"Varoluşları, anlamını kazandı," diye kuru çimlere şefkatle pat pat vurarak devam etti. "Geçen kışın bunaltıcı sağanaklarıyla hızla canlanmışlardı, bahar başında şiddetli soğuklarla boğuştular, sonra çiçeklenip arıları ve böcekleri cezp ederek tohumlarını yaydılar, görevlerini adamakllı tamamlayıp dünyayla ödeştiler ve... "Neden her…devamı"Varoluşları, anlamını kazandı," diye kuru çimlere şefkatle pat pat vurarak devam etti. "Geçen kışın bunaltıcı sağanaklarıyla hızla canlanmışlardı, bahar başında şiddetli soğuklarla boğuştular, sonra çiçeklenip arıları ve böcekleri cezp ederek tohumlarını yaydılar, görevlerini adamakllı tamamlayıp dünyayla ödeştiler ve...
"Neden her şeye bu kadar pratik gözle bakıyorsunuz?" diye durdurdu onu Ruth.
"Evrim çalışıyorum da ondan herhalde. Aslında doğrusunu söylemek gerekirse, bu bakış açısını daha yeni kazandım."
"Oysa bana göre bu kadar pratik bir bakış açısıyla güzelliği görmez, tam tersine, kelebekleri yakalayıp güzelim kanatlarını elleriyle ovuşturan oğlanlar gibi yok edersiniz."
Martin hayır anlamında kafasını salladı.
"Güzellik değerlidir, ama ben daha önce değerini hiç bilememişim. Güzelliği anlamsız bir şey, şiirden ve akıldan yoksun, sadece güzellik olarak kabul etmişim. Güzellik hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Oysa şimdi biliyorum, daha doğrusu öğrenmeye başlıyorum. Şu çimler, artık onların neden çim olduğunu, güneşin, yağmurun ve toprağın gizli kimyalarıyla onları bu hale nasıl getirdiğini bildiğim için daha güzel geliyor. Çünkü çimlerin hayat hikâyesinde büyük bir romans var ve hatta, evet, macera da var. Bunu düşünmek bana heyecan veriyor. Kuvvetin ve maddenin karşılıklı oyununu ve müthiş mücadelesini görünce, çimler üzerine bir destan yazabilirmişim gibi geliyor."
"İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum.
Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. Hissediyorum... ama anlatamıyorum...”
“Hayat, hastalıklı bir insanın yorgun gözlerini yakan güçlü bir ışık gibiydi. Uyanık geçirdiği her an, etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu. Acıtıyordu. Dayanılmaz bir acı veriyordu.”
"Bunca şevkle tutunmaktan hayata,
Serbest kalmış korkudan, ümitten,
Kaçar ve şükrederiz tanrılara;
Bu lütuf geldiyse hangisinden.
Bir canlı sonsuza dek ömür sürmez
Ölü adam hiçbir zaman dirilmez
En yorulmuş nehir bile dinlenmez
Denize ulaşmadan salimen."
✨"Duygularımız kelimelere dökülebilir. İşte bu yüzden basit bir kelime bile sıcaklık yayabilir. Bu soğuk ve acımasız dünyada, hayatın yaşamaya değer olduğunu hissetmemizi sağlayan o sıcaklığı koruyan şey... Bilgece bir söz ya da rafine ve özlü bir cümle değildir. Ham ve…devamı✨"Duygularımız kelimelere dökülebilir. İşte bu yüzden basit bir kelime bile sıcaklık yayabilir. Bu soğuk ve acımasız dünyada, hayatın yaşamaya değer olduğunu hissetmemizi sağlayan o sıcaklığı koruyan şey... Bilgece bir söz ya da rafine ve özlü bir cümle değildir. Ham ve işlenmemiş duygularımızla dolu, içten ve sıcak bir sözdür."
✨"Olgun bir çocuk sadece şikayetlerini dile getirmez. Sadece olgun görünmek zorunda olduğu bir duruma alışır. Sadece başkalarının beklenti dolu bakışlarına alışır. Olgun bir çocuk, nihayetinde hâlâ bir çocuktur."
✨”Yetişkinler sadece sabrediyorlar. Yetişkinliğin sorumluluklarıyla boğuşup duruyorlar ve sırf yaşlarının verdiği o ağır yük yüzünden güçlü görünmeye çalışıyorlar."
✨”Eğer birini seviyorsan, bunu ona hemen şimdi söylemelisin; akıp giden günlerin pişmanlıklarla dolmadan önce. Bazı açılardan, zamanın bize bıraktığı en büyük hediye, başkalarını sevmiş olmamıza dair anılardır."
✨”Sonunda, kader ve zamanlama sadece tesadüfen gerçekleşmez. Vazgeçmek ve tereddüt etmeden, çekincesizce karar vermek; işte zamanlamayı yaratan budur. O, kızı benden daha çok istedi.
Daha cesur olmalıydım. Suçlu ne trafik ışıklarıydı ne de zamanlamaydı.
Asıl suçlu, benim sayısız tereddüdümdü."
✨”Nihayetinde zorlukların üstesinden gelmeni sağlayan şey aklın değil, elinden tutup seni bırakmayan birinin varlığıdır. Ve o kişi, her zaman ailedir."
✨”Gençliğime ya da bu sokağa dönemem.
İkisi de aynı, zaman hep akacak.
Her şey gelip geçecek.
Her şey eskiyecek,
sanırım gençliğin güzel olmasının sebebi de bu.
Bir anlığına göz kamaştırıcı bir şekilde parlar,
ama ona asla geri dönemezsin."
Ortada bir mağdur yoksa bu nasıl dolandırıcılık olabilir? Sahteyi orijinalinden ayıramıyorsan gerçekten sahte midir? Zenginlik bir durum değil, histir. Güvenilir bir şeye güvenmek kolaydır, ama en güvenilmeyecek anda birine güvenmek? Gerçek güven budur.
~ Siz, hepiniz, sorun kendinize… ~ Ne gücü kalırdı CEHENNEMİN, buraya hapsolanlar CENNETİ DÜŞLEYEMESE?” —————————————————————— ~ Hep tek başıma oldum burada, düşün geceye dönük kıyılarında yalnızlık dalga dalga kaplıyor içimi, ruhumu lime lime ediyor. —————————————————————— ~ Kendime diyorum ki, düşmek…devamı~ Siz, hepiniz, sorun kendinize…
~ Ne gücü kalırdı CEHENNEMİN, buraya hapsolanlar CENNETİ DÜŞLEYEMESE?”
——————————————————————
~ Hep tek başıma oldum burada, düşün geceye dönük kıyılarında yalnızlık dalga dalga kaplıyor içimi, ruhumu lime lime ediyor.
——————————————————————
~ Kendime diyorum ki, düşmek sorun değil. Düşmek acıtmıyor…
…Asıl sıkıntı durduğun zaman.
——————————————————————
~ Neden korkuyorlar güneşsiz diyarlardan?
Ölüm de doğum kadar normal.
——————————————————————-
“Kederli dostlarının olması tesellisidir sefaletin.” -Marlowe Faust.
——————————————————————-
~ Hayır. Hiç de bile. Maddeden ve parçacıklardan oluşmadığı için rüyaların gerçek olmadığını sanıyorsunuz. Rüyalar gerçektir. Malzemeleri bakış açıları, imgeler, anılar, kelime oyunları ve kaybedilen umutlardır ama…
——————————————————————-
Topraktan geliyorsun
Toprakta yürüyorsun
Toprağa dönüyorsun
——————————————————————-
Şunu öğrendim: hayatta her şeyi bilmek mümkün. Öğrenmek istediğiniz şey orada bir yerde hep. bulmanız gerekiyor sadece.
——————————————————————-
~ Rüyalara gizleneceğim. Gerçek dünyaya bir daha hiç dönmeyeceğim, insanlar canınızı acıtıyor orada, sizi hiç umursamıyor…
🎶🎶🎶🎶🎶🎶🎶🎶🎶🎶🎶🎶🎶🎶
“ Ölüm çıktı karşıma bugün: hasta bir adamın ayağa kalkması gibi, hastalıktan sonra bir bahçeye çıkmak gibi.”
••••••••••
“ Ölüm çıktı karşıma bugün: tıpkı mürün kokusu gibi, tatlı bir rüzgârda yelkenin altında oturmak gibi.”
••••••••••
“ Ölüm çıktı karşıma bugün: bir akıntının seyri gibi, bir adamın savaş gemisinden eve dönüşü gibi.”
••••••••••
“ Ölüm çıktı karşıma bugün: senelerce tutsak kalan adamın, gözünde tüten yuva gibi.”
Davy Jones: Tam on yıl denizlerde ölenlere hizmet verdim. Ama sonunda bir araya gelebilecekken sen orada değildin. Neden orada değildin? “many things you were, davy jones, but never cruel. you have corrupted your purpose, and so yourself, and you did…devamıDavy Jones: Tam on yıl denizlerde ölenlere hizmet verdim. Ama sonunda bir araya gelebilecekken sen orada değildin. Neden orada değildin?
“many things you were, davy jones, but never cruel. you have corrupted your purpose, and so yourself, and you did hide away what should always have been mine.”
"aşk acısına ve suçluluk duygusuna daha fazla katlanamayan jones, duygularının kaynağı olan kalbini yerinden sökerek bir sandığa kilitledi."
Hayat acımasız, öbür dünya neden farklı olsun ki?
Subay: Çocuk burada değil. Deniz işini bitirmiş olmalı.
Davy Jones: Deniz benim !
+ Hector Barbossa: O adadan nasıl kurtulabildin, anlayamadım. - Jack Sparrow: Beni o tanrının cezası kara parçasına bıraktığın zaman bir şeyi unuttun dostum: Ben Kaptan Jack Sparrow'um. Yaptığı bir iyilik bütün hayatı boyunca yaptığı kötülükleri silmez. Tek kural ve önemli…devamı+ Hector Barbossa: O adadan nasıl kurtulabildin, anlayamadım.
- Jack Sparrow: Beni o tanrının cezası kara parçasına bıraktığın zaman bir şeyi unuttun dostum: Ben Kaptan Jack Sparrow'um.
Yaptığı bir iyilik bütün hayatı boyunca yaptığı
kötülükleri silmez.
Tek kural ve önemli olan tek şey bir insanın yaptığıdır yapamadığı değil.
Pusula kuzeyi göstermiyor ama bizde kuzeyi aramıyoruz değil mi?
Bütün hazineler altından oluşmaz dostum.
Dürüst değilim. Dürüst olmayan birinin dürüst olmayacağına güvenebilirsin. Asıl dürüst olanlara dikkat etmek gerekir. Çünkü ne zaman aptalca bir şey yapacaklarını bilemezsin.
Kopar goncaları henüz vakit varken bugün Anlamazsın zaman nasıl çabuk geçer O gonca sana gülücükler saçarken bugün Bakarsın yarın sararır solar boynunu büker. Bizler, kurtçukların yemeğiyiz arkadaşlar. Çünkü, ister inanın ister inanmayın, bu odadaki herkes nefes almayı bırakacak, soğuyacak ve…devamıKopar goncaları henüz vakit varken bugün
Anlamazsın zaman nasıl çabuk geçer
O gonca sana gülücükler saçarken bugün
Bakarsın yarın sararır solar boynunu büker.
Bizler, kurtçukların yemeğiyiz arkadaşlar. Çünkü, ister inanın ister inanmayın, bu odadaki herkes nefes almayı bırakacak, soğuyacak ve ölecek.
Whitman der ki:
Sürekli yinelenen sorularla yaşayan ben.
Sonsuz vefasızlık trenlerinde yaşayan ben.
Ahmaklarla dolu şehirlerde yaşayan ben.
Bunlardan hangisi daha iyi, ben mi yoksa hayat mı? Cevap: Senin burada olman.
Bir kitap okuyunca, sadece yazarın düşündüğü şeyi ele almayın. Kendi düşündüklerinizi de ele alın. Kendi sesinizi bulmak için çabalamalısınız çocuklar. Çünkü ne kadar çok beklerseniz kendi sesinizden o kadar az bulursunuz. Thoreau der ki, “ Çoğu insan, büyük çaresizlikler içinde sürer yaşamını.” Boyun eğmeyin böyle bir yaşama. Baş kaldırın.
Hepimizin onay görmeye çok ihtiyacı var. Ama inanın ki, sizin inancınız eşsizdir, size özgüdür. Başkaları, tuhaf olduklarını veya benimsenmediklerini düşünse bile sürüdekiler “ber-baa-aa-aat” dese bile.
Robert Frost der ki, “Yol ormanda ikiye ayrılıyordu ve ben; ben en az kullanılanı seçtim. Ve bu seçim büyük fark yarattı.”
Şimdi sizden kendi yürüyüşünüzü, kendi ritminizi herhangi bir yöne doğru kendi adımınızı bulmanızı istiyorum. Ne isterseniz; ister gurur duyulacak olsun, ister aptalca. Ne olursa olsun.