HER TÜRLÜ MİSYONERLİK PROPAGANDASINDAN, BİZİ TÜRKÇE İBADET KURTARIRÜlkemizde misyonerliğin birçok şekli vardır ve yabancı bir dille ibadet devam ettikçe bu açık/gizli uğraşı devam edecektir.Osmanlı’nın bu mutlak teokratik (şeriata bağlı) devlet yapısı içinde özellikle dine dönük misyonerlik faaliyetlerinin hiçbir kayda bağlı…devamıHER TÜRLÜ MİSYONERLİK PROPAGANDASINDAN, BİZİ TÜRKÇE İBADET KURTARIRÜlkemizde misyonerliğin birçok şekli vardır ve yabancı bir dille ibadet devam ettikçe bu açık/gizli uğraşı devam edecektir.Osmanlı’nın bu mutlak teokratik (şeriata bağlı) devlet yapısı içinde özellikle dine dönük misyonerlik faaliyetlerinin hiçbir kayda bağlı olmaksızın sürüp gitmesi yadırganabilir. İbretli gerçek şudur: Başka dinlerin propagandasına açık olan Osmanlı yönetimi, tercih ettiği mezhep dışındaki İslami hareketlere ve mezheplere çok sert davranmıştır. Bu tutumu kanlı mezhep kargaşaları da başlıca etkendir. Kapitülasyonlar sadece ekonomik alanda değil dinsel mevzularda da kendi yönünde ve çıkarında bir siyaset gütmüştür. Bu gerçekler hatırlanırsa dünya üzerinde hiçbir milletin ibadetini yabancı bir dille yapma esaretinin ceremesini bu kadar uzun ve bu kadar çok yönlü ödemiş olduğuna rastlanılamaz.Kanuni Sultan Süleyman (1494-1566) devrinde Fransız Kralı I. François ile Alman İmparatoru Charles Quimt arasındaki savaşta François kralı yenilmiş ve esir olmuştur. Kralın annesi Caterine de Medici Osmanlı hakanına başvurmuş ve yardım istemişti. Sonuçta Fransız kralı kurtarılmış ve de ülkesine Osmanlı üzerinde ticaret ve kültür alanında ayrıcalık tanıyan özel statü tatbik edilmişti. Kapitülasyonların başlangıcı bu inanılmaz gaflet tutumunun ilk belirtisi olarak Katolik Lazarist rahip grupları serbestçe Osmanlı topraklarına gelmişler ve okullar kurmuşlar.Şarl Ken’in elçisi Kardinal Busbek anılarında şöyle diyor: “Osmanlılar bu kararları alırken hiç yadırgamamışlardı. Çünkü ibadetlerini kendileri için yabancı bir dil olan Arapçayla yapıyorlardı. Bu dili ancak medreselerde yetişen ve kendilerine ulema adı verilen din bilginleri öğrendikleri için onların haricinde olanların Arapçadan başka herhangi bir yabancı dilin üzerinde menfi tesir yapması düşünülemezdi.”Ne yazık ki Osmanlıların, özellikle hilafeti benimsemesinden sonra Arap kültür emperyalizmine mutlak boyun eğişinin asıl nedeni olan “BİR YABANCI DİLLE İBADET” felaketinin getirdiği Kardinal Busbek’in doğru teşhisiyle Türk insanının manevi yapısı üstünde yarattığı bir umursamazlık 1789 Fransa büyük devriminden sonra Osmanlı’yı sadece Katolikliğin değil Protestanlığın da açık sahnesi yapmıştır. Bu alanda özellikle 1811 başından başlayarak Amerikan Protestan misyonerliği apaçık saha bulmuştur.