Uzuuun zamandır kitaplardan çok uzaklaşmış, başladığım hiçbir kitabı sürdüremez olmuştum ama bu kitap yeniden kitap okumayı sevmeme sebep oldu yada hatırlattı bilmiyorum. Kitaptaki hikâyeyi olduğu gibi okuyup geçersen çok bi ilgi çekici yanı kalmıyor ama Charlie'nin duygularını, hislerini içselleştirip empati…devamıUzuuun zamandır kitaplardan çok uzaklaşmış, başladığım hiçbir kitabı sürdüremez olmuştum ama bu kitap yeniden kitap okumayı sevmeme sebep oldu yada hatırlattı bilmiyorum. Kitaptaki hikâyeyi olduğu gibi okuyup geçersen çok bi ilgi çekici yanı kalmıyor ama Charlie'nin duygularını, hislerini içselleştirip empati yaptığında çok daha etkileyici oluyor. Mesela Charlie dahi olduğunda herkesin ondan uzaklaşmaya başlaması çok gerçekçiydi (yani Charlie insanlara cahil gözüyle baktı evet ama 😄) Aslında değiştiğinde, kendini geliştirdiğinde bazı insanların konfor alanının dışına çıktığın için kendilerini yetersiz ve kötü hissetmesinin faturasını sana kesmesi ve seni suçlu hissettirmesi çok gerçekti aslında
Ne kadar güzel bir diziydi ya etkisinden çıkamadım bile. Gerçekler belli olsa bile sürükleyici ve sonunu getirten bir diziydi benim için. Kadının eşine olan o sonsuz güven ve sevgisinin yanı sıra dedektiflik kimliği arasında sıkışıp kalması ve hissettiği çaresizlik.. Ben…devamıNe kadar güzel bir diziydi ya etkisinden çıkamadım bile. Gerçekler belli olsa bile sürükleyici ve sonunu getirten bir diziydi benim için.
Kadının eşine olan o sonsuz güven ve sevgisinin yanı sıra dedektiflik kimliği arasında sıkışıp kalması ve hissettiği çaresizlik..
Ben adamın hep masum çıkmasını isteyerek izledim. Her seferinde aklımda
" Bu adam gerçekten kötü mü, yoksa bir kurban mı?" geçiyordu. Ama bir yandan da kadının düşüncesi gibi gerçekten katil ve duygusu olmayan insanların etrafında bulunan çocuklara -ki kendi kızı bile olsa- kötü ve soğuk yaklaşırdı.
Ama bunların baba-kız ilişkileri o kadar güzel kii. Dizide en hayran kaldığım ve sahneleri her geldiğinde gülümseyerek izliyordum. Bitmesi beni çok üzdü. Birde bir günde bitirdim işsiz gibi sjjsjsj
“Beni de gör Rabbim, beni de işit. Ben ki kirli bir çağın ortasında kaldım, Sesim çatallandı, gövdem ağırlaştı. Ama kalbimin o gizli sızısını, O kimselere anlatamadığım gurbeti en iyi sen bilirsin." - İsmet Özel / Münacaat
"Bir cinayeti körüklüyor gibi yaşamak Onu her gün bir az daha kendinde duymak Bir yarayı kaşıyor gibi acıtarak O yarayı her gün bir az daha kanatarak" - İsmet Özel / Cinayetler Kitabı
Birkaç mantık hatası olsa da, filmin ilk yarım saati biraz ağır ilerliyor. Fakat sabrederseniz, yarım saatten sonra hikâye sizi yavaş yavaş içine çekip bambaşka bir noktaya götürüyor. 👀 Gerilimi hissetmek, atmosferin içinde kaybolmak ve güzel bir ters köşe yaşamak istiyorsanız…devamıBirkaç mantık hatası olsa da, filmin ilk yarım saati biraz ağır ilerliyor. Fakat sabrederseniz, yarım saatten sonra hikâye sizi yavaş yavaş içine çekip bambaşka bir noktaya götürüyor. 👀
Gerilimi hissetmek, atmosferin içinde kaybolmak ve güzel bir ters köşe yaşamak istiyorsanız bu filme kesinlikle şans verin derim. Özellikle “ne olacak şimdi?” hissini seviyorsanız, tam size göre. 🔥
Bu film size bir lütuf… 😉
O yüzden lafı fazla uzatmadan, filmi daha fazla bekletmeden açıp izleyin değerli okuyucularım. 🙏🏼🍿✨
"My Poor Dave" Bazı filmler vardır ki, hikâye yapısı çok iyidir ama filmdeki boşluklar da o kadar fazladır ki, "filmi mahvetmişler" dersiniz. Bu film de bana göre onlardan biri. İlk olarak Dave'in kaçırılması konusundan başlayayım. Bu kısım biraz yüzeysel işlenmiş.…devamı"My Poor Dave"
Bazı filmler vardır ki, hikâye yapısı çok iyidir ama filmdeki boşluklar da o kadar fazladır ki, "filmi mahvetmişler" dersiniz. Bu film de bana göre onlardan biri.
İlk olarak Dave'in kaçırılması konusundan başlayayım. Bu kısım biraz yüzeysel işlenmiş. Kaçıranlar tam olarak açıklanmıyor, Dave'in nasıl kaçtığı gösterilmiyor ve ona tam olarak neler yaptıkları da net bir şekilde anlatılmıyor. Belki Clint Eastwood bu anıları, Dave'in zihninde kaldığı şekliyle bize yansıtmak istemiştir ama yine de izleyiciyi olaya tam anlamıyla dahil edemiyor. Buna karşılık, kaçırılma sonrasında yaşadığı psikolojik durumun ve hayatını bu travmanın gölgesinde sürdürmesinin işlenişi oldukça başarılı.
Özellikle Tim Robbins'e değinmek istiyorum. Birçok kişi bu filmi Sean Penn'in performansıyla hatırlasa da, bana göre filmin en iyi oyunculuğu Tim Robbins'e ait. Yarı sanrılı bir karakteri son derece etkileyici bir şekilde canlandırmış. Elbette Sean Penn'in performansını da göz ardı etmiyorum. Bu rolü rahatlıkla kariyerindeki en iyi üç performans arasında sayılabilir.
Bir diğer yüzeysel kalan nokta ise gençlerin kızı neden öldürdüğü ve konuşma bozukluğu olan çocuğun neden yalandan konuşamıyormuş gibi davranmasıydı. Film bunları sanki bir masal anlatır gibi çok hızlı açıklayıp geçiyor. Fazlasıyla alelacele ve oldu-bittiye getirilmiş hissettiriyor.
Finalde ise polisin neden Jimmy'nin Dave'i öldürdüğünü araştırmadığı ayrı bir soru işareti. Bir anlamda bunu görmezden geliyor. Aslında Dave'in öldürüldüğünü ve katilin de Jimmy olduğunu biliyor ama Dave'i aramaya bile ciddi bir şekilde girişmiyor. Sanırım yönetmen burada hikâyeyi doğrudan sonuca ulaştırabilmek için bazı şeyleri bilinçli olarak görmezden gelmiş.
Filmin atmosferi ise anlattığı hikâyeyle tamamen uyumlu. Baştan sona boğucu ve depresif bir havası var. Temposunu da beğendim. Birçok izleyicinin aksine beni hiç sıkmadı. Oldukça akıcı ilerledi.
Sonuç olarak, yarı polisiye, yarı psikolojik dram diyebileceğim bir film. Eksiklerini ve boşluklarını görmezden gelebilirseniz, oldukça keyif alabileceğiniz bir yapım.
🪶📜🌕ִֶָ☾♡🪔 Çok değil... Bir sesini duyasım geldi, Bir de gülüşünden öpesim. Çok değil... Bir yüzünü sevesim geldi, Bir de seni verene ölesim Nazım Hikmet RAN
O ilk bölümü izlemeye karar verdiğim an Keşke tekrar unutup izlesem Tişörtümü seviyorum Bunu izledikten sonra resmen bir ay sadece şarkıyı dinledim Ve tekrar tekrar o parti sahnesini izledim