odada nasıl kaldın?”
Son sahnede Yusuf ciğerlerinden hasta olmasına rağmen annesinin isteğini kırmaz ve tulumu son kez çalar, bu Yusuf’un vedasıdır. Sonra kamera pencereden dışarıyı gösterir, insanlar bir cenazeyi taşıyordur.. Sahnede çalan ağıt …senin için bahar olmadığını biliyordun da oğul- o yüzden mi kışın yaylaya çıktın oğul - gel oğlum Yusuf’um gel…
“..Yine yıllar geçecek ve geride benden bir iz kalmayacak. Yorgun ruhumu, karanlık ve soğuk kuşatacak.” “Ya doktor , bir insan bir başkasını cezalandırmak için hakkaten kendini öldürebilir mi? Olabilir mi böyle bir şey ya?” -“Zaten intiharların çoğu başka birilerini cezalandırmak…devamı“..Yine yıllar geçecek ve geride benden bir iz kalmayacak. Yorgun ruhumu, karanlık ve soğuk kuşatacak.”
“Ya doktor , bir insan bir başkasını cezalandırmak için hakkaten kendini öldürebilir mi? Olabilir mi böyle bir şey ya?”
-“Zaten intiharların çoğu başka birilerini cezalandırmak için yapılmıyor mu savcı bey?”
“Şimdi sıkılırsın edersin de, bir gün gelir belki burada yaşadığın şeyler hoşuna bile gidebilir. Çoluk çocuk sahibi olunca anlatacak hikayen olur, fena mı? Bir zamanlar Anadolu’da dersin, ücra bir yerde görev yaparken işte böyle böyle bir gece yaşamıştık dersin, anlatırsın yani ne bileyim… Masal gibi…”
“Neden bana dünyanın sevgi dolu olduğunu söyledin?” “Baba.. Baba! Baba!..” “Teşekkür ederim baba.. Elveda demeyeceğim. Çünkü her zaman birlikte olacağız.”